Gerileme raporu

Gerileme raporu
13 Ekim 2014 17:11

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, her yıl aday ülkelerle ilgili rapor hazırlamaktadır.

 

 

Av. Kemal AKKURT

 

 

Bu raporda, aday ülkelerin mevzuat ve uygulamada ne kadar “ilerledikleri” ayrıntılı olarak anlatılır. Bu nedenle bu raporlar, “İlerleme Raporu” olarak adlandırılır. Ancak ne hikmetse, Türkiye ile ilgili raporlarda ağırlıklı olarak “gerileme”ler sıralanır. Bu yılki rapor da farklı değil.

 

 

AB raporuna bakıldığında; ekonomide, eğitimde ve sağlıktaki gerilemelerin çok daha fazlasını yargı ve insan hakları alanında görmekteyiz. Nedense yargıda ve insan haklarında hem mevzuat, hem de uygulamada sürekli bir geriye gidişi yaşamaktayız. AB komisyonunun bu yılki Türkiye Raporu’nun ana başlıkları şöyle özetlenebilir:

 

 

– Parlamento’da yasa çıkarma faaliyetleri, diyalog eksiklikleri (iktidar partisinin sayısal çoğunluğu ile uzlaşmaya ihtiyaç duymaması) ve partiler arasındaki tavizsiz tutumlar nedeniyle aksamaktadır. Böyle olunca, yargı ve insan hakları alanında AB standartlarının çok gerisinde kalmaktayız.

 

 

– İktidar partisinin meclisteki çoğunluğu ile internet, yargıya ilişkin düzenlemeler, dershanelerin kapatılması ve MİT gibi yasalar, yeterince tartışılmadan, ilgili kurumların ve Sivil Toplum Kuruluşlarının görüşü alınmadan yasalaştığı için, problemlidir ve AB standartlarına uygun değildir.

 

 

– Partiler arasındaki uzlaşma komisyonuna rağmen, Anayasal reform sürekli askıya alınmıştır. (Oysa bu dönemde çok daha evrensel değerlere sahip bir Anayasa yapılabilirdi!). Anayasa yapım sürecinde “Venedik Komisyonu” na danışılmalıdır.

 

 

– Kişisel verilerin korunması, askerî yargı, cinsiyet eşitliğinin uygulanmasına yönelik Anayasal düzenlemeye rağmen, yasal düzenleme yapılamamıştır. Böyle olunca, uygulama, eskisinden daha beter olmuştur.

 
– Geçici ve göstermelik danışmalar dışında, Sivil Toplum Kuruluşlarının yasa ve siyaset yapım süreçlerine katılımı sağlanamadı, bu yönde mekanizmalar oluşturulmadı.

 

 

– Yolsuzluk iddiaları, ele alınış biçimi, ayrımcılık yapılmadan şeffaf ve tarafsız biçimde incelenemedi.

 

 

AB Komisyonu ilerleme raporundaki en fazla eleştiriler, insan hakları alanında yapılmıştır. Buna göre;

 
– Irkçılık, yabancı düşmanlığı, anti-semitizm ve hoşgörüsüzlükle mücadele edecek, eşitliği cesaretlendirecek bir kurum kurulmalıdır (geçen yıllarda kurulan, sözde “İnsan Hakları Başkanlığı”nın etkisizliği böylece bir kez daha tescillenmiş oldu).

 

 

– İfade özgürlüğünü daha da kısıtlayan yasal düzenlemeler kabul edildi. Pratikte basın özgürlüğü kısıtlanmıştır.

 

 

– Toplantı ve gösteri hakkı, Avrupa standartlarının çok gerisinde. 2013 Gezi Olaylarında aşırı güç kullanan polisler için tutarlı ve acil cezalar uygulanamadı (tam tersine “destan” yazan bu polisler ödüllendirildi).

 

 

– Uygulamada, ilgililer tarafından toplantı ve gösteri özgürlüğünün engellenmesi için “genel ahlâk”, “aile yapısı”, “ulusal güvenlik” ve “kamu düzeni” gibi muğlak ifadeler sıkça kullanıldı. Muğlak gerekçelerle özgürlüklerin kısıtlanması da AB standartlarının çok gerisindedir.

 

 

– Gösteriler sırasında emniyet güçlerinin kullanacağı güç kullanımı orantılı olmalı ve bu konuda bağlayıcı kurallar benimsenmeli (örneğin, şiddet içermeyen ifade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğü için zehirli gaz kullanılmamalı!). Bu kurallar, Avrupa Konseyi’nin İşkenceyi Önleme Komitesi’nin tavsiyelerine ve AİHM kararlarıyla uyumlu olmalı.

 

 

– 1990’lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayetlerin yanı sıra, son yıllarda işlenen cinayetler nedeniyle sorumluların cezalandırılması için yasal düzenlemeler yapılmalı (örneğin, bu suçlarda zamanaşımı olmamalı).

 

 

– Devlet yetkililerinin medya üzerindeki baskıları son bulmalı. Medya sektörünün sahiplik yapısı medyada yaygın oto sansüre, gazetecilerin istifalarına ve kovulmalarına neden olmaktadır.

 

 

– Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu(HSYK) hakkındaki yasal düzenleme ve ardından hakim ve savcıların yüzde 66’sının yerlerinin değiştirilmesi, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile kuvvetler ayrılığına aykırıdır. Bu konuda ciddi kaygılar duyulmaktadır.

 

 

– MİT’e yargı kararları olmaksızın dinleme ve izleme yetkisi verilmesine yönelik düzenlemeler de Avrupa standartlarına aykırıdır.

 

 

AB Komisyonu raporunda, yargı konusundaki tek övgüyü alan Anayasa Mahkemesi, son kararlarıyla bu övgüyü hak etmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin özgürlükçü bu tutumunun geçici olmamasını, sürekli olmasını dileyelim.

 

 

İnsan hakları, ülke sınırları ile sınırlandırılamaz. Çünkü insan hakları evrenseldir. Bu konuda uygar ülkeleri kendimize benzetemeyeceğimize göre, demokrasisi gelişmiş, hukuk devletinin kurumsallaştığı ve insan haklarının içselleştirildiği ülkeleri örnek almamızda sonsuz fayda vardır…

 

 

kemalakkurt@hotmail.com

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Nâzım Hikmet 117 yaşında
70. yılda insan haklarımız
Çocuklarımızın hakları