Dört soruda İran’a yeni yaptırımlar

Dört soruda İran’a yeni yaptırımlar
5 Kasım 2018 09:35

ABD Başkan Donald Trump’ın, 5+1 (Birleşmiş Milletler’in beş daimi üyesi ve Almanya) grubuna ek olarak Avrupa Birliği’nin katılımıyla 2015 yılında Tahran ile imzalanan nükleer anlaşmadan 8 Mayıs’ta çekilme kararının ardından Washington yönetimi İran’a yönelik yeni yaptırımlar planladı.

 

 

5 Kasım’dan itibaren yürürlüğe giren yaptırımlar, bu kez İran’ın enerji ihracatını, aynı zamanda da İran’la enerji alanında ticaret yapan ülke ve şirketleri kapsıyor.

 
Kapsamında ne var?

 

 

ABD Ticaret Bakanlığı tarafından planlanan yaptırımlar, Washington’ın nükleer anlaşmadan çekilmesini takip eden 90 ve 180 günlük sürelerde devreye alınacak şekilde tasarlandı. 180 günün sona ermesini takiben devreye girecek olan yeni yaptırımlar, ağırlıklı olarak İran’ın petrol endüstrisini hedef alıyor. İranlı petrol ve petrokimya şirketlerinin uluslararası ticaretine engel getirilmesinin yanı sıra üçüncü devlet ya da şahısların da bu kalemde İran ile ticaret yapmasının engellenmesi hedefleniyor. Yaptırımlarla ayrıca İran Merkez Bankası’nın ve belirli İranlı şirketlerin yabancı mali kuruluşlarla para alışverişi yapmasının önlenmesi de öngörülüyor. Son olarak sigortacılık, taşımacılık, gemi inşaatı, limancılık ve genel hatlarıyla enerji sektörü de yaptırımlar kapsamına alınıyor.

İlki 6 Ağustos’ta devreye alınan yaptırımlar uyarınca da İran hükümetinin Amerikan Doları satın almasının ya da bu para birimi ile ticaret yapmasının engellenmesi öngörüldü. İran’ın altın ve diğer değerli metallerle ticaret yapmasına da engel getirilmesinin yanı sıra, alüminyum, çelik, kömür gibi hammaddelerin doğrudan ya da dolaylı satışının önlenmesi hedeflendi. Ağustos’taki yaptırımlar ayrıca İran riyalini, otomotiv sektörünü ve ticari uçakların satın alımını kapsarken, sanayiye ilişkin yazılım alımına da engeller getirdi.

 
Türkiye yaptırımlardan etkilenebilir mi?

 

 

Bugün devreye giren yeni yaptırımlar sadece Tahran’ı hedeflemekle kalmıyor, ayrıca bu ülke ile yaptırım rejimi kapsamındaki ürünlerde ticaret yapan diğer şirketler ve ülkeler de hedef alınıyor. Dolayısıyla İran’dan petrol ithalatı yapan Türkiye de yaptırımlardan etkilenebilir.

ABD yaptırımları kapsamında doğalgaza doğrudan bir atıf olmasa da genel olarak enerji sektörü ifadesiyle çerçevesi çizilen maddenin Türkiye’nin İran’dan satın aldığı doğalgazı etkilemesi olası. Türkiye’nin toplam doğalgaz ihtiyacının yaklaşık yüzde 17’sini karşılayan İran, aynı zamanda bu alanda Rusya’dan sonra en büyük ikinci tedarikçi konumunda.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Cuma günü yaptığı açıklamada, Washington yönetiminin, İran’a yönelik yeni yaptırımlar konusunda sekiz ülkeye muafiyet tanıyacağını söyledi. Pompeo’nun açıklamasına göre muafiyet tanınacak ülkelerden ikisi İran ile ticaretini önümüzdeki haftalarda sonlandıracak, kalan altısı ise ticaretlerini “büyük ölçüde azaltacak”.

Bu devletlerin isminin 5 Kasım’da açıklanacak olmasına karşın, Türkiye’nin de muafiyet tanınan ülkelerden birisi olması öngörülüyor. Konuyla ilgili 3 Kasım’da konuşan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, muaf tutulacak ülkeler arasında Türkiye’nin de olduğu yönünde bilgiler geldiğini ifade etti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez de Cuma günü, “Türkiye’nin muafiyet gösterilecek ülkeler arasında olduğunu biliyoruz. Ancak detaylar elimize ulaşmadı” açıklaması yaptı.

 
ABD’nin İran konusunda Türkiye yaklaşımı nedir?

 

 

Trump yönetiminin yaptırımların üçüncü tarafları kapsayacak şekilde genişletileceğini ilan etmesinden bu yana, hem tarihsel hem coğrafi hem de ticari bağlarından dolayı Türkiye’nin karşı karşıya kalacağı olası etkileri görüşmek üzere taraflar arasında bir dizi görüşme gerçekleşti. Temmuz ayında ABD Hazine ve Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden oluşan bir heyet Ankara’daki temaslarında bu konuda Türkiye’den beklentilerini dile getirmiş, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da 24 Ekim’de yaptığı açıklamada, Türkiye’nin bu konudaki tavrını ABD’ye net bir şekilde ilettiğinin altını çizmişti. Çavuşoğlu, “Biz bu konuda istisna tutulmak için gerekli taleplerimizi söyledik” ifadesini kullanmıştı. Türkiye ve İran’ın yaklaşık 10 milyar dolarlık dış ticaret hacmi, Türkiye’nin 340 milyar dolarlık toplam dış ticaret hacminde küçük bir oran olsa da Türkiye’nin İran petrolü ve doğalgazına bağımlılığı enerji güvenliği bakımından büyük bir önem taşıyor.

 
AB’nin pozisyonu nedir?

 

 

Trump’ın çekildiklerini açıklamasına karşın, nükleer anlaşmayı ayakta tutmaya çalışan diğer imzacılar arasında ABD’ye karşı en net tavrı AB sergiledi. Yaptırımlara takılmak istemeyen ve İran’ın uluslararası toplumdan dışlanmasına engel olmaya çabalayan AB, Avrupalı şirketlerin İran’la olan ticaretinde ödemeleri kolaylaştırıcı bir mekanizma geliştirdi. Buna göre AB’nin oluşturduğu “özel amaçlı kurum” (special purpose vehicle – SPV) isimli mekanizma, Washington’ın İran’la ticaret yapan bankaları hedef almasını önleyecek şekilde tasarlandı. AB’nin kurduğu bir çeşit takas (barter) yöntemi ile İran’dan satın alınacak petrolün ödemesi, ABD’nin finans sistemi tarafından saptanmadan, AB’den sunulacak ürün ve hizmetlerle yapılacak. Mekanizma 5 Kasım’da sembolik olarak yürürlüğe girmesine karşın, işlerliğini gelecek yılın ilk aylarında kazanacak. Ancak AB’nin girişimlerine rağmen birtakım Avrupalı şirketler İran’daki faaliyetlerini ve yatırımlarını durdurma kararı aldıklarını açıkladı. Bunlar arasında Total, Renault, Peugeot ve Alman otomotiv şirketi Daimler bulunuyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Yorumlar

Yorumlar