Hoşçakal kardeşim Mehmet

Hoşçakal kardeşim Mehmet
16 Nisan 2018 08:33

1985 yılının ağustos ayında başladı GATA serüvenimiz. Yanlış hatırlamıyorsam eğer 168 kişiydik. Daha çocuktu kimimiz, bıyıkları yeni terlemiş delikanlıydı bazımız.

 

 

Dr. Semih DİKKATLİ H&H YORUM
Önce sağlık muayenesinden geçirildik, askeri öğrenci olur kararı verildi hakkımızda… Sonra general doktorların da aralarında olduğu bir mülakat komisyonunda sorgulandık teker teker.

 
Eylül 1985 başlarında intibak eğitimi denilen bir eğitim için öğrenci yerleşkesinin altında, şimdi çocuk psikiyatrisi olan binaya yerleştirildik. Saçlarımız üçe vuruldu en önce, sonra üzerimize hiç uymayan eğitim elbiselerinin altına kaba saba postallar verildi. Dedem donu diye tanımladığımız pazen donlar, upuzun siyah çoraplarla tamamlandı halimiz.

 
Daha ilk günden bizi aşağılayan bir konuşmayla karşılaştık. Daha s.çtığımız b.klar denize varmamıştı anladığımız, ağabeylerimiz teröristti komutanlara göre… Disiplinsizlik cezalandırılacaktı ve biz önce asker sonra doktorduk onlar için. Netekim paşa da böyle buyurmuştu o yıllarda.
Ağır bir askeri eğitimin ardından 7 Ekim 1985’de asker yemini ettik. Sonra 20 kişilik koğuşlar, 40 kişilik çalışma salonları, 500 kişilik yemekhaneler, demir tabak, bardak, sürahiler… Kötü yemekler, kötü muamele, yoğun dersler, hapisler, radyo kitap kaset müzik yasakları, okuldan atılmalar, intiharlar, iftiralar, ölümler derken bitirdik tıbbiyeyi.

 
Büyük hocalar, harika bir hastane, müthiş doktor ağabeyler, büyük bir dayanışma, vatan sevgisi, Atatürk ruhuyla büyüyen bir askeri tıbbiyenin birer parçasıydık. Modern bir tıp eğitimi aldık, her yaz askeri kamplarda eğitimden geçirildik ama önce asker hiç olmadık. Gerekince nasıl bir asker olduğumuzu da dosta düşmana; Kıbrıs’ta, Bosna’da, Irak’ta, hain teröre karşı defalarca gösterdik. Kah Kıbrıs’ta, kah güneydoğuda, kah denizde düşünmeden şehit olduk. Özel kuveetlerle, komandolarla, piyadelerle, pilotlarla, jandarmayla dağ bayır, deniz, okyanus, gökyüzü birlikteydik.

 
Asker hastanelerde, GATA’larda gün geldi haftalarca uyumadan mesai sarf ettik. Şikâyet etmedik ama kadrimiz de bilinsin istedik. Hep askeri sağlık sistemine eleştiriler getirdik. Daha iyi nasıl olurun peşinde yılmadan koşturduk.

 
1985’den bu yana geçen bu 33 yıl içindeki yolculuğumuz kısaca bu evet ama ne acılardan geçtik. Vatan sevgisi, ülke bütünlüğü için çabamızdan hiç vazgeçmedik.

 
Devremize ve askeri sağlık sistemine sızmış FETÖ’cü alçakların bize yaşattıklarını kimseye anlatamadık. Öğrenciyken önümüz kesildi daha, asistanken yıpratıldık, uzman olduk soruşturmalardan nasibimizi aldık. Öğretim üyesi olmamız yolunda birçok engelle karşılaştık. Biz öyle bir devreydik ki, bunca zorluğa rağmen hep dost kaldık, destek olduk zor zamanlarımızda birbirimize, birbirimiz için hapis yattık, sınıfta kaldık. Her türlü zorluğa rağmen aramızdan çok değerli hocalar, yetenekli cerrahlar, kahraman doktorlar çıktı. Onların varlığıyla hep gurur duyduk.
Şimdi askeri sağlık sisteminin kaldırıldığı ve hepimizin çok üzüldüğü şu günlerde yukarıda saydığım değerli doktorlardan birini de kaybettik. E.Dz.Tbp.Alb. Mehmet ÖZDEMİR…

 
İri kıyım halinin aksine içinde hep bir çocuk taşırdı. Yüzünden samimi gülümsemesi hiç eksik olmazdı. İyi bir tıbbiyeli, iyi bir insandı. Görev yaptığı kurumlarda hastalarıyla yakından ilgilenirdi. Birlikte görev yaptığı doktor kardeşlerinin TUS’a çalışabilmesi için onların iş yükünü üstlenirdi ve o koca yürekli adam dün, daha 49 yaşında kalp krizi geçirerek aramızdan ayrıldı. Aramızdan ayrılan birçok askeri doktor gibi Mehmet de haber olmadan ayrılmasın istedim bu dünyadan. İşte bu yazının tüm amacı bu… Bir sürü zibidinin yediği her nane her gün medyada boy boy yer alırken, ömrünü türlü zorluklarla okuyarak, vatana hizmetle geçiren, insanların sağlığına, ülkenin bütünlüğüne adamış bir doktor ayrıldı aramızdan… Az biraz da onu bilin istedim. Ardından bir hayır duayı esirgemeyin.

 
İşte geldik gidiyoruz…

 
Dr.Semih Dikkatli Twitter

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Rızanın imalatı ve ‘banane hareketi’
Seçimin ardından! Kahraman ve tu kaka İnce…
Adile Naşit’in çocukları haydi sandığa! Bahar artık Hazirandır bizim için