İbre galiba Sarıgül’den yana kaymış

İbre galiba Sarıgül’den yana kaymış
2 Eylül 2013 17:30

Son iki gündeki bazı gelişmeler bana, Kılıçdaroğlu açısından ibrenin Sarıgül’e doğru kaymış olduğunu ve Sarıgül’ün de CHP İstanbul adayı olmak için sabısızlandığını gösterdi sanırım.

 

 

Safile USUL H&H YORUM

 

 

Şöyle ki…

 

Önce Kılıçdaroğlu Vatan Ankara temsilcisine bir röportaj vererek, Sarıgül’e gel çağrısı anlamına gelebilecek ifadeler kullandı.

 

Ama ben bu röportajdan hiçbir sonuç çıkarmadım Allah biliyor.

 

Çünkü Kılıçdaroğlu bugüne kadar da benzer şeyler aslında söylemişti.

 

Sarıgül’e, “gel” anlamına gelebilecek şeyler daha önce de söylemişti ama sonraki süreçte bundan birşey çıkmayınca ben bu sözün alt anlamının ne olduğu konusunda mütereddid kalmıştım.

 

Önceki gün Vatan’daki röportajından da o nedenle bir sonuç çıkarmadım.

 

Ancak bu sabah Yeni Şafak gazetesinde bir habere rastladım.

 

Biliyorsunuz Yeni Şafak, Melih Gökçek filan CHP’nin içine sizden, benden daha meraklıdır, haberi de aslında baştan biraz asparagas gözüyle okudum ama haberin içinde birşeye rastladım ve bu yazıyı yazmaya ondan sonra karar verdim.

 

Haberde, Sarıgül’e gerçekten çok yakın ve hatta onun en yakın adamı olduğunu düşündüğüm Hasan Aydın’ın tweetlerine yer verilmişti.

 

Hasan Aydın’ın tweetini sonra sayfasını bulup, orijinalinden okudum.

 

Şimdi bakın, Hasan Aydın yaklaşık 1 gün önce Sarıgül’ün CHP’ye geçmesine ve aday olmasına dair 2 tane tweet atmış, onları aktarıyorum önce…

 

“Sayın Kılıçtaroğlu’na teşekkürler. Kimileri kendi koltuklarını korumak için Sayın Sarıgül’ü partiye almamaya çalışıyor.”

 

“Oysa Sayın Kılıçtaroğlu gel kardeşim onur duyarız diyebilecek kadar onurlu. Tekrar teşekkürler.”

 

Şimdi, Hasan Aydın’ın 1. dereceden içerden birisi olduğunu da dikkate alırsak…

 

Onun bu tweetleri haybeden yazmadığını değerlendirmesini de yapabiliriz.

 

Ve de, Hasan Aydın’ın bu tweetlerinden 2 tane sonuç çıkıyor…

 

1-Mustafa Sarıgül İstanbul adayı olmayı istiyor ve planlıyor

 

2-Kılıçdaroğlu da bu konuda en azından isteksiz değil (nitekim, Kılıçdaroğlu röportajda İstanbul adayı konusunda kamuoyu yoklamalarına atıfta bulunuyor)

 

Ki, şunu da belirtmek lazım…

 

Hasan Aydın, Kılıçdaroğlu’nun sadece gazete röportajında söylediği sözlere binaen bunu yazmazdı…

 

Muhtemelen Kılıçdaroğlu’nun Sarıgül yaklaşımı hakkında gazeteler dışında kaynaklardan da bildikleri vardır.

 

Vallahi, tam birşey söylemek mümkün değil ama ben de İstanbul adayının kim olacağını çok merak ettiğim için, tabloyu böyle dolaylı yollardan görmeye çalışıyorum.

 

İstanbul seçimi çok önemli, hepimiz biliyoruz, hatta düşününce yüreğim tıkanır gibi oluyor.

 

Hayırlısı diyelim ve CHP’nin kimi aday göstereceğini göreceğimiz günü bekleyelim.

 

Ben şu anda o olsun, bu olsun gibi birşeye girmek istemiyorum, şu anda bu konulara girmek istemiyorum, olayı CHP’nin yetkili kurulları çözer herhalde.

 

KONGREDEN DE UMUT YOK

 

Bu arada, Suriye savaşı konusunda Tayyip Bey’in son umutları da tükeniyordur muhtemelen.

 

Çünkü ABD KOngresi de Obama’ya yetki vereceğe benzemiyor.

 

Hatta belli oluyor ki, bu tür işlere meraklı Cumhuriyetçiler de Suriye müdahalesine çok uzak. (kanımca Obama da sadece bir Suriye müdahalesi oyunu oynuyor kendini ABD devletinin çekirdek güçlerine beğendirmek için ama aslında o da istemiyor müdahale vs.)

 

Bu durumda zaten Hollande’ın da süngüsü düşmüş vaziyette.

 

Kimse kalmadı ortalıkta.

 

Bir kalan bizdeki Tayyip Bey.

 

Ona da zaten müdahale de yetmiyor…

 

Başdanışmanı Yalçın Akdoğan’ın ifadesiyle, “Suriye rejiminin kalbini” ve Esad’ın kellesini istiyor…

 

İstiyor da…

 

Bunu bu kadar, bu şekilde dile getirir mi insan…

 

Kendine öyle düşmanlar yarattı ki…

 

Türkiye’de hiçkimse onun yerinde olmak istemiyor artık.

 

Bugün, mesela Mehmet Ali Şahin’in veya Sadullah Ergin’in rüyasına bir sakallı dede girse ve, “Seni Tayyip Bey’in yerine koyacağım” dese, Mehmet Ali Şahin ve Ergün, “Hayııır, hayır, istemem” diye bağırarak uyanırlardı muhtemelen.

 

Bu arada, Erdoğan’ın Suriye devletini ve halkını Türkiye’ye düşman edecek bir pozisyondan korunmak için bir hükümet değişikliğinden sonra yepyeni bir deklarasyon yayınlayarak, Türkiye’nin savaşa karşı olduğunu, komşu ülkelerin egemenlik haklarını tanıdığını ve hiçbir komşusu ile düşmanlık içinde olmayacağını, kimsenin egemenlik hakkını delmeye çalışmayacağını vs. ifade etmesinin gerekli olduğunu söylemeye gerek yok herhalde.

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Çok güçlü bir 10 Kasım
Milli emniyet çağımızda ancak demokrasi ile sağlanabiliyor
Çok zor bir siyasal dönem başlıyor