İslamiyette ruh sağlığımız

İslamiyette ruh sağlığımız
19 Mayıs 2019 12:24

Muhterem Mü’min kardeşler, Kur’an-ı Kerim’in, bazı Sure ve Ayetleri’nin tefsirlerini sizlerle paylaşmak istiyoruz:

 

 

 

Numan ALADAĞ H&H YORUM

 

 

Cenab-ı Allah, Kur’an-ı Kerim’in Fussilet Suresi, Ayet 8 de, “Şüphesiz iman edip iyi işler yapanlar için kesintisiz bir mükafat vardır.” Fussilet Suresi, Ayet 33 de, “İnsanları Cenab-ı Allah’a çağıran, iyi iş yapan ve: (Ben müslümanım.) diyenlerden daha güzel sözlü kim olabilir?” buyuruyor. Mü’min Suresi, Ayet 20 de, “Allah adaletle hükmeder. O’ndan başka taptıkları ilahlar ise hiçbir şeye hükmedemezler. Şüphesizki Allah, her şeyi işiten ve görendir.” buyuruyor.

 

Onun içindir ki, Türkiye Cumhuriyeti devleti’nin, tüm idareceileri, Kur’an-ı Kerim’in, Fussilet Suresi’nin 8 ve 33’cü ve Mü’min Suresi’nin 20’ci Ayetleri’nin tefsirini okuyup, her türlü haram işleden ve ayrım yapmadan, Hz. Muhammed Hadis-i şerif de, şöyle buyuruyor: “İşi ehline veriniz” işi ehline vermeleri konusunda görevlerini yaptıkları zaman, Allah, o idarecilere mutlaka yaptıklarının karşılığını vereceğine inanmalıdırlar. Bu inanç ve duygu da, Türk İslam dünyasına, huzur, mutluluk, sağlık ve bereket getirir ve o idarecilerin işi kolaylaşır.

 

 

Mübarek Ramazan ayında yaptığımız her türlü ibadertleri, senenin diğer aylarında da yapmayı alışkanlık haline getirmeliyiz ki, Cenab-ı Allah, dualarımızı kabul etsin.

 

İslamiyette ruh sağlığımız:

 

Değerli okuyucularımız, ruh ve sinir hastalıkları daha çok dini inançları zayıf ve menfaatler müşterektir (Rüşvet-Haram) ilkesini benimsemiş riyakar “İhanet şebekesi” zihniyetine sahip kişilerde görülür. Bilimsel araştırmalarda alınan sonuçlar da ruh hastalıklarının, daha çok riyakar ve dinsizlerde görüldüğünü ortaya koymuştur. İlgili tıp bilim adamları, gençlerin buhranlı çağlarda başı boş, kontrolsüz bırakılmamalarını, onlara gerekli din eğitiminin verilmesini tavsiye ettiklerini unutmamalıyız?

 

Türkiye genelinde binlerce mağaza zincirine sahip, bazı mağazaların riyakarlığına bakın:
Mübarek Ramazan ayı münasebetiyle, Fetö zihniyeti gibi, riyakarlık zihniyetleriyle, Ramazan’a saygı diye hem Ramazan paketi satıyorlar hem de, helal ürünlerle aynı soğutucu dolap da, DOMUZ eti ürünlerini bir arada satıyorlar.

 

Soru? Allah aşkına; bu ticari kuruluşların yaptıkları, Fetö gibi riyakarlık değil midir? Türk İslam dünyasının, her türlü sıkıntısı riyakar (İkiyüzlü) “İhanet şebekeleri” nin, yüzünden oldu. Fetö’cular, bunun en büyük belgesi değil midir?

 

Onun içindir ki, İslam dünyasının, ibadetlerinin mekruh olmasını istemiyorlarsa o zaman, Türkiye genelinde bu riyakar (İkiyizlü), mağazalara karşı ekonomik yaptırım uygulayarak haddini bildirmeliyiz.

 

İşin en önemli tarafı; bu mağaza zincirleri, RAF bedeli şartı ile Türk sanayicisini-Çiftçisini, ekonomik darboğaza sürükleyerek, işsizliğe sebep oluyorlar. İşsiz kalanların çoğu da, bu mübarek Ramazan ayında, Cenab-ı Allah’ın haram kıldığı ve Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının yassakladığı her türlü ahlasızlık ve günah işlemelerine yöneliyorlar ve Hükümetin işlerini zora sokmaya sebep oluyor.

 

DOMUZ eti ürünlerini ve RAF bedeli şartını uygulayanlara dur diyebilmek için, Mühendis Binali yıldırım’ın, “Lafla Millilik olmaz” sözünü esas alarak, başta Diyanet işleri başkanlığı olmak üzere, Maliye-Sağlık-Tarım bakanlık’larının, acilen bu işe el atıp dur demeleri gerekir. Eğer ki, bu işe dur denilmediği zaman, DOMUZ eti sattışını helal ürünlerle birarada yapan ve RAF bedeli şartı ile haksız rekabet yaparak, insanların günah işlemesine sebep olanlara dur denilmediği zaman ilgili kurumlar, bu günahlara ortak oluyor demek değil midir?

 

ÖNERİ: İlgili kurumlar, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in hadis-i şeriflerinde: “Kötü kişiyi anmaz, kkötülüğünü söylemezseniz halk nereden bilecek onu? Kötü kişiyi kötülüğü ile anın da halk, ondan çekinsin. buyuruyor. Bu hadis-i şerif-i esas alarak, binlerce mağaza zincirine sahip kurumun yaptıkları, dinden haram olan ve işsizlik oluşturanlara, sigara yasağı gibi caydırıcı kanunlar çıkarılarak, acilen dur demeleri gerekir. Eğer dur denilmediği zaman, RAF bedeli şartı ve DOMUZ eti ile helal ürünleri bir arada satanların işlerine, ortak olmak ve kendi çalışmalarını zora sokmak değil midir?

 

Oruç tutan müslüman kardeşlerimiz, DOMUZ eti ürünleri ile helal ürünleri bir arada görünce psikolojisi bozulup, üzülüyorlar ve bu üzüntü de insanların hastalıklara yakalanmasına sebep oluyor. Bu hastalıklar da, zaman ve iş gücü kaybına sebep oluyor.

 

NOT: RAF bedeli şartı ve DOMUZ eti ürünlerinin, helal ürünlerle birarada satışının, Ramazan ayı ile ne ilgisi var diye düşünebilirsiniz: İyice araştırdığınız zaman, ilgisi var mı, yok mu diye açıkça gerçekleri göreceksiniz.

 

Din insanlar ve onların meydana getirdiği toplumlar için en büyük ihtiyaç ve gerekli temel taşıdır. Bir din ne kadar güçlü temellere ve ne kadar derin hikmetlere dayanırsa, değeri de o oranda artar. Şüphesiz İslam dini bir çok üstün vasıflara haiz olduğu gibi. bahsettiğimiz bu özelliklere de sahiptir.

 

Tarih boyunca hiçbir toplumun dinsiz yaşadığı görülmemiştir. Bu ihtiyaç zaruri ve vazgeçilmez demirbaş bir ihtiyaçtır. Müslümanım diyebilenin mutlu bir yaşamı olabilmesi için, hayatın bir kısım zevklerinden ve alışmış olduğu gayrimeşru alışkanlıklarından uzaklaşması ve başkalarına karşı fedakar ve anlayışlı olması şarttır.

 

Allah yolunda uzaklaşanların sıkıntıya düştüklerini ve daima ruh hastalıkları ile karşı karşıya olacaklarını unutmamalıdırlar?

 

Akıl denilen cevher, daima insanı Allah’a, Kur’an-ı Kerime, Hz. Muhammed (s.a.v.) ve hadis-i şeriflerinin gereğini yapmaya sevk eder. Daha doğrusu insanoğlu Allah’ın emrettiklerini yapmakla yükümlüdür. Bu duygu herkeste mevcuttur, sosyal yönden de zorunludur, insan yaşadığı müddetçe de devam edecektir. Onun içindir ki hiçbir kimse inançsız yaşayamaz; Allah korkusu olmayan, ailesini ve Vatanını düşünmeyen ve daima nalet ve nefretle anılmaya layık kimseler hariç, herkes Allah’a inanmak zorundadır.

 

Bugün Ruh hastalıkların ilmi olan psikiyatri; Ruh ve sinir hastalıklarıyla çeşitli şahsiyet ve intibak bozukluklarında, ruhi faktörlerin en hassası ve birinci derecede rol oynadıklarını kabul etmiştir.

 

Modern tıbbın bilimsel tetkikleri; hükmetme duygusu ve kendini gösterme talebinin veya insanın gurur, arzu ve isteklerinin karşılanamaması yüzünden ruhi tatminsizliğin ortaya çıktığını belirtmek suretiyle, bunların ruh ve sinir hastalıklarının oluşmasında veya ruh sağlığının bozulmasında birer ruhi faktör olduklarını savunmuşlardır.

 

Burada ”Ferdin arzu ve isteklerinin yerine getirilememesi, böylece ruhi tatminsizliğin ortaya çıkması” konusu üzerinde eğildiğimiz zaman ruhi tatminsizliğin başında ”Dini inançtan yoksun olma ve haram kazanç elde etmeyi meslek edinen” başka bir ifade ile ‘‘Dini doyumsuzluk” gelmektedir.

 

Din tacirliği yaparak, perde arkası kendisini rüşvet ve haram kazanç elde etmeye adayan ve bunlara bile bile göz yumanların, dini inançtan yoksun olmanın da doğurduğu iç sıkıntısı, zamanla şiddetlenerek, ferdi çeşitli ruh hastalıklarına, şahsiyet ve intibak bozukluklarına sürükler. O zaman ailesinin ve Vatanının huzurunu düşünüyorsa, insanların bu olumsuz felaketlerden uzaklaşması ve mutluluğa erişebilmesi için, diğer tedbirler yanında İslam dininde ki prensiplere de kesin olarak bağlanmaları ve icra etmeleri gerekir. Çünkü, insanın bu prensiplere uymak şartıyla ancak gerçek vicdan sahibi bir Müslüman olabilir ve gerçekten iyi bir ruh sağlığına kavuşabilir.

 

Türk asıllı Hindistan vatandaşı, hafız Abdulkerem Burakhanlı diyor ki: “İnançlı insanlar, daha az hastalıklara yakalanır”

 

Ruh hastalıklarının en önemli sebeplerinden biri de soya çekimdir. Ruh hastalığı olan anne, babanın çocuklarının hastalanması sebeplerinden biri de, ruh hastalığı olmayan anne babanın çocuklarından daha fazladır. İrsiyet yolu ile intikal eden uygun yapının hastalanması için, bunun filizlenip gelişmesini sağlayacak uygun çevre ve tesirlerin olması şarttır.

 

RUH HASTALIKLARI VE SEBEPLERİ:
Ruh hastalıkları birden bire, bir olayın etkisiyle ortaya çıkmaz. Ancak hastalık, kişinin psikolojik yapısında yıllarca kronikleşip geliştikten sonra, herhangi bir sebeple patlak verir. Bu ana kadar da insan yavaş yavaş ruh sağlığından uzaklaşır. Ne yazık ki bu sure içinde, kişinin ruh sağlığının yıkılışının farkında olamıyoruz. Bu da ruh hastalıklarının sebeplerini, ilk bozukluklarını, gelişme devrelerini kavrayamamaktan kaynaklanmaktadır.

 

Ruh hastalıklarının sebeplerini iki temel bölümden araştırmak gerekir:
1- Hazırlayıcı sebepler (Gerçek sebepler).
2- Meydana getirici sebepler (Bencilik ve çıkarcı-kamçılayıcı-rüşvete odaklanan sebepler).

 

HAZIRLAYICI SEBEPLER:
1- Dini inançlardan yoksun olma,
2- Irk,
3- Daima dünya işleri ve cüzdan muhasebesi hesaplarını yapmak,
4- Haram yemesi tescilli olduğu halde, halen dürüstüm diye direnmek ,
5- Uygun bir beden yapısına sahip olma,
6- Bekarlık ve evlilik hali,
7- Erginlik ve yeni yetmezlik,
8- Meslek ve meslek uyuşmazlığı,
9- Kültür ve medeniyet,
10- İç salgı bezleri,
11- Mevsimler ve iklim,
12- Hamilelik dönemi,
13- Rüşvet ve haram faaliyetleri olan idareciler,
14- Vatan sevgisi ahlakından yoksun olmak,
15- Bencillik duygularına odaklanıp, yardımlaşma ve paylaşmadan mahrum olanlar,
16- Tasarruflarına verilen sorumlulukları, bireysel çıkarcılık amacıyla kullananlar,

 

MEYDANA GETİRİCİ SEBEPLER:
1- Organik-fiziki faktörler (zehirli meddeler, vitaminsizlik, beden hastalıkları, enfeksiyonlar, yorgunluk gibi.):
2- Psikolojik sebepler (Duygu, heyecan ve sosyal yaşamla ilgili):
3- Ruh ve beden temizliğine önem vermemek:

 

Bu aziz mübarek Ramazan-ı şerif hürmetine, cümle vatan şehitlerini, Cumhuriyetimizin kurucusu Mareşal Fevzi Çakmak’ı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle, gazileri minnetle anar. Hasta ve yaralılara acil şifalar dileriz.

 

Kaynakça:
Hindistan İslam aleminin, ünlü din adamlarından, Mevlevi Prof. Dr. Seyyid Asaf Ali (Kur’an-ı Kerim tefsir Hocası).
Hadis-i şerifler: Hz. Muhammed ve Hadisleri Yazar: Abdulbaki Gölpınarlı 3’cü baskı Okat yayınevi Kasım 1964

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Eğitim ve öğretimin önemi
Çocuklarınızın sağlığı, raf bedeli şartı ile güvence altında
30 Ağustos Zafer Bayramı ve hicri yılbaşı kutlu olsun