‘Hayır’ oyları yükselince belden aşağı vurmaya başladılar

‘Hayır’ oyları yükselince belden aşağı vurmaya başladılar
8 Mart 2017 09:22

Öncelikle bir hususu belirterek makaleye başlamak istiyorum ki, o da referandumdaki seçeneğim ”hayır” olmakla birlikte, seçeneği ”evet” olanların özgür iradelerine sonuna kadar saygı gösteriyorum ama, ”evet”in siyasal mimarları propaganda yaparken ”hayır’ oyu verecek olanları terörist ilanetmesi ve TBMM ile halkı bombalayanların bunlar olduğunu çok açık bir şekilde ifade etmeleri son derece çirkin ve dokunulmazlık zırhına sığınarak milyonlarca insanımıza hakaret etmeleri korkakların tavrıdır.

 

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

 

Öncelikle belirteyim, ben de referandumda ” hayır” oyu verecek olan bir yurttaş olarak bu ağır suçlamaları şiddetle reddediyor ve misliyle sahiplerine iade ediyorum.

 

 

 

”Evet” veya ”hayır” oyu verecek on milyonlarca yurttaşlarımızı bir kenara bırakarak ve yukarıda belirttiğim gibi bu çirkin demogojinin dışında tutarak, bakalım ki, siyasal ”evetçiler” mi, yoksa ”hayırcılar” mı terörist ve TBMM ile halkı bombaladılar?

 

 

FETÖ (Fetö Terör Örgütü) tanımlamasını kim çıkardı?

 

 

 

Tabii ki bugünkü hükümet ve liderleri ile kurmay heyeti.

 

 

 

FETÖ’nün lideri olarak kabul ettikleri Fethullah Gülen 12 Eylül 2010 referandumunda ne beyanat verdi?

 

 

 

”Sadece sağ olanlar değil, mümkün olsa da mezardakileri de kaldırıp ”evet” oyu verdirmek gerekir” demişti.

 

 

 

Mantık silsilesi ile kimin terörist ve halkı bombalayanlar olduğu sonucuna doğru gidiyoruz.

 

 

 

Ogünün ”evetçiler’‘i aradan yaklaşık olarak altı yıl geçtikten sonra devletin yapısına ve halka karşı darbe girişiminde bulunan AKP ve doğal lideri ile can ciğer kuzu sarması olan FETÖCÜ’ler değil miydi?!

 

 

 

Kısaca o gün sizin için ”evet” oyu isteyen FETÖ mensuplarını terörist ilan eden ve bugün geldiğimiz nokta itibari ile Türkiye ve dünyanın her ülkesinde bangır bangır bağıran siz değil misiniz?

 

 

 

Siz Türk halkının bu numaraları yutacağını mı sanıyorsunuz?

 

 

 

Başkalarının zekası ile alay edenler gerçek geri zekalılardır.

 

 

 

Bu hakaretlerinizden sonuç alamayacaksınız ve doğrudan kendi ayaklarınıza kurşun sıkıyorsunuz!

 

 

 

Şimdi ”hayırcılar”a belden aşağı vurma meselesinin esas alt yapısına gelelim.

 

 

 

RTE’yi tüm özellikleri ile çok yakından tanıyorum.

 

 

 

Hiçbir siyasi, aydın, gazeteci, mürekkep yalamış yurttaşlarımız şunu aklından çıkarmasın ki, RET siyasette, ”ben çalışayım da sonucu ne olursa olsun” anlayışına göre çalışmaz, o bu konuda mutlak üstü mutlak ”sonuç odaklı” çalışır ve bu nedenle akla hayale gelmeyen strateji ve taktikler yürütür.

 

 

 

Özellikle siyasette, ünlü bilge Konfüçyüs’ün ”Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil” ifadesi ile vücut bulan felsefesini mutlak anlamda tek uygulayıcısı RTE’dir.

 

 

 

Buna da zorunludur, çünkü bugüne kadar anayasa ve yasaları çiğneyerek geldi, iktidardan düştüğü gün kendini yargı önünde bulacağını çok iyi biliyor.

 

 

 

Zaten Hitler’de hep yasaları çiğnediği için ”Diktatör bisiklete binen adama benzer, pedal çevirmeyi bıraktığı an devrilir” demiştir.

 

 

 

Bu özlü açıklamadan sonra RTE’nin neden tüm seçimlerde ve bu referandumda ki, siyasal yaşamı için bir hayat memat (ölüm kalım) meselesidir onun açısından.

 

 

 

Bu nedenle RTE ve hempası-bağlıları-referandumun sonuna kadar her yolu mübah görerek deneyeceklerdir.

 

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekası için çalışan ve ”hayır”da karar kılan TBMM içi ve dışı siyasal partilerin, STK’ların, aydınların, gazetecilerin ve mürekkep yalamış yurttaşlarımızın buna hazırlıklı olmaları ve çok güçlü demokratik savunma ve demokratik taarruz strateji taktikleri refleksleri geliştirmeleri gerektirmektedir.

 

 

 

RTE, şunu çok iyi biliyor ki, referandum ”hayır”la sonuçlandığında muhalefet partileri ve karşıt siyasiler ondan, görevleri itibari ile anayasal sınırlarına çekilmelerini-bu noktada Devlet Bahçeli’nin ne diyebileceğini çok merak ettiğimi belirtirim-, hatta halkın güvenininin kalmadığını dillendirerek cumhurbaşkanlığından istifasını bile isteyeceklerdir.

 

 

 

Ayrıca AKP’nin büyük güç kaybına uğradığına kanaat getiren muhalefet partileri erken seçim için bile bastıracaklardır.

 

 

 

Belden aşağı vurmanın AKP ve doğal liderine çok büyük oranda oy kaybettirdiğini onlarda anladığı için şimdi yeni taktikler deneyecekler,yasal ve yasa dışı tüm ayrıntıları uygulayacaklardır.

 

 

 

”Hayır” için çalışan siyasileri tüm illerde Emniyet marifetiyle polis kamerasına alınarak, bulacakları bir suç unsuru ile referandumun sonuna kadar kodese tıkma hazırlığında oldukları bilinen bir gerçektir.

 

 

 

Şunu bir kanaatim olarak belirteyim ki, ”referandum”a yaklaşıldığı günlerde yaptıracakları anketlerle-her hafta bir kaç anket yaptırıyorlar-sonucun ”hayır” olduğunu saptadıklarında oylar sayılırken ”trafoya kedi girdi” alternatifi üzerinde çalışacaklar ama bu konuda anamuhalefet ve STK’ların hazırlıklı olduğunu anladıklarında bundan vazgeçip referandumu iptal yoluna bile gideceklerdir, çünkü onlar için olumsuz sonuç RTE’nin yıkımı anlamına gelir.

 

 

 

”Evet” galip gelirse böyle bir durum Türkiye ve Türk milletinin yıkımı anlamına gelir.

 

 

Bundan bir önceki makalemde bunları detaylı olarak yazdım ama bir tümce ile bile olsa yinelemek istiyorum.

 

 

 

Tek adam diktatoryasında Ortadoğu’nun milyonlarca çopur Arabı savaş ve mağduriyet bahanesi ile-Peygamber hatırına-ve açlık, terör bahaneleriyle Afrika’nın milyonlarca Zenci orangutanları Anadolu’ya doldurularak-Bilali Habeşi hatırına-demografik açıdan Türk nüfusu orantısal olarak çoğunluğunu yitirip Türklüğü tarihin çöplüğüne atma gayreti içindedirler.

 

 

 

Şehvet düşkünü Arap ve Zenciler nedeniyle yıllar sonra bir de bakacağız ki, Türk ana veya babadan olma milyonlarca siyah-esmer çocuk Anadolu’yu doldurmuş.

 

 

 

Bugün Avrupa’nın tüm ülkelerinde babası Zenci veya Arap, anneleri beyaz Avrupalı olan milyonlarca siyah çocuk peydah olmuş ama bunların babaları izlerini kaybettirmişlerdir.

 

 

 

Bu şehvet düşkünü yaratıklar tohumlarını-sperm-serpip kaçıyorlar ve ortada yığınla nesebi gayrı sahih yığınla siyah çocuk.

 

 

 

Tanrı, böyle bir felaketten Türk milletini, soyumuzu sopumuzu korusun.

 

 

 

Bizi yöneten adamlar hurafe-dogmatik-dinsel bazlı ve Türk karşıtlığı esaslarına göre icraat yaparlar.

 

 

 

Muhalefet ve özellikle CHP ne yapmalı?

 

 

 

Kültürel açıdan da gelişmemiş veya az gelişmiş ülke halkları siyasette sert söylemlerden etkilenirler.

 

 

 

Bu nedenle CHP genel başkanı Kılıçdaroğu çekinmeden, korkmadan pervasızca bu adamların özellikle tepelerinde bulunanın geçmiş ve milyonlara unutturulmuş büyük cürümlerini(suçlar) her gün durmadan yinelemelidir.

 

 

 

Kitleler ancak tekrarlardan etkilenirler.

 

 

 

Ayrıca naylon darbe sonrası yaptığı uygulamaları halka sürekli anımsatmalıdır.

 

 

 

Haksız olarak işinden atılan yüz binler.

 

 

 

Hapishanelere tıkılan on binler.

 

 

 

Malları, paraları, şirketleri gaspedilen yığınla insan.

 

 

 

Türk ordusunun darmadağın edilmesi vs…

 

 

 

Durmadan anımsatılmalı ve ”evet” denmesi sonucunda gelecek diktatoryal sistemde bu zulümlerin kurumlaşarak katmerlisinin yapılacağı halka inandırılmalıdır.

 

 

 

”Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir” güzel atasözümüz başka neyi ifade ediyor ki!

 

 

 

Gerçekleri halka hiç çekinmeden anlatsa Kılıçdaroğlu’nu kodese tıkmaya hiçbir faninin gücü yetmez.

 

 

 

Vallahi işte dünya o zaman ayağa kalkar.

 

 

 

”Evet” cephesi psikolojik savaş yaparak sadece muhaliflerine sürekli olarak korku sinyali vermeye çalışıyor.

 

 

 

Bilenler bunu yemez beyler.

 

 

Ey yurtsever ”hayırcılar”, bu adamların artık uygar dünyada yüz bulacakları hiçbir güçlü ülke kalmadı; o nedenle Ortadoğu bataklığında ve Afrika çöllerinde kendilerini avutmak için fellik fellik dolaşıyorlar, o nedenle tünelin ucu göründü, Atatürk aydınlığındaki Türkiye’ye kavuşacağımız zaman dilimi çok kısadır!

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Her diktatör akıl hastasıdır
Cumhuriyet’in fabrika ayarlarına dönülmedikçe Türkiye ittifakı kurulamaz
Mansur Yavaş ivedilikle İ.Melih Gökçek dönemini yargıya ve kamuoyuna taşımalıdır