Fakıbaba seni biraz adam bilirdim

Fakıbaba seni biraz adam bilirdim
9 Ekim 2017 19:26

Gündem siyasal olarak o kadar yoğun ki, dengeler bakımından önemli olayların arifesindeyiz ama elimde olmayan nedenlerden dolayı geç kalmış bir yazıyı yurttaş olarak kaleme alıp uyarı görevimi yapmak durumundaydım, o da Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın Ekim ayının başında mealen verdiği ”Suriyeliler ülkelerine gitmek isteseler bile onları göndermeyeceğiz, sulanabilir arazileri onlarla değerlendirip üretimi artırıp işsizliği önleyeceğiz…” demeciydi.

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

Önce bu ifadelerin bir ülkenin topraklarının hile ve desiselerle hiçbir kan döktürmeden işgal ettirmek anlamına geldiğini ve vatana ihanet eşdeğerinde bir suç taşıdığını ve de gelecekte iktidar dengeleri değiştiğinde ağır yargılanma nedeni olacağı kesindir.

 

 

Fakıbaba’yı neden biraz adam birdim?

 

 

Şanlıurfalı’nın belediye başkanı olarak gönlünü kazanıp daha sonra RTE kendisini aday göstermeyince bağımsız olarak tekrar başkan seçilmiş ve daha sonra yine AKP’ye direksiyon kırmıştı.Daha sonra Tarım Bakanı olan Fakıbaba ilk göreve başladığında verdiği demeçle bakanlıktan nemalanan rüşvetçileri tehdit etmiş ama daha sonra sahibinden yediği fırça ile uslu çocuk gibi yerine oturmuştu çok iyi anımsayacağınız gibi.

 

 

Hızını alamayan Fakıbaba sahibinin verdiği fermanla toplumun nabzını ölçüp ona göre icraata geçmek için Suriyeliler ile ilgili yukarıda belirttiğim demeci vermişti.

 

 

Aslında bugünkü siyasette kendimce belirlediğim bir ölçüt var, o da RTE’nin görev verdiği, yakınında tuttuğu, bir makam bahşettiği kimselerin Türklük ve vatan aleyhine bir kırığının varlığı yanında iyi birer Arapçı veb Arap sevdalısı olduğu kesindir.

 

RTE bunun dışındaki kimseleri yakınında tutmaz ve ilk seçimde gereğini yapar, bundan emin olun.

 

Fakıbaba Türk ama bu demeciyle siyasal çıkarlar ve makam için sahibinin talimatlarıyla Araplar için çalışan, Arapçılığı baştacı yapmış zavallı bir adam durumuna düşmüştür ki, Batı literatüründe böyle kişiliklere ‘‘küçük adam” denir.

 

Bu dünyadan böyle ihanetlerle öte tarafa alnımda kara leke olarak gitmektense tüm makamları tekmelemek benim için milletim ve vatanım uğrunda yapacağım en büyük onur kaynağıdır ki, siyasal bir dönem bunun saptamasına tanıktır önceki bir parlamenter olarak.

 

Şimdi konumuzun derinliğine dönelim.

 

Ulan sen kimin topraklarını yabancılara peşkeş çekiyorsun?

 

Türk toprakları senin babanın çiftliği mi ki pervasızca ve hiç yüzün kızarmadan Türk’ün atalarının kanları ile alınmış bu toprakları tarih boyunca Türk milletini daima sırtından hançerlemiş olan Araplara peşkeş çekecekmişsin!

 

Ulan sen babandan kalma arazileri hiçbir veraset bağın olmayan kimselerle paylaşıp, mirasyedi bir zavallı gibi başkalarına peşkeş çeker misin?

 

Böyle bir icraat siyasal literatürde yabancı işgalcilerle işbirliği anlamı taşır ve Büyük Atatürk’ün meşhur ifadesi, parlayan kelamı ile ‘’Emellerini yabancıların emelleri ile tevhid edenler.’’ yani bugünkü Türkçe ile ‘’Amaçlarını yabancıların amaçları ile birleştirenler.’’ Grubuna girer ve çok alçaltıcıdır.

 

Üstelik Suriyelilere sulanabilir arazilerin verileceğinden bahsederek doğrudan Harran ovasını işaret ediyorsun.

 

Şanlıurfalı, Güneydoğulu yurttaşlarımızın tepkisinden de çekinmiyorsun.

 

Bak Fakıbaba tehlikeli sularda yüzüyorsun, ilerde yargıdan seni kimse kurtaramaz ve toprak vererek vatandaş yapmayı düşündüğün beş milyon Suriyeli gelecekte topluca topraklarına gönderilecektir hatta şimdiye kadar vatandaş yaptıklarınızın da vatandaşlığı iptal edilerek ülkelerine postalanacaktır.

 

Bunu belirttikten sonra bin yıldır atalarımızın kanları ile alınan ve korunan Türk topraklarını şark kurnazlığı, hile ve desiselerle, dalavere ile Araplara peşkeş çekmek demokratik milli direnişi doğurur ve hiçbir güç bunu önleyemez.

 

Bu aynı zamanda bir haktır.

 

Zira 1789 Fransız Haklar Bildirgesi’nin iki maddesi ço açıktır:

 

‘’1-YÖNETİM HALKIN HAKLARINI ÇİĞNEDİĞİ ZAMAN BAŞKALDIRMAK VE DİRENMEK HAKLARIN EN KUTSALI VE ÖDEVLERİN GEREKLİSİDİR.

 

2-DEVLETİN AMACI, İNSANIN DOĞAL VE KAYBOLAN HAKLARINI KORUMAKTIR.BU HAKLAR ÖZGÜRLÜK, GÜVENLİK VE ZULME KARŞI DİRENMEKTİR.’’

 

Şimdi gelelim Fakıbaba’nın hile ve desise ile yani sulanabilir toprakları Araplara peşkeş çekme masalına.

 

Adam şark kurnazlığı ile ‘’Üretimi artırmak ve işsizliği azaltmak için sulanabilir toprakları Suriyelilere vereceğiz’’ diyor ki bu ifade Türk milletinin aklıyla alay etmektir.İşsizliğin yoğun olduğu bir ülkede yeni milyonlarca işgalciyi vatandaş yaparak işsizliği önleyecekmiş.

 

Hadi ulan oradan!

 

Bilmezlikten gelme, bildiğin bir şeyi okuyucularımın huzurunda sana anımsatayım.

 

Türkiye’de on binlerce işsiz güçsüz ziraat mühendisi var, eğer amacın işsizliği azaltmak ve verimi artırmak ise işgalci Araplara vermeyi planladığın boş sulanabilir arazileri tarımın bilimsel eğitimini görmüş bu kişilere dağıt ve kendilerinden de vereceğin arazinin durumuna göre istihdam iste bak bakalım modern ve bilimsel tarımla ne harikalar yaratılıp üretim bolluğunu bir mucize olarak göreceksin.

 

Fakıbaba efendi sen ise tarihleri boyunca talandan ve Türklerin sırtına binmekten başka ekonomileri olmayan Araplara tarımımızı teslim ederek daha doğrusu hile ve desise ile topraklarımızı işgal ettirerek işsizliği azaltma ve verim almayı planlıyorsun, üstelik bu bunu ‘’hobi’’ edinmişler bahanesi üretiyorsun.

 

Efendi efendi aklımızla alay etme, ciddi işler hobi ile değil, bilimsel yöntemlerle olur.

 

Hobi ile ancak pul koleksiyonculuğu, dans, resim çizme vs. gibi kişisel yönelimler olur.

 

Hadi şimdi dağıt bakalım şu sulanabilir boş toprakları boş ziraat mühendislerine de karnımız doysun, Araplara topraklarımızı işgal ettirme.

 

Artık Suriye’de önemli ölçüde güvenlik sağlandı, talan kültüründen gelen sığınmacı işgalci Araplar bayramlarda ve istedikleri her zaman Suriye’ye gidip geri dönmektedirler, toptan kendi ülkelerine postalanmanın zamanı çoktan gelmiştir.

 

Suriyeliler Türk milletinin sırtına binmiş, bedava geçinerek sürekli seks yapmaktadırlar ki tarih boyunca bu hep böyle oldu, Türkler onların karnını doyurup güvenliklerini sağladı, onlar da bol bol hurma yiyip elleri bir yerlerinde Arapça ifade ile ‘’cima’’ edip durdular.Şimdi bu tarihsel keyiflerini bugün de sürdürüyorlar.

 

Suriyeliler Türkiye’yi işgal ettikten sonra bugüne kadar 500 bin çocuk doğurdular ki canlılar dünyasında en çok doğum yapan köpekler bile bu kadar doğum yapmıyorlar.

 

Geçen gün bir tanıdığım anlattı,Ankara da Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nin karşısında Zübeyde Hanım Doğumevi var ve burası doğum yapan Suriyeli kadınlara hizmet veriyor.Öyle ki kadın kocası ile gelmiş, içerde doğum yaparken kocası dışarıda bir çocuğu kucağında bir çocuğunun da elinden tutmuş salonda bekliyor.İğne atsan yere düşmezmiş ve gelenlerin hemen tümü Suriyeli kadınmış.Ayrıca tanıdığım bir ayrıntıyı da anlattı ki, doktorların tümü Arapların isteklerine göre kadınmış ve içerde onlar için Arapça tabelalar asılmış.

 

Açıkçası Arap işgalinin boyutları öyle böyle değil, içler acısı, şimdi de onlara toprak dağıtma safhasına girildi ki, Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba sahibinin talimatıyla bunu pervasızca dillendirmiştir.

 

Son olarak 17.Yüzyılın ünlü filozofu, devlet felsefecisi, akıl çağının gerçek başlatıcısı John Locke’nin ifadesi ile yazımı bitiriyorum:

 

‘’EĞER DEVLET KORUMA GÖREVİ DIŞINA ÇIKAR VE ADALETSİZ DAVRANIRSA TOPLUMUN DİRENME HAKKI DOĞAR.’’

 

ÖNEMLİ SİYASAL OLAYLARIN ARİFESİNDEYİZ

 

ABD tarafından başlatılan Türkiye’ye vizelerin süresiz olarak iptali ve ABD savcılığınca Emine Erdoğan’ın Rıza Zerrab dosyasına eklenmesi çok önemli siyasal değişikliklerin habercisidir.

 

Bunların etkisi tıpkı domino taşı etkisi gibi olacaktır ve çok hızlı siyasal değişmelere neden olacaktır.

 

Ayrıca diğer aile üyelerinin de ABD savcılık dosyasına ekleneceği çok açıktır hatta bazı siyasal gözlemcilere göre bu şekilde Tayyip Erdoğan’a artık bir adım kalmıştır.

 

Hiç gereksinim olmadığı halde 11 milyar dolarlık uçak alım rüşveti bile ABD yargısından kimseyi kurtarmıyor, işte bunu açıkça gördük.

 

Rusya’a sipariş verilen S-400 balistik füzeleri anlaşması bile kimseyi koruma altına almaz.

 

Süper ülkeleri parayla satın alma açısından Türkiye’ye benzetenlerin sonu hüsrandır.

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Arap kültür emperyalizminin Türkiye acentaları
Fakıbaba seni biraz adam bilirdim
Muz Cumhuriyeti Devlet Başkanı’nın ABD’ye verdiği ‘Beni ve çocuklarımı yakalamayın’ rüşveti