DİGİTÜRK
Yazıyı Büyüt  Yazıyı Küçült 

Hemşerilerime, Evlâd-ı fatihan'a dedim ki

06 Şubat 2012 Pazartesi | 21:24

Bu hafta İzmir’de 35 Balkan Derneği ve Federasyonlarının
başkan ve yöneticileri ile buluştuk.
Hem anne hem baba tarafım Selânikli olduğundan o gün
Evlâd-ı fatihan ile biraraya gelmekten özel bir keyif aldım ve
onlara şunları söyledim:

 

 

Dış politika bizim kendi tarihimiz açısından her zaman son
derece belirleyici olmuştur.
Bu tarihlerinde büyük siyasi başarılar bulunan, yani etkili
devletler kurmayı başarmış her millet, her ulus için geçerlidir.
Türk milleti olarak biz, dünya üzerinde tarihi sadece kendisini değil,
Başka milletleri, halkları ve toplulukları etkilemiş az sayıdaki milletten
biriyiz.
Hiç koloni olmadık, sömürgeleşmedik, kimsenin boyunduruğu altına girmedik.
Bu bizi farklı özel ve kılıyor.

 

Fakat büyük geçmişler bazen siz istemeseniz dahi bazen büyük
yükler getirirler.
Güçlüyken kendisini göstermeyen husumetler,
hınçlar siz güçten  düşmeye başlayınca yeşermeye başlar.
(Fransa’nın son tutumu da buna yeni bir örnek oldu.)
Dünyadaki güçler bu güçten düşme belirtilerini kollarlar.
Bastırılmış olan husumetlerin bir nefret ve hınç patlamasına
dönüşmesi için bütün maharetlerini kullanırlar.
Bizim tam dört yüz beş yüz yıl boyunca kendimizin kıldığımız
topraklardan ricat etmek zorunda kalışımızın özü kabaca budur.
Halbuki biz o toprakların  yabancıları değil,
öz be öz evlatlarıydık.  

 

 

 

Bir imparatorluğun küçülmesi zor süreçlerdir.
Tarihi inceleyin, hiçbir imparatorluğun küçülmesi
kolay olmamıştır.
İmparatorlukların asli sahipleri bazen bile bile lades demişler,
küçük bir toprak parçasını korumak için büyük askeri kayıpları
dahi göz almışlardır.
Bakın yakında sinemalarda Iron Lady filmi vizyona girdi.
Ünlü oyuncu Meryl  Streep bu filmde İngiltere’de 1979’dan
1990 yılına kadar Başbakanlık yapan Margaret Thatcher’ı canlandırıyor.
Thatcher’a Iron Lady, yani Demir Leydi unvanını kazandıran olaylardan
biri neydi biliyor musunuz?   

 

 

 

 Birleşik Krallıktan on bin kilometre uzaklıkta Falkland adalarının
Arjantin tarafından işgal edilmesi üzerine  Arjantin’e savaş açmış olması.
Kısaca deniz aşırı imparatorluklar bile toprak kayıpları
karşısında çok hassastır.
Kaldı ki, Osmanlı İmparatorluğu deniz aşırı bir imparatorluk da değildi;
bir kara imparatorluğuydu.
Bu yüzden egemenliği altındaki toprakları kaybetmemek için çok
büyük savaşlar verdi.
Dedelerimiz yüzlerce yıl vatan kıldıkları toprakları korumak için
gerçekten cansiperane  mücadele verdiler,gerçekten yedi düvele meydan okudular.
Bu onlar için canlarını, mallarını, haysiyetlerini korumak anlamına geliyordu.
Ki bu kelimelerin toplamına biz kısaca vatan diyoruz.

 

 

 

Ama zaman kötü zamanlardı.
Dediğim gibi uyuyan husumetler, bastırılmış hınçlar,habis kıskançlar
patladı, çağın akımı milliyetçi düşüncelerle birleşti.
Sonuç tarihin en trajik geri çekilmelerinden birisi yaşandı.
Eğer ricat sırasında şimdi çok basit bir kelimeymiş kullanılan
atalarımızın başına gelen soykırım mahiyetinde facialar vuku bulmasıydı,
dışarıdaki vatandaşlarımızla birlikte 80 Milyona yaklaşan nüfusumuz çoktan
100 Milyonu aşmış olacaktı.
Ama söylediğim etkenlerden ötürü olmadı.
Osmanlı  Devletinin çöktüğünü gören kadrolar hem çöküşü mümkün
olduğunca geciktirmek, hem de dönmek durumunda kaldığımız ata
topraklarını bizim için daha güvenli kılmak için çok hayati kararlar
almak zorunda kaldılar.
Anadolu’nun, Balkanlar ve Rumeli’nin kaderini yaşamamasını hedeflediler.
İşte bugün bize kabul ettirilmek istenen Ermeni Soykırımı masalının 
özü ve özeti aslında budur.
İnanın ülkesini seven kim olsa tamamen aynı kararları alırdı.
Meseleyi gelecek kuşakların, yani kendi çocuklarının huzurlu ve güvenli
bir vatanda yaşaması meselesi olarak görür,

 

 

 

onların aldıkları her tedbiri almak zorunda kalırdı.
Bu tedbirlerin karşı taraf açısından birtakım çok acı sonuçları
ve bedelleri olduğu şüphesizdir.
Bunlar için üzülmemiz, keşke bu tedbirler hiç kimsenin kılına zarar
gelmeden uygulanabilseydi diye hayıflanmamız doğaldır ve insanidir.
Ama kendimizi korumak için alınan tedbirleri aradan  yüzyıl geçtikten,
birçoğu bu amaçla üretilmiş dokümanlara ve güya tarihi çalışmalara dayanarak
soykırım diye yorumlamamızı beklemek bühtandır.
Bize ve çocuklarımıza özgürlük ve refah içinde yaşamanın şartlarını hazırlamış
insanlara karşı yapılmış büyük bir haksızlıktır. 

(Devam edecek.)

 

Aytun Çıray - H&H Yorum

 

Bu haberi 170 kişi okundu..
halkinhabercisi.com © 2011
3WTURK