Hayvana şiddet gösteren, insana da şiddet gösterir

Hayvana şiddet gösteren, insana da şiddet gösterir
19 Ocak 2017 12:58

Bir yavru köpeğin kulaklarını keserek ona yedirmeye çalışan, üstelik bunu fotoğraflayan gençlerin haberleriyle sallanıyor sosyal medya…

 

 

 

 

 

 

Dr. Semih DİKKATLİ H&H YORUM

 

O masum köpeğin çektiği acı ve yaşadığı çaresizlik fotoğraflarda öylesine netti ki, yaşadığımıza, insan olduğumuza utandık. Neresinden baksanız anlaşılamaz, kabul edilemez bu olayın utandıran başka bir boyutu da var üstelik. Bu masum cana bunu yapanların eylemi kanunlar kapsamında sadece ‘kabahat’ olarak kabul ediliyor. Kabahatler; uyarılar, ertelenen para cezaları dışında bir yaptırımla karşılaşmıyor maalesef… Bu inanılmaz utandırıcı, alçakça eylemi yapanlar da sadece para cezası aldılar.

 

 
Beş bin TL gibi komik bir yaptırımla bu gençlerin ıslah olacağını düşünenler büyük bir yanılgı içindeler. Bilimsel araştırmalar ve basit bir yakın magazin tarihi bile hayvana şiddet uygulayanların neredeyse tamamının ilerleyen yıllarda kural tanımaz, katil, tecavüzcü olduğunu göstermektedir. Onları böylesine bir cezayla yola getireceğini düşünen sistemin ciddi sorunları olduğu ve olacağı ortadadır. Bu tip caydırıcı olmayan cezalar, bu eylemi gerçekleştiren kişilerin daha da cesaretlenmesine neden olmakta, onları örnek alan diğerlerinin eylemlerine de kapı açmaktadır.

 

 
Bir canlıyı -insanı- cezalandırmak yarattığı duygular açısından karmaşıktır. Cezada esas amaç saldırgan davranışı gösteren kişinin bu cezadan etkilenerek yeniden benzer bir suçu işlemesini engellemek ve bu suçu işleme eğilimi olanları caydırmaktır. Doğru ve zamanında uygulanmayan her ceza cesaretlendirici olabilir. Yani bazen yetersiz verilen bir cezanın suça eğilimi arttırması beklenebilir.

 

 
Hayvana şiddet ve tecavüz diğer saldırganlıklardan ciddi oranlarda ayrılan bir nitelik taşır. Hayvan tüm masumluğuyla doğal güdülerinin peşindedir, özellikle kedi ve köpek gibi evcil hayvanlar da ayrıca insana yakınlık ve sadakat duygusuyla yaşamını devam ettirir. Yaşamımızda yol arkadaşımız olan, bazen kurtarıcı, bazen kahraman, bazen en yakın dostumuz haline gelen bu canların uğradığı şiddetin ruhsal açıdan çeşitli karşılıkları vardır:

 
Bu masum canların uğradığı ağır saldırılara şahit olan insanların – özellikle çocukların- çoğunda ciddi bir panik, insana karşı korku, aynı şeyin başına getirebileceğiyle ilgili kaygı oluşur. Bu kaygı hem bireysel hem de toplumsal ruh sağlığını tehdit eden ciddi bir soruna dönüşebilir. Ayrıca, kime ve hangi canlıya karşı olursa olsun cezalandırılmayan saldırgan eylemler, oluşan sorunların daha da artmasına sebep olur.

 
Herhangi bir canlıya uygulanan -ki özellikle ailelerimizin, yaşamımızın, sokağımızın bir parçası olan sokak canlarına- şiddetin bunu yapanlar üzerinde de bazı etkiler oluşturduğu açıktır. Bu insanlar, içlerinde var olan şiddet ve sapkınlık dolu duyguları öncelikle, sesi soluğu çıkmayan, çaresiz, karşı koyamayacak canlar üzerinde çıkarmayı dener. İlk eyleminden sonra duyduğu haz ve eyleminin cezasız kalması, onu yeni ve daha da dramatik deneylere sürükler. Hayvanları öldürmenin yarattığı haz belli bir süre sonra kişiye yetersiz gelir. Bu bir tür bağımlılık-haz ilişkisine dönüşür. Eylemi gerçekleştiren kişi hala doğru ve yeterli bir cezayla karşılaşmamışsa sorun giderek büyür. Artık sıra insana gelmiştir. İnsanda da doğal olarak yine dilsiz, çaresiz ve masum çocuklar öncelikli hedef alınacaktır. Bunun örnekleri oldukça çok olsa da sizinle bir örneği paylaşmak isterim:

 
David Berkowitzadında bir seri katili kısaca ele aldığımızda bile ‘hayvana şiddet’ olgusunun ne kadar büyük bir soruna dönüşebileceği anlaşılacaktır.

 
Berkowitz, cinayetlerine 29 Temmuz 1976’da Bronx’daiki genç kadını arabasının içinde vurarak start verdi. Ardından evlerinin önünde merdivenlerde oturan iki genç kadını, bir başka gün yürüyen birini, arabasında oturan bir genç çifti derken, saldırılar sonucunda yakalanana kadar altı genç insanı öldürmüş, yedisini ise ağır yaralamıştı.

 
Bu cinayetlerinde 44’lük bir silah kullandığı için ona halk tarafından hemen bir ad konuldu:‘44 Kalibrelik Katil’… O yıllarda New York’da gece hayatı oldukça renkli, insanlar olabildiğince sosyaldi ve üstüste gelen cinayetler uzunca bir süre insanların sokaklardan çekilmesine sebep oldu. Radyolarda BeeGees’denSubway şarkısının çokça çalındığı zamanlardı.

 
Bir gün çifte cinayetin işlendiği bir mekânda polis bir not buldu. “Ben Sam’in oğluyum. Küçük bir veledim.” O andan itibaren bu acayip lakabıyla anılmaya başlandı.

 
Bir yıldan uzun bir süre olmuş ve şehir korku içinde yaşarken olay bir tesadüf eseri çözüldü. Görgü tanıkları olayın ardından bölgeden bir aracın uzaklaştığını görmüştü. İlginç olansa bu araca park cezası kesilmişti ve polis kayıtlardan aracın sahibini buldu. David Berkowitz… Yakalandığında arabasının bagajında bir cephanelik mevcuttu ve bir katliam peşindeydi.Bir diskoya intihar saldırısı düzenleyecekti.On üç ay içinde altı insanı öldüren David Berkowitz, ufak tefek biriydi. Mahkeme akli dengesinin yerinde olduğuna karar verip onu 365 yıl hapse mahkûm etti.

 
David Berkowitz, sürekli olarak uzun siyah saçlı kadınları hedef seçtiği için, New York’ta kadınlar uzun süre saçlarını sarıya boyadı.
Berkowitz cinayetlerine başlamadan önce komşusunun köpeğini vurmuş ve annesinin papağanını zehirlemişti.

 
“Ben Sam’in oğluyum. Küçük bir veledim.“Onları incitmek istemedim. Onları sadece öldürmek istedim.” Sözleri uzun süre hafızalardan silinmeyen bu güler yüzlü, tombul seri katil çocukluğunda hayvanlara eziyet ederken durdurulmuş, ıslah edilmiş, hastaysa tedavi edilmiş olsaydı 1976 yılında altı genç kadın ölmemiş olacaktı.

 
Başka birçok seri katil ve tecavüzcünün geçmişinde hayvana eziyet, hayvan cinayeti ve tecavüzü olduğu görülür.

 
Tarih bu tip seri katil ve tecavüzcülerle doluyken, halen hayvanın mal olarak görülmesi, onlara karşı işlenen cürümlerin kabahat olarak kabul edilmesi, onların da hisli canlılar olduklarının ve yeryüzünde insanların sahip oldukları haklarla donanmış olmaları gerektiğinin unutulması nedeniyle, bu katil ve tecavüzcüler hak ettikleri cezaları almamaktadır. Bu da onların ilerde öldüreceği, tecavüz ve işkence edeceği çocukların ve insanların çekeceği acıların sebebi olmaktadır.

 
Hayvan mal değil candır. Kendi çocuklarının kulağının kesilmesini, işkenceye uğramasını, onlara tecavüz edilmesini istemiyorsan eğer, yasayı değiştir. Yarın sokaklarda öldürülmek istemiyorsan, rahatça gezmek istiyorsan yasayı değiştir.

 
Hayvan mal değil, candır. Hisleri vardır ve onlar bize Tanrı’nın bahşettiği güzelliklerdir. Onlar en can dosttan daha dost, en yakınından daha sadık, en namuslumuzdan daha dürüsttür.

 
Onlar mal değil, candır.

 

Dr. Semih DİKKATLİ Twitter

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Borderline bir yapı olarak Türk Solu…
Affetmek ve Deniz Seki…
Ali İsmail Korkmaz’a! Bir umut yükseliyordu