Eğitim ve gelişme

Eğitim ve gelişme
30 Aralık 2016 12:40

Ülkeleri ileriye taşıyan en önemli itici güç, kuşkusuz eğitimdir. Eğitime yapılan yatırımların meyveleri hemen görülmeyebilir. Ancak zaman içinde, ülkelerin karanlığa gömülmesini de, çağın ilerisine taşınmasını da sağlayan, hiç kuşkusuz eğitimdir.

 

 

 

 

Av. Kemal AKKURT H&H YORUM

 

Eğitimde aklı önde tutan, sorgulayıcı ve araştırıcı yöntemler uygulayan batı ülkelerinin geldiği düzey ile, sorgulamayan, araştırmayan, biat kültürünü aşılayan Ortadoğu ülkelerinin geldiği durum karşılaştırılabilir. Sonuçlara bakıldığında, korkunç gerçeklerle karşılaşıyoruz.

 

İlk emri “oku” olan bir dinin mensuplarının, ülkelerini getirdikleri durum içler acısıdır. Kişilerin ve ailelerin istikballeri ve ikballeri öncelikli olunca, halkın eğitimi, ülkelerin kalkınmışlık durumu önemini kaybediyor. Bugün Ortadoğu bataklığında yaşananlar, bunun somut örnekleridir.

 

Yapılan bilimsel araştırmalara göre, ülkemizde okutulan ders kitapları “insan hakları” ölçütlerine göre incelendiğinde, ortaya çıkan tablonun korkunçluğu anlaşılıyor. Gittikçe gelişmiş ve uygar ülkelere değil, araştırmayan, sorgulamayan, biat kültürünü öne çıkaran ülkelere dönüşüyoruz.

 

Araştırmayı yapan bilim insanları, ders kitaplarını “Biz ve Ötekiler”, “İnsan Hakları”, “Demokrasi ve Laiklik”, “Toplumsal Cinsiyet” ve “Eğitim Felsefesi” temalarına göre incelemişler. Elde edilen bulgular şöyle özetlenebilir:

 

– Ders kitaplarının güncel hali, Türkiye’deki entelektüel seviyenin, siyasal ve toplumsal gelişmenin çok gerisinde.

 

– Türkiye’de etnik ve dinsel grupların sorunları, eskiye göre daha çok konuşuluyor, farklı grupların sorunlarının çözülmesi yönünde adımlar atılıyor. Ancak ders kitapları, hâlâ bu grupları görmezden geliyor. Eğitimin toplumun gerisinde kalmasına yol açılıyor. Oysa eğitim, toplumu tabularından arındırarak, ileriye taşımalıdır.

 

– Kitaplarda, genel olarak insan hakları, demokrasi ve laiklik gibi temel kavramlar, tarihsel ve sosyolojik temellere oturtulmak yerine, çok yüzeysel, çağın gerisinde yöntemlerle öğrencilere aktarılıyor.

 

– Kitaplar, hem “üstün bir kültüre sahip olma”, hem de “tehdit altında olma” gibi, oldukça sorunlu ve içe kapalı bir Türkiye imajını besleyen bilgi ve duygu aktarımında bulunuyor.

 

– İstisnalar bir tarafa bırakılırsa, ders kitaplarındaki temel görüntü, kadınları ev içi rollerle temsil eden, eşitsiz rol dağılımını destekleyen örneklerle şekillendiriliyor. Bu çerçevede mimarlar, doktorlar, avukatlar hep erkek varsayılmakta, Fen Bilgisi ve Matematik kitaplarında dahi, bu cinsiyetçi ve çağdışı işbölümünü destekleyen örneklere rastlanmaktadır.

 

Bilimsel raporun çözüm önerileri şöyle sıralanmış:

 
– Kitaplarda etno-kültürel kimliği temel alan bir milliyetçilik yerine, “vatandaşlık” bağı ile, çoğulcu bir “Biz kurgusu” geliştirilmelidir.

 

– Ders kitaplarında Türkiye’yi sürekli çağın gerisinde ve tehdit altında olan bir ülke olarak sunmaktan vazgeçilmelidir. Türkiye, çağın içine oturtularak sunulmalı, modernleşme sürecinin doğurduğu farklı yapılar, eleştirel bir düşünme perspektifi ile ele alınmalıdır.

 

– Ders kitaplarından ateistlere, engellilere, gençlere ve çocuklara karşı, önyargı oluşturacak genellemeler ve ifadeler çıkarılmalı. Farklı grupları, hak temelli ve çoğulculuk anlayışıyla ele alan örneklere yer verilmelidir.

 

-Ders kitaplarından cinsiyetçi kalıp yargıları ve işbölümünü destekleyen ifadelerin çıkarılması ve toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen örneklerin arttırılması gerekir.

 

– Ders kitapları, savaşı normalleştiren, ölümü yücelten, çocuk askerleri rol model olarak gösteren ifade ve görsellerle doludur. Siyasal alanı daraltan, eleştirel düşünceyi kapatan bu militarist içeriğin ivedilikle temizlenmesi gereklidir. (Bugün Ortadoğu’yu kana bulayan teröristlerin, tam da bu anlayışla yetiştirildikleri görülmektedir. İsveç’de, Norveç’de yaşam kutsanırken, Ortadoğu’da ölüm kutsanmaktadır)…

 

Sezai Karakoç’un deyimiyle; “Anlamak (eğitim), masraflı bir iştir. Emek, gayret ve samimiyet ister. Yanlış anlamak ise kolaydır. Biraz kötü niyet, biraz cahillik kâfidir”. Güzel ülkemizin, sürekli geriye giden bu çağdışı görüntüden kurtulması ve gelişmesi için, hukuku, demokrasiyi ve insan haklarını önceleyen “eğitim” ile işe başlamak gerekiyor…

 

(*) Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği Başkanı

kemalakkurt@hotmail.com

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Nâzım Hikmet 117 yaşında
70. yılda insan haklarımız
Çocuklarımızın hakları