Emine Erdoğan doğru söyledi: Harem bir okuldur

Emine Erdoğan doğru söyledi: Harem bir okuldur
15 Mart 2016 09:02

Geçen haftanın gündemine damgasını vuran Emine Erdoğan’ın ”Harem, Osmanlı hanedan üyeleri için daha çok bir okuldur” beyanı idi ki, tamamen doğru olmakla beraber ”daha çok” ifadesi ile biraz çekinceli hale getirilmişti ve bu şekilde asıl gerçeğin üstü çok ince bir tül perde ile örtülmüştü.

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

Evet Osmanlı sarayındaki ‘’Harem’’ bir okuldu ama bilimsel bilgilerin okutulduğu bir okul değil, cariyelerin efendilerinin her emrine amade olmak için eğitildikleri bir seks okuluydu.

 

 

Cariyelerin sadece efendileri ile yatakta geçirecekleri tatlı saatlerin eğitimi değil, ona her türlü hizmetini yaptığında seksi tavırlarını sergilemesi için eğitilmesi gerekir.

 

 

Bu seksi tavırlar efendisine kahvesini götürürken kırıtarak yürüyüş şeklinden, banyo sefasından sonra çamaşırlarını değiştirirken yapması gereken aşufteliğe kadar her şey.

 

 

Şimdi konuyu açıklamaya devam edelim.

 

 

Öncelikle ‘’Harem’’ ne demektir sorusuna yanıt verelim.

 

 

‘’Haren”, Arapça ‘’Haram’’ sözcüğünden türemedir, ‘’yasak’’ anlamına gelmektedir ki, padişah ve onun izin verdiği Osmanlı sarayı bürokrasisinin yararlanacağı alan demektir.

 

 

Ama bu yararlanma tamamen seksüel anlamda olduğu için, başkalarının görmemesi duymaması için ‘’Harem’’ olmuş, yani ‘’yasak’’ hale getirilmiş.

 

 

Peki, cariye ne demek?

 

 

Cariye, savaşlarda esir edilenlerin başta padişah olmak üzere, devlet ricalinin seksüel iştahlarına sunulan kadın anlamına gelmektedir ki, İslam hukukunca helal ve mübah sayılan bir işlemdir.

 

 

Hatta Allah buyruğu ve Peygamber sünneti olduğu için karşılığında sevap alındığı bilinir.

 

 

Bakın nasıl?

 

 

Malum, Allah emri gereğince Kuran-ı Kerim’de geçen ayetlere göre Hz.Muhammed her gece başka bir eşi ile aynı yatağı paylaşıyordu.

 

 

Hz. Muhammed aynı zamanda Hz.Ömer’in kızı Hafsa ile evliydi ve o gece sıra onda olduğu için onun evine gitti.

 

 

Peygamber eşi Hz.Ömer’in kızı Hafsa belki bir iş için dışarı çıktı o anda.

 

 

Peygamber’in cariyesi Marya o sırada evde olduğu için-cariyelerin bir eşin evinde olması normaldi-fırsattan istifade onunla yattı ama tam o sırada eşi Hafsa çıkageldi ve ikisini birlikte yakaladı!

 

 

İlahi buyruğa göre yatma sırası Hafsa’da olduğu için Peygamber’in onunla yatmaması gerekiyordu.

 

 

Hafsa Hz.Muhammed’e çok sitem etti, çok kırıldı ve çok üzüldü!

 

 

Bunun üzerine Hz.Muhammed Hafsa’’yı teskin etmek için ‘’Bunu eşim Ayşe’ye söyleme, bundan sonra cariyem Marya’yı kendime haram ettim.Ayrıca sana da bir müjdem var; benden sonra baban Ömer ve Osman halife olacaklar’’ dedi ama Hafsa olayı Ayşe’ye anlattı.(Tüm bu bilgiler İslam’ın önder alimlerinden Fahreddin Razi dev eserinin 30/41, 43’te de detaylarıyla mevcuttur)

 

 

Olay her tarafta duyulunca Allah Peygamberini rahat ettirmek için Kuran-ı Kerim’in Tahrim suresinin 1.ayeti olan ‘’Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak, Allah’ın sana helal kıldığı şeyi sen niçin kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir’’ emrini gönderir.

 

 

İşte İslam’da cariyenin helal olduğu bu ayet ile apaçık hale getirilir ve dolayısıyla tarih boyunca kurulan İslam devletlerinde tam anlamıyla uygulanır hatta Osmanlı’da olduğu gibi detaylı seks eğitimi verilir.

 

 

Çünkü Ayet ve Peygamber’in uygulamasına baktığımız zaman cariyenin tek hizmet ettiği alan efendilerinin seksüel arzularını doyurmaktır.

 

 

Bu bakımdan cariyeler o kadar değersizdir ki, saraylarda sürü halinde bulundurulur, alınır satılır, evlenilebilinir, bir başkasına hediye edilir veya özgürlüğüne-çok nadir uygulanırdı- kavuşturulur.

 

 

Nitekim Hz.Muhammed daha sonra cariyesi Marya ile evlenmiş, hatta ondan İbrahim adında bir oğlu olmuş ama daha küçükken ölmüş.

 

 

Şimdi, İslam’da cariye edinmenin helel olduğuna dair Hz.Muhammed’in başka bir uygulamasını ki, bu bilgiler İslam alimlerinin çoğunluk görüşüyle kabul ettiği Kuran’dan sonra en muteber kitap olara kabul edilen Sahih-i Buhari’nin hadis kitabının Kitab’ul ıtk 11.3, Sahih’i Müslim’nin hadis kitabının Kitab-ul Cihad 1730 nolu hadis ve diğer Kitab-ı Sitte denilen tüm hadis kitaplarında kayıtlıdır ve ‘’Peygamber Ben-i Mustalık-bir kabile-üzerine gece baskını yaptı.Onlar ansızın yakalanmışlardı.Hayvanları da su başında sulanıyordu.Peygamber savaşabilir durumda olanları öldürttü, çocuklarını da tutsak olarak aldı.O sırada Cüveyre’yi kendine seçti’’ ifadeleriyle mevcuttur.

 

 

Cüveyre ‘’cariyecik’’ demektir.Asıl adı ‘’Berre’’ idi ve henüz on üç yaşındaydı.Peygamber kendine cariye aldıktan sonra bu şekilde adını değiştirdi.

 

 

Emine Erdoğan’ı temel vurgu yaptığı konu, yani ‘’Harem bir okuldur’’ ifadesi Hz.Muhammed’in başka bir hadisinde ‘’Sizden cariyesi olan biriniz onu en güzel şekilde terbiye eder, yetiştirir de sonra azat edip onunla evlenirse, onun için iki misli sevap vardır.’’ İfadeleriyle yer almaktadır ki, bunlar Kuran’dan sonra en muteber kitap sayılan Sahih-i Buhari Itk 15’te kayıtlıdır.

 

 

Bu hadisten iki şey anlıyoruz, cariye ile yatak hayatı yaşamanın sevabı olmakla beraber onunla evlenmenin-eğitim vererek-iki misli sevap getireceğine dair mesajdır.

 

 

Cariyelerle yatak hayatını helal olduğuna dair Kuran’ı Tahrim suresi üçüncü ayetinde çok açık beyan vardır ve ‘’Müminler, mahrem yerlerini günahtan korurlar.Yalnız eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri ile ilişki kurarlar’’ ifadeleriyle dillendirilmiştir.

 

 

İslam hukukunun iki temel sütunu olan Kuran ve Hz.Muhammed uygulamalarından cariyeliğin teşvik edildiğini, sevap getiren bir işlem ve temiz olduğu anlaşılmaktadır.

 

 

İslam hukukunda cariyelikle ilgili yegane ve en temel işlevin erkeklerin nefislerini doyurmak üzerine kurulu olduğunu yukarıdaki ayet ve Peygamber uygulamalarından anlamış bulunuyoruz.

 

 

İşte Osmanlı’da saraydaki cariyelik kurumunu ‘’Harem’’ adı altında tamamen sekse yönelik ve cariyeleri bu yönde eğitim işlemine tabi tutarak işlevselleştirmiştir.

 

 

Öyle ki Osmanlı sarayında daima 400-1600 arasında hepsi savaşlarda esir alınmış yabancı kadınlar bulunurdu ve altı yüz yıllık tarih içinde tek bir Türk bile bulunmamıştır.

 

 

Topkapı sarayında 400 oda bulunurdu ve daha sonra 1853’te yapılan Dolmabahçe sarayında da aynı sayıda oda vardı, Osmanlı devleti yıkılıncaya kadar da cariyeler hep bulunmaktaydı.

 

 

‘’Harem’’ padişahın annesi tarafından yönetilirdi.

 

 

Padişaha, gönlünü yapmak için en güzel cariyeler seçilirdi.

 

 

Padişah memnun kalırsa o cariye büyük nimetlere kavuşturulurdu, belki de eş olarak alınırdı.

 

 

Hürrem Sultan Kanuni’ye bu şekilde eş olmuştur.

 

 

Padişah o gece yattığı cariyeden memnun kalmazsa, hoşlanmazsa o kadın Osmanlı saray bürokrasisinden başka bir erkekle evlendirilir veya bunlardan birine cariye olarak takdim edilirdi.

 

 

Osmanlı hanedanı kendilerine yürekten bağlı, onları satmayacak saray bürokratlarını elde tutmak için ‘’Harem’’deki kadınlarla evlendirilirdi.

 

 

Örneğin küçük yaşta ailelerinden alınıp ‘’Enderun’’ denilen yönetici mektebinde okuyan Hırıstiyan çocukları-tabi İslamlaştırılarak-hep ‘’Harem’’deki cariyelerle evlendirilirdi ki kendilerine bağlı kalsın.

 

 

Cariyeler sadece seks eğitimine tabi tutuldukları için sahiplerini ve eşlerini çokça memnun ediyorlardı.

 

 

‘’Harem’’ imparatorluk içinde çok büyük güce sahip olan valide sultanın(padişahın annesi) tayin ettiği harem ağaları tarafından sürekli kontrole tabi tutulurdu.

 

 

Bu harem ağalarının hepsi hadım edilmişti ve hadım ediliş şekli gerçekten insanlık dışıydı.

 

 

Harem ağaları beyazlar ve zencilerden oluşurdu.

 

 

Zenci harem ağalarının genital bölgeleri tamamen kesilerek alınırdı ama beyaz harem ağaları dayanıksız oldukları için sadece testisleri kesiliyordu!

 

 

Bu cerrahi işlem yapılırken zaman zaman ölüm vakaları da yaşanıyordu!

 

 

Hadım etme operasyonu da son derece dramatikti.

 

 

Önce genital bölgedeki organlar iple bağlanıp sıkılarak kangren yapılır, sonra kesilme işlemi yapılırdı.

 

 

En sonunda da o bölge kızgın toprak ile dağlanırdı.

 

 

Değerli okurlarıma bu noktada ‘’Bu operasyonlar niçin yapılıyordu?’’ sorusunu sorup ardından hemen ‘’Çünkü Harem’deki eğitim ve oluşturulan zihniyet tamamen sekse yönelik olduğu için’’ yanıtını vererek aşağıdaki bilgilerle bunun doğru olduğunu kanıtlayacağım.

 

 

‘’Harem’’deki seks vurgusu 24 saat o kadar gündemdeydi ki, orada sıra dışı kaçamak işler de olurdu.

 

 

Örneğin, hadım harem ağalarının işlevsel seks yapabilme güçleri yoktu ama cariyelerle sevişip öpüşme şeklinde kaçamak yapmaları olağan işlerdendi.

 

 

Cariyeler yıllarca seksle beyinleri o kadar yıkanırdı ki, bugünkü ‘’seks shop’’ temelini oluşturan uygulamalar vardı.

 

 

Padişah veya başka bir erkekle yatmayan seks eğitimiyle azdırılmış zavallı cariyelerin ‘’seks shop’’ aletlerinden yararlanmak sıradan işlerindendi, bir vibratör olarak kullanılırdı, adına da ‘’zıbık’’ denirdi.

 

 

‘’Zıbık’’ genellikle tahta ve balmumundan yapılmak üzere iki çeşitti ama bunların cariyelerce en çok tercih edileni cilalanmış şimşir ağacından olanıydı.

 

 

Ayrıca ‘’Harem’’de çok büyük cinayetler işlenirdi.

 

 

Nice hamile kalmış cariyeler tahta varis olmasınlar diye boğularak veya denize atılarak katledilmiştir.

 

 

‘’Harem’’den öyle padişah eşleri de çıkmıştır ki, Osmanlı imparatorluğunu mahvetmiştir ki, bunlardan en ünlüsü Hürrem Sultan’dır ve Kanuni ile yükselme devri bitmiştir.

 

 

Bu yabancı kadınlardan doğan çocuklar annelerinden dolayı Türk düşmanı olarak yetiştikleri için şehzade ve padişah olduklarında Anadolu’daki Türkleri yine Türk olmayan sadrazamları eliyle hep katlettirmişlerdir ki, bu katillerin en ünlüsü Kuyucu Murat Paşa denilen alçaktır.

 

 

Sevgili okuyucularım, cariye ve köle edinme zihniyeti Arap kültürüne dayanmaktadır.

 

 

Araplar şehvetlerine düşkün bir ırk oldukları için cinsellik konularını yoğun bir şekilde inançsal sistemlerine almış ve bunu yaşam şekli haline getirmişlerdir.

 

 

İnsanlık tarafından da kınanmaması için din dayanaklı seks yaşantılarının üzerini hep sahte inançlarla örtmüşlerdir.

 

 

Bu nedenle insanlık ve bilhassa kadınlar uzun yüzyıllar boyunca çok büyük acılar yaşadı.

 

 

Şimdi tekrar Emine Erdoğan’ın ‘’Saray Osmanlı hanedan üyeleri için daha çok bir okuldur’’ sözünü anımsatarak soruyorum:Harem gerçekten bir eğitim yuvası olsaydı, 600 sene yukarıda belirttiğim iğrençlikler olur muydu?

 

 

Bu sözü Emine Erdoğan’a iki nedenden dolayı söyletmiş olabilirler.

 

 

Çünkü bu konuşmaları kerametleri kendilerinden menkul kaçak sarayın cahil danışmanları hazırlıyor.

 

 

Bu konuşmayı biçki-dikiş kursunu bile bitirmemiş olan Emine Erdoğan’a sözümona danışman ya kasıtlı olarak söyletti, ya da talimat üzerine topluma bir mesaj verildi.

 

 

Ben her zaman diyorum RTRE’ye başkanlık sistemini altın tepsi içinde sunsanız bile orada durmayacak, ardından hemen padişahlık isteyecektir.

 

 

Yemin ederek söyleyeyim, tarihin kaydettiği en yiğit, en erdemli ve en cömert milleti olan Türk milleti o kadar saf ki, padişahlığı bile RTE’ye verir ve o bunu biliyor.

 

 

İşte diyorum ki, bunlar padişahlık hazırlığı olmasın mı?

 

 

Emine Erdoğan tıpkı Hürrem Sultan gibi oğlu Bilal’e veraset yolu ile geçecek padişahlık makamı için çalışmasın mı?

 

 

Önce ‘’Doksan yıllık enkazı temizledik’’ masalı, sonra ‘’Harem Osmanlı hanedan üyeleri için bir okuldu’’ mesajı!

 

 

Bayram değil, seyran değil; eniştem beni…

 

 

623 senelik Osmanlı döneminde ‘’Harem’’de seks ve uçkur çözme eğitiminin verildiği dönemde, buraya ‘’Harem, Osmanlı hanedan üyeleri için bir okuldur’’ sözü tevekkeli değil.

 

 

Bekleyip göreceğiz, kapımıza daha ne yumurtalar gelecek!

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Titanik batıyor
Diyanet başkanı Ateizm ve Deizm ile mücadele edeceğine Cumhuriyet ile kavga ediyor
FETÖ’nün piçleri!