İsimsiz Kahramanlar

İsimsiz Kahramanlar
23 Ağustos 2012 16:20

Yazıma Büyük Türk Milletinin bağımsızılığını temin eden Kahraman T. S. K.’nin T.C.’nin kuruluşunun müjdecisi olan Zafer Bayramını kutlayarak başlamak istiyorum:

Ulu önder ATATÜRK’ün önderliğinde Kahraman Türk Ordusu, Çanakkale Zaferinden sonra milli bir bütünlüğün oluşması yolu ile, Türk Kurtuluş savaşını kazanmış ve laik, demokratik, iktisadi demokrasiyi içeren ATATÜRK ilkelerine bağlı T.C.’ni kurmuştur.

Gurur ve iftihar kaynağımız Kahraman Türk ordusu her zaman huzur ve bütünlüğümüzü sağlayan ve Ulu önder ATATÜRK’ ün işaret ettiği yöndeki hedefimize gidişimizi engellemeye çalışanlar ve zorluklar karşısında bizi destekleyen koruyan ve kollayan en büyük güvence olmuştur, olmaktadır ve eminiz ki gelecekte de olacaktır. Kahraman Türk silahlı kuvvetleri, Cumhuriyetimizin kuruluşundan günümüze kadar yurdumuzu iç ve dış tehditlere karşı korumuş, toprak bütünlüğümüzü ve ulusal çıkarlarımızı sadece silahlı caydırıcılığı ile değil aynı zamanda iman gücü ile korumuştur.

Türk orduları Yüce Yüce Türk Milleti’nin Tarih sahnesinde yer alıp devletler kurmaya başladığı andan itibaren binlerce yıldır var olmuştur. Ulusumuzun ve ordularımızın Dünyadaki, inkar edilemez saygın yeri geçmişte olduğu gibi günümüzde de sürmektedir.

Türk Milleti, iki yüzlü değildir,asildir. Onun bütünlüğünü bozmak isteyen Milli benliğini yitirmiş, bencil ve anlık düşünce zihniyetine haiz ve çıkarlar karşısında ulusal değerlerden maddi manevi taviz veren, iç ve dış ihanet şebekeleri Türk Milletini anlamak için önce onun şanlı tarihini inkar etmek gerektiğini bilmelidirler.

”Kültür, medeniyet ve tarih nedir” bilgisinden mahrum ve ülkemizin gelişmiş bir sanayi toplumu olmasını engellemek için onu boş ve lüzumsuz çekişmelerle oyalamaya çalışanlar; 98 yıl önce bire bir yaşanmış ve tarihte de unutulmayacak bir yeri olan, Çanakkale savaşı ile ilgili anlatacağımız hafızalardan silinmez olayı okuyup iyi değerlendirmelidirler:

İsimsiz Kahramanlarının hatırasını yayınlayarak Türk Milletinin kudret ve kabiliyetinin, vatanseverliğinin tek ve sonsuz güce sahip ve teminatı silahlı kuvvetlerimizin kültür ve medeniyet tarihindeki yerini gösteren bir örneği Türk gençliği ile paylaşmayı milli bir görev olarak saydık.

İsimsiz Kahramanların hatırası:

Yıl 1914 Avusturalya’ya yerleşen iki Osmanlı Türk’ü hayatlarını Silver City şehrinde idame etmekte iken, Çanakkale savaşı sırasında Halife’lerinin İngilizlere karşı Sancak-ı Şerifi çıkardığını ve bütün müsluman’ları cihada çağırdığını öğrenirler.

Avusturalya’dan Çanakkale cephesine gönderilmek üzere asker toplanmaya karar verilmiştir.

İki Türk şehrin valisine çıkarak şöyle derler:

”Halifemiz size karşı harp ilan etmiş. Bizim de iki Türk Müslüman olarak buna icabet etmek vazifemizdir. Fakat biz sizin bu kadar zamandır ekmeğinizi yedik. Bırakın gidelim. Sizinle cephede savaşalım. Burada size karşı savaşmayı nankörlük sayıyoruz.” Vali gülmüş ve iki Türk’ün taleplerini reddetmiş: ”Bizi tehdit mi ediyorsunuz?demiş,haddinizi bilin, edebinizle oturun oturduğunuz yerde “

Buna karşılık İki Türk de: ”Eh ne yapalım, bizden günah gitti” diye söylenerek uzaklaşmışlar. Hemen neleri varsa hepisini satıp, iki makinalı tüfek ve bol cephane edinmişler. Sonra?

Sonra da Çanakkale’ye gemi ile gönderilmek üzere limana sevk edilecek olan Anzak askerlerini taşıyan trenin geçeceği dar bir boğaza gidip mevzilenmişler. Namazlarını kılıp helallaştıktan sonra, kazdıkları siperlere yerleşmişler.

Üzerinde elde dikilmiş bir Osmanlı bayrağının dalgalandığı bu siperlerin hizasına gelince, raylar üzerinde yığılmış taşlar treni durdurmuş ve o tren, yedi yüz (700) Anzak askerini ölü ve yaralı olarak orada bırakmak zorunda kalmış.

Etraftaki dağ ve tepelerde kalabalık düşman kuvveti arayan düşman, bütün bu savaşı verenin sadece şehit edilen iki kahraman olabileceğine çok zor inanmış. Türk İslam aleminin gönlündeki hakimiyetini bilmeyen İngiliz valiye de o iki Kahramanın mübarek Naaşlarını selamlamaktan başka yapacak bir şey kalmamış.

Avusturalya hükümeti, 1995 yılında İsimsiz Kahramanların Anıt Mezarını yaptırdı.

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ IRKÇI DEĞİLDİR:

Türk Milletini Vatan ölçüsünde bütünleştirmeyi Milli görevlerden biri sayan Türk milliyetçiliği, Türkiye’de bir azınlık ırkçılığına asla izin vermeyecektir.

Irkçılık çemberini genişletmeye çalışan, geçici memnuniyetçilik (Maddiyatla insanları tembelliğe alıştırma) borsasını oluşturan bir avuç ihanet şebekesi hayal kırıklığına uğrayacaklarının bilincinde olmalıdırlar.

Türk milliyetçiliğinde, Türk eğitim müeseseleri ulusal terbiye (Ahlak) vasıtasıyla elde edilen Milli kültürün kişisel şahsiyetleri geliştirerek Türk insanını başka milletlerin fertlerinden ayrı, seçkin ve üstün bir seviyeye çıkartmıştır.

Zafer Bayramı’nın Akçakale ile ilgisine de değinmek isterim.

Sanayi ötesi toplum ülkeler; görünürde petrol kavgası veriliyorlar ama asıl kavga, gelecekleri için, perde arkası temel gıda (Protein) hammaddesi sorunlarını teminat altına alma kavgası vermektedirler.

Türk ordusunun yükünü hafifletmede, Şanlıurfa – Akçakale (Harran ovası) stratejik bir etkinliğe sahiptir. Bu stratejik etkinliğin varlığını hissettirebilmek için, Şanlıurfa da tarımla ilgili faaliyet gösteren il tarım müdürlüğü, zıraat fakültesi, zıraat mühendisleri odası, il ve ilçe zıraat odaları’nın koordineli çalışmaları gerektiğini unutmamalıyız.

Bencillik, anlık düşünce ve tembellik var oldukça, huzur ve refahtan bahsedemessiniz.

Türk milliyetçiliğinin politikada bağlı olduğu rejimin varlığından bahsedebilmemiz için, ilk önce iktisadi demokrasi’nin varlığı gerekir.

Türk milliyetçiliğinde demokrasi dil, ahlak, din, hak ve hüriyet, ve insana yönelik toplumsal ve sosyal değerlerimiz nedeni ile ulusumuzun kaçınılmaz rejimidir.Bu ülkede baskıcı politik görüşler uzun süre uygulanamaz.Tersini düşünmek gaflettir.

Türk Milleti’nin varlığını devam ettiren, kişiler arasındaki mukadderatta birlik ve beraberlik duygusu ortak tarih şuuru ile beslenir.

Geçmişin kederli ve sevinçli bin bir olayı içinde beraberce yoğrulmuş olmak inancı, Yüce Türk İslam alemi’nin birliğini perçinleyen ve milletin topluca geleceklerini teminat altına almaya yönelmesini sağlayan ana temel üretim ve tasarruftur.

Genç nesillere geleceğimizin teminat altında olması için üretken bir sanayi toplumu olmamız gerektiğini anlatmalı’yız. Sanayi toplumu olmadan da sanayi ötesi toplum olunamıyacağını unutmayalım.

Bu ülkede yaşayanları kardeşlik bağlarıyla birleştirerek kader birliğine yönelten din, Türk tarihinde samimiyetle yaşanan İslamiyettir.

Bunun bilincinde olan Türk milliyetçiliği ve askerlik kültürü İslamiyeti daima kutsal tutmuş ve tarihten günümüze kadar kazanılan Zaferler de bu yolda iman ve inançla elde edilmiştir.

TÜRK ULUSU VE ORDU :

Orduda ulus gibi; dünü, bugünü ve yarını olan sürekli bir kuruluştur. Kendi yapısına has yerleşmiş bir yasası, düzeni ve disiplini olan ulusal ve tarihi bir ocaktır.

Ordu İnsanlara ruh ve beden terbiyesi veren, gönüllere şevk ve heyecan katan bir eğitim (Okul) müesesesidir. Burada yanlız savaş san’atı öğretilmez. Bir ve birlik olmanın fazileti öğretilir. Ordunun bir ideali, bir felsefesi ve bir kişiliği vardır. Ordu, bir ulusun tarih içindeki akışını sağlayan şah damarıdır.

Büyük ordu, şerefli bir geçmişi olan, savaşların tecrübesini damarlarında taşır. Güçlü ordu, çok sayıda ve yüksek teknolojiye dayalı silahı olan ordu değil, cesur disiplinli, bilgili ve İmanlı bir ordudur. İşte Türk ordusu böyle bir ordudur. Kahraman ordu, isimsiz Kahramanlara sahiptir ve Zafer kazanmasını bilir.

Cenab-ı ALLAH, Yüce Türk İslam alemini ve Türk ordusunu geçici memnuniyetlilik ve tembellik kültürlerine sahip kişilerin şerrinden muhafaza dileklerimizle, ALLAH’ ın Selamı ve başarısı üzerinize olsun. Nice Zaferlere.

Vatan Şehitlerini, T.C.’nin kurucusu M. K. ATATÜRK’ü ve nesli tükenmiş müslümanları rahmet, gazileri minnetle anıyoruz. Yaralılara acil şifalar dileriz.

Şunu bilelim ki Ordumuzu yenmedikçe ülkemizi bölemezler.Onu da şimdiye kadar bin yıldır kimse başaramadı.

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Ekonomik terörle mücadele ederek, Cumhuriyeti payidar kılalım!
Ziraatçı Mustafa Amca’dan sağlık tavsiyeleri
Eğitim ve öğretimin önemi