İki milletvekiline yapılan polis zorbalığı ile parlamenter sistem lağvedildi

İki milletvekiline yapılan polis zorbalığı ile parlamenter sistem lağvedildi
14 Temmuz 2016 09:30

Tabii ki CHP’nin iki milletvekili olan Eren Erdem ve Namık Havutça’dan ve bunlara polisin yasa dışı olan muamelelerinden bahsediyorum.

 

 

 

 

İbrahim Özdoğan H&H YORUM

 

Eren Erdem İstanbul, Namık Havutçu ise Balıkesir milletvekili.

 

Kamuoyunun yakından bildiği gibi her iki milletvekili de bayramda hukuksuz bir şekilde polis zorbalığına maruz kaldılar.

 

İsterseniz önce kısaca polisin zorbalık yaptığı iki olayı anlatalım.

 

Eren Erdem bayram münasebetiyle yurt dışında bulunan ailesini ziyaret etmek istiyor.

 

Uçağa biniyor ve biraz sonra polisler gelip, yurt dışına çıkamayacağını bildirerek aşağı indirip havaalanı polis merkezinde gözetim altında bulunduruyorlar, sonra da serbest bırakıyorlar.

 

Namık Havutçu ise yine bayram münasebetiyle ailesi ile birlikte Bozcaada’ya gidiyor ve dönüşte özel otomobilinin çakar lambalarını yakarak, rezervasyonsuz olarak feribota binmek isteyince polis kendisini durdurup kimliğini ve arabanın evraklarını istedi.Kimliğini polise gösteren Havutçu, arabanın evraklarını vermek istemedi ve defalarca milletvekili olduğunu söyledi.Bunun üzerine polis milletvekilini polis merkezine götürmek istedi.Fakat çok haklı olarak Namık Havutçu buna direndi ama yakında bulunan bir çay bahçesine götürmeye ikna ettiler.Daha sonra da uyguladıkları yöntemle adamcağızı polis merkezine götürmeyi başardılar ki burada üç saat alıkoydular..Sonra da dolaylı olarak gözetim altında tutulan milletvekili serbest bırakıldı.Polis merkezi çıkışında Namık Havutçu ”Yanlış anlaşılan bir durum vard; çay içtik, konuştuk, anlaştık” mealinde demeç verdi.

 

Öncelikle polisin dokunulmazlığı olan iki milletvekilini alıkoyması vahim bir durumdur.

 

Hatta öyle vahim bir durumdur ki, parlamenter rejimin ırzına tecavüzdür ki, böyle bir fahiş hatayı polislerin kendiliklerinden yapabilecekleri asla olasılık içinde değildir.

 

Bir milletvekilini, adam öldürme dışında dokunulmazlığı TBMM tarafından kaldırılmadan ne polis, ne jandarma tutuklayabilir ve bu yönde savcı bile talepte bulunamaz.

 

Ancak milletvekili adam öldürür veya ağır şekilde yaralarsa dokunulmazlığı göz önüne alınmadan derhal tutuklanabilir.

 

Üstelik her iki milletvekilini de saatlerce gözetim altında tutuyorlar.

 

Polisin bu muamelesi ağır suçtur ve Eren Erdem için yurt dışına bırakmayın, uçaktan indirin talimatı yazan savcı da Anayasa ve yasaları pervasızca çiğneme suçu işlemişlerdir.

 

Doksan altı yıllık TBMM tarihinde, dokunulmazlığı olan milletvekillerini ağır fiilleri olmadan gözetim altına alarak hürriyetlerini kısıtlama vakası kesinlikle olmadı.

 

Yukarıda da belirttiğimiz gibi bu durum çok dramatiktir ve parlamenter rejim artık askıya alınmıştır.

 

Hiç kuşkunuz olmasın ki bu dramatik olaylar belli bir plan çerçevesinde yapılmaktadır.

 

Zaten TBMM, Cumhurbaşkanlığı makamını işgal etmiş olan Recep’in vesayeti altında bulunmaktadır.

 

Dokunulmazlığı olan iki milletvekiline polis zorbalığı ile yapılan muamele ile de kamuoyuna ”Artık parlamenter rejim tükenmiştir, görüyorsunuz polisler bile kendilerine güvendiğiniz ve haklarınızı savunmanızı istediğiniz milletvekillerini bile çok rahatça tutuklayabiliyor; bu nedenle kurtuluşunuz için başkanlığa destek vermeniz gerekmektedir” mesajı verilmektedir.

 

Sadece halka mı bu mesaj verilmektedir?

 

Asla!

 

Başta tüm milletvekilleri olmak üzere tüm kesimlere bu hukuksuz yasa dışı mesaj verilmektedir.

 

Milletvekillerinin tümüne de ”Sakın benim ve isteklerimin aleyhinde olmayın, iki tane rütbesiz polis göndererek sizi gözetim altına alır, toplum önünde itibarınızı beş paralık ederim” mesajı verdiriyor çağın despotu.

 

Şunu hemen kaydedelim ki tüm bu hukuksuz baskılar sindirildikçe, despot çok daha ağırlarını devreye sokacaktır.

 

Sakın bundan kuşku duymayın.

 

Çünkü diktatörlerin besini başta aydınlar, gazeteciler, biliminsanları, siyasetçiler olmak üzere toplumun tümünün yapılan zulümleri bir sünger gibi emmesi, kabuğuna çekilmesi ve daha da korkaklaşmasıdır.

 

Bu vesileyle milletvekilleri Eren Erdem ve Namık Havutça’nın polis karşısında yaptıkları affedilmez vahim hataları yazmak zorundayım.

 

Bir defa Eren Erdem, polisler kendisini uçaktan indirmeye geldiklerinde, yurt dışına çıkamayacağını söylediklerinde, çok ironik olarak neyle suçlandığını soracak ve önce nazikçe böyle bir talebe uymayacağını yüreklice belirtecekti.Milletvekili olduğunu, kendisine dokunulamayacağını hatta izni olmadan ceketine parmaklarının ucunu bile dokundurtamayacaklarını, böyle bir şey yaptıkları taktirde ağır suç işlemiş olacaklarını belirtecekti.Eğer zor kullanarak götürmeye kalkmaları durumunda ise buna karşı yiğitçe direnecekti.Çünkü hiçbir suçu olmadığını ve üstelik yurt dışına çıkmasına engel bir suçu olmadığını kendisi çok iyi biliyordu.Fiziki olarak polislerin götürmesine karşı gücü de yetmeseydi bile varsın kendisini sürüterek götürselerdi.Yeri göğü inletseydi zorbalıkla götürme sırasında ve ‘’Despotun emriyle hürriyetimi kısıtladılar ve benzeri sloganlarla…’’ çevredeki insanlara sesini duyursaydı şimdi bir kahraman olarak kabul edilecekti toplum tarafından.

 

Ama Eren Erdem o kadar çocukça davrandı ki, bulunduğu makamın gücünün ve şerefinin farkında bile olmayarak; haksız yere tutuklayan polisler kendisini salıverdiklerinde ‘’Bana çok nazikçe davrandılar…’’ ifadesi ile maalesef düşünce zavallılığını ortaya koymuştur.

 

Sen suçlu musun Eren, sana iyi davranmayıp ta ya ne yapacaklardı!

 

Asıl senin onlara iyi davranman önemli hatta ‘’Çocuklar kanunsuz emre itaat ettikleri için suçlular ama ben onlara iyi davrandım, bir defalığına affettim’’ demeliydin.

 

Eren Erdem seçmenini bu olay vesilesiyle seçmenini temsil edemeyerek, onların umutlarını kırmış ve yeni zorbalıklara kapıları biraz daha aralamıştır.

 

Gelelim Namık Havutça’ya.

 

Öncelikle şunu belirteyim ki, özel otomobilinin çakar lambalarını yakarak feribota binmede geçiş üstünlüğü elde etmeye çalışması hiç de şık değildir ama polislerinde dokunulmazlığı olan bir milletvekiline müdahalesini gerektirecek bir durum da değildir.

 

Namık Havutça şunu iyi bilmeli ki, toplu alanlarda halkın kıskançlık duygularına dayalı tepkisini çekebilecek etik dışı haklar elde etmek bir milletvekilini çok zor bir durumda bırakır ve sözel saldırıya uğrar.Nitekim kendisine orada bulunan yığılmış kitle tepki gösteriyor ve alkışlarla protesto ediyor.Umarım bir daha böyle bir yanlışa düşmez.

 

Gani Hamutçu polise kimliğini gösterdikten sonra özel otosunun evraklarını vermesi ve daha sonra yine polisin ısrarı ile önce bir çay bahçesine, daha sonra polis merkezine gitmesi TBMM’nin manevi kişiliğine vurulan ağır bir darbedir ki, affedilmez ve yeni müdahalelerin kapısını açar.

 

Polis, yukarıda yazdığım gibi dokunulmazlığı olan bir milletvekilini asla ve katiyetle polis merkezine götüremez, şayet zorbalıkla bunu yaparsa Anayasal ve yasal suç işlemiş olur.

 

Ama Balıkesir milletvekili Namık Havutça polisin meslek icabı bildiği psikolojik yöntemleriyle zokayı yutmuş ve tıpış tıpış polis merkezine giderek orada nazikçe gözetim altında tutulmuştur.

 

Namık Havutça asla polis merkezine gitmeyi kabul etmeyecek ve fiziksel güçle bunu yapmaya kalktıklarında ise bir suçu olmadığını bilerek buna tük bedensel gücüyle direnecekti.Varsın ayaklarını sürüterek götürselerdi, halkın bu zorbalığa karşı nefret duyguları kabarırdı.

 

Bırakın bunu, polis merkezinden salıverildikten sonra-evet yasa dışı olarak dokunulmazlığı olan bir milletvekili göz altına alınmıştı ama beyefendi bunun bilincinde bile değildi-çıkışta ‘’Çay içtik, konuştuk, anlaştık’’ ifadesi ile bir çuval inciri berbat etmiş, polisin sanki müdahale hakkı varmış gibi çok tehlikeli bir algı oluşturmuştur tüm milletvekillerinin aleyhine olarak.

 

Parlamento’nun saygınlığına ve gücüne el-fatiha denilmesinin tam yeridir.

 

Namık Havutça’da seçmenini temsil edememiş ve kaybedenlerden olmuştur.

 

Suçun yok be adam, neden korkuyorsun, çükünden asmazlar insanı!

 

Ve iki sayın milletvekilimiz despot tarafından verilen talimatlarla bir güzel kullanılarak parlamenter rejim artık fiilen lağvedilmiştir.

 

Bu lağvedilme işini tam anlamıyla perçinleştirmek için verilen despot talimatları ile yeni hukuk dışı polis zorbalıklarına tüm milletvekilleri hazır olsun.

 

Kemal Kılıçdaroğlu’da uyumaya devam etsin, kazara uyanırsa da kafasını kuma gömsün!

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
23 Haziran İBB seçimi Atatürkçü vatansever dürüstler ile Arapçı vatansız talancılar arasında yapılacaktır
Türkiye sathına yayılmış milyonlarca Suriyeli Arap çapulcu ve teröristleri ile İBB seçimleri doğrudan ilişkilidir
Erdoğan FETÖ’nün siyasi ayağını cesaretle temizlemezse onlar kendisinin sonunu hazırlayacaklar