Doğru kavramlardan vazgeçilmesin

Doğru kavramlardan vazgeçilmesin
5 Aralık 2018 17:30

Dün Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun facebook sayfasında yaptığı bir paylaşımı gördüm.

 

 

Safile USUL H&H YORUM
Diyor ki, Eminağaoğlu…
“Her kesimin ağzından artık kul hakkı sözü düşmüyor. Oysa Cumhuriyet laik hukuk sistemiyle kul olmaya son verdiği için artık kul değil kişi var. İnsan var. Böyle olunca artık kul hakkı değil, laik hukuk kavramı olarak kişi hakları, insan hakları kavramları kullanılmalı”
Eminağaoğlu’nun bu paylaşımı akla hemen Kılıçdaroğlu’nun artık devamlı kul hakkı diyerek konuşuyor olmasını getirdi.
Bu söz Erdoğan’ın siyasi retoriğinin biteviye bir parçası.
Kendi seçmen kitlesini hak yemeyecek birisi olduğuna ikna etmede kullandığı bir jargon.
Kılıçdaroğlu da kul hakkı diyerek AKP’nin seçmen kitlesine hitap etmeye çalışıyor.
Ama kul hakkı kavramı sadece insanların yaradanla ilişkisinin boyutunu belirleyebilecek uhrevi bir kavram.
İnsanlar ve siyasetçiler ise, kul hakkının ne olduğu konusunda zaten belirleyici olamazlar.
Yani, bunu kendi günlük siyasi ve dünyevi işlerini yürütmenin aleti haline getiremezler.
Ki, kul hakkı şeklinde bir hukuk terimi yok.
Demokrasi ve hukuk toplumlarında insan hakkını tarif eden maddeler var ve hukuk devletlerinde ölçülerin kantarı bu.
Biz şimdi neden hukuk dilini Erdoğan’ın jargonu ile ikame edelim.
Yani, Kılıçdaroğlu kul hakkı dediğinde AKP seçmenine temas edebileceğini mi sanıyor.
Seçmenin asıl ve Erdoğan’a oy çokluğu yaratan kesimi inanın bunlarla ilgili değil.
Bundan dolayı oy vermiyor Erdoğan’a. Bundan dolayı oy veren yüzde 15’idir belki ama onlar da Kılıçdaroğlu kul hakkı dediğinde onu kendi iç dünyalarında yeniden tanımlayacak bir duruma girmiyorlar. Hatta içlerinden kötü şeyler söylüyorlar.
Ayrıca vatandaşlar da, buna AKP seçmeni de dahil, hak aradıklarında Sulh hukuk, asliye hukuk gibi mahkemelerde arıyorlar haklarını.
CHP neden halkın gerisine düşüyor devamlı, bu ne döngüdür böyle.
Biz neden Erdoğan’ın kavramları ile domine edilelim, CHP neden böyle olsun Allah aşkına.
CHP kendisi gibi olmalı.
Doğal olmalı. Kendi niteliklerini taşımalı sadece.
Size şimdi bir de olay anlatacağım…
Annemin vefat ettiğini yazmıştım.
İşte anneciğimin ebedi dünyaya intikalinden sonra, ben camide de olmak üzere çok sayıda Kuran okutma yaptım.
Şunu gördüm, ben artık muhafazakar seçmenden çok daha fazla ölüm sonrası yapılan şeyleri yaptım.
Yani, dindar ve muhafazakar addedilen kesimlerden çok daha fazla bu işe düştüğümü gördüm.
Camilerin cemaatlerinin çok azalmış olduğunu gördüm.
Birçok dindar olarak bilinen kişi de bana, “Bunlara gerek yok bu kadar” dedi.
Bunların hepsi AKP seçmeniydi.
Ben ise, çocukluğumdan beri ait olduğum iç dünyanın en safiyane duvarlarında anneme hizmet etmek istedim.
O yüzden geleneksel olarak yapılan her şeyi çok fazlasıyla yaptım. Belki teselli bulmak istedim bu yolla.
Ama gördüm ki, bendeki bu uhreviyet artık bu toplumun muhafazakar bilinen kesimlerinde yok.
Bunun bir sebebi insanların dinin çok kullanılıyor olduğunu kendi hayatlarında doğrudan gözlemliyor olmaları ve bundan mesafe almaları.
Mesela…
Okutma yaptığım camiye yüklüce paralar vermek durumunda kaldım.
Annemin çok sevdiği din hocası Necmettin Nursaçan’ı çağırıp onun okumasını istedim Kuran’ı.
Benden ama yarım saat için 6 bin TL ‘ye yakın para istediler. Vazgeçtim.
İşte dindar olarak kabul gören kitleler bunları yaşaya yaşaya uzaklaşıyorlar bunlardan.
Görüyorlar ki ortada bir uhreviyet yok.
Ben en safiyane ve uhrevi duygularımla bir din hocasından annem için okuma yapmasını istiyorum; annem onu sevdiği için. O benden 6 bin TL istiyor.
Bunu ben şimdi yaşadım gördüm ama AKP’ye oy veren seçmenler bunu göre göre, artık bu din sömürüsü işlere girmiyorlar.
Camiler de o kadar boş ki, inanın.
Bu nedenle Allah aşkına Erdoğan jargonuyla bir sonuç alacağınızı zannetmekten vazgeçin.
Kendiniz olun, hukuk devleti kavramları ile konuşun.
ŞUNU OKUYUN
Avrupa Konseyi’nin bugün basına yansıyan raporundan alıntı…
“Avrupa Konseyi, kıtadaki cezaevlerinin 2005’ten 2015’a kadar değişimini inceleyen bir rapor yayımladı. Raporun Türkiye bölümünde, tutukluların ve hükümlülerin sayısının 10 yılda büyük artış gösterdiği, tecavüz suçundan hüküm giyenlerin sayısının 2013-2015 döneminde 523’ten 12 bin 253’e çıktığı belirtildi.”

 

 

Safile USUL Twitter

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Şimdi herkes Mansur Yavaş’ı desteklemeli
Ankara’da fedakarlığı İYİ Parti yapmalı
Sözcü ve döviz