Küvette bir anne ve üç çocuk…

Küvette bir anne ve üç çocuk…
26 Kasım 2016 14:04

İki gün önce bir doktor öldü. Askeri bir doktor…

 

 

 

Dr. Semih Dikkatli H&H YORUM

 
Hiçbir zaman göz önünde olmadı. Askeri doktordu ve başına gelen her şeyi görevinin bir parçası olarak kabul etti. Ömrünü ülkesine ve insanlarına hizmetle geçirdi. Dünyada bir insanın başına gelebilecek en derin acıyla sarsıldığında henüz tabip binbaşıydı. Üç çocuğunu ve eşinirum çeteler acımasızca öldürdü. O, Kıbrıs’ta başka bir köyde hayat kurtarmaya çalışırken, ailesi korkudan saklandıkları küvetin içinde taranarak öldürülmüştü.

 
İnsanlık tarihinin en utanç verici anını sonsuzlaştıran o fotoğraf aklıma geldikçe soluk alamam bir süre… İnsanın bu kadar alçaklaşabilmiş olmasını kabul edemez içim. O minicik yüreklerin son anlarında duyduğu korkuyu, annelerinin onları koruyabilmek için çaba gösterirken sıkışan kalbini, evlatlarını korumak için üstlerine abanışını, kurşun delikleriyle dolu minik bedenlerin son çırpınışlarını, acıyı bırakın derin bir korku içinde ölmelerini hayal bile edemem.

 
Nihat İlhan Ağabey, -ki biz askeri tıbbiyeliler için her meslek büyüğümüz ağabeydir, ailedir- 1924 yılında Elazığ’ın Harput ilçesinde doğduğunda Cumhuriyet yeni kurulmuştu. Yokluk, cehalet ve savaşın izlerinin ortasında mutlu bir çocukluk geçirdi yine de… Liseyi bitirip de 1944 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandığında, kaydını askeri tıp öğrencisi olarak yaptırdı. Çok başarılı ve zekiydi. Bunun sonucu olarak, 1951 yılı haziran ayında tıp fakültesini zamanında ve derece ile bitirdi. 1951-1952 yılları arasında Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde (GATA) tabip stajyer teğmen olarak stajını tamamladı. 1952 yılı haziran ayında tabip üsteğmen oldu ve kıta hizmeti için Zonguldak 29. bağımsız ağır uçaksavar topçu taburuna atandı. Üç yıllık kıta hizmetinde keyfi yerindeydi ama cerrah olma isteğinin önünde de duramıyordu. Ankara GATA hariciye kliniğine asistan olarak kabul edildiğinde 1955 yılının ekim ayıydı.

 
Daha asistanlığının ilk yılında tanıştığı Mürüvvet Hanım’la 1956 yılında evlendi.1957 yılında İhsan Murat ve 1959 yılında Kutsi isimli iki oğlu oldu. İki çocuğuna rağmen, diğer birçok askeri hekim gibi o da, klinikten çıkmaz, gece gündüz çalışırdı. Bu çalışmaları sırasında hem arkadaşlarına hem de klinik personeline bir prensibinİ sürekli olarak tekrar ederdi: “İntizam ruhun meşgalesidir.”

 
1958 yılında genel cerrahi uzmanı olduğunda omuzlarına yüzbaşı rütbesi de takıldı. Başarısı nedeniyle de aynı klinikte başasistan oldu. Başasistanlığı sürerken 1960 yılı temmuz ayında ABD Washington DC.’ye gönderildi. Washington’da WalterReedArmyMedical Center, -hayret o yıllardan bile ABD’de askeri hastaneler varmış- Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği’nde iki yıl süreyle çalıştı.

 
1961 yılında binbaşılığa terfi etti ve 1962 yılı ağustos ayında yurda döndü. Aynı yıl eylül ayında Haydarpaşa Askeri Hastanesi’ne genel cerrah ve ortopedist olarak tayin edildi. Genel cerrahi ve travmatoloji kliniklerinde önemli çalışmalarda bulundu.

 
20 Mart 1963’te Kıbrıs Türk Kuvvetleri alayı baştabipliği ve cerrahlığına tayin edildi. Atanma emrini aldığı gün, henüz bunu ailesiyle bile paylaşamadan özel bir uçakla Kıbrıs’a giderek göreve başladı. Bu ani görev değişikliği nedeniyle bir süre ailesinden uzak kaldı. Bu ayrılık sürerken 1963 Mayısında üçüncü oğlu Hakan dünyaya geldi. Artık ailesini yanına alma vakti gelmişti ve Kıbrıs’ta Kumsal mevkiinde bahçe içinde tek katlı bir ev kiraladığı gece mutluluktan uyuyamadı. Evi yerleştirdikten sonra çocuklarını ve eşini bu güzel adaya, yanına aldırdı. Anavatandan uzak ama Yavruvatanın bağrında mutlu bir hayatları vardı.

 
1963 yılı aralık ayında “Kanlı Noel” öncesinde gerçekleştirdikleri olaylarla Makarios ve EOKA’CI Grivashuzur ve düzeni bozarak bir Türk Katliamı yapma isteklerini ortaya koydu. 18 Aralık perşembe günü Türk Kuvvetleri Alayı teyakkuz durumuna geçti. Aynı gece, Nihat Ağabey alaya, görevinin başına gitti. Üç evladı ve karısını insanlığın ve Tanrı’nın kollarına bıraktı. Müteakip günlerde evine gidemedi, alayınGönyeli’ye intikal ettirilmesiyle orada ilkokulu revir haline getirdi ve çevreden gelen yaralıları tedavi etti. Bu yaralılar içinde Rumlar da vardı.

 
Ne olduysa o yılın noelinde oldu. 24 Aralık çarşamba gecesi, rum çeteci şerefsizler Nihat Ağabeyin Kumsal’daki evinin dış kapısınıtaradı ve içeri girdi. Rumlar eve girince, Mürüvvet Hanım yüreğinde evlatlarına bir şey olacak korkusu ve onları sonuna kadar koruma içgüdüsüyle üç oğlunu yanına alarak banyoya sığındı. Çocuklarını küvete koyarak vücudunu üzerlerine siper etti. –İşte ben hikâyenin hep burasında gözyaşlarıma engel olamıyorum. Yine ve yeniden ağlıyorum. O annenin yüreğinde hissettiklerinin milyonda birini kaldırımazdı yüreğim.-

 
Vicdansız, insafsız, gözü dönmüş yaratıklar, Mürüvvet Hanım ve çocuklarını makineli tüfeklerle taradı, küvet kan gölüne dönmüştü ve hepsi o anda şehit olmuştu.

 
Nihat Ağabey, o katillere yaratık diyordu, onların insan olabileceğine inanmazdı. 27 Aralık 1963’te şehit eşi ve üç oğlunun cansız bedenlerini ve yaralı Türkleri, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden tahsis edilen iki uçakla anavatana getirdiğinde, yaralıları GATA’ ya gönderdi ve şehit eşi ve çocuklarını Elazığ Askeri Şehitliği’nde toprağa verdi. Onları yalnız bırakmamak için tayinini Elazığ Askeri Hastanesi’ne istedi ve şubat 1964’te Elazığ’da göreve başladı. 1924 yılında yokluklarla doğduğu topraklarına, bir sürü rütbe ve payeyle ama yüreğinde doldurulamayacak bir boşluk ve derin bir acıyla dönmüştü.

 
1966’da yarbay, 1968’de albaylığa terfi etti. 1964’ten 1977 yılına kadar Elazığ Askeri Hastanesi’nde 14 yıl süreyle genel cerrah ve ortopedist, dokuz yıl süreyle de baştabiplik yaptı. Kaybettiği çocuklarının yerine saydı ve hastanenin bahçesine öncelikle çam olmak üzere birçok ağaç dikti. Hastaneye gelen hastaları, kendi evlatlarını, eşini kucaklar gibi sevgiyle kucakladı, dertlerini giderdi. 14 yılda sekiz bin ameliyat yapmasında, hizmet aşkı ve içindeki acıyı dindirme çabası bir aradaydı eminim. Kurtaramadığı, başkalarını korumaya çalışırken koruyamadığı çocuklarının yerine saydı; Muş-Varto, Bingöl, Palu, Van ve Diyarbakır-Lice depremlerinde onlarca çocuğun hayatını kurtardı.

 
Bütün bu çalışma temposu, acısını bastırma çabası bile onun içindeki yangını söndürmeye yetmemişti. İşte böyle günlerden birinde karşılaştığı ve biraz da olsun acısını unutturan Doktor Tülay Hanım’la evlendi.1971 yılında oğlu Mustafa Necmi doğdu.

 
1977 yılı Ağustos ayında tabip tuğgeneralliğe terfi ettiğinde ailesiyle Ankara’ya geldi. Ankara 600 Yataklı Mevki Asker Hastanesi’nde iki yıl başhekimlik;Kara Kuvvetleri Komutanlığı Sağlık Daire Başkanlığı’nda üç yıl daire başkanlığı yaptı. 1978 yılında kızı Ayşe Şebnem doğdu.
Uzun yıllar büyük bir aşkla hizmet ettiği, acılarının sebebi, mutluluklarının kaynağı, kendisine yokluklar içinde doktorluk ünvanı, generallik rütbesi veren ve ne olursa olsun çok sevdiği TSK’dan 1982 yılı Ağustos ayında emekli oldu.

 
Emeklilik de onu durduramadı ve emekli olduktan sonra 1984-1989 yılları arasında Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda beş yıl süreyle genel müdürlük yaptı. Bu süre içinde Türkiye’de mevcut kreş, çocuk yuvası, yetiştirme yurdu ve huzur evlerini her yıl ziyaret etti. 1986-1992 yılları arasında altı yıl süreyle Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu’nda üye olarak görev yaptı.
1992 yılından beri hiçbir yerde çalışmıyor, vaktini oğlu ve kızına ayırıyordu.

 
Geceleri hep bir felaketti ama… Rüyalarında, yüreğinde hiç bitmeyen yangının arasından Mürüvvet Hanım’ın sesini duyuyor, acımasızca katledilen üç evladının ağlamalarıyla sarsılıyordu.

 
İki gün önce, Nihat Ağabey öldü. Yüreğinde yıllardır biriktirdiği acılarıyla üç oğluna ve Mürüvvet Hanım’a kavuştu. Geride kalan çok sevdiği kızı ve oğlu eminim ki, onunla ilgili karışık duygular içindedir şimdi. Hem babalarının kaybına üzülmüşlerdir hem de hiç tanımadıkları ağabeylerine kavuştuğu ve ruhu sükûnet bulduğu için sevinmişlerdir.

 
Nihat Ağabey; Askeri Hekimlik’in ve Kıbrıs’ın tartışıldığı ve yok edildiği şu günlerde gitmen tesadüf olamaz. Yeter dedin biliyorum, yeter…

 

 

 

Dr. Semih Dikkatli Twitter

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Borderline bir yapı olarak Türk Solu…
Affetmek ve Deniz Seki…
Ali İsmail Korkmaz’a! Bir umut yükseliyordu