Kudüs

Kudüs
11 Aralık 2017 09:37

‘’Kudüs’’ sorunsalını köktenci bir çözümle anlatmanın zamanı geldi ve bugünkü makalemde ezber bozacak şekilde bunu anlatmam gerekiyor.Bunun için ”Teoloji” denilen bilimi konuşturmamız gerekiyor.

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

 

Aydınların ve kültürinsanlarının bildikleri gibi ‘’Teoloji’’ saf çıplak anlamı ile ‘’Tanrıbilim’’ anlamına gelmekle birlikte, esas olarak dinsel inançların temel kökenlerini ve meydana geliş nedenlerini inceleyen bilim dalıdır.Batı’da teoloji fakülteleri olmakla birlikte bizde bugüne kadar bilim disiplinleri arasında yer almayışı çok çok büyük bir eksiklik ve toplumumuzun karanlıklarda boğulmasına neden olmaktadır.İlahiyat fakülteleri dinleri sadece iman ve amel kısımlarını bağlılarına öğretmekle birlikte teoloji bilim disiplini bilimsel açıklamalarda bulunur ve bu yönüyle de din felsefesi ile yakından ilişkilidir.

 

 

Kudüs hangi nedenle kutsal bir belde olarak kabul edilmiş ve kimin zamanında bu yapılmıştır?

 

 

Kudüs elbetteki milattan binlerce yıl öncesinden başlamak üzere Yahudilerin’dir, ta ki Araplar bu kenti İslam’ın gelişinden sonra alıncaya kadar.Bu arada Kudüs’ün kutsallığı Yahudi Peygamberi Hz.Sülayman’ın bu kente bir mabet yapmasından ileri gelmektedir.Milattan binlerce yıl önce bu kente yapılan Süleyman mabedine ‘’Beyt’ül Makdis’’ deniyordu, yani adı o tarihlerde ‘’Mescid-i Aksa değildi.Kudüs Araplar’ın eline geçtikten sonra bu ad verildi. ‘’Aksa’’ sözcüğü Arapça ‘’en uzak’’ anlamına gelmektedir ve bu nedenle bu mabede ‘’Mescid-i Aksa’’ denmiştir, yani ‘’en uzak mescid’’ anlamında.

 

 

Bir de şu bilgiyi verip, konumuzun esasına geçelim.Hz.Süleyman’ın yaptırdığı ve adına ‘’Beyt’ül Makdis’’ denilen mabed esas itibariyle binlerce yıl önce harap olmuştu ve Hz.Ömer zamanında ele geçirilen Kudüs’e yaptırılan ‘’Mescd-i Aksa’’ camisi o mabedin arsasına değil, onun yanındaki başka boş bir arsaya yapılmıştır ki, ben bunun nedenini Yahudiler’in inançlarına baskı yapılmaması kapsamında anlıyorum, çünkü o tarihlerde bile Yahudiler bu mabedin kalıntılarını bile kutsal kabul ediyorlar ve buraya yönelerek ibadet ediyorlardı.Yani Hz.Muhammed döneminde Kudüs Araplar’ın elinde değildi.İşte işin püf noktası burada cereyan ediyor ki, makalemizin anatomisi bunun üzerine oturacaktır.

 

 

Hz.Muhammed döneminde Yahudiler Arabistan yarımadasında, bilhassa Medine’de her bakımdan güçlüydüler ve Araplar ile birlikte yaşıyorlardı.

 

 

Hz.Muhammed hem Yahudileri İslam’a sokmak, hem de onların sosyal, siyasal ve ekonomik güçlerini arakasına almak için bir dizi etkinliklerde bulunuyordu sürekli olarak.Hz.Muhammed daha önceden Medine’ye hicret planını yapmıştı ve Medine’de yaşayan Yahudilerin çokluğunu ve gücünü çok iyi biliyordu.Bu bağlamda olmak üzere onları cazip gelecek girişimlerde bulunuyordu.Bu bağlamda olmak üzere ve bunun en önemlisi olarak Medine’ye hicret etmeden yaklaşık bir buçuk yıl önce ‘’Namaz’’ emri İslam’ın şartları arasına konuldu ve bu bir manevi seremoni halinde yapıldı ki, Yahudileri taltif ve kutsal mabetleri olan ‘’Beyt’ül Makdis’’i tasdik ediyordu.Bu ‘’Miraç’’ dediğimiz manevi olay ayetle gündeme getirilerek oldu.

 

 

Bu ayet İsra Suresi 1.Ayeti olan ‘’Kulunu kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için Mescid-i Haram’dan(Kabe), çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürütenin şanı pek yücedir…’’ ilahi sözleriyle Yahudiler’in Süleyman mabedi olan Beyt’ül Makdis kutsanmıştır ve bu durum Medine’deki Yahudilerin Müslümanlaştırılması için manevi onay niteliğindedir, çünkü bir süre sonra Hz.Muhammed Medine’ye hicret edecektir.İşin önemi şurada ki, Miraç denilen olayda Müslüman inancına göre namaz kılma şart getirilmiş ama kıble olarak Arapların Kabe’si değil, Yahudilerin Beyt’ül Makdis’i kıble olarak göklerden aldığı emirle gösterilmiş yukarıda saydığımız nedenlerden dolayı.

 

 

Hz.Muhammed Medine’ye hicret ettikten sonra orada yaşayan Yahudiler tüm uğraşılara rağmen hiçbiri Müslüman olmadığı gibi bir de Müslümanlarla, Hz.Muhammed ile alay ediyorlardı.Yani Müslümanların namaz kıblesi olan Yahudi mabedi hedefi ıskalamıştı.Yahudiler ‘’Bu ne iş böyle, kah oraya kah buraya!Bunda kesinlik yok.Kararlılık olsa böyle olur mu?’’ sözleriyle açıktan alay ediyorlardı.Yahudiler bir de şöyle alay ediyorlardı:’’Muhammed ve arkadaşları biz gösterinceye kadar kıblelerinin neresi olduğunu bilmiyorlardı.’’Hz.Muhammed ve Müslümanlar bu durumdan çok rahatsız oldular.Hatta Hz.Muhammed kıbleyi ilk fırsatta değiştirip Kabe’ye yönelmek için psikolojik bir zemin hazırlıyor ve ‘’Rabbimin yüzümü Yahudilerin kıblesinden Kabe’ye çevirmesini çok arzu ediyorum.’’ Sözleriyle serzenişte bulunuyordu ki, burada geçen ‘’Yahudilerin kıblesi’’ sözü çok önemlidir ve buranın Yahudilere ait olduğunun çok açık tescilidir.

 

 

Nitekim bu vesileyle bir manevi seremoni daha hazırlandı, Hicret’in 17. ayında bir öğle namazında Mescid-i Aksa’ya yönelik namaz kılınırken, ilk iki rekattan sonra Hz.Muhammed başını namaz ortasında aldığını söylediği ayetle başını göğe doğru kaldırıp, yönünü Mekke’de bulunan Kabe’ye çevirerek son iki rekatı böyle kılmışlardır ve aradan geçen 1400 yıl içinde Kıble hep Kabe olmuştur böylece.Yukarıda bahsettiğim kıble değişikliği ayeti Bakara Suresi 144.Ayeti olan ‘’Ey Resulüm!Vahyin gelmesi için yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz.Bunun için seni, razı olacağın bir kıbleye çevireceğiz.Şimdi yüzünü Mescid-i Haram(Kabe) tarafına çevir.Ey müminler! Siz de her nerede olursanız yüzünüzü namazlarda o mescit(Kabe) tarafına çevirin.’’ Sözleriyle operasyon tamamlanmıştır.Ayette geçen ‘’senin razı olacağın kıble’’ sözü de çok önemlidir ve Hz.Muhammed’in Mescid-i Aksa kıblesinden çok rahatsız olduğunu göstermektedir.

 

 

Buraya kadar anlattığımız teolojik saptamalar ve bunlara dayalı olarak Kudüs’ün bu olaylar dizisinden sonra kutsal şehir olmaktan çıkması ve Mescid-I Aksa’nın mübarek mabet olmaktan çıkarılmasıdır.Yahudilerin Müslüman olması için yapılan bu manevi seremoniler bir sonuç vermeyip, üstelik çok ağır alaylara maruz kalmaları Hz.Muhammed ve diğer Müslümanları çok rahatsız ediyordu.

 

 

Hz.Muhammed döneminde Müslümanların elinde olmayan Kudüs, Hz.Ömer zamanında ele geçirilince Araplar oralara yoğun şekilde yerleşti.Ama yukarıda sıraladığımız olaylar nedeniyle artık Müslümanlar tarafından manevi bir önemi ve kutsallığı kalmamıştı.

 

 

Ne zaman Kudüs Arapların elinden çıkma tehlikesiyle karşı karşıya kalırsa kutsallığı ortaya atılıp diğer Müslüman halklar tahrik ediliyordu ki, bunların başında Türkler gelmektedir.Bugün ve yakın geçmişte olduğu gibi.Bir defa yukarıda belirttiğim teolojik nedenlerden dolayı Kudüs’ün Islam nazarında kutsallığı kalmamıştır ama Yahudi ve Hıristiyanlar’ın kutsal şehirleridir.Araplar tarihleri boyunca başka ulusları kendi uğurlarında çarpıştırıp, elleri zekerlerinde yaşayan bedavacı, nankör ve sırttan hançerleyici bir kavimdir.Bu bağlamda en büyük kötülükleri vepuştlukları velinimeti olan Türklere yapmışlardır.Bu bağlamda olmak üzere 1.Dünya Savaşı’nda İngiliz ordusu ile birlik olup Türkleri sırtlarındn hançerlemişlerdir.Bugünkü Ürdün Krali Abdullah’ın dedesi Kudüs’ün anahtarlarını bizzat kendi eliyle İngiliz komutanına teslim etmiştir.Ayrıca orada yaşayan Yahudilere ‘’Gelin birlikte Türklere karşı savaşalım, biz akrabayız; size Filistin’de toprak vereceğiz’’ diyen ve bunu da yerine getiren Arapların ta kendileridir.

 

 

İsrail devletini o bölgede tanıyan da yine Araplar’dır, başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkelerinin tümü aynı zamanda İsrail’in yakın dostlarıdır.Ama Rus bilimadamı Pavlov’un ‘’şartlı reflaksi’’ gibi Kudüs denince Türkler sokaklara boşalıyor.Buna ‘’toplumsal şartlı refleks’’ dense yeridir.

 

 

Şu gerçeği de belirtelim ki dünya tarihi boyunca Türklerin Yahudiler ile bir çatışması olmamıştır ve Yahudiler kendilerini Avrupa’nın engizisyonundan kurtaran Türklere karşı hep iyi niyet ve vefa göstermişlerdir.Ama Araplar, tüm Arap coğrafyasında genlerine uygun olarak hep Hıristiyanlar ile işbirliği yaparak Türkleri sırtlarından hançerlemişlerdir.

 

 

Bu bağlamda İsrail’in Kudüs’ü başkent ilan etmesi Türklerin sorunu olamaz, Araplar ellerini zekerlerinden çekerek gidip ne haltları varsa yesinler.Hatta Türkiye’de yaşayan 5 milyon Suriyeli Arap’da düzüşüp, başımıza yeni milyonlarca pislik üretinceye kadar gidip Kudüs için çarpışsınlar!

 

 

Küresel ve milli hırsızlarımız da kendilerini kurtarmak için Kudüs olayını durmadan kaşıyor.

 

 

Kimse bu oyuna gelmemelidir, Arap’ın sorunu bizi hiçbir zaman ilgilendirmez; biz Arap değil Türk’üz, biz İslam tarihindeki çok kanlı olaylar nedeniyle ümmet değil, milletiz; Türk milletiyiz.

 

 

Araplar üretim yapmayan, talancı zihniyete sahip, din üretip satan ve bu yolla Türk milletini tarih boyunca ve şimdi gönüllü köle olarak kullanan, sonra da sırtından hançerleyen bir topluluktur.

 

 

Dünyanın manevi madrabaz cambazları kitleleri sürüler halinde ateşlerin ortasına atıp, kendileri bir tepeden bu yangını vicdansızca seyrederler.

 

 

Uluslararası ilşkilerde her zaman çıkarlar önemlidir.

 

 

Tarih bize öğretmiştir ki, Araplar için yaptığımız her iyilik bize sırtımızdan hançerleme olarak geri dönmüştür.

 

 

Tarih tekerrürden ibarettir, aynı iyilkler yine sırtımıza Araplar tarafından hançer olarak saplanacaktır.

 

 

Hiçbir Türk bu hususta sakın yerinden kıpırdamasın.

 

 

Neden mi?

 

 

Araplar Kudüs ve Mescid-I Aksa’nın kutsal olduğuna yukarıda yazdığım teolojik nedenlerle inanmıyor.

 

 

Size ne oluyor, Ey Türk milleti?!

 

 

HER HIRSIZ ALÇAK ŞEREFSİZDİR, ‘’BENİM HIRSIZIM NAMUSLUDUR’’ KİMSE DİYEMEZ!

 

 

Battal İlgezdi olayından bahsediyorum.İdeolojik nedenlerle hiçbir namuslu siyasetçi kendi hırsızını savunamaz.Kılıçdaroğlu, yüreği yetiyorsa bu herifi CHP’den ihraç ettirsin.Bakın o zaman kamuoyunda nasıl karşılık bulur.Dersimli Kemal yapamaz, çünkü kendi kızının adı da oraya montajlı.

 

 

Hem de kızı rezidanslara çıkar ilişkilerine dayalı olarak o kadar derinden montajlı ki, CHP’den Ataşehir Belediye Başkanı olan Battal İlgezdi yetmiyormuş gibi, aynı dönem içinde bir de karısı Gamze İlgezdi’yi milletvekili yapıyor.Al gülüm ver gülüm!..

 

 

Rezidans prensesi Gamze’de seçim çalışmalarında emekten bahsedip, TBMM’de yemin ederken sol el havada Alevicilik şovu yapıyor. Neresinden tutsanız dökülüyor, iğrenç mi iğrenç!

 

 

CHP Cumhuriyet ve demokrasinin mabedidir ama tüm insanlığın bildiği bir şey vardır ki, kirlenen mabette ibadet yapılamaz.Kılıçdaroğlu bu mabedi işte kirletmiştir, tekrar ibadet yapılması için topyekun bir temizlik yapılması temel koşuldur.

 

 

Bu temizlik, başta Dersimli Kemal olmak üzere onun tarafından CHP’ye doldurulup milletvekili yapılan sicili bozuk Atatürk düşmanlarının toptan temizlenmesi gerekir.

 

 

Rezidanslar olayında Dersimli Kemal’in kızının da adı mahkeme kayıtlarına kesinlikle girecektir, bu vesileyle fırsatı değerlendirip, bu adamı ve çevresini partiden uzaklaştırma işlevine hazırlanmak gerekir.

 

 

AKP hem kendi, hem de CHP ve diğer hırsızları gözyaşlarına bakmadan cezalandırmalıdır.

 

 

Devlet ve milletin malını çalan bütün hırsızlar aşağılık yaratıklardır.

 

 

MERAL HANIM BU NE HIZLI DÖNÜŞ!

 

 

Meral Akşener ve ekibini Diyarbakır’da Türkçe, Kürtçe ve Zazaca pankartlarla karşıladılar.

 

 

Bu seremoninin bizzat Meral Akşener tarafından hazırlattırıldığından nokta kadar kuşkum yoktur.

 

 

Bunu nereden biliyoruz?

 

 

Aslının Diyarbakırlı olmasını açıklamasından.

 

 

Diyarbakırlı olması hiç kuşkusuz övünülecek bir şeydir, çünkü orada Türklerin fethettiği bir yurt parçasıdır.

 

 

Ama kendini Türkçe dışında Kürtçe ve Zazaca pankartlarla karşılattırması bölücülük adımlarıdır.

 

 

Herkes anadilini günlük yaşamında özgürce kullanır ama bu ortamlarda kullanılması oy uğruna bölücülüğe ödün verilmesidir ki, affedilecek bir durum değildir.

 

 

Daha önce de parti programlarına seri katil Öcalan’ın ‘’Eşit vatandaşlık’’ diye tarif ettiği bölücü yaftasını yapıştırmıştı.Sanki Kürtler bu ülkede Türklere eşit değilmiş gibi.

 

 

Ayrıca partisine HDP’yi öven birini kurucu olarak alması unutulacak bir açık değildir.

 

 

Biz de saf saf Meral Aşener’i ülkücü biliyorduk.

 

 

Fetöcülerin prensini yanından ayırmayan Meral Akşener’in yarın öbürgün hangi yöne döneceğini tahmin edemeyiz.

 

 

Muamma kişilerin peşinden gidilmez.

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
RTE’nin siyasi sicili halkın önünde didik didik edilmelidir!
RTE ve partisi AKP’den kurtulmamız için HDP barajı aşmalıdır
İktidar seçimleri kazanmak için bütün dümenleri hazırlıyor