Kara Kutu… Hadi yüzleşelim…

Kara Kutu… Hadi yüzleşelim…
31 Aralık 2019 08:23

Son zamanlardaki paslaşmalarından ve daha önce yaptığı açıklamalardan anlaşılmaktadır ki, Soner Yalçın’ın Kara Kutu kitabının ilaçlarla ilgili kısmını Cankat Tolunay adında bir farmakoloji profesörü en ince ayrıntısına kadar desteklemiştir. Belli ki kendisi farmakoloji ile uğraşırken, tıp doktoru olduğunu unutmuştur. Neredeyse tüm doktorlar hakkında iftiraya varacak cümleler kurarak saldıran bu şahış, Kara Kutu kitabının basımının ardından o kitabın psikiyatri ilaçlarıyla ilgili kısmının bir bölümünü kendi yazısı olarak OdaTv platformunda paylaşmış, paylaşırken de Kara Kutu’ya övgüler düzmüştür.

 

 

Dr. Semih DİKKATLİ H&H YORUM

 

 
Şimdi bu yazı üzerinden Kara Kutu kitabında yazılanlara ve ilaçlar, doktorlar hakkında yarattığı olumsuz algıya ve çarpıtılmış gerçeklere cevap verelim istiyorum. Bu cevabı verirken bir gerçeğin de altını ısrarla çizmek isterim. İlaç endrüstrisinin güçlü firmalarının bir kısmı, karlarını daha da arttırmak maksadıyla özellikle Amerika ve İngiltere’de türlü yolsuzluklara karışmış, bazı rüşvetçi doktorlar, eczacılar, haberciler, televizyoncular, bürokratlar sayesinde de karlarını katlayarak bugüne gelmişlerdir. Tüm bu yolsuzluklara katılan insanların cezalandırılması, şirketlerin sıkı denetim altına alınması çok önemlidir. Ancak tüm bunlar yapılırken, ilaç şirketlerinin, ilaçların, doktorların, eczacıların, habercilerin tamamını işe yaramaz göstermek de ayrı bir saçmalıktır. Böylesine bir konu incelenirken herkesin sorumlu davranması ve öncelik olarak insan sağlığını gözetmesi çok önemlidir. Bununla birlikte yapılan yolsuzlukların hepsinin karşısına dikilmek de ayrı bir insan olma sorumluluğudur. Kimse ilaç firmalarının ve onlardan aldıkları rüşvetlerle kamuoyunu yanıltan insanların yaptıklarını kabul edecek değildir elbette…

 
Ancak kimse de kapitalist sistemin yarattığı yozlaşmadan payını alan modern sağlık sisteminin tamamımın yarasız olduğunu, doktorların tümünün rüşvetçi olduğunu, ilaçların tamamının işe yaramaz olduğunu iddia etme lüksüne de sahip değildir. Sapla samanı karıştırarak tüm ilaçlara, aşılara, doktorlara karşı çıkanlar ileri de oluşacak ölümlerin, intiharların, şiddetin de doğrudan sorumlusu olacaklardır.

 
Konu insan ve sağlığı olunca kimsenin topyeküncü davranma lüksü olamaz. Her açıdan gerçekleri görmek ve buna göre davranmak mutlak şarttır. İşte bu mantıktan yola çıkarak böylesine bir kitabın eleştirisi işine girdim. Amacım bir çok namuslu insanın dışında gelişen bir çok sahtekarlığı savunmak değil, amacım halk sağlığı açısından doğruları ortaya koymaktır. Konu Soner Yalçın’ın dediği gibi topluca ele alınamaz. Söylediği bazı gerçeklerin çarpıtılmasıyla, tüm ilaçlar ve doktorlara saldırılamaz. Bu öncelikle modern tıptan şifa bulan büyük insan topluluğuna büyük haksızlıktır. Hele ki insanlara yaşanan bu yolsuzluklardan yola çıkarak, ilkel tıp yöntemlerini tavsite etmek, onların ölümüne davetiye çıkarmaktır.

 
Şayet Soner Yalçın popülerliğini arttırma isteği ve daha fazla para kazanma hırsına yenik düşmeden, ilaç piyasasında olan bitenleri, hiç bir veriyi, tarihi ve olayı çarpıtmadan ele alan bir kitap kaleme almış olsaydı, ona saygı duyar ve onu desteklerdim. Ancak o, birçok gerçeği, veriyi, tarihi, olayı çarpıtarak yazdığı bu kitapla halk sağlığına ve modern sağlık sistemine ciddi zararlar vermiştir. Kendisi bizzat ciddi bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Yol yakınken, genelleştirmeci üslubu için herkesten özür dilemeli, hastalık, ilaçlar ve aşılar hakkında söylediği ve yazdığı kastı aşan cümleleri geri çekmelidir. Gerçekten halka doğruları anlatma konusunda samimiyse bu tavrı ondan beklemek hakkımızdır. Şayet bu konuda samimi değilse, işte o zaman onun da başka bir komlonun parçası olabileceğini düşünmemek elde olmaz.

 
Aşılara, ilaçlara, modern tıbba karşı çıkan, modern tıp için “çağımızın vebasıdır” diyebilecek kadar gözü kararan, tüm doktorları cahliikle suçlayan ve hemen hepsi için ilaç firmalarının piyonudur diyen, hepsini rüşvetle suçlayan, gözünü iyice karartarak kendisi hapisteyken onun haklarını onu hiç tanımadan koruyan Profesör Cem Say’ın yazısını sansürleyen, ardından ona ağır hakaretler içeren bir yazı kaleme alan, doktorlara “önce kitabımı okuyun, sonra gelin hesaplaşalım, yüzleşelim” dedikten sonra çağrılarına cevap verenleri köşesinde tehdit ederek er meydanından kaçan birinden böyle sorumlu davranmasını bekleyecek değiliz elbette…

 
Ancak Profesör Cankat Tolunay ilaçlar ve benim açımdan tüm antidepresanlara karşı yazdıkları nedeniyle asla affedilmezler sınıfına çoktan girmiş durumdadır.
OdaTv ‘de kaleme aldığı şu cümleleriyle hatırlayacağım Cankat Tolunay’ı;

 
“Bütün bunlara ilaç firmalarının sahte yayınlarını, yan etkilerini saklamalarını, verdikleri rüşvetleri ve ilaç firmalarının piyonlarının propagandalarını ilave ederseniz ne kadar körleme bir tedavi yapıldığı kolaylıkla anlaşılır.”
İnsanlar şunu bilmeliler, bizler hastalarımıza her yazdığımız reçete, uyguladığımız tedavi ve attığımız her imza için ağır bir sorumluluk alıyoruz. Bu sorumluluğun iki yönü var; vcdani ve hukuki… Yazdığımız bir reçete ya da uyguladığımız bir tedavi için oluşabilecek tüm sonuçların sorumluluğunu alıyoruz.

 
Şimdi Cankat Tolunay ve Soner Yalçın’a bazı sorularım olacak;

 
– Sizler insanlara aşı olmayın, ilaç içmeyin, antidepresanları bırakın derken hangi sorumluluğu alıyorsunuz?
– Sizin söylemlerinizle ilaçlarını bırakan biri intihar ederse size nasıl bir yaptırım uygulanabilir?
– Sizin söylemlerinizle ilacını bırakan biri yeniden ortaya çıkan hezeyanları nedeniyle başkalarını öldürürse, siz nasıl bir sorumluluk alacaksınız?
– Sizin doktorları hedef göstermeniz dolayısıyla hezeyanı olan bir hasta doktorunu öldürürse sonucu kim üstlenecek?
– Sizin söyleminizle, kalp krizi geçirenler, şeker komasına girenler, felç geçirenler kimi dava edecek?
– Mesela bir hafta içinde intihar eden iki doktor sizin aşağılayıcı söylemleriniz onların intihar etmelerine ufacık da olsa katkı sağlamış olabilir mi?
– Ülkede aşı yaptırmayanlar artarsa ortaya çıkan salgın sırasında acı çekerek ölecek bir kızamık vakası çocuğun ellerini tutup gözlerinin içine bakarak acısına ortak olabilecek misiniz?

 
Daha sorular çok ama bunlar yeterli bence…

 
Şimdi kamuoyuna tekrar soruyorum; “sizin için attığı her imzanın, yazdığı her ilacın sorumluluğunu alan doktorlarınıza mı, yoksa söylediği hakkında hiçbir sorumluluk taşımadan sizin ve çocuklarınızın gelecek sağlığı üzerinden sorumsuz ve haksız yere para kazananlara mı inanacaksınız?”

 
Hepinize mutlu, sağlıklı bir yıl dilerim. Umarım, hiçbir ilaca, tedaviye, ameliyata ihtiyaç duymadığınız bir yıl olur ve umarım tüm doktorlar işsiz kalır. Böylece, cansiperane çalışırken karşılaştığımız tüm aşağılamalardan kurtulur ve halkımızın sağlığıyla teselli buluruz.

 
Saygılarımla…
Dr.Semih Dikkatli
Psikiyatri Uzmanı

 

Dr. Semih DİKKATLİ Twitter

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Kara Kutu… Hadi yüzleşelim…
Türkiye’nin Stockholm sendromlu insanları… Doktorlar…
Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor, Bursaspor aslında hiç şampiyon olmamışlardır