Fikri Sağlar: Halk, İnce’ye yüzde 30 oy vererek ‘Sana inanıyoruz ve güveniyoruz’ dedi!

Fikri Sağlar: Halk, İnce’ye yüzde 30 oy vererek ‘Sana inanıyoruz ve güveniyoruz’ dedi!
5 Temmuz 2018 11:49

Eski CHP Mersin Milletvekili Fikri Sağlar, BirGün’deki köşesinde CHP’deki mevcut yönetimin değişmesi gerektiğini yazdı…

 

 

Fikri Sağlar bugünkü “CHP 4.0″ başlıklı yazısında şunları söyledi:

 

 

Endüstri 4.0 kavramı uzun süredir gelişmiş ülkelerin gündeminde olan bir konu. Kısaca “sanayi devriminin dördüncü kuşağı” olarak tanımlanıyor. Bilişim teknolojileri ile endüstri faaliyetlerini bir araya getiren bir üretim modelini temsil ediyor. Nesnelerin interneti, robotik, otonom ulaşım, yapay zekâ, makine öğrenmesi, gelişmiş malzemeler, bioteknoloji ve genom bilimi gibi kavramlar, bu dönemin en önemli gündem maddeleri olacak.

 

Endüstri 4.0, 24 Haziran seçimlerine de konu oldu biliyorsunuz. Muharrem İnce, “kuantum, uzay madenciliği diyen, Endüstri 4.0 diyen bir cumhurbaşkanı olacağım” derken, Recep Tayyip Erdoğan millet kıraathanelerinden bahsederek “bedava kek” vaatlerinde bulunmuştu.

Seçim sonuçlarına bakarak “halk bedava keki seçti” demek doğru değil… Halk Muharrem İnce’ye yüzde 30, CHP’ye ise yüzde 22 oy vererek, “Biz sana güveniyoruz ama sen önce CHP’de değişimi başlat. Biz bir süre daha Erdoğan’a ve kıraathanede kek yemeye razıyız” dedi.

 

Mevcut gelişmelere bakılırsa CHP’nin kurultaya gidip gitmeyeceği bir süre daha belirsizliğini koruyacak. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, bu yönde bir iradeleri olmadığını açıkladı. Muharrem İnce ise önceki gün Kılıçdaroğlu ile yediği akşam yemeğinden sonra “Kendisine onursal başkanlık teklif ettim. Ben imza toplamayacağım, ama hayır derse örgüt kendisi çözecektir bu işi” dedi.

 

Anlaşılıyor ki CHP’yi sancılı bir dönem bekliyor önümüzdeki süreçte!.. Bu sancı sadece genel başkanlık yarışı ve kurultay mücadelesi ile sınırlı kalırsa, milyonlarca insanın İnce’den ve CHP’den talebini doğru okuyamamış oluruz. Halkın talebi net; “yenilenmedir!..”

 

Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin teşkilatlarını temel alan CHP, 9 Eylül 1923 tarihinde Atatürk tarafından “Halk Fırkası” olarak kurulmuş, Cumhuriyetin ilanının ardından 1924 yılında partinin adına Cumhuriyet kelimesi eklenmiştir. 1935 yılında gerçekleştirilen 4. Kurultay’da ise “Cumhuriyet Halk Partisi” adını almıştır. 1927 yılında “Cumhuriyetçilik”, “Halkçılık”, “Milliyetçilik” ve “Laiklik”, 1935 yılında ise “Devletçilik” ve “Devrimcilik” ile CHP’nin ilkeleri altıya çıkarılmıştır. “6 Ok” olarak adlandırılan bu ilkeler ve Cumhuriyet devrimlerinin karakterize edildiği bu ilk döneme CHP 1.0 diyebiliriz. 1923-1950 yılları arasındaki bu dönemde önce Atatürk daha sonra ise İsmet İnönü’nün önderliğinde, demokrasinin yerleşmesi için gereken altyapı oluşturulmaya çalışılmıştır.

 

CHP 1950 yılında çok partili hayata geçilmesini sağlayarak demokrasiyi kurum ve kurallarıyla hayata geçirmek için önemli bir adım atmıştır. Çok partili hayata geçişle birlikte CHP de kendisini yenileme ihtiyacı hissetmiştir ve CHP 2.0 ortaya çıkmıştır. Bu dönemde üstlendiği muhalefet göreviyle parti, çok partili demokratik sistemde siyasal muhalefetin kurumsallaşmasına öncülük etmiştir.

 

1960’larda Türkiye önemli sosyolojik değişimlere sahne olmuştur. Sanayileşmenin gelişmesiyle birlikte kentleşmede yaşanan hızlı artış, toplumsal sınıflar arasındaki farkların hızla belirginleşmesine neden olmuş, sınıf bilincinin ortaya çıkması sonucunu doğurmuştur.

Uluslararası alanda ortaya çıkan gelişmeler ve iki kutuplu dünyanın beraberinde getirdiği siyasal atmosfer de eklendiğinde yeni bir siyasal yapılanmaya olan ihtiyaç, CHP’de yeni arayışları beraberinde getirmiştir. Bu koşullar altında CHP “ortanın solu” yaklaşımını benimseyerek, “sosyal demokrasinin temel ilkelerini” programına eklemiştir. Böylelikle CHP 3.0 ortaya çıkmıştır…

 

CHP 12 Eylül Darbesi’yle birlikte kapatılmış, kuruluşunun 69. yıldönümü olan 9 Eylül 1992 tarihinde tekrar açılmıştır. Ancak bu dönemde CHP hem Soğuk Savaş dönemi siyaset alışkanlıklarından kendisini kurtaramamış hem de 2000’li yıllarda Dünya ve Türkiye’deki gelişmelere adapte olamamıştır.

1990’ların başında yeni bir sosyal demokrasi anlayışının örneklerini vermeye başlayan SHP’nin çağdaşlığı, yenilikçiliği, ilericiliği ve halkla kucaklaşan siyaset yapma başarısı, 1995 yılında CHP ile birleşmesinin ardından tutucu, yeniliğe kapalı, dünyadaki değişimi takip etmeyen, parti programını bilmeyen sağcılaşan ve de sığlaşan kadroların elinde eriyip kaybolmuştur.

SHP’nin kapatılması yanlıştı. Çünkü Türkiye’nin demokratikleşme, özgürlük, haklar ve eşitlik kavramlarının yitirilmesine, farklılıkların kucaklanması yerine kimlikler üzerinden siyaset yapılmasına müsaade eden bir CHP ortaya çıkmasına neden olunmuştur!.. Özellikle 2000 yılının başından bu yana CHP dünyanın hızla girdiği bilim ve dijital dönemi yakalayamamış, bilgi toplumu olmayı AKP’nin dümen suyuna girerek ıskalamıştır!.. Bu durum ülke soluna da zarar vermektedir!..

 

Dahası; O günlerden bu yana CHP’nin yöneticileri dünyadaki ve ülkedeki “değişimleri gelişeme dönüştürememiş” ve de kendisini yenileyememiş olmaları nedeniyle başarılı olamamışlardır. Kronik başarısızlık, toplumdan kopmayı dolayısıyla, bir yandan parti içi çatışmaları, diğer yandan da geçmişteki hatalarının önüne koyulduğu süreci yaşatmıştır!..

 

Bu vahim durum CHP seçmenini kabul edilmiş bir çaresizliğe itmektedir. Geçmişteki hatalar, üst üste gelen başarısızlıklar, çağın dışında duran politikalar özellikle genç seçmeni, CHP’den uzaklaştırmaktadır.

 

Genetik solcu olan tabanının yenilenme talepleri ise yönetimler tarafından “hizipçilik” veya “koltuk sevdası” olarak etiketlenmektedir… Başarısız, vizyonsuz, yetersiz ve yeteneksiz yönetimler aldıkları yenilgilere doymaksızın koltuklarını terk etmemekte direniyorlar. Bu direnç CHP’yi yerinde sayan, topluma güven vermeyen, umutları yıkan, gelecekle ilgili hiçbir hikayesi olmayan bir parti konumuna sokuyor!..

Oysaki kuruluşundan bugüne kadar ortaya koyduğu yenilenme hamleleri gösteriyor ki, CHP devrimcilik ilkesi gereği kendisini yenileyebilen ve çağın gereklerine uygun siyaset geliştirme mirasına sahip bir partidir.

 

Muharrem İnce’ninKemal Kılıçdaroğlu’na yaptığı kurultay çağrısı, seçim sonuçlarının doğal bir sonucudur. Halk, İnce’ye yüzde 30 oy vererek “Sana inanıyoruz ve güveniyoruz” demiştir. CHP’nin bugünkü yöneticilerine kaybettikleri 8 seçimden bile daha az yani yüzde 22 oy vererek; “Parti bu haliyle bize gelecek vaat etmiyor. Partiyi yenileyin ve koltuklarınızı terk edin” mesajını vermiştir.

Mevcut yönetimin seçim başarıları (!) ortadayken bu kadroyla yeni bir seçime daha girerek “baştan kaybetmeyi” kabul etmek demektir. Bu durumda en hafif deyimle partiye değil, ülkeye yapılacak olan büyük kötülüktür…

 

Seçimde halkın verdiği mesajın ardından çeşitli il ve ilçe örgütlerikurultay çağrısı için imza toplamaya başladı bile. Bu kurultayın toplanıp toplanamayacağını; genel başkan değişikliği olup olmayacağını zaman gösterecek.

Ancak şu bir gerçek ki, kurultayda tartışılması gereken çok önemli bir konu daha var: CHP’nin geleceği ne olacak? Çünkü; CHP’nin geleceği, Türkiye’nin geleceği olacaktır!.. Çocuklarımıza iyi bir gelecek sunabilmek, cumhuriyet değerlerine sahip çıkmak ve demokrasimizi korumak için tek bir yol var şimdi önümüzde: o da CHP 4.0!..

 

https://www.birgun.net/haber-detay/chp-4-0-221952.html

 

Yorumlar

Yorumlar