İktidar seçimleri kazanmak için bütün dümenleri hazırlıyor

İktidar seçimleri kazanmak için bütün dümenleri hazırlıyor
30 Mayıs 2018 19:57

Kaç defadır RTE’nin ”Atı alan Üsküdar’ı geçti” yöntemini uygulayarak seçimleri-milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimleri-kazanmak için uğraşacağı konusunda hem seçime katılan muhalefet partilerini ve dürüst vatansever yurttaşlarımızı uyarmak amacıyla bu köşeden okuyucularım vasıtasıyla uyarı yapıyordum ki, bu öngörümün doğruluğu şimdilik aldıkları iki kararla ortaya çıkmıştır; açıklamadıkları uygulamaları ise seçim akşamı ortaya çıkacaktır, sakın bundan kimse şüphe etmesin.

 

 

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

”Alışmış kudurmuştan beterdir” ve ”Bir yapan bir daha yapar” atasözlerini anımsatarak konuya geçelim.

 

Birkaç gün önce AKP hükümeti liderlerinin her zaman yaptığı gibi despot ve antidemokratik direktifiyle iki zulüm kararı aldı.

 

Bu kararlardan birisi medyaya yansıyan şekliyle ”İktidarın 24 Haziran korkusu:Anormal engelleme açıklaması.Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, 24 Haziran’daki seçimlere kısa bir zaman kala gözdağı gibi bir açıklama yaptı.Bakanlık ‘anormal’ olarak nitelendirdiği yayınların seçim zamanı engelleneceğini açıkladı.Medyanın % 93’nü elinde bulunduran iktidar, seçim günü sosyal medyayı da abluka altına almak için çalışmalarını hızlandırdı.Ulaştırma Bakanlığı yetkilileri , 24 Haziran’da Emniyet, Milli İstihbarat Teşkilatı(^MİT) ve hackerlerin birlikte çalışacağı sistemin altyapısını hazırladı.”

 

Diğer bir karar ise ”Sandık güvenliği bahane edilerek Güneydoğuda bazı sandıkların birleştirme uygulaması” ile ilgiliydi ki bu kararla HDP’yi baraj altında bırakıp en az 60 milletvekilinin AKP’ye geçmesini sağlamak ve cumhurbaşkanlığı seçimine blok halinde oy kazandırmak amacı güdüyor.

 

Çünkü HDP’nin iddiası şu ki, birleştirme kararı alınan sandıklarda en fazla oy kazanacaklarını iddia ediyorlar ve bundan AKP’nin haberinin olmaması ve bu birleştirme uygulamasını taammüden yaptığı çok açıktır.

 

Çalacakları minareye kılıf hazırlıyorlar.

 

Bu koşullar altında yapılacak seçime sağlıksız ve antidemokratik seçimler demek bile tariften acizdir, çünkü doğrudan doğruya her zaman yaptıkları gibi bir oy talan etme seçimi demek yerinde olur.

 

En son bu oy talanını 16 Nisan 2017 referandumunda yaptılar ve kendilerinin inandıkları jargonun içerdiği anlam ile ganimetin üstüne oturdular.

 

7.Yüzyıl Arap talan zihniyetinin ürünü olan ”ganimet”in üstüne bir defa daha oturmak istiyorlar.

 

Çünkü AKP iktidarı yetkilileri ve yandaş yalakaları korku içinde titremektedirler.

 

Seçimleri kaybettikleri an kendilerini uzun yıllar sürecek bir yargılamanın içinde bulacaklardır.

 

Temel Karamollaoğlu’nun en son demeci ile ”AKP’lilerin en az % 70’i yargılanır…” ifadesi dikkate şayandır.

 

İşte bu ahval ve şerait(haller ve şartlar) altında başta RTE olmak üzere tüm AKP’nin icra ve yasama makamında bulunan zevatı(kişiler) ile yandaş ve yalakaları seçimleri hile ve hurda ile de olsa kazanmayı kendilerini zorunlu görüyorlar.

 

Bu yolda aldıkları ve yukarıda bahsi geçen birinci yasadışı zorba kararla, seçim hilesi yapılacak durumlarda yurtsever kitlenin demokratik haklarını kullanmak üzere sokak gösterileri yapmasından oldukça korkuyorlar; ne de olsa ”Gezi” gibi ağır bir sendrom deneyimine sahipler.

 

İşte yurtsever kitlenin demokratik hakları olan demokratik sokak gösterilerini önlemek için seçim günü ve gecesi sosyal medyanın sesini gerektiğinde sıfıra kadar indirecek şekilde kısmak veya tamamen susturmak istiyorlar.

 

Zira çok yakın tarihte bilhassa Ortadoğu’da gelişen ve adına ”Arap Baharı” denilen ve diktatörlerin indirildiği kitle hareketlerinde toplayıcı güç sosyal medyaydı.

 

Böyle olmasını asla istemiyoruz ama iktidar bu nedenlerden dolayı sosyal medyadan çok korkmaktadır.

 

Burada iki hususu anımsatmaktan kendimi alamayacağım.

 

Bunlardan biri iktidar bu seçimlerde hile hurda yapmayacaksa neden bu şekilde sosyal medyayı baskı altına alsın?

 

Diğeri de yaygın medyanın yukarıda bahsi geçtiği gibi yüzde 90’dan fazlası zaten tutsağı olmuş; bu korkunun kaynağı nereden geliyor?

 

Şunu da açıklıkla belirtelim ki, önceki seçimler ve referandumlarda iktidarın oy çalma hususlarında nasıl da hile hurda yaptığını muhalefet partileri ve seçmenleri çok iyi bilmekte ve bu nedenle hem deneyim sahibiler ve psikolojilerini bu ağır cürümlere karşı hınç bürümüştür ki, bu hıncın yapacakları yeni bir oy talanı ile yukarıda belirttiğim şekilde demokratik sokak gösterilerine dönmesinden çok korkmaktadırlar.

 

Çünkü bu şekilde dünya kamuoyuna açık bir şekilde rezil olmaktan çok korkmaktadırlar.

 

Bu kısımla ilgili olarak şunu belirtmek isterim ki, iktidarın ve cumhurbaşkanları adayının oy oranları muhalefetin oy oranlarından aşağıda olduğu-kesinlikle aşağıda-ve bu durumda alacakları hile hurda yöntemlerine karşı, oy talanı yapmayacaklarını anladıkları an çevirecekleri bir numara ile seçimi iptal edeceklerdir.

 

Tüm bu nedenlerle muhalefete mensup seçime katılacak siyasal partilerin ve yurtsever seçmenlerinin iktidara karşı çok dinamik ve uyanık bir fotoğraf vermeleri, birlikte devinim göstermeleri gerekmektedir.

 

Çünkü seçim gününde ve gecesi oy sayımında hazırladıkları alternatifli hile hurdanın çoğunu saklı tutmaktadırlar.

 

MUHARREM İNCE HALKA BÜYÜK PROJELER SUNMALIDIR

 

Muharrem İnce’nin seçim kampanyasının nasıl gittiğini sorarsanız, oldukça iyi derim ama bir eksiğini anımsatmaktan da kendimi alamam.

 

O nedir? Diye soracak olursanız, bunun seçmene büyük projeler sunmaması olarak tanımlarım.

 

Önce siyasal propaganda ile ilgili bir bilgiyi paylaşalım.

 

O da seçmenin büyük projeler sunan siyasal partilere veya siyasetçilere oldukça meylettiklerini çok iyi biliyoruz.

 

Elbetteki bu projeler hem kalkınma, hem de insan hakları ve demokrasi alanlarında kendini göstermektedir.

 

Geçmiş yıllarda ve şimdi de RTE’nin hayali ve aslı olmayan büyük projeleri seçmene sunmsının nedeni kendisine verilen propaganda tekniğine dayanmaktadır.

 

İstanbul kanalı projesi, yerli otomobil, yerli savaş uçakları, ileri demokrasi ve bir sürü yalanı Türk halkına büyük projeler olarak sunmaktadır ve ne yazık ki bunda da çok başarılı olmuştur.

 

Muharrem İnce’nin teknik ve kalkınma anlamında büyük projeler sunması çok önemli değil.

 

Muharrem İnce’nin sunacağı büyük projelerin eksenini RTE’nin Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet ve buna dayanan demokratik düzeni bozduğu tüm yıkıcı kararları işlemden kaldıracağını ve bozulan her şeyi tekrar aslına kavuşturacağını halka sunmasıdır.

 

Bu kapsamda olmak üzere tekrar parlamenter düzene en kısa zamanda döneceğini seçmene vadetmelidir.

 

Geçenlerde bir televizyon programında ‘’Parlamenter düzene dönecek misiniz?’’ sorusuna ‘’Hemen değil, bir süreç içinde bunu yapacağız, önce yargı sistemini buna uyumlu hale getireceğiz…’’ yanıtı kitleleri hayal kırıklığına uğratmıştır.Yargı sisteminin bugünkü halinin cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile ne ilgisi var, doğrusu anlayamadım, zira zaten bugünkü yönetim yine parlamenter sisteme göre olmaktadır, yargı bu haliyle işlemiyor mu?

 

Bu bahane seçmende ikilem ve güvensizlık doğurur ve Muharrem İnce kendisi için çalışıyor algısına rahatlıkla yol açar.

 

Diğer taraftan ‘’Bayrama ülkelerine giden Suriyelileri tekrar kabul etmeyeceğiz, burası aşevi mi…’’ söylemi son derece cılız ve bu konuda bizar olan Türk halkını tatminden çok uzaktır.

 

Bu konuda ‘’Türk ulusunun sırtına binmiş 5 milyon Suriyeli’yi insani bir şekilde muhakkak ülkelerine bir program dahilinde göndereceğiz’’ demelidir ki, topraklarımızı bir arapsevici olarak Araplara işgal ettiren RTE’ye karşı büyük projedir.

 

Muharrem İnce, RTE’nin bozduğu yargı, emniyet, eğitim, asker ve askeri okullar ile askeri hastaneleri tekrardan Atatürk’ün akıl ve bilimle donattığı Atatürkçü yapıya yeniden ve behemahal kavuşturacağını vaetmelidir.

 

RTE’nin Atatürk, bilim ve akla olan hıncı ile bozduğu her şey ortada ve bunları aynıyla gerçek hüviyetlerine kavuşturmak çok büyük projelerdir.

 

Muharrem ince bunları tekrar tekrar öylemekten çekinmemelidir.

 

Muharrem ince geçenlerde RTE’nin diplomasızlığı ile ilgili olarak sınıf arkadaşları ile verdiği fotoğraf ve çıkışı çok yerindedir ve son derece sempatiktir.

 

Ki, bu çıkış ileride RTE iktidarını kaybettikten sonra anayasaya aykırı olarak cumhurbaşkanı sıfatıyla imzaladığı her şey, kanunlar, KHK’lar, dış anlaşmalar ve bir sürü cürmü iptal olunacaktır ki, Atatürk’ün Türkiyesini restore işinde bu durum çok yardımcı olacaktır.

 

Cumhurbaşkanı olarak diploma çok önemli olduğu gibi siyasette de ülkenin ve yurttaşların gönencine(refah) büyük büyük katkılarda bulunur.

 

Siyasette diplomanın önemli olmadığı görüşü son derece yanlıştır.

 

Üniversite tahsili hangi dalda olursa olsun, insanlara analitik düşünme yeteneği ve kavramsal bilgiler kazandırır.Tahsili olmayan birinde bunların bulunması olası değildir.Kavram bilgisi olmadan danışmanları kullanarak siyaset yapmak akıl dışıdır.Kavram bilmeyen bir siyasetçi danışmanlara neyi sorup, neyi öğrenecek ve danışman siyasetçinin isteği dışında kendisine herhangi bir konuda bilgi sunsa bile onu anlamaktan çok acizdir ki, bunun en somut örneği RTE’dir ve bu nedenle ülkenin geldiği vahim durum ortadadır.

 

ABD ve bir çok ülkede parlamentolar iki meclislidir ki, 1980 darbesinden önce de TBMM çift parlamentoya sahipti, ‘’Millet Meclisi’’ ve ‘’Senato’’dan oluşuyordu, milletvekili olmak için sadece okur-yazar olmak yeterliydi ama senator olmak için muhakkak 4 yıllık üniversite mezunu olmak gerekiyordu ve TBMM Genel Kurulu’ndan geçen yasalar kaliteli olması için bir de son olarak üniversite mezunlarının oluşturduğu ‘’Senato’’dan geçiyordu.Elbetteki bu uygulama tahsilin önemine binaen yapılıyordu ve bana göre kaliteli bir yönetim ve dünya standartlarında bir demokrasinin oluşması içinTBMM tekrar bu iki meclisli sisteme geçmelidir.Tıpkı ABD’deki temilciler meclisi üyeleri ve senatörler gibi.

 

Üniversite tahsili fikir ve çözüm üretme yeteneği ile birlikte, uzman danışmanlardan ileri derecede yararlanma olanağı sağlar ki, bunun aksini düşünebilecek yetkin bir üniversite mezunu şahsen düşünemiyorum.

 

Muharrem İnce çok daha radikal çıkışlar yapmalı ve RTE’ye meydan okumalıdır, kendisini kitlelerin önünde sık sık bir televizyon programında tartışmaya davet etmelidir-bilgisizlik yüzünden karşısına çıkmayacağı bilinen bir durumdur-, zira kitleler bu meydan okumayı olumlu yönde değerlendirecektir.

 

Cumhurbaşkanı ki, Türk töresinde bu daha yüksek bir duygudur, bir milletin lideridir.

 

Lider olmaya aday bir kişi rakiplerine meydan okur ve meydan okumayandan asla lider olmaz.

 

Bundan sonra Muharrem İnce’den RTE’nin bozduğu Cumhuriyetimizin restorasyonu hususunda büyük projeler sunmasını bekliyoruz, zira söz konusu olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yıklıma tehlikesidir.

 

Ve, seçim günü yaklaştıkça RTE’nin hakarete dayalı salvolarının artacağı bildiğimiz bir durumdur.

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Titanik batıyor
Diyanet başkanı Ateizm ve Deizm ile mücadele edeceğine Cumhuriyet ile kavga ediyor
FETÖ’nün piçleri!