İşte gerçek sayılar

İşte gerçek sayılar
18 Kasım 2018 17:30

Hükümet kabinesi halka yanlış bilgiler veriyor.

 

 

 

 

Safile USUL H&H YORUM

 

 
Ki, TÜİK’e de güven duymak imkansız.

 
Bunun son örneği Türkiye’de kişi başına düşen yıllık et tüketimine dair sayılardı.

 
Bakan Pakdemirli şöyle demişti…

 
“Aslında et üretiminde % 60 artışımız var. Bunu unutmamamız gerekiyor. Türkiye’nin bu konuda büyük bir başarısı var. Peki bu başarıya neden ithal ediyoruz. Çok basit bir sebebi var. Türkiye 2002 yılında kişi başı 6 kilogram et tüketiyordu şimdi 15 kilo et yemeye başlamış.”

 
Bir defa, sayıları böyle kullanan bir bakanı herhangi bir projenin başına getirmez hiçbir ciddi şirket.

 
Zira bu sayıda sadece kırmızı et mi var, tavuk, balık da var mı, bunun ayrıştırılmış olarak ifade edilmesi gerekir.

 
Ayrıca bu, kişi başına düşen yıllık et tüketim miktarının sosyal katmanlara, şehirlere dağılımının da sayılarda belli olması gerekir.

 
Şimdi biz ama önce bu 15 kilonun kırmızı et tüketimini ifade ettiğini kabul edelim, ki bakan da bunu demek istedi sanırım, Bakan Pakdemirli’nin şu iki ana soruya cevap vermesi lazım…

 
1-Bu kırmızı et tüketimi nüfusa nasıl dağılıyor? Mesela İstanbul’un semtlerinde kırmızı et mukayeseli olarak nasıl dağılıyor? Ankara’da dağılım nasıl? Mersin’de nasıl? Tüm şehirler için bu sorunun cevabı olmalı

 
2-Yıllık ortalama 15 kilo kırmızı et tüketimi hangi sayıların ortalamasıdır. Bu sayıların tek tek açıklamasının yapılması lazım
Ki, bu sayıları vermeye cesaret edemezler.

 
Adım gibi eminim ki, bu sayıların bir ayağı yıllık 1-2 kilonun altındadır.

 
Mesela asgari ücretle çalışan milyonlarca ailede bulunan kişiler senede 1 kg’ın altında et yiyordur.

 
Var mısınız iddiaya?

 
Bu 15 kilo kırmızı et sayısını ortaya çıkaran diğer sayı mesela yıllık kişi başı 150-200 kg et tüketimidir.

 
Yani, Türkiye’de kırmızı eti toplamda 10 milyon kişi yiyordur farklı oranlarda ama geri kalan tavukluyor. Balık ise, henüz bizim halkımızda tutmuyor.

 
Zira, balık kırsal ülkelerde et tüketimi doyuma ulaştıktan sonra tüketilmeye başlanır.

 
Bizde kırmızı et açlığı hala çok olduğu için balık gastronomisi çok zayıf. Örneğin balık sandviç gibi balığın ucuz satışı dahi tutmuyor. Ben de balık satan, balık sandviç satan yer arayıp duruyorum mesela Avrupa’daki Nordsee gibi.

 
Bu olay Kuzey Avrupa ülkeleri gibi fyord ülkelerinde farklı zira onlar asırlardır balık yiyor ve balıkla doyuyor.

 
Hatta halklarına karşı öyle cömertler ki, midye kovayla satılıyor. Ve, doyasıya midye yiyorsunuz. Bizde 5 midye koyup, insanı tok oturtup, aç kaldırıyorlar. Bakan biraz gerçek dışı yaşıyor. Her’alde sarayda doyuruyor karnını.

 
Onu diyordum…

 
Biz kuzey Avrupa gibi değiliz. Orta ve güney Avrupa gibi kırsalı güçlü ve bu nedenle kırmızı et tadına alışkın bir toplumuz.

 
Bizim halkımız kırmızı ete hala çok aç.

 
Dışarda görüyorum, restoranlarda ve küçük büfe gibi yerlerde hala halk hep kırmızı et sipariş veriyor.

 
Bu belli bir doyuma ulaşmadan balık tüketimi artmaz veya çok tedrici artar.

 
Ayrıca geçen gün de dediğim gibi balıkla dolma sarılmaz, taze fasulye pişirilmez.

 
Nohut da olmaz. Kuru fasulye de.

 
Şimdi, size gelişmiş dünya et tüksetimi sayıları vereceğim.

 
Bakan Pakdemirli’nin verdiği sayının doğru olduğu kabulüyle, bizdeki tüketim senede kişi başına 15 kilo kırmızı et diyorum…

 
Bakalım nüfusu bize benzer olan Almanya’da kırmızı et tüketimi nasıl…

 
Almanya da kişi başına kırmız et tüksetimi yıllık 59 kilo. Bu 2018 sayısı.

 
Kafadan 4 kez daha fazla ortalama.

 
Ama bundan çok çok daha önemli bir husus var ki…

 
Ortalaması 59’u veren sayılarla, ortalaması 15’i veren sayıların ayrıştırılmış olarak incelenmesi lazım.

 
Yani Almanya’da gerçekten herkes senede 60 kilo kırmızı et tüketebiliyor.

 
Bizde ama senede 15 kilo kırmızı eti tüketenlerin sayısı çok az.

 
Bu nedenle, bizde bu ortalamayı ortaya çıkaran ana rakamlardan biri muhakkak, senede kişi başına 1-2 kiloluk tüketimi ifade eden 1 veya 2 rakamı.

 
Sayın Bakan, sizi bu verdiğiniz sayılarla gerçekten ama gerçekten hiçbir ciddi şirket işe almazdı bakan olmasaydınız.

 
Ama neyleyelim ki, bizim ülkede bu işlere siz bakıyorsunuz. Daha doğrusu patronunuz.

 
Bir de…

 
2002’de kırmızı et tüketimi kişi başına 6 kilo imiş diyorsunuz.

 
Evet, ikinci dünya harbi sırasında da 0.5 di muhtemelen.

 
Ama 2004’de 57. Hükümet size bu piyasayı bıraktıktan hemen sonra kuzu eti 15-20 TL idi.

 
Siz, varsa bi’ edanız, iddianız, kalibreniz, bize bundan sonraki seneleri anlatın.

 

 

Safile USUL Twitter

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Seçim bir kılın üstünde gidiyor
Şimdi herkes Mansur Yavaş’ı desteklemeli
Ankara’da fedakarlığı İYİ Parti yapmalı