Düşmanınız hata yaparken asla onu rahatsız etmeyin!

Düşmanınız hata yaparken asla onu rahatsız etmeyin!
16 Temmuz 2018 11:38

Bu makalenin üstte okuduğunuz başlığı Napolyon’a ait bir aforizmadır ve bu konuda çok ciddi olmalı ki, ”asla” sözcüğünü kullanmıştır ve elde ettiği zafer ve başarıların çoğunluğu bu taktiğe dayanır.

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

9 Temmuz 2018 tarihinde, Büyük Atatürk’ün kurduğu, akıl, bilim ve Türklük karakterine dayalı yüz yıllık Cumhuriyet,-lağvedenlere göre reklam arası-yıkılmış ve yerine işlevselliği tıpkı padişahlık olan tek adam düzeni gelmiştir.

 

 

Hatta öyle ki, 620 yıllık Osmanlı döneminde padişahların bile kullanmadığı yetkiler tek adama devredilmiştir.

 

 

Çünkü Osmanlı tarihini birazcık bilenlerin vakıf oldukları gibi devlet işleri ile ilgili toplantıları sadrazam(başbakan), vezirlerle(bakanlar) birlikte alınan kararları padişah kafes arkasından kendisi görünmeyecek şekilde dinler izlerdi.

 

 

Ama tek adam, padişahlığını işlevsel olarak o hale getirdi ki, bir metafor yapacak olursak evlenen gençler bile ondan izinsiz gerdeğe giremeyecek ve onun talimatlarına göre geceyi geçirecekler.

 

 

Böyle bir durum uygar dünya tarihinde bir ilktir,-Afrika kabile devletlerinde olabilir!-doğrudan sokaktan gelen ve bilgiyle tanışmamış bir adam herkesi korkutacak, devletin reflekslerini oluşturan sivil ve askeri bürokrasinin başındakileri sindirecek ve ülkenin tümüne sahip olacak!

 

 

Bu konunun gelecek zamanlarda sosyal bilimler alanındaki bir doktora öğrencine verilerek, doktora tezi yapılması gerektiğini her zaman düşünmüşümdür.

 

 

Zira adam eline ömrü boyunca bir kültür kitabı alarak okuduğu yoktur; belki, eskiden sıradan insanların evlerde ve köy odalarında okuduğu, masala dayalı Battal Gazi hikayeleri ile, Hz.Ali’nin cenkleri adlı kaldırım üzerinde satılan uydurma pespaye kitaplar okumuştur ki, cülus (padişahın tahta oturma töreni) töreninde Ortaçağ din devleti krallarının yaptığı gibi, bilimsel ve yönetsel hiçbir şey konuşmadan dua ile başladı, dua ile bitirdi konuşmasını; bilgiye dayalı konuşması olası değil, çünkü insanı konuşturan bilgi ve zekadır.

 

 

Esasen cülus(padişahın tahta oturması töreni) törenine baktığımız zaman 81 milyon insanın beynine subliminal (bilinçdışı mesaj) mesaj yollanıyordu.

 

 

Bu neyin mesajıydı?

 

 

Elbette, şimdilik işlevsel olarak yürürlüğe konulan padişahlık uygulaması, yakın gelecekte, belki 2023 olarak dillendirdikleri hedeflerinde ad olarak da yönetimi padişahlığa çevirecekler ve Osmanlı Devleti’ni yeniden kuracaklar.

 

 

İşte bu nedenle cülus töreni baştan aşağı toplumsal subliminal mesaj içeriyordu.

 

 

Bastırdıkları paradan(tahta yeni çıkan padişahlar para bastırır ve yeniçerilere ulufe dedikleri para dağıtırlardı)-ki, bu amaçla darphaneyi gece gündüz çalıştırarak seçim öncesi para dağıttıkları gibi, sanırım Kurban bayramı öncesi de aynı işi yapacaklar, çünkü padişahımız tahta çıkmıştır-Sultan hasekinin (padişah karısına Osmanlı’da verilen ad) cülus töreninde giydiği padişah eşi kıyafetine kadar aklınıza gelen her detay subliminal mesaj içeriyordu.

 

 

Yakın bir gelecekte yepyeni bir oylamaya hazırlandıklarından hiç kuşkum yok.

 

 

Ki, herkesin ve her üst yetkilinin teslim olduğu bu konjonktürde bunu tıpkı seçimleri yasal kılıflı devlet zorbalığı ile alıp Üsküdar’ı atla geçtikleri gibi bunu da çok kolaylıkla başarırlar.

 

 

Amma!

 

 

Şunu iyi biliyoruz ki, açıkladıkları bakanlar düşük profilli ve devasa hatalar yapacak dar görüşlü kişiler, aynı zamanda efendilerinin talimatlarından korkuları yüzünden nokta kadar ödün vermeyecek karakteristik kişilikler.

 

 

O, asla huyundan vazgeçmez, her şeyi ben bilirim havasıyla tüm politikalara müdahale edecek, zira zırcahilliğin en belirgin özelliği her şeyi bildiğini sanmasıdır; bunun karşıtı da yine aynı şekilde, insan okudukça cahilliğini anlar ve ne çok şey bilmiyormuşum moduna girer.

 

 

İşte böyle bir durumda onun yanaşmaları ona sürekli yalakalık yaparak, onun doğru bildiği yanlışlara da doğru diyecekler; çünkü olumsuz kişilikleri bunu gerektiriyor.

 

 

Zira kişilik sahibi ve kendine, ilmine irfanına saygısı olan bir insan onunla asla bakanlık seviyesinde bile olsa mesai yapmaz.

 

 

Çünkü karakteri düzgün bilgi sahibi insanlar, onurlarının tarumar olacağını iyi bilirler.

 

 

Bu ahval(haller) ve şerait(şartlar) altında bilgi ve muhakeme yeteneğinden yoksun birinin riyasetindeki yönetim sürekli hatalar yapacaktır, bu hatalar geometrik oranda artarak zorla gasbettikleri tek adam yönetiminin altında kalarak kaçıp gidecek ve yıllardır halka anlata anlata dilimizde tüy bitmesine rağmen bir türlü inandıramadığımız avam(sıradan) milyonlarca insan çektikleri ıstırapla her şeyi anlayacak ve tüm yurtever aydınlara hak vereceklerdir.

 

 

Şimdiye kadar bunun karşısındaki gerek muhalefetteki siyasiler, gerekse eli kalem tutan aydınlar gazeteciler her doğruyu halka anlattılar.

 

 

Anlatmadıkları hiçbir şey kalmadı.

 

 

Zaten medyadaki cesur aydınların sayısı bir elin parmakları sayısını geçmez.

 

 

Dolayısıyla bundan sonra kimsenin halka doğruları anlatma gibi ne bir lüksleri, ne de zamanları var.

 

 

Her aydın yeterince zaman ve emek harcadı.

 

 

Güzel Türkçemiz’de ‘’Bir musibet bin nasihatten iyidir!’’ diye bir atasözü var.

 

 

Ve, artık bekleyeceğiz, onun ve ekibinin yaptıkları hiçbir hatayı asla eleştirmeyeceğiz.

 

 

Zira, çevresindeki tüm yanaşmalar başta çıkarları ve sonra korkuları nedeniyle ona hiçbir hatasını söylemiyor, bilakis hatalarını onun hoşuna gidecek şekilde pohpohlayarak teşvik ediyorlar.

 

 

Ama aslında o, yanaşmalarının doğruları söylemediklerini biliyor, fakat bir taraftan da pohpohlanmak karekteristik özelliği nedeniyle çok hoşuna gidiyor.

 

 

Bazı insanlar kendilerini yanılmaz tanrı niteliğinde görebiliyor.

 

 

Evet, şimdi makalede açıklamak istediğim anafikri doğrudan belirtmek istiyorum.

 

 

Şimdiye kadar çıkarcı yalaka yanaşmaların onun hatalarına yapmadığı eleştirileri-bilakis bu hataları ona teşvik ettiriyorlardı-yurtseverler ülkenin ve milletin selameti için en ağır şekilde yapıyorlardı.

 

 

O da işin doğrusu kendisini tasvip etmeyenlerin eleştirilerinden sürekli ders alıyordu ve onları şimdi de olduğu gibi hep takip ediyordu.

 

 

Artık millet olarak o kadar aciz bir noktaya geldik ki, Cumhuriyeti yıkanlar yaptıkları hataların altında kalarak yok olup gitmeleri için onun ve yalaka yanaşmalarının hatalarını hiç açıklamamalıyız.

 

 

Hataların altında kalmak, çöken binanın altında kalmak gibidir!

 

 

Fransa içindeki muarızlarını ve savaştaki düşmanlarını bu taktikle çoğu zaman alt eden Napolyon o nedenle ‘’Düşmanınız hata yaparken asla onu rahatsız etmeyin!’’ demiştir.

 

 

Gelin biz de bünyesindeki demokrasi ile birlikte Cumhuriyeti yıkan ve bundan sonra da hata üstüne hata yapacak olan-ki padişahlık cülus töreni ile bu başlamıştır-Türk milletinin ve Cumhuriyet’in düşmanlarını asla rahatsız etmeyelim; sabırlı bir beklemeye geçelim.

 

 

M.Ö.500’lü yıllarda yaşamış olan ünlü Çinli bilge ve savaş sanatçısı Sun Tzu ‘’Bir nehrin başında yeteri kadar beklerseniz, düşmanlarınızın cesetlerinin tek tek önünüzden akarak geçtiğini görürsünüz!’’ der ve beklemenin konjonkturel nedenlerle sosyal siyasal kudretine işaret eder.

 

 

Zira aksiyonun değil, beklemenin de kendi içinde çok güçlü bir dinamiğe sahip olduğunu sosyoloji bilimi bir yığın tarihsel bilgi ve yoğun gözlemle saptamıştır.

 

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yüz yıllık yönetsel deneyimlerini tarumar ederek günümüz itibariyle içinden çıkılmaz kakofoni yönetimine çevirenler büyük bir kaosun içine dalmışlardır; bu kaos ve devasa çığ hızıyla ülkenin üzerine gelmekte olan ekonomik krizle birlikte bunlar siyaset karanlığında yok olup gideceklerdir!

 

 

Böyle bir yönetimin bu saatten sonra dayanma şansı kalmamıştır.

 

 

Şimdi onlara yol göstermeden beklemenin dinamizminden yararlanacağız.

 

 

Bir de Batı’nın en zeki filozoflarından Nıetzsche ‘’Beni yenemeyen her şey beni güçlendirir’’ diyerek önemli bir gerçeğe işaret eder ve rakibi sürekli eleştirmenin onu çok zaman güçlendirdiğini belirtir.

 

 

NOT:Bir hafta önce yazdığım bu makaleyi bazı nedenlerle bugün yayımlıyorum ama okuyucularım taktir ederler ki, güncelliğini korumaktadır.

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Titanik batıyor
Diyanet başkanı Ateizm ve Deizm ile mücadele edeceğine Cumhuriyet ile kavga ediyor
FETÖ’nün piçleri!