İfade özgürlüğü ve Anayasa Mahkemesi (1)

İfade özgürlüğü ve Anayasa Mahkemesi (1)
29 Aralık 2014 12:35

Tarafı olduğumuz ve mevzuatımızın bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’ne göre, ifade özgürlüğü en temel insan haklarındandır. Herkes, görüşlerini açıklama ve anlatma özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın, haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir (AİHS Madde 10).

 

Av. Kemal AKKURT H&H YORUM

 

Mevcut Anayasamıza göre herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla, tek başına veya toplu olarak açıklama ve yazma hakkına sahiptir. Bu özgürlük, resmi makamların müdahalesi olmaksızın, haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar (Madde: 26).

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de ifade özgürlüğünü esas alan, istisnaları çok dar tutan kararlar vermektedir. Esasen ifade özgürlüğünün tek bir istisnası vardır: Şiddet uygulamak veya şiddeti teşvik etmek. Şiddet barındırmıyorsa veya şiddeti teşvik etmiyorsa, kimse düşüncesini ifade ettiği için soruşturulmamalı ve herhangi bir cezaya çarptırılmamalıdır.

 

Hal böyle iken, Anayasa ve tarafı olduğumuz Uluslararası Sözleşmelere tamamen aykırı olarak, Ceza Yasası’nda ifade özgürlüğüne aykırı düzenlemeler yapılmıştır. Müphem, her yöne çekilebilecek ve sübjektif değerlendirmelerle, ifade özgürlüğü ayaklar altına alınabilmektedir. “Milleti, devleti, meclisi, hükümeti veya yargı organlarını alenen aşağılamak” (TCK madde : 301) suçlamasıyla, aslında düşünce ve ifade özgürlüğü cezalandırılmış olmaktadır.

 

Demokratik hukuk devletlerinde Anayasa’ya, uluslararası sözleşmelere ve evrensel hukuka aykırı yasal düzenlemeler, Anayasa Mahkemeleri tarafından iptal edilir. Anayasa Mahkemelerinin varlık nedeni de budur. Bu mahkemeler, verdikleri özgürlükçü kararlarla, temel hak ve özgürlüklerin güvencesi olurlar.

 

Bizdeki Anayasa Mahkemesi, son zamanlarda verdiği temel hak ve özgürlüklerin önünü açan kararlarla, özgürlükçü bir tutum takınmıştır. Bu tavrın devamını dilerken, geçtiğimiz günlerde oy çokluğu ile verdiği kararla, tekrar eski kısıtlayıcı, statükocu konumuna gitmiş oldu. Dileğimiz, Anayasa Mahkemesi’nin yeniden temel hak ve özgürlüklerin önünü açmasıdır. Varlık nedeni de budur.

 

Çankırı’da askerlik görevini yapan bir er, muhtemelen bir bunalım anında, bayrağı ve askerliği eleştiren, aşağılayan ifadelerde bulunur. Hakkında açılan soruşturma sonucu, Çankırı Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açılır. Rahmetli Hrant Dink’in de yargılandığı ve ceza aldığı meşhur 301.maddeden yargılanır. İnsan haklarına ve ifade özgürlüğüne duyarlı Mahkeme Hakimi, bu maddenin Anayasaya, AİHS’ne ve evrensel hukuka aykırı olduğundan bahisle, iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurur. Anayasa Mahkemesi, bu tarihi fırsatı teperek, iptal talebini oy çokluğu ile reddeder.

 

Anayasa Mahkemesi kararına baktığımızda, temel hak ve özgürlüklerin önünü açan değil, ifade özgürlüğünün kısıtlanmasının gerekçelendirilmesi çabalarını görüyoruz. Anayasa Mahkemesi’nin bu kararla kendisinden beklenen özgürlükçü tutumunu terk ettiğini, eski statükocu durumuna döndüğünü anlıyoruz. Umarız ve dileriz, Anayasa Mahkeme’miz evrensel değerleri esas alan özgürlükçü konumuna döner.
Anayasa Mahkemesi kararına katılmayan, azınlıkta kalan üyenin karşı oy gerekçesi, yüreğimize su serpmiştir. Dileğimiz, özgürlükçü bir tutum sergileyerek karşı oy yazan üye Prof Dr. Engin Yıldırım’ın görüşlerinin mahkemenin görüşü olmasıdır. Kanunlardaki sözcüklerin içine sıkışmadan, evrensel hukuku ve insan haklarını önceleyen bu karşı oyu tüm ayrıntılarıyla haftaya tartışalım.

 

Bu vesile ile, yolsuzlukların ve hukuksuzlukların yaşanmadığı, demokrasinin, evrensel hukukun ve insan haklarının yaşama geçirildiği bir yıl dileğiyle yeni yılınızı kutlar, esenlikler dilerim.

 

kemalakkurt@hotmail.com

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Nâzım Hikmet 117 yaşında
70. yılda insan haklarımız
Çocuklarımızın hakları