Kuduz it Barzani’nin kafası ezilmelidir

Kuduz it Barzani’nin kafası ezilmelidir
21 Eylül 2017 08:46

Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani kuduz it gibi Kürdistan devleti kurmak için havlamakta ve her tarafa saldırmaya devam etmektedir.

 

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

En son olarak bin yıldır Türklerin yurdu olan Süleymaniye’de yaptığı konuşmada mealen ”Referandumdan sonra Merkezi Irak Hükümeti ile bağımsız Kürdistan devletinin kurulması ve sınırlarının saptanması için görüşmelerin iki yıl sürebileceğini…” belirterek pervasızca referandumun yapılacağını belirtmiştir.

 

Ama gelin öncelikle Kuzey Irakta’ki Kürt liderleri ve bu arada Barzani’yi bu çılgınca davranış noktasına kimlerin getirdiklerini ve bu konudaki büyük günahlarını yazalım.

 

Öncelikle belirtelim ki, Türk milletinin alicenaplığı hep kendi aleyhine olmuş ve kurtardıkları hainler hep kendilerini sırtından hançerlemiştir.

 

Irak devletinin başına bela olan Kürt lideri Molla Mustafa Barzani Irak hükümetinin katliamından kurtulmak için 1932 senesinde Türkiye’ye sığınarak Diyarbakır’a yerleşmişler ve Türk’ün zaaf düzeyindeki merhameti sayesinde mutlak ölümden kurtulmuşlardır.Halbuki o günün Türkiye’ye sığınmış Irak isyankar Kürtleri Türk hükümeti tarafından idam edilebileceklerini bile itiraf etmişlerdir.Hatta Molla Mustafa Barzani oğullarına hep ”Sakın Türklere ve Türk askerine silah çekmeyin, biz Türkler sayesinde kurtulduk…” kayıtları tarihsel kayıtlardadır.

 

Aslında Molla Mustafa Barzani’in bu ifadeleri bilinçaltındaki suçluluk ve isyan duygusunu çok açık olarak yansıttığı gibi ilerde Türkiye’de Kürtçülük isyanlarının yapılabileceğini de dışavurum şeklinde anlatmaktadır ve en son PKK terörü ile de derin acılar yaşadığımız ve yaşamaya devam ettiğimiz gibi gün yüzüne çıkmıştır.Bugün gelinen seviye itibari ile bağımsız kürdistan devleti istencine(irade) kavuşmuşlardır ve geri adım atmamakta direnmektedirler.

 

1932 yılında Türkiye’ye sığınan isyankar Kürt liderlerine gerekli ceza verilseydi bugün bu sorunları yaşamayacaktık.Türk’ün zaaf düzeyindeki merhameti bir daha kendine büyük zararlar vermiş oldu.

 

Şu hakikati kaydedelim ki, Kuzey Irak Kürt liderlerini ilk şımartan Turgut Özal olmuştur ve PKK’nın kanserleşmesinin en büyük nedeni de odur.Bu ayrı konu ama biz Barzani ve diğer aşiret ağalarının serüvenini anlatmaya devam edelim.

 

Barzani, Talabani ve ve bir yığın bitli aşiret reislerini Türkiye’de kimse adam sınıfına koymazdı ve bu herifler Türkiye’ye geçebilmek için bizim başçavuşların postallarını öpüp alınlarına koyarak karşılarında esas duruşta bekleyip ”komutanım” diyerek hitap ediyorlardı.

 

Turgut Özal ne yaptı bu bitli aşiret reislerine?

 

Barzani ve Talabani’yi ilk defa Atatürk’ün makamı Çankaya’ya cumhurbaşkanlığı döneminde 1992’de bellerinde tabancaları, ayaklarında postalları ile sokan ve dış ülkelere gitmesi için kendilerine kırmızı pasaport veren bir bedbahttır.

 

Bu kırmızı pasaportlar sayesinde bu iki Kürt aşiret soytarısı dış ülkelerle temas kurmanın adımını atmışlardır.

 

Kanlarındaki nankörlük nedeniyle daha sonra Talabani’nin cumhurbaşkanı iken ”Türkiye’ye Kürt’ün kedisini bile teslim etmem…” diyerek ellerindeki PKK teröristlerini teslim etmemiştir.

 

Özal’ın bu aşiret çapulcularına getirdiği toleranslar kendisinden sonraki hükümetler döneminde aynı çapta devam etmiş ama RTE döneminde doruk noktasına çıkmıştır.

 

RTE döneminin bu konudaki önemli noktalarını vurgulamadan önce bir konuyu atlamamam gerekiyor.

 

O da, o günün Barzani’si Turgut Özal ile Çankaya’da görüşürken mealen ”Biz Kuzey kürdistan-ciddiye almadığım için k harfini küçük yazdım-olarak Türkiye’ye bağlanmak istiyoruz, Türkiye’de ki Kürt kardeşlerimiz hangi haklara sahipseler biz de aynısını istiyoruz, fazlasını istemiyoruz.Ayrıca Musul, Kerkük, Süleymaniye, Telafer gibi Türk şehirleri de birer Türk yurdu olarak Türkmenlere ait olsun…” demiş ama buna karşın muhatabından bir yanıt alamamıştır.O günün Türk askerinin konjonktürel yeri Özal’ın bir yanıt vermesine engel oluyordu.

 

Değerli okurum anımsarsanız bundan kısa bir süre önce 11 Eylül 2017’de yazdığım ‘’Kuzey Irak’ta Yapılacak Kürt referandumu ve Türkiye’yi Bekleyen Büyük Tehlike’’ adlı makalemde mealen ‘’Kürtler bağımsızlık referandumundan sonra Türkiye’ye federe devlet statüsünde bağlanıp, belli bir süre sonra da Türkiye’de ki Kürtleri de içine alacak şekilde bir daha referandum yapıp, Güneydoğu’yu da Türkiye’den koparıp büyük Kürdistan devleti kurmak amacındalar’’ belirtmiştim ki, bu yazının bir daha tümden okunmasında yarar var.

 

Şimdi gelelim RTE dönemine.

 

RTE’nin Kürtçülüğü yeniden hortlatılmasında günah galerisi çok kabarıktır ve ciltlerce kitaba ancak sığar ama ben referanduma giden yolda hayranı olduğu Arapçılık lisanı ile iki günah-ı kebairini(büyük günah) belirteyim ki, bunlar kuduz it Barzani’ye büyük cesaret vermiştir.

 

Bunlardan biri anımsayacağınız gibi16 Kasım 2013’te başbakanlığı döneminde Güneydoğu Anadolu’yu Kürdistan olarak göstermesi ve taammüden ‘’kürdistan’’ tabirini kullanarak ‘’ülkenize, kardeşlerinizin toprağına hoş geldiniz…’’ demesi ve yenilir yutulur cinsten olmayan Kürtçülüğü anımsatıcı laflar etmesidir ki, bu varan-1 dir.

 

Varan-2 ise 26 Şubat 2017 günü uyuz it Barzani İstanbul’a geldiğinde Atatürk hava limanı ile Ankara’da Esenboğa hava limanında bayrak diye nitelendirdikleri Kürt paçavrasının gönderlere çekilmesidir.Ayrıca o gün bir saat kadar Devlet Konukevi’n de kalmış ve bu süre içinde orada bu ihanet paçavrası Türk Bayrağı ile birlikte yan yana dalgalandırılarak daha sonra RTE ile Mabeyn köşkünde görüşmelere geçilmiş ve Kürt referandumu garanti altına alınmıştır.

 

Bu gerçekler ışığında uyuz it Barzani referanduma gidiyor.

 

Türk ordusu Kuzey Irak sınırına ağır silahlarla birlikte yığınak yapmış ve sürekli tatbikatta.

 

RTE ise Birleşmiş Milletler’de Barzani’ye referandum yapmaması konusunda öneri de bulunuyor ama içten olup olmadığını henüz bilmiyoruz.

 

Çünkü bu referandumla, Neo-Osmancılık hayaliyle yanıp kavrulan RTE topraklarının sınırlarını genişleterek hedefe adım adım ilerlemek istiyor.

 

Kuzey Irak bir federe devlet halinde Neo-Osmanlıcılık hayaliyle Türkiye’ye bağlanırsa o bölgede yaşayan tüm Kürtler ve Araplar yeni vatandaşlar olarak başta İstanbul, Bursa, İzmir, Aydın vs. olmak üzere Batı Anadolu’nun en seçkin illerini ve ilçelerini Moğol orduları gibi istila ederler çok büyük kaosa neden olurlar.Böyle bir bağlanma olmadan Suriye’nin beş milyon cürufat Arap Kürt nüfusunun nasıl Anadolu’yu toptan pisleştirdiğini yaşayarak biliyoruz.

 

Olan yine Musul, Kerkük, Süleymaniye, Telafer vs. gibi Kuzey Irak’ta yaşayan Türkmen soydaşlarımıza olur, malları mülkleri ellerinden alınmış bir şekilde sefil bir yaşam yaşamaya devam ederler.

 

Ama Misak-i Milli sınırları içinde olan Kuzey Irak’taki Musul, Kerkük, Süleymaniye, Telafer vs. kentleri Kürt işgalinden kurtarılırsa o bölgede Türkiye’nin güvenliği tam garanti altına alınmış olur.

 

Şu bir gerçek ki, Barzani Kürt Müslüman kılığına bürünmüş Yahudi bir ailenin devamıdır ve ABD’nin de yardımıyla İsrail tarafından desteklenmektedir.

 

Barzani ailesinin Nakşi tarikatından olduğu da bir kamuflajdır.

 

Yani bölgede ikinci bir İsrail devleti kurulmak istenmektedir.

 

ABD ve İsrail Türklerin abalarının ak sütü gibi malı olan Kuzey Irak petrolünü kontrol altına almak istemektedirler.

 

Son ABD gezisinde RTE ne yaptı?

 

Yahudi örgütleri ile bol bol görüşmeler yaptı.

 

‘’Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü.’’

 

Tüm bu gerçekler ışığında siz RTE’nin Türk askerini uyuz it Barzani’nin başını koparmasına izin vereceğine inanıyor musunuz?

 

Türk deyince ırkçılık, Arap Kürt deyince ümmet ve insanlık olarak değerlendiren RTE sizce böyle bir şey yapar mı?

 

Yoksa 2019 için Türk milliyetçiliği numaralarına mı yatıyor?

 

Bekleyip göreceğiz, 16 Kasım 2017’de Diyarbakır Kürt mitinginde bir devlet başı olarak Kürdistan tabirini kullanıp kardeşim dediği Barzani’ye haddini bildirecek mi?

 

RTE’nin propaganda sanatında en büyük mahareti kahramanlık taslıyormuş gibi esip gürlemek ve askeri gösteri yaparak oy toplamak esasına dayanır ve bu konuda da çok başarılıdır.

 

Kitleler bunu bal gibi yutar ve bunun psikanalize dayalı bilimsel nedenini çok iyi biliyoruz ama burası yeri değil.

 

Hiç unutulmamalıdır ki, Türkiye’nin güvenliği, sınırlarımızın dışında bulunan Türklerin varlığının garanti altında olmasına bağlıdır.

 

Bu durumda bin yıldır Türk yurdu olan ve ABD ordusunun Irak’ı 1990’da işgalinden sonra adım adım Kürtleştirilen Musul, Kerkük, Süleymaniye, Telafer vs. gibi Türkmen kentlerinin Kürtler’den arındırılması temel koşuldur.

 

25 Eylül gününe kadar Barzani’ye referandum yapmaması konusunda baskı yapılmalıdır.

 

Direttiği taktirde Türk askeri aynı gün uyuz it Barzani’nin kafasını olanca şiddetiyle ezmelidir.

 

Bu durum karşısında Türkiye’nin bir bataklığa çekileceği komplo teorilerini ortaya atan korkaklar vardır ki, tüm bunlar birer safsatadan ibarettir.

 

Irak’ın Kuveyt macerası anımsatılıyor ki, çok gülünçtür.

 

Çünkü Türkiye çok büyük bir devlettir ve Türk askeri de ABD conilerini gördüğünde donlarını sıyırıp teslim olan Arap korkakları değildir.

 

Bu defa ABD askerleri donlarını sıyırarak yiğit Türk askerine teslim olacaktır.

 

Misak-ı Milli sınırları içinde olan Kuzey Irak’ta ki Musul, Kerkük, Süleymaniye vs. Türk şehirleri eğer Büyük Atatürk yaşasaydı mutlaka Türkiye’ye katılacaktı.

 

Ve hiç kuşku duymuyorum ki, bu tarihsel fırsatı değerlendiren Türk ulusunun gönlünde ebedi bir kahraman olarak anılacaktır.

 

Uyuz it Barzani ve ardıllarının kafası ezilmedikçe Tük ulusu acı çekmeye devam edecektir.

 

Var mı bu tarihsel fırsatı değerlendirecek yiğit bir yürek sahibi?

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Kudüs
Kleptomani-Mitomani-Hubris Sendromlu devlet reislerinin davranış kodları
Sona gelindi, artık kurtuluşları yok; yurtseverler uyanık olmalı