Konsensus Başkanı Murat Sarı: Erken seçim olacak!

Konsensus Başkanı Murat Sarı: Erken seçim olacak!
10 Mayıs 2020 15:30

Konsensus Araştırma, 9 Mart-2 Nisan tarihleri arasında Türkiye genelinde yaptığı bir araştırmayı kamuoyu ile paylaştı. 1500 kişi ile telefonda yapılan araştırmanın sonuçları, tepkiyle karşılandı.

 

 

Diken /Minez Bayülgen

 

 

‘Muhalefet yüzde 51, iktidar bloğu yüzde 49.9’

 

Son araştırmanızda “Bu pazar cumhurbaşkanlığı seçimi olsa hangi lidere oy verirsiniz” diye sordunuz. Yüzde 49,9 “Recep Tayyip Erdoğan” dedi. Ekonomik kriz ve corona virüsü felaketinin yaşandığı bir süreçte bu sonucu hangi faktörlere bağlıyorsunuz?

Çıkan sonuç çok eleştiriliyor ama yüzde 51’lik kristalize olmuş diğer politikacılar var. Ekrem İmamoğlu, Selahattin Demirtaş, Mansur Yavaş, Meral Akşener, Kemal Kılıçdaroğlu vs… Hepsi kristalize olmuş vaziyetteler.

 

 

Kristalize derken ne demek istiyorsunuz?

Yani bir tarafta yüzde 51 ile muhalefet, bir tarafta da yüzde 49,9 ile iktidar bloğu var. Dolayısıyla bu sonuçların 24 Haziran seçimlerinden herhangi bir farkı yok.

 

 

Enteresan, neden peki?

2009’dan beri liderlerin siyasi performanslarının beğeni profillerini tutuyoruz. Bunun içinde her ay liderlerin söylemlerinin listesini çıkarıyoruz. Çeşitli düşme ve çıkmalar olsa da, Recep Tayyip Erdoğan hep birinci sırada yer almış. Ancak bugün farklı.

 

‘Recep Tayyip Erdoğan’ın oyu üç puan düştü’
Fark nedir?

Bugün birinci sırada Fahrettin Koca var. Hemen arkasından Recep Tayyip Erdoğan geliyor. Üçüncü sırada Ekrem İmamoğlu, dördüncü Mansur Yavaş ve beşinci sırada da Süleyman Soylu var. Özetle, bir buçuk yıl evvel Türkiye’nin yüzde 52’sinin oyunu alan Erdoğan’ın şimdi yüzde 49,9 çıkması eleştiriliyor. Siyasette birden her şey tersine dönecek gibi bir durum yok. Oylarını korumuş işte. Hatta kazandığı seçimle karşılaştırdığınızda oyu üç puan azalmış.

 

 

Türkiye’de ilk corona virüsü vakası 11 Mart’ta duyuruldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, mart ayı ortasında kamuoyuna virüsle ilgili ilk açıklamalarını yaptı. Araştırmanız da martı kapsıyor. Bu durumda Erdoğan, yüzde 49,9’u mart ayının ikinci döneminde mi toplamış oldu?

Hayır, cumhurbaşkanının zaten böyle bir kitlesi var. Beğenen çok var. Fahrettin Koca gibi bir sağlık bakanını pandemiden çok daha önce bakanlığa getirmiş, ‘Benim sağlık bakanım budur’ demiş. Biraz amiyane olacak ama Fahrettin Koca da ağaç kabuğundan çıkmadı. Bu gibi şeyler hep artı katıyor.

 

 

‘Corona virüsü önlemlerini yetersiz bulanların oranı yüzde 52’
Araştırmacılar ekonominin, anket sonuçlarında en belirleyici faktör olduğunda birleşir. Enflasyon, özellikle de gıda fiyatları hızla artıyor. Bu durumda halk işsizlikten, yoksulluktan kimi sorumlu tutuyor?

Sorumlulukla ilgili bir soru sormadık açıkçası. Türkiye’nin sorunlarını sorduğunuzda birinci sırada işsizlik, ikinci sırada enflasyon, hayat pahalılığı çıkıyor, bu net. Ancak “Bu sorunları kim çözer” diye sorduğunuzda AK Parti’nin çözeceği algısı yüksek. İşte bu durum, hem Recep Tayyip Erdoğan’ın hem de AK Parti’nin oylarının belirli bir seviyede kalmasını sağlıyor. Her ay tekrarladığımız bu araştırmalara göre virüsle birlikte vatandaş artık önce ‘Sağlık‘, sonra ‘Devletim‘, ondan sonra ‘Ekonomi‘ diyor.

 

 

Virüs yönetimindeki performans Cumhurbaşkanı Erdoğan’a puan yazdırıyorsa, ekonomideki sorumluluk kime yazılıyor?

Şimdi vatandaşa her ay onu en çok hangi olayın etkilediğini ve partilere olan bakış açılarını soruyor, bir endeks oluşturuyoruz. Mesela koronavirüs döneminden MHP ve AK Parti çok olumlu etkilenmiş. Muhalefet ise olumsuz etkilenmiş. Koronavirüs ülkemize gelmeden önce sorduk: Sizce koronavirüsün Türkiye’ye girmemesi için hükümetin aldığı önlemler yeterli mi, yetersiz mi? Yeterli bulanların oranı yüzde 43. Yetersiz bulanlar da yüzde 52 çıktı. Buradan görüyoruz ki iki kutup var. Muhalefet bloğu bir takım şeylerle ilgili negatif düşüncede, iktidar ise pozitif. Her iki bloğun da oranları aynı ancak iktidarın farkı toplu halde durması.

 

 

İstanbul seçimlerindeki galibiyet düşünüldüğünde muhalefet bloğunun dağınık olduğu söylenebilir mi?

O İstanbul seçimleri. Yani ben bugün bu anketin içine iki isim koysam ve “Cumhurbaşkanlığı seçimi ne olur” diye sorsam muhtemelen sonuç yüzde 50, yüzde 50 çıkar. Bakın mesela “Ailenizin son bir yıl içerisinde ekonomisi nereden nereye gitti” diye bir soru soruyoruz. “Kötüye gitti” diyenler bu anketin içerisinde yüzde 62. Yani halkın ekonomik durumdan çok memnun olduğunu söyleyemeyiz.

 

 

‘Seçmen kötü ekonomisinin faturasını lidere keser ama kesmiyor’
Ben de size bu soruyu soruyorum. Seçmenin ekonomisi kötüyse, bu faturayı lidere kesmez mi? Liderlerin oy oranları azalmaz mı?

Tabii ki lidere kesilir. Ancak öyle bir şey yapmanız lazım ki karşı tarafta da bir umut olması, daha iyi bir şey sunulması şart. Muhalefeti eleştirmiyorum yanlış anlaşılmasın. Ancak vatandaş faturayı lidere kesmiyor.

 

 

Niye?

Bir tek ekonomi etkilemiyor oy davranışını. Ekonomi elbette en önemli faktörlerden biri. Bakın, yarın seçim yapmayacaklar. Bu konuştuğumuz veriler bugünün fotoğrafını çekiyor.

 

 

Salgın sürecinde pek çok ülkenin vatandaşlarına yaptığı maddi destekleri okuduk. Türkiye ise yapamadı sadece elverişli kredi yani borç verdi. İktidar bir de IBAN numarası vererek, vatandaştan ‘corona‘ yardımı talep etti. Muhalefet bunu çok eleştirdi. Halk bu uygulamayı nasıl buldu? Bu soruyu sordunuz mu?

Biz şunu sorduk: Koronavirüs ile mücadelede Türkiye mi yoksa diğer ülkeler mi daha başarılı? İktidar bloğunda oy veren seçmenler, Türkiye’yi başarılı, muhalefet bloğundakiler ise başarısız buluyor. Sorunuza gelince biz bu ankette daha ziyade koronavirüs için alınan önlemlerin üzerine gittik. Zaten bu çok spesifik bir soru. IBAN’ı sorarsanız objektifliğinizi bozmuş olursunuz. Bakın biz mart ayındaki önemli olayları koyduk. Gündem sıralaması şu şekildeydi:Koronavirüs’ün Çin’den dünyaya yayılması, ikinci sırada Suriye İdlib’deki çatışmalar, üçüncü sırada da Türkiye’nin gümrük kapılarını açmasıyla göçmenlerin Avrupa’ya geçmesi.

 

 

Corona virüsü sürecinde başta CHP’li büyükşehir belediyeleri olmak üzere muhalefet belediyelerinin halka yardımları engelleniyor. Halk iktidarın bu engellerini onaylıyor mu?

Halk, CHP’li belediyelerin halka yardımını onaylıyor. Genel olarak belediyelerin yardımları onaylanıyor zaten. Mesela koronavirüs mücadelesinde en başarılı bulunan kişi, Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü. Türkiye’de solunum makinalarını yaptırtan ilk belediye.

 

 

‘İmamoğlu’nun Türkiye genelindeki oyu yüzde 44’
İBB, zor durumdaki vatandaşlar için başlattığı Askıda Fatura uygulamasıyla 16 bin 100 ailenin iki milyon 580 liralık faturası ödendiğini duyurdu. Bu durum İmamoğlu’nun İstanbul yönetimindeki performansını etkiler, liderler sıralamasındaki yerini yükseltir mi?

Sayın İmamoğlu’nun siyasi performansının beğeni oranı çok yüksek. Yüzde 44 ve bu yalnızca İstanbul değil, Türkiye geneli oranıdır. Kendi partisinin liderinin yüzde 25’lerde olduğunu düşünürsek… Aynı şekilde Mansur Yavaş’ın da beğeni oranı çok yüksek. Her iki lider de, rakiplerinin yalnızca 4-5 puan gerisinde. Ancak benim eleştirdiğim de bazı şeyler var.

 

 

Nedir?

‘Bize yaptırmıyorlar‘ söylemi. Çözümünü bulup yapmalısınız. Hizmet böyle bir şeydir. Mesela Mansur Yavaş niye hızla yükseliyor? Üstelik hiç de şikayet etmiyor.

Kemal Kılıçdaroğlu buna bir açıklama getirmişti. Ankara ile İstanbul kadar uğraşılmadığını, en büyük engellemenin İstanbul ve İmamoğlu üzerinden yapıldığını söylemişti…

Hak veriyorum sayın Kılıçdaroğlu’na İstanbul konusunda. İktidarın İstanbul’u kaybettiği için çok üzüldüğünü de biliyorum. İki belediye başkanının ezeli bir rekabet ortamında değil de, bir yarış ortamında birbirleriyle yarışması vatandaşa hizmet olarak döner. İstanbul tabii ki çok önemli. Bir kere çok büyük dolayısıyla sorunu da çok. Gelirler de, giderler de…

 

 

“Halk belediyelerin yardımını olumlu buluyor” dediniz. İktidar, belediyelerin yardımlarını engellenmeye devam ederse, bu durumun araştırmalarınızda nasıl bir sonuç yaratmasını bekliyorsunuz?

Muhalefet belediyeleri bir çözümünü bulup yardımlara devam ederse kendilerine artı yazılır. Bakın şu anda da bulmuş durumda, İBB’nin elektrik faturalarını ödemesi gibi. Hem İBB’ye bir eksi gider teşkil etmiyor hem de vatandaşın faturaları ödeniyor.

 

 

‘Seçmenle uğraşılmaz. 2002 seçiminde tek bir parti ayakta kalmadı’
CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun yeni yaptığı açıklamada, büyükşehir belediyelerinin kaynak yetersizliği yüzünden maaşların bile ödenemeyeceği noktaya geleceğini söyledi. İktidarın belediyelere hiçbir parasal destekte bulunmaması halkı cezalandırmak anlamına gelmiyor mu?

 

 

Buradaki durum kritik. Belediyelerin ödenekleri yok. Hemen 1994’e geliyorum. Sayın Recep Tayyip Erdoğan aynı şeyleri yaşadı, çok gereksiz yere hapse attılar. Bu hak kayıplarının ne demek olduğunu sayın cumhurbaşkanı çok iyi biliyor. Şu anki cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde bu ödenekler tek bir kişiye bakıyor. Yani tek bir kişinin ‘Açalım şu kapıları‘ demesiyle açılabilecek bir sistem bu. Ne olacak yani, İstanbul yine çöple mi dolsun, sular mı akmasın? Sular akmayınca ne olacak? Fakat muhalefetteki belediye başkanları seçilirken iktidardaki rakiplerini biliyorlardı. Bu durumların hepsine hazırlıklı olmalıydılar, olmalılar. Tabii koronavirüs de çok istisnai bir durum.

 

 

Bu olumsuzluk belediyelere mi yoksa iktidara mı fatura edilecek?

Seçmene yansıyacak. 2002 seçimlerini hatırlayın. Bir önceki dönem mecliste olan tek bir partiyi bırakmadılar.

 

 

Bu söylediğinizden kime yansımasını anlamalıyız?

İktidara da muhalefete de yansıyacaktır. Seçmenle uğraşılmaz.

 

 

‘Yüzde 50+1 değişirse, meşruiyet sorunu yaşanır’
En son yaptığınız liderler araştırmanızda Fahrettin Koca birinci geldi. Türkiye’de virüste ikinci etaba geçildi ve tedbirler gevşetildi. Bilim insanları ise aksini söylüyor. Eğer bilim insanları haklı çıkar ve umarım olmaz ama ölümler artarsa kim sorumlu tutulur? Bu liste nasıl değişir?

Allah göstermesin. Son üç gündür yayınlanan rakamlar istatistik okumayı bilen biri olarak çok iç açıcı değil. Başlangıca da çok benziyor. Bence bazı kararları yeniden düşünecekler. 12 Haziran’a bağlanmış çok şey var. Futbol maçlarının başlaması, cuma namazları, bence bunlar tekrar gözden geçirilecek. Hatta futbol maçlarının başlamasını sağlık bakanı sanki istemiyormuş gibi. İnsanlar en ufak bir şeyde sokağa çıkmak istiyorlar. Siyaset düşünülerek yapılacak herhangi bir hamle bence geri teper.

 

 

AKP çevrelerinde cumhurbaşkanlığı seçim sistemini değiştirme konusu dile getiriliyor. Buna göre, cumhurbaşkanlığı tek tur olacak ve seçilmek için yüzde 50+1 şartı aranmayacak. En yüksek oyu alan kazanacak. Siz ne düşünüyorsunuz?

Belediye seçimleri gibi yani. Kim daha fazla oy alırsa, alır. Yüzde 26 ile de mi cumhurbaşkanı olunuyor? O zaman meşruiyet sorunu oluşur. Sistem değişirse meclisteki muhalefet partisi her halükarda ondan daha yüksek olur. Bu aşamada ben muhalefetin yerinde olsam bu değişikliği isterim. Meclis çoğunluğunu bu şekilde ele geçirmenin daha büyük bir fırsatı olamaz.

 

 

Bekliyor musunuz bu değişikliği?

Hayır, böyle bir şey olacağını zannetmiyorum. Mevcut sistemin iktidar tarafından herhangi bir şekilde değiştirileceğini düşünmüyorum. Fakat siyasi partiler kanununu değiştirsinler. Seçim kanununu değiştirip, sisteme uygun hale getirsinler. Bunlar olmadan yürümüyor. Bunları değiştireceklerini söylemişlerdi.

 

 

‘Seçmenin yüzde 33’ü erken seçim istiyor’

 

Peki değiştirilirse, başkanlık sisteminin daha kolay sürdürülmesini halk destekler mi? Anketlerde halkın çoğunluğunun parlamenter sistem istediği çıkıyor…

Güncel verilere göre vatandaşın yüzde 56’sı parlementer sistem ile yönetilmeyi istiyor. Yüzde 44 de cumhurbaşkanlığı sistemini destekliyor. Vatandaşın yüzde 33’ü erken seçim istiyor, yani her üç kişiden biri erken seçim istiyor.

 

 

Erken seçim isteyenlerin şikayetleri ne?

Erken seçim yapılsın ve her şey derlensin, toparlansın istiyorlar.

 

 

‘Bizim modelimiz hiç yanılmadı, erken seçim olacak’
Muhalefet partilerinin tamamı bu yılın sonunda erken seçim bekliyor. Siz de pandemi öncesinde aynı görüşü savunuyordunuz. Hala erken seçim bekliyor musunuz?

1,5 senedir erken seçim olacağını söylüyorum, alay bile ettiler. Hala aynı görüşteyim.

 

 

Siz neye dayanarak “Seçim kaçınılmaz” demiştiniz? Yaptığınız bir araştırmaya göre mi?

Bizim bir modelimiz var. İçinde pek çok sosyo-kültürel, seçim, vs verileri var. Bu veriler biriktikçe size ne zaman seçim olacağını söylüyor. Bugüne kadar da hiç yanılmadı.

 

 

Peki muhalefet hangi gerekçeyle erken seçimin kapıda olduğunu düşünüyor?

Çok sert bir siyaset dili oluştu. Böyle bir ortamda dil sertleşir mi? Ayrıca geçen senenin kasımından beri her cumartesi-pazar bir liderin mitingini ya da salon toplantısını görebilirsiniz. Açın kanalları bakın. Her iki eğilimin de kendine yakın kanalları var. İki ay evvel dil bu kadar sert değildi. Ekonomi de çok önemli.

 

 

‘Pandemi krizini çöz, ekonomiyi bir miktar düzelt, erken seçime git’
Son yıllarını büyük bir ekonomik krizle geçiren Türkiye, salgın nedeniyle daha da yara alacak. Ekonomi bu kadar kötüyken iktidar neden erken seçime gitsin?

Daha da kötü olabilir. Bugünkü durumdan daha da geriye gidebilir. Çok rasyonel bir açıklama olmadığının farkındayım ama bir krizi çözüp sonra hemen seçime gitmek her zaman için iktidarlara kar getirir. Pandemi krizini çöz, ortalığı toparla, ekonomiyi de bir miktar düzelt ve seçime git. Aslında seçim daha da erken olacaktı.

 

 

Neden olamıyor?

Araya virüs girdi. Şu an virüsün kontrol altına alındığının söylenmesi bile insanları çok mutlu etti. Çoğunluk artık dışarı çıkmak istiyor. Bu mutluluk da oy sandığına yansıyacak. Yalnız koronavirüs krizinden çıkar çıkmaz seçim yapılacağını zannetmiyorum.

 

 

Niye?

Bir toparlanma süreci olması lazım. Ülkenin ekonomik koşullarının uygun olması gerekir.

 

 

Siz ayrıca mart ayındaki araştırmanızda Gezi’yi sordunuz. “Gezi olayları sizce barışçıl bir eylem midir, yoksa Türkiye’ye karşı dış destekli bir operasyon mu” sorusu yönelttiniz. Halkın en büyük derdi ekonomik kriz ve corona virüsü iken yani Gezi hiç gündemde yokken bu soruyu sormak nereden aklınıza geldi?

Ne alakası var olur mu? Bir düşünün sizin şu anda gündeminiz koronavirüs. Ondan önceki ayı, şubatı düşünün. Kavala’nın serbest kalması ve yeniden tutuklanması. Kılıçdaroğlu ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın birbirlerine bu mesele hakkında Meclis kürsülerinden söylediklerini hatırlayın. Gezi olayları yüzde 12, 13 reyting almış, elbette sorarız.

 

 

Anketiniz 9 Mart-2 Nisan arasını kapsıyor. Gezi Davası 18 Şubat’ta tüm sanıkların beraatiyle sonuçlandı. Böyle bir soru sormak beraate karşı gelmek anlamını taşımaz mı?

Öyle bir şey yok. Bu olay konuşuluyor mu? Konuşuluyor. Bizim bahsettiğimiz 30 günlük süre içinde. Biz de soruyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu “Barışçıl bir eylem” diyor. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, “Uluslararası güçlerin müdahalesi” diyor. Hatta “Osman Kavala’nın serbest bırakılıp, içeri alınmasını onaylıyor musunuz” diye de soruyoruz. Yani hiçbir art niyet yok. O günün gündemi oydu.

 

 

‘Bazı araştırmacı olmayan arkadaşlar sorularımı alıyor, rakamlarımı ters yüz ediyor’
Peki önümüzdeki aylarda da Gezi sorunuz var mı, soracak mısınız yine?

Liderlere bağlı. Bu olayı liderler söylemlerinde kullandıkça soracağız. Hangi lider doğruyu söylüyor ve vatandaş ne düşünüyor bakacağız. Bu arada bunlar benim düşüncelerim değil.

 

 

“Şubat’ta konuşuldu biz de martta sorduk” diyorsunuz. Gezi Davası bir yıla yakın süredir devam ediyordu. Bu durumda önceki araştırmalarınızda da Gezi’yi sormuş olmalısınız değil mi?

Soruyoruz.

 

 

Daha önceki araştırmalarınıza baktım ve Gezi’ye dair soru göremedim… 2013’teki araştırmanızda Gezi geçiyor, evet. Ancak 2020’deki araştırmalarınızda yalnızca geçen ay sormuşsunuz. İnternet sitenize de koymamışsınız. Niye?

Gezi sürecinde yapılan ve yayınlanan tek araştırma benim çalışmamdır. Şu anda hatırlamıyorum ama daha sonra da Gezi ile ilgili pek çok soru sorduğumuzu biliyorum. İnternet sitesine gelince orası genellikle ticari bir organizasyon, bir haber sitesi değil. Bu araştırmanın birden fazla müşterisi var, ilk önce onlara gidiyor. Bir hafta sonra da basına açıklıyorum. Ayrıca bazı araştırmacı olmayan arkadaşlar benim soruları alıyorlar ve rakamları alıp ters yüz ediyorlar. Bu yüzden siteye fazla bir şey koymuyoruz.

 

 

‘MHP eskisi gibi AK Parti’den oy almıyor’
Peki… Son anketler koalisyon ortağı MHP’nin oyunun düştüğünü gösteriyor. Sizce de düşüyor mu?

Hayır, bizde öyle değil. MHP, AK Parti’den oy alıyor ancak eskisi gibi de almıyor artık. Bazı anketlerde oyu düşmüş olabilir ama MHP’de çok dramatik bir düşüş yok. Çok ufak yarım, bir puan gibi bir düşüş var sadece.

 

 

‘İYİ Parti, AK Parti’den oy alıyor’
İYİ Parti sizce artıyor mu?

Hayır çünkü Gelecek ve DEVA partileri durumu etkiliyor. Ancak İYİ Parti, Gelecek ve DEVA’dan oy almıyor. AK Parti’nin icraatlarından memnun olmayan seçmen İYİ Parti’ye gidiyor.

 

 

Babacan ve Davutoğlu’nun partilerinin oy oranlarına dair tahminleriniz nedir?

İkisini topladığınızda ancak yüzde 2 olur. Bu oyların tamamını da AK Parti’den ve MHP’den alıyor değiller.

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar