KONDA: İki taraf da yerel seçimde ittifaka mecbur

KONDA: İki taraf da yerel seçimde ittifaka mecbur
25 Kasım 2018 08:51

İktidar ve muhalefet bloğu, 24 Haziran seçimlerinde olduğu gibi 31 Mart 2019’da yapılacak yerel seçimlerde de tabanda ittifak yapmanın yollarını arıyor.

 

 

Ayşe Sayın / BBC Türkçe

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ardından Saadet Partisi ile de görüşerek “ittifak”ını genişletmeye hazırlanıyor.

AKP de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetinin ardından MHP ile yeniden ittifak masasına oturdu.

HDP ise parlamento dışında olan Kürt siyasi hareketinin temsilcisi partiler ile ittifak planlıyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak için yüzde 50+1 gerektiği için bir anlamda ittifakı zorunlu kılsa da, yerel seçimlerde belediye başkanı seçilmek için böyle bir zorunluluk bulunmuyor.

Ancak yine de siyasi partiler, “dinamiği farklı, ittifak koşulları çok zor” gerekçesiyle şimdiye kadar mesafeli durulan “yerelde ittifak” modelini yaşama geçirmekte ısrarlı görünüyor.

İşte bu tablo, “Türkiye’de siyasi partilerin tek başına seçimlere gireceği dönem kapanıyor mu?” sorusunu akla getiriyor.

Kamuoyu Araştırma Şirketi KONDA’nın genel müdürü Bekir Ağırdır; iktidar ve muhalefet kanadında yürütülen ittifak görüşmeleri, partileri ittifaka zorlayan koşulları ve olası sonuçlarına ilişkin BBC Türkçe’nin sorularını yanıtladı:

Gerek AKP-MHP bloğu gerekse CHP-İYİ Parti arasında 24 Haziran seçim sürecinde yapılan ittifakların yerel seçimlere taşıma çabası var. Oysa hep yerel seçim dinamiğinin farklı olduğu ve ittifak yapılsa da etkili olamayacağı yorumları yapılıyordu. Sizin değerlendirmeniz nedir?

Öncelikle bu “Her yerel seçimin dinamiği farklıdır” değerlendirmesinin artık geçerli olmadığını söyleyerek başlayalım.

Çünkü Türkiye metropolleşmiş bir ülke. Nüfusun yüzde 93’ü, il ve ilçelerde yani şehirlerde yaşıyor. Hatta yüzde 52’si 11 metropolde toplanmış durumda. Dolayısıyla, metropollerde yürüyen siyaset de değişiyor.

 

‘Yerel dinamikler çok az etkili olacak’

 

Son yıllarda kutuplaşmayla birlikte düşündüğümüzde, yerel aktörlerin önemi çok minimize oldu, elbette tamamen yok oldu diyemeyiz ama artık minimize oldu. Bir örnek vermek gerekirse, Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanı adaylığında, kendi kasabasındakilerin yarıya yakını oy vermedi. Oysa “kasabanın çocuğu” duygusunun baskın olması beklenirdi. Ama böyle olmadı, çünkü oy verme tercihinde “aidiyet”, yaşam biçimi gibi etkenler belirleyici oldu. O nedenle yerel dinamikler bu seçimde çok az etkili olacak.
Bunun nedeni nedir sizce?

 

Kutuplaşma ve AK Parti karşıtlığı veya yandaşlığı nedeniyle yerel dinamiklerin etkisi sıfıra inecek. İki taraf da ittifaka mecbur. Çünkü kutuplaşmada, yüzde 50-50 veya yüzde 49-51’lik dengeyi değiştirme ihtimali yok.

İttifaka AK Parti’nin ihtiyacı var çünkü ekonomik kriz ve artık yeni bir şey üretemiyor olmanın sonucu olarak oy kaybetmemesi düşünülemez. Bu oyun karşı bloka (CHP-İYİ Parti) gitmemesinin yolu ortağının olması. AKP için aslında bu paradoks. Kendi oyu azaldıkça, yanındaki (MHP) güçleniyor ama karşı tarafa oy geçişi sıfıra yaklaşıyor.

CHP’nin kendi içindeki handikaplar nedeniyle yüzde 25′ i aşamıyor olması ve bir yandan da iktidar karşısındaki yüzde 50’lik bloğu tutabilmek için o da mecburdur ittifaka. O nedenle zaten ben “İttifak yapmayacağız, olmayacak” gibi açıklamaları hiç kaale almadım.
‘Üç köşeli bir kutuplaşma var’
Artık Türkiye’de siyasi partilerin tek başına seçimlere gireceği dönem kapanıyor diyebilir miyiz?

 

Bu noktaya gelinmesinin nedeni, cumhurbaşkanlığı seçiminin 50+1’i dayatıyor olması. Yerel seçimlerde belediye başkanlıkları için 50+1 gerekmese de, ittifaktan yarar umuluyor o nedenle. Türkiye üç partili bir noktaya gidiyor. Kutuplaşmayı bir eksende iki uç gibi düşünüyoruz. Aslında üç köşeli bir kutuplaşma var.

 

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-46321569

 

 

Yorumlar

Yorumlar