Kılıçdaroğlu 1972’deki kurultayı hatırlıyor!

Kılıçdaroğlu 1972’deki kurultayı hatırlıyor!
29 Temmuz 2018 13:05

Şimdi artık CHP ya toparlanıp atılım gerçekleştirecek, yeniden yapılanacak ve güçlenerek iktidara hazırlanacak ya da kaderine razı olacak.

 

 

Muzaffer Ayhan Kara / Odatv

 

CHP’de olağanüstü kurultay için imza çağrısı yapılan ve genel merkez ile çağrıcılar arasında taktik savaşlarına dönüşen 15 günlük sürecin sonuna gelinirken 5-7 Mayıs 1972’de toplanan CHP 5. Olağanüstü Kurultayı’nı hatırlamamak olmaz. Bugünkü süreçler ile o günkü süreçler arasında çok güçlü çağrışımlar var çünkü.

 

O ZAMAN VE ŞİMDİ

 

O zaman faşizan 12 Mart ara rejimi vardı. CHP’nin kapatılması için Ziverbey işkence köşklerinde Ecevit aleyhine zorla ifadeler alınıyor, yüzlerce CHP’li milletvekili ve senatörün tutuklanması için dümenler çevriliyordu (Fahri S. Korutürk Cumhurbaşkanı olmasa, Ecevit de CHP’yi beklenen ve ümit edilen atılıma götürmese belki de CHP 12 Eylül’den sekiz yıl önce kapatılmış olacaktı).

O zaman başka ne vardı? CHP tıkanmıştı; yeni koşullar, yeni durumlar ve bunun üstesinden gelebilecek hem donanımlı, bilgili hem de daha genç kadrolarla yeni fikirler gerekiyordu.

Şimdi de CHP’de bir tıkanma var. Başarısızlık üst üste gelince tortulaştı artık. Mevcut CHP yönetimi, üst düzey kadroları eliyle CHP’nin iktidara yönelebileceği ümidi söndü. O yüzden yeni arayışlar başladı, bayrak açıldı. Hatta isyan var.

Şimdi de hükümet tarafından, rejim tarafından CHP’ye tehditler var. Bunu son birkaç yılda birkaç kez yazdım da. Ak Parti’nin ajandasında zayıf düştüğü anda CHP’yi kapatmak, malına, mülküne hatta arşivine el koymak var! Bu daha önce olmadı mı? Oldu! 12 Eylül Yönetimi bunu yapmadı mı? Yaptı! Neden bu heves? Çünkü CHP kafasını kaldırıp derlenip toparlanırsa yeniden Türkiye’yi fabrika ayarlarına döndürebilir. CHP, Atatürk Türkiyesi’nin garantisidir. Zaten Atatürk CHP’yi neden kurdu? Türk çağdaşlaşmasının, Türk devriminin garantisi olsun diye… Tek cümleyle budur.

 

NEDEN TELAŞ?

 

CHP’deki süreç telaşlı bir süreç de. Çünkü parlamenter demokrasi de gitti! Tek adam rejimi geldi! CHP yönetimi anayasa değişikliği sürecinde ve 24 Haziran seçimlerinde Ak Parti’nin oyun planına sonuçta engel olamadı. Telaş, endişe işte yukarıdaki nedenlerden kaynaklanıyor; hakikaten de yersiz değil endişeler… Bu kadar zayıf bir CHP mevcut yönetimle daha da zayıflayabilir ve rejim ilk uygun fırsatta tepesine çökebilir!

İşte CHP kurultay delegelerini bu endişelerini giderecek bir atılıma yanıt verecek olağanüstü kurultay çağrısı var.

 

1972’DE İNÖNÜ GÖTÜRMÜŞTÜ KURULTAYA

 

1972’deki 5. Olağanüstü Kurultayı bizzat Genel Başkan İsmet İnönü çağırmıştı. Şimdiki durumda Kemal Kılıçdaroğlu çağırmayınca delegeler bir çağrıcı heyet oluşturup çağırdı. Çünkü Kılıçdaroğlu bu tarihi olayı biliyor, çağırdığı kurultayda bu kez şartların aleyhine olduğunun farkında. O yüzden toplamadı kurultayı. Kılıçdaroğlu biliyor ki, CHP tarihinde delegelerin serbest oylarıyla genel başkanı değiştirdiği ilk ve tek kurultay bu kurultaydır! Ve tarih şimdi tekerrür edebilir.

İşte bu yüzden Kılıçdaroğlu ve ekibi delegasyona, örgüte, parti önde gelenlerine masif bir baskı uyguluyor. Son olarak dün Ankara’da apar topar bir kısım il başkanına, milletvekiline açıklama yaptırılıyor “kurultaya gerek olmadığına” dair.

 

OLAĞANÜSTÜ KURULTAYDAKİ ARGÜMANLAR

 

CHP olağanüstü kurultayına karşı çıkanların yerel seçimlerde belirleyici olma isteğinin öne çıktığı konuşuluyor kulislerde. Tam tersi de konuşuluyor; “maksat yerel seçimde adayları belirlemek parti yönetimine gelip de”. Üçüncü ve asıl önemli kesim ise CHP’deki değişimi Kılıçdaroğlu’nun gidip İnce’nin gelmesi olarak görmeyenler. Bu bağlamda Haluk Pekşen gibi isimler de topa giriyor. Bu kesimin derdi CHP’nin adamakıllı fabrika ayarlarına dönmesi, bir fikriyat, program, kadro ile yürüyüp önce CHP’deki yeniden yapılanmayı gerçekleştirmesi ve bununla birlikte Türkiye’yi de iktidara gelerek fabrika ayarlarına döndürmek. Aslında bu kesim çok güçlü; “İnce hareket” içinde de, mevcut yönetim etrafında da böyle düşünen partililer var. Yönetime destek veren ama yapısal dönüşümü de isteyen kesime göre zamanlama uygun değil olağanüstü kurultay ve sonrası için, çünkü yakında yerel seçim var. İnce’ye destek verenlerin argümanı ise bu yönetimle yerel seçimlere gidilirse hüsran olacağı. Yönetimin başlıca argümanı ise yerel seçimler yaklaşmışken, memleketin onca derdi varken bu işlerin sırası mı?!

 

KILIÇDAROĞLU YAPAMADI, CHP’NİN ÖNÜNÜ AÇMALI

 

1972’deki 5. Olağanüstü Kurultay CHP tarihinde çok önemli, onu bir sonraki yazıda ayrıca kaleme alacağım. Şimdilik Kılıçdaroğlu’nun neden CHP’yi daha fazla yormadan ve yıpranmasına yol açmadan çabucak bırakması gerektiğine ilişkin birkaç not düşmek yararlı olacaktır diye düşünüyorum.

 

1)Kılıçdaroğlu, seçim gecesi baştan beri başarısız olduğu bir alanda yine şaşırtmadı ve CHP’ye müthiş bir “yönetişim krizi” daha yaşattı. Seçim gecesi parti sözcüsü Tezcan Ak Parti oylarının yüzde 52’ye “ayarlandığını” öne sürdü ve kamuoyunda CHP’yi küçük düşürdü. Oysa, ne zaman ne konuşulacağını CHP senaryolaştırmış olmalı; seçim sonuçlarını Kılıçdaroğlu ve İnce birlikte izlemeliydi yakın kurmaylarıyla. CHP’nin bir beceriksizlik abidesi olan seçim izleme sisteminin denemesi bile yapılmamış! MYK’da Kılıçdaroğlu herkesin kendi alanında ne yaptığını sormuyor mu acaba MYK üyelerine? Böylesine önemli ve rejim değişikliğine yol açabilecek bir sıradan olmayan seçimden önce sistem test edilmez mi?! Düşünebiliyor musunuz; siz “hileyle kazandılar, yüzde 52’ye bağlanmış” diyorsunuz, adayınız “adam kazandı” diyor! Bu kimin sorumluluğu? Tabii ki CHP genel merkezinin.

 

2)Kılıçdaroğlu döneminde halkoyuyla seçilen 2014’teki ilk cumhurbaşkanlığı seçiminde Ekmeleddin vakası yaşandı ve bir de “tıpış tıpış” vakası! Sandığa katılım cazip olmayan adayla düşük kaldı yüzde 76 ile ve cumhurbaşkanlığı RTE’ye adeta ikram edildi!

3)Ondan öncesi var; 2014 Mart’taki yerel seçimlerde Kılıçdaroğlu CHP’si İzmir’in 30 ilçesinden 8’ini, elindeki Mersin’i, Antalya’yı kaybetti! İstanbul, Ankara, Adana’dan birisini alamadı (Bu arada önümüzdeki yerel seçimlerdeki başarı garantisi neymiş, meraka şayan).

4)Kılıçdaroğlu, Haziran 2015 seçimlerinde Ak Parti’nin oyları yaklaşık yüzde 10 düşse de bir önceki seçime göre yüzde 1’e yakın oy kaybetti bırakın eriyen iktidar partisinden oy transfer edebilmeyi. Üstüne üstlük Ak Parti’nin taktik hamlesini görmezden gelerek ‘istikşafi koalisyon görüşmesi’ tuzağına düştü. Ak Parti oyalayarak ülkeyi tekrar seçime götürdü.

 

5)Kılıçdaroğlu CHP’si tekrar seçime hiçbir revizyon yapmadan gitti, iktidar partisi bu kez revizyon yaparak girdiği seçimde tek başına iktidarı aldı.

6)Kılıçdaroğlu “Hayır” kazandı dese de bunu koruyamadı, nedense televizyona çıkmak için önce Ak Parti’nin açıklamasını bekledi!

7)Kılıçdaroğlu CHP’si sonunda parlamenter demokrasinin kalkmasına, tek adam rejiminin gelmesine de engel olamadı! Süper baskın seçim olacağı Doğan Medya operasyonuyla belli olmuştu. Kılıçdaroğlu CHP’si neden dikilmedi karşısına hükümetin? Neden yeri göğü yıkmadı seçim öncesi eşitsizlik makasını iyice açacak bu değişiklik karşısında? “TRT seçimde eşit yayın yapmazsa ben bu seçime girmem!” dedi mi? Dokunulmazlığa destek vererek kendi milletvekilinin bile içeri atılmasına zemin hazırladığının farkında mıydı?

8) Şimdi de 24 Haziran’dan sonra Kılıçdaroğlu işi şirazesinden çıkardı iyice, iki gün sonra kamuoyunun önüne çıkarak “Demokrasi kazandı” dedi! Başka ne dedi? “Ak Parti oy kaybetti” dedi! Kaybetti de siz ne kadarını aldınız? Yok… “Halka biz en güzel şekilde anlattık ama anlamadı” dedi! Tabloyu sorgulamak, nedenlerine bakmak ve yeni bir yol haritası çizmek için hiç zahmete girmek istemedi! Zaten istişari iki organı; Küçük Kurultay ve Onur Kurulu’nu son tüzük kurultayında lağvetmişti! Elde bir Danışma Kurulları vardı, onu da harekete geçirmedi hemen sorgulama ve anlama amaçlı.

 

CHP NE YAPMALI?

 

Şimdi artık CHP ya toparlanıp atılım gerçekleştirecek, yeniden yapılanacak ve güçlenerek iktidara hazırlanacak ya da kaderine razı olacak.

O kaderin ne olduğunu umarım yukarıda iyi yansıtabildim. Umarım oradan herkes payına düşeni alır ve kaderini değiştirir CHP’nin.

O yüzden CHP’nin tarihinde olduğu gibi on, onbeş günlük bir kurultaya ihtiyacı var. İmza toplanmış, toplanmamış, şu kadarmış, bu kadarmış… Mesele bu değil. Mesele başka! Mesele derin!

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar