Hala yıkılmıyorsa mazidendir

Hala yıkılmıyorsa mazidendir
20 Kasım 2019 17:30

Peşpeşe…

 

 

Safile USUL H&H YORUM

 

 

 

Şehir hastaneleri…

 

 
Pahalı , bu nedenle vatandaş tarafından geçilmeyen köprüler, bu nedenle köprüleri yapan şirketlere hazineden ödenen milyarlar…

 

 
Suriyelilere harcanan 50 milyar dolar…

 

 
Satılan tüm milli varlıklar…

 

 
Yeni yapılan havalimanındaki S sistem nedeniyle uçakların yolunun ve buna bağlı olarak uçuş sürelerinin ve yakıt vs. harcamalarının artması…

 

 
Ki, bu sonuncusunu bugün Sözcü’de okudum.

 

 
Haberden anlaşılıyor ki, bilgiler içerden, yani pilotlardan…

 

 
Ama Bilal Erdoğan’ın Kartal İmam Hatip mezunu arkadaşlarından olanlardan değil…

 

 
Türkiye’nin pilotluk geleneğinden gelen, işe bir siyasi partiye yakın olduğu için değil, iyi pilot olduğu için alınanlardan.

 
Olay ise, şu…

 

 
Bu hükümet yeni havalimanını yaparken padişah dünyaya bir yenilik daha getirsin diye, Fransızlar’a, “Bana bir şey verin, orijinal olsun” demiş.

 

 
Fransızlar da dünyada esasen sadece küçük havalimanlarında kullanılan, S sistemini önermiş.

 

 
Yani, uçaklar havada iken düz değil, S şeklinde kıvrılarak iniş yapacak.

 

 
Oysa padişahın zaaflarını da iyi anlayan akıllı Fransızlar, ona bu S sistemini bi’ güzel kakalamışlar, kakalamasına ama bizim pilotlar eskiden denizden geçip, Yeşilköy’deki Atatürk havalimanına tık diye inerken, bu Arnavutköy’deki yeni padişah havalimanına klıvrıla kıvrıla inerken, örneğin İstanbul-Ankara uçuşlarının süresi, tam iki katına çıkmış.

 

 
Hem vatandaşın zamanı, hem THY’nin yakıt parası çarçur oluyormuş.

 

 
Ki, hiçbir gelişmiş dünya ülkesi eski havalimanını iptal etmiyor, genişletiyor, tadil ediyor vs. vs. ama işleyen çok işleyen bir sistemi yıkıp, yerine bir tek adamın arzusu doğrultusunda üstelik, parlamentodan karar çıkmadan üstelik, böyle birşey yapmıyor.

 

 
Ne demiş İngilizler…

 

 
Never touch a running system.

 

 
Yani işleyen bir sisteme asla dokunma, bırak işlesin.

 

 
Ama bu İngilizlikle alakalı bir şey değil.

 

 
Akıl küpü, irfan küpü Cumhuriyet de işleyen sistemlere dokunmamış.

 

 
Fransa’da Lafayette arayan geri zekalı üçüncü dünyalı gibi, bir yenilik olsun diye Fransa’dan kendine ülkesinde işlemeyecek bir sistemi kakalatmamış.

 

 
Şimdi, olan olmuş.

 

 
Ah, hem eskiden tık diye havalimanına varırken, şimdi çok uzun mesafeler sonrası o yeni havaliamına ulaş, sonra S sistemi diye bir de zamanında uçama, yakıt artsın, müşterinin bilet parası yükselsin.

 

 
Milli servet heba olsun.

 

 
Köprü yapsın, sen geçeme.

 

 
Parası ama yine senden çıksın.

 

 
Şehir hastanesi yapsın, ulaşama.

 

 
Ulaşınca uzman hekim bulama.

 

 

 
Ya, Allah aşkına, bu olayı CHP ve muhalefet biraz daha iyi anlatsın bu halka.

 

 

 
Valla, herkes anlar, anlatılınca.

 

 
Ve bir de, başlıkta demek istediğim gibi, bu ülke hala ayakta ise, yeminle mazisinin sütunlarındandır.

 

 
İNCE ŞÜPHEYİ ÜZERİNDEN UZAKLAŞTIRDI

 

 
Sözcü yazarı Rahmi Turan, bir önemli CHP’linin saraya davet edildiğini ve kendisine, “CHP’nin başına sen geç, bu bizim için de iyi olur” dendiğini yazdı.

 

 
Haliyle herkesin aklına Muharrem İnce de gelebilirdi.

 

 
O nedenle olsa gerek, Muharrem İnce bugün bir açıklama yaparak, bu kişinin kendisi olmadığını dolaylı olarak açıkladı ve, “Bu kimse ortaya çıksın” dedi.

 
Ortaya çıkmaz o kişi.

 

 
Çünkü rezil olur.

 

 
Ancak Rahmi Turan açıklarsa açıklar.

 

 
Ki, Rahmi Turan’ın yazdığının doğru olması çok yüksek bir ihtimal.

 

 
Zira saray tam da böyle bir şeyi yapar.

 

 
Partilerin başlarına adam atamaya çalışır.

 

 
Ama bu kim olabilir CHP’de.

 

 
Bence yönetimden biri değil bu.

 

 
Şu an boşta olan biri olmalı.

 

 
Yılmaz Ateş ismi çok makul geliyor bana ama o da ihrac edildi. (çok doğru bir kararla)

 

 
Savcı Sayan desem, o çoktan koştu saraya. (hem Yılmaz Ateş’in, hem Savcı Sayan’ın Deniz Baykal’a en yakın kişilerden olması ne acı değil mi)

 

 
Ama yine de bu tip biri olmalı bu kişi her kimse.

 

 
Yoksa hangi CHP’li kendisine böyle bir teklif yapılmasına zemin hazırlar ki…

 

 
O AN BİR HAYAL

 

 

 
Dün Yıldız Kenter’in cenazesinde Ekrem İmamoğlu, “Kenter tiyatrosunu yaşatacağız, kurumlaştıracağız, zaten aile ile epeydir görüşüyoruz” deyince bir an bir hayal hissi yaşadım…

 

 
Sanki, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti CHP idi.

 

 
Bir an öyle bir hisse kapıldım.

 

 
Sanki Türkiye artık bu ülkeye ait kişiler tarafından yönetiliyordu ve bunlardan biri de bu ülkeye çok uygun olarak bir tiyatro geleneğini kurumlaştırmak adına devlet yetkisini kullanıyordu.

 

 
Çok güzel bir histi ama henüz hayaldı.

 

 
Çünkü sadece İstanbul’daydı bu olay.

 

 
En azından henüz.

 

 
Ve, evet…

 

 
Türk tiyatrosu vardır, geleneği çok güçlüdür.

 

 
Beslemiştir kuşaklar boyu, beslemeye devam etmiştir.

 

 
Ben küçükken Galileo’yu izlemiştim.

 

 
Sahnede kaz yeniyordu.

 

 
Hiç unutmam, kaz yemek ilk o gün girmişti zihnime.

 

 
Hala da benim için kaz yemek Galileo’yu izlemektir.

 

 
Yıldız Kenter’i, Ankara Sanat Tiyatrosu’nu izlemektir.

 

 
Türk Tiyatrosu gücünü hala çok koruyor ve büyüyor.

 

 
Ki, bu ülke ayakta kaldıysa, yine yeminle, sanat ve kültür ile ayakta kaldı.

 

 
Sineması, tiyatrosu, dizisi, şarkısı besledi zira Türkiye’yi.

 

 
O besin bu toplumun ele geçirilmesinin panzehiriydi.

 

 

 

Safile USUL Twitter

 

Fotoğraf: Reuters

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Bu komisyonu kurun o zaman
Kaz gündem kaydırıyor
Aslolan o pastırmayı vatandaşa yedirmek