Her şey milli ekonomi için

Her şey milli ekonomi için
26 Eylül 2018 22:50

Değerli okuyucular,

 

 

 

Numan ALADAĞ H&H YORUM

 

 

Maddi-manevi her türlü muvaffakiyet, kurtuluş ve saadete ermenin anahtarı dürüstlükle çalışmaktır. Dürüst çalışanlar dünya ve ahiretde çalışmalarının karşılığını görecekleri gibi; çalışmayanlar da, tembellik, çıkar amaçlı rüşvet, vergi kaçakçılığı, raf bedeli şartı ile işsizlik ve ahlaksızlığa sebep olanlar cezasını göreceklerdir. İnsan ne ekerse onu biçecek, yaptığı her türlü faaliyetin karşılığını görecektir.

 

Hastasını iyice tanımayan, onu dikkatlice muayene etmemiş olan bir doktorun, iyi bir reçete hazırlayabileceğine inanabilmek ne kadar safca bir psikolojik inanış olursa, dünya’yı ve onun sakinlerini, içinde bulunduğu toplumu tanımaktan uzak bir idarecinin de faydalı bir idareci olarak, toplumu yönetebileceğine inanabilmek aynı derecede saflık olur.

 

Kur’an-ı Kerim Necm Suresinin 39, ayetinde: “Doğru insan için kendi çalıştığından başkası yoktur” buyurmakla, herkesin kazancına bağlı olduğu, çalıştığının dışında bir menfaat göremeyeceği, ne görürse ancak çalışmanın karşılığında göreceği beyan olunmaktadır. O halde, çalışmadan kazanmak, ekmeden biçmek olmaz. Kasas Suresinin 77 ayetinde: “Allah’ın sana verdiği akıl, fikir, irade, güç-kuvvet ile ahiretini iste ve dünyadan da nasibini unutma ve Allah’ın sana ihsan ettiği gibi sende iyilik ve ihsanda bulun. Sakın yeryüzünde fesat çıkarma. Çünkü Allah bozguncuları sevmez.” buyuruluyor.

 

O halde: Gerek kendimize ve gerekse çevremizdekilere iyilik edebilmek için, gevşeklik ve tembelliğe odaklanmadan dünya ve ahiretimiz için çalışmak, insanlığın huzur ve sükünunun bozulmasında başta gelen tembellik ve uyuşukluktan uzak durmak gerekir. Bütün iyilik ve faziletler dürüst çalışmadan doğacağı gibi; her türlü ahlaksızlık ve felaketler de tembellikten hasıl olur.

 

Bugün Türkiye’nin çevresinde ve içinde meydana gelen tüm olayların başında protein (Temel gıda) kavgası vardır. 20’ci asrın ilk yarısı demirçelik, ikinci yarısı plastik devri olmuştur, 21’ci asır ise protein devri olacaktır. Bugün Mardin-Nusaybin de, olayların meydana gelmesini tahrik edenlerin, korkulu rüyası: Alllah nasip ederse 4 veya 5 yıl sonra Nusaybin bir Akdeniz-Ege-Çukorova da ne yetişiyorsa o yetişekcektir. Şimdiden Nusaybin’i sözde terör yuvası mesajını verip, Nusaybin’inin yerli halkını göçe zorlayıp arazileri ele geçirmek stratejisini uyguluyorlar. Ayrıca, Şanlıurfa-Harran-Akçakale-Ceylanpınar ilçeleri başta olmak üzere, bu ilçelerde anarşik terör oluşturmaya güçleri yetmedi. Bu sefer de sözde Suriyeli’lere yardım adı altında neredeyse Şanlıurfa nüfüsuna yaklaşan Suriyeliler aracılığı ile, bu Milli toprakları ele geçirme planları yapıldığının bilincinde olmalıyız.

 

Bugün çalışarak üretime desteği vermeyen, ciddi olarak çalışma ve üretimin üstüne eğilmeyen cemiyet ve milletler, hayat hürriyetlerini tam ve devamlı olarak ayakta tutamazlar. Bunun cezasını çok kere ürün ithal ederek başka ülkelerin hegemonyasına girip, boyun eğmekle ve belki de, Allah korusun, kul köle olmakla öderler.

 

Hz. Muhammed (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde: “İki günü birine olan aldanmıştır.” buyurmakla, yükselmek için, ilerlemek için, çalışarak üretmek gerektiğini, sahibini gün gün, ileriye götürmeyeyen, yerinde sayacak şekildeki çalışmanın aldanmaktan başka bir şey olmadığını beyan etmişlerdir. Resul-i Ekrem Efendimiz’in bu mübarek sözlerine göre: Müslümanın bugünü dünden, yarını bugünden daha ileri olması lazımdır. Din ve dünya bakımından gaye ve maksada ulaştırmaya vasıta olmıyacak bir şey değildir. Aldanmamak vakit boşa harcamaktan başka bir şey değildir. Aldanmamak zamanı boşa gidermemek için: Planlı, proğramlı ve asrın şartlarına uygun olarak çalışarak üretime önem vermek gerekir.

 

Şu muhakkak ki; bir toplumun hürriyet ve hayatını idame edebilmesi için şu beş şeyi ayakta tutması şarttır:

 

A- İlim, B- Sanat-hüner, C- Tarım da yenilik, D- Ticaret, E- Askerlik.

 

1- İlim denince, din ve dünyamız için muhtaç olduğumuz bütün bilgiler dahil olarak her türlü bilgiyi elde ederek, sanayi ötesi toplum olmak başta gelir.

 

2- Sanat-hüner denince de: Toplu iğneden tutun da savunma sanayisinde her türlü teknolojiye sahip olmak, teknolojik yenilikleriyle dağ gibi heybetleri ile insanı hayrete düşüren ve dünya da ilkleri üreterek sanayi ötesi toplum olmayı kanıtlamak ilk akla gelenlerdendir.

 

3- Tarım denildiği zaman da: Ülkemizde ki, tüm toprakların işlenmesi, meyveciliği geliştirerek genç nesillerin “Kapitalizmin zehiri” yerine meyvesuyu içerek, bu kutsal toprakları miras bırakacağımız gençlerimizin sağlıklı beslenmesi, stratejik önem taşımaktadır. Ülkemizde acilen meyve bahçeciliği’nin gelişmesi şarttır. Özellikle Harran ovasında şarttır.

 

4- Ticaret denildiği zaman da: Memleket ve milleti iktisadi yönden yükseltmek, memleket zenginliğini arttırmak ve üretimin tükekimin galibi olması şarttır ilkelsini esas alarak zenginliğini arttırmak için zaman ve zemine göre kazanç yolları bulmak ve bunu ayakta tutmak olduğu ve etrafa söz geçirmek için de bunun başta geldiği artık bugün ortadadır.

 

5- Askerlik denince de: Dahili ve harici “İhanet şebekeleri” den huzur ve mutluluğumuzu koruyabilecek, yeri gelince iç-dış da ki, düşmanı sindirecek, yıldıracak, caydıracak ve maharetlede bir kahraman Orduya sahip olmanın kastedildiği aşikardır.

 

Zaman göstermiştir ki: Hangi devlet ve millet bu beş temeli tam olarak elde etmiş ise, artık kolay kolay onların boynu bükülmeyecek, beli eğilmeyecektir. Bunlardan mahrum kalanlar ise, daima başkalarına el açmaya, güncel düşünce ile ihtiyacını onlardan karşılamaya çalışacaktır ki, bunun ne kadar tehlikeli ve korkunç olduğu söz götürmeyecek kadar açıktır.

 

Çalışma hayatımızda İmam-ı Azam Hazretlerinin bu örneklerini rehber edinmemiz, bundan ibret almamız lazımdır.. Doğru-dürüst çalışarak üretenlerin iki cihanda alınları ak, yüzleri pak olacağı gibi; tembellik ve rüşvet ahlakı zihniyetini ruhunda taşıyanların da sonuçları, para ile tedavisi olmayan hastalıklar, daima huzursuzluklar ve yüz karasından başka birşey değildir. Arı kovanından bal hırsızlığı yapıldığı zaman, arının ısırıp balon gibi vücudu şişirmesine katlanması gerekir.

 

Çalışmayı teşvik eden bazı ayet mealleri:

 

1- “Şüphesiz ki, iman edip güzel amel edenlere gelince, biz hakikaten güzel iş yapanın emeğini boşa çıkarmayız.” (Kehf, 30).

2- “Artık O namaz kılınınca, yer yüzüne dağılın! Ve Allah’ın fazlından nasip arayın ve Allah’ı çok zikredin ki, umduğunuza kavuşasınız.” (Cuma suresi, Ayet 10)

3- “Gündüzü maişet-kazanma vakti yaptık.” (Nebe suresi, Ayet 11)

4- “İnsan kendisinin başı boş bırakılacağınımı sanıyor?” (Kıyame Suresi, Ayet 30)

5- “Herkes kazancına bağlıdır.” (Tur Suresi, Ayet 41)

Hadis-i şerifler:

1- “Kul, çalışmakda gevşeklik gösterdikçe; Cenab-ı Allah onu, keder-üzüntü ile müptela kılar.”

2- “Ümmetim üzerine en çok endişelendiğim şey: Boğaz düşkünlüğü, uykuculuk ve tembelliktir.”

3- “Tembellik dünya ve ahirette kulun yüz karasıdır.”

Şuraya kadar nakledilen ayet ve hadis meallerinden anlıyoruz ki, insan için çalışarak üretici olmaktan başka birşey yok. İslam dini çalışmakla beraber dürüstlüğe de çok önem vermiştir. Her türlü görevin dürüstlüğe dayanmasını, özellikle sözümüzün, işimizin doğruluğa dayanması emredilmiştir. Bu itibarla Müslümanım diyen herkesin, sözünü işini doğru-dürüst yapmalı, kimseyi aldatmamalı, çıkar amaçlı rüşvet yememeli, devletin malını kendi makam ve mevkisini koruyabilmesi için israf etmemeli, her türlü işlerinde haram işlere bulaşmamalıdır. Mübarek kitabımız Kur’an-ı Kerim’in pek çok yerinde iman ile amel-i salih beraber zikredilmiştir. O halde: Cenab-ı Allah’a ve O’nun kullarına karşı vazifesini güzel ifa etmektir.

 

Dünya saadeti çalışmakla elde edilecek, ahiret saadeti çalışmakla kazanılacak, dünya ve ahiretin her ikisinin de selamet ve saadeti yine çalışmakla erişilecek, elde edilecektir. Bilenlerle bilmeyenler, bir olmadığı gibi; çalışanlarla çalışmayanlar da bir değildir. “İş insanın aynasıdır.“, “İşleyen demir ışıldar.”, “Dokuz günlük ömre on günlük nafaka gerek.”, ata sözleri çalışmanın önemi bakımından ne güzel ve ne ibretli sözlerdir.

 

özellikle Müslümanlıkta: “Yaşım yetmiş işim bitmiş”, “Bir hırka bir lokma”, “Bugün dünya yarın ahiret”, “Müslümanın dünyası zindandır”, “Dünyamız olmazsa olmasın, bize ahiret yeter” gibi daha bunlara benzer sözler; bize, bizden olmayanlar tarafındansöylenmiş ve maksatlı olarak içimize sgirmişler. Bu aslı esası olmayan hurafe sözlerden son derece uzak kalmak, bugünün işini yarına bırakmamak lazımdır. Eğer İslamda işi oluruna bırakmak caiz olsa idi, hiç Resul-i Ekrem Efendimiz ağaç yetiştirmeğe çalışmaya teşvik olmak üzere: “Kıyamet kopuyor olsa, eğer kıyamet kopmadan elindeki “hurma” fidanı dikebilirsen dik!” buyururlar mıydı?..

 

Cenab-ı Allah, Ay-Yıldızlı Şanlı Türk Bayrağının dalgalanarak gül açan vatanımızı ve milletimizi yükseltmeye vesile olacak şekilde çalışarak, üretmeyi cümle Türk İslam alemine nasip ve müyesse eylesin. Amin.

 

İmanın, Allah korkusunun zayıfladığı ve rüşvet ile kazanılan mal varlığının hesabı sorulmadığı yerde toplumun huzuru sarsılır.

 

Bazı seçilmiş ve atanmış yetkililer, Allah korkusu, dürüstlük, Vatan-bayrak sevgisini ruhunda taşıdığını belirterek topluma mesajlar vermektedirler. O zaman, bu mesajları verenler, tasarrufunda olan sorumluluklara göre, bu kadar kazancı sen nasıl elde ettin diye soruluyor mu?

 

TBB (Tayyip-Binali-Berat) Üçlüsüne düşen Milli görev:

 

Tayyip, Binali, Berat üçlüsü, eğer ki, huzur içerisinde bu ülkeyi yönetmeye kararlılarsa o zaman, dışarıda kredi aramaya gerek yok. Türkiye de ki, vergi kaçakçılığı, kayıt dışı parayı, rüşvetçilerin kara para hareketliliği, turistik bölgeler başta olmak üzere Türkiye’nin her yerinde esnaflık yapan, eleman çalıştıranların vergi verme faaliyetleri ve anarşik terör ve her türlü ahlaksızlık oluşturan RAF bedeli şartını uygulayan binlerce mağaza zincirine sahip olanların, haksız rekabet ile kazanç elde etmeleri, kontrol edilmesi şarttır.

 

Bir örnek: Fırınlarda günde on milyonlarca ekmek satışı yaplmaktadır ve kaç tane fırın KDV fişi kesiyor? Ayrıca lokanta, pazarcılar ve her türlü alışveriş hareketi, caydırıcı yasalarlai vergi kaçakçılığından arıdırılmış olur. Üretici köylüler, buna dahil değildir, TBB (Tayyip-Binali-Berat) üçgeni, stressiz ve huzur içerisinde tasarruflarına verilen görevleri daha rahat yapma imkanı olur. Ve Türk ekonomisi kısmende olsa bir rahatlama olur.

 

Suriye’lilerin, kaçak çalışmaları ve her türlü ticari faaliyetleri neden vergilendirilmiyor? Bugün Şanlıurfa da ki, Suriyeli’lerin, her türlü ahlaksızlık ve ekonomik terör faaliyetlerini, TBB üçlüsü, neden araştırılıp önlem alınmıyor? Eğer ki haberleri yok ise işte iddialarımız: Bu yazılanların gerçek olup olmadığı aleni yapılan faaliyetler belgelemektedir.

 

Ruhlarında Allah korkusu ve vatan sevgisi fışkıran, Akay-Özyavuz ikilisi, rüşvet, her türlü haram işleri ve çıkar amaçlı haksız kazanç elde edenleri naalet ve nefretle daima kınayarak karşı çıkmaları, geçmişteki Milli faaliyetleri, Şanlıurfa Milletvekili seçilmelerine vesile olmuştur.

 

Şanlıurfa Milletvekilleri, Ahmet Akay-İbrahim Özyavuz ikilisine stratejik çağrı:

 

Akay-Özyavuz ikilisi, geçmişteki, Milli duygu ve düşünceleri, fanatik Türk Milliyetçilikleri sayesinde Harran-Akçakale toplumu, kendilerini TBMM’ ne taşımıştır. Eğer ki, Akay-Özyavuz ikilisinin, halen ruhlarında Allah korkusu, vicdan muhasebesi duygusu, vatan ve Ay-Yıldızlı Şanlı Türk Bayrağı sevgileri devam ediyorsa ve devam ettiğine de inanıyorum. O zaman, Suriye’lilerin Şanlıurfa da, ektikleri ahlaksızlık tohumlarına, anarşik-ekonomik terör ve her türlü olumsuzluk faaliyetlerine son verilmesi için, Milli bir görev düşüyor: Mühendis (TBMM Başkanı) Binali Yıldırım’ın, “Lafla millilik olmaz.” Milli seslenişini esas alarak, acilen bu Suriye “İhanet şebekesi” nin faaliyetlerinin durdurulmasına son verilmesi için, Akay-Özyavuz ikilisinin, tasarruflarına verilen Milli görevlerini acilen ifa etmeleri gerek miyor mu?

 

Eğer ki, Akay-Özyavuz ikilisi, her türlü haram, rüşvetten ve riyakarlık duygusu olanlardan nefret ediyorlarsa, acilen TBMM’ne rüşvet ve haksız kazanç elde edenlere karşı, caydırıcı bir kanun teklifini müşterek vermeleri gerek miyor mu? Akay-Özyavuz ikilisine ve Harran-Akçakale’liye yakışan tam Milli bir görev değil midir?

 

Akay-Özyavuz ikilisine stratejik öneri:

 

Akay-Özyavuz ikilisi, kişisel sorunların çözümü yerine toplumsal sorunların çözümünü ilk sırada ele almaları gerekiyor. Harran ovasında, meyvecilik başta olmak üzere, modern tarımın acilen gelişmesi için, gece gündüz çalışmaları gerekir. TBMM de ilgili kanun, kararname ve yönetmeliklerin çıkarılmasını sağlamalıdırlar. Toplumsal sorunlar çözüldüğü zaman, kişisel sorunlar ve her türlü ahlaksızlıklar olmaz ve kendiliğinden çözülmüş olacaktır. Çünkü çalışan bir insanın, ahlaksızlık, haksız kazanç, dedikodu ve yalan söyleyecek zamanları yoktur. Kendi işlerini çözme gayreti içerisinde olacaklardır. Böylece her türlü ahlaksızlık ve olumsuzluklar da önlenmiş olur. Harran ovasına bu yakışır.

 

Akay-Özyavuz ikilisi!

 

“EY TÜRK MİLLETİ! DÜŞÜNELİM, ÇALIŞALIM, ARAŞTIRALIM, ÜRETELİM”

 

Milli seslenişine göre, Harran-Akçakale toplumuna karşı, tarımın modernleşmesi için gösterereceğiniz Milli hizmetleriniz ile, ruhunuzda taşıdığınız Allah korkusu ve vatan kavramının taviz vermeden, halen devam ettiğinizi, tarımın moderleşmesi ile gerçekleşir.

 

Bugün Harran ovasının, halen yeşil harran olmaması dikkat çekicidir! Sanayi ötesi toplum ülkeleri, Harran ovasını sessiz sedasız ele geçirme peşindeler. Bu konuda acilen Harran ovasında tarım da yenilik, modernleşme, meyvecilik, meyveciliğe dayalı meyvesuyu üretiminin gerçekleşmesi gerekir. Meyve bahçeciliği demek, hastahanelere başvurmayı azaltır. Bu da iş gücü kaybını azaltarak Milli ekonominin ve %100 yerli sermayenin güçlenmesi demektir.

 

Türkiye’nin teminatı, Türk gençliği, olduğuna göre o zaman, sağlıklı besinlerin ve içeceklerin tüketimi desteklenip teşvik edilmelidir. Ve böylece Türk gençliğinin, “Kapitalizmin zehiri” ni, tüketmeyi önlemiş oluruz.

 

Bir zaman lar tam hız ile FETÖ denen ”İhanet şebekesi” taraftarları, siyasette, bürokraside ve her türlü iş kollarında ki, jet gibi yükselmeleri dikkate alınmadı ve o zalimler, Büyük Türk Milletinin bölünmez bütünlüğünü bozma düşünceleri, 15 Temmuz da ki cezasını, önce Cenab-ı Allah belasını verdi. Sonra da Büyük Türk Millitin’nin, birlik-beraberlik ruhu, o zalim Fetö’culara haddini bildirdi. Cenab-ı Allah bir daha bu tür olayları göstermesin.

 

En büyük endişem: Tescilli Fetö’cuların görevlerine son verilip, tekrar stratejik görevlere kararnamelerle atanmaları dikkat çekicidir! Acaba önem taşıyan bu faaliyetlerden Recep Tayyip Erdoğan’ın haberi var mıdır?

 

Mühendis Başbakan Binali Yıldırım, Türk Milliyetçilik duygularıyla Türk Milletine diyor ki: ”Lafla Millilik olmaz.’‘ o zaman, bu Milli seslenişinin uygulanabilmesi için, TBMM Başkanı olarak, anarşik-ekonomik terör örgütlerine haddini bildirmek için, acilen caydırıcı yasaların çıkarılması gerek miyor mu?

 

Ermeni soykırımına destek veren birçok Avrupa ülkesi, Türkiye de, başta temel gıda, finans, içecek, temizlik ve sağlık bakımından stratejik önem taşıyan bir çok sektörde faaliyet gösteriiyorlar. Mühendis Binali Yıldırım’ın dediği gibi, ”Lafla Millilik olmaz” seslenişini esas alarak, Ermeni soykırımına destek veren ülkelerin, Türkiye de ürettikleri ürünlere ilgi gösterilimemelidir ki, o ”İhanet şebekesi” Avrupa ülkelerine haddini bildirelim. Devir ekonomik milliyetçilik devridir.

 

Avrupa ülkelerinin, Türkiye de işsizliği ve tembelliği oluşturma şeytanlığı:

 

Bazı Avrupa ülkelerinin ticari kuruluşları, Türkiye de binlerce mağaza zincirine sahip ve o mağazalarda Domuz eti satışı da yapılarak, Avrupalı firmaların (Yabancı sermayenin) Türkiye de ürettiği ürünlerin, büyük mağazalarda satılması için, raf bedelini önerip, %100 yerli sermayeyi zor duruma düşürmek için, ürün hareketliliğine göre yılda yüz binlerce ve milyonlarca lira mağazaların raf bedeli şartı gerçekleşmiş olup, haksız rekabet oluyor.

 

%100 Türk sermayesi olan Türk sanayicisine, raf bedeli şartını zorlayarak raf bedeli şartı ile, Türk sanayicisinin sorunlarını yakinen bilen mühendis Binali Yıldırım, rahat hizmet edebilmesi için, acilen raf bedeli şartına, “Lafla Millilik olmaz” seslenişine göre çözümü için, acilen TBMM de, caydırıcı yasa çıkarılmalıdır. Raf bedeli şartı, toplumda işsizlik başta olmak üzere her türlü ahlaksızlıkların oluşmasına göz yummak demektir.

 

HADİS-İ ŞERİFLER:
1- ”Beni hak olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki; yetime merhamet eden, ona güler yüz gösterip tatlı sözle öğüt veren, yetimliğine ve zayıflığına acıyan ve Allah’ın kendisine lütfettiği nimetlerle komşusuna çalım satmayana, kıyamet gününde Allah azapetmiyecektir.”

 

2- “Kim bir zalime yardım ederse, Cenab-ıAllah o zalimi o kimsenin başına sataştırır.”

 

3- ”Kim bir zalimle beraber yürürse, tıpkı onun gibi günahkar olur.”

 

4- “İnsanlardan zalimi görüp de, onun iki elini yakalamazsa; onların cezasını Allah’ın umuma tşmil etmesi yaklaşır.”

 

5- ”-Zalimin zulmü kendisini helaka götürür.”

 

“zulmun karanlığı imanı karartır.

-Zulmün akibeti kısadır.

-Zulmün akibeti acıdır.

-Parçalayıcı bir arslan, zalim bir validen daha hayırlıdır.

-Zulüm intikamı getirir, nimeti götürür…” demişlerdir.

 

6- Ey insanlar! Zenginlik, mal çokluğundan değil, gönül tokluğundandır. Aziz ve celil olan Allah, kulu için yaz(ip hazırla) dığı rızkı ona muhakkak verecektir. O halde (rızkı) talepte, güzel (hareket) edin; halal olanı alın, haram olanı bırakın.

 

7- Cenab-ı Allah’ın laneti, rüşvet verenin ve rüşvet alanın üzerine olsun.

8- Cenab-ı Allah; rüşvet verene, rüşvet alana ve ikisi arasında elçilik yapana lanet etsin.

0- “Cenab-ı Allah, rüşvet verene de hükmünde rüşvet alana da lanet etsin.”

Kul, fena yola saparsa Cenab-ı Allah da rızkını o yoldan verir. Haram yediği için de kul sorumluluğu hakkeder.

Cenab-ı Allah, ruhunda vatan sevgisi olanların, vatana hizmet etmeyi kendilerine nasip etsin. Amin.

 

Cenab-ı Allah dualarımızı kabul edip, görünür görünmez kazalardan ve belalardan esirgesin. Her türlü haram ve rüşvet yiyenleri de, kahr-ı perişan etsin inşallah. Amin.

 

Cümle Vatan şehitlerini, Cumhuriyetimizin kurucusu gazi mustafa Kemal Atatürk’ü Rahmetle, Gazileri minnetle anar. Hasta ve yaralılara acil şifalar dileriz.

 

Hadis-i şerifler Kaynakçası:

1- Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı yayınları: Yayın No: 207 1981

2- Hindistan, İslam araştırma enstütüsü genel müdürü Mevlevi Hafız Seyyid Asaf Ali

3- Türkiye Cumhuriyeti diyanet işleri başkan yardımcısı Hamit Köseahmetoğlu Birinci kitap1964

4- Örneklal camisi imam hatibi Hasan Burkay 1964

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Eğitim ve Milli Ekonomi
Hicri yılbaşı ve Aşura Günü
Adale ve kramp ağrısı!