Dersimli Kemal ve Atatürk karşıtı ekibini CHP seçmeni partiden süpürüp atacaktır

Dersimli Kemal ve Atatürk karşıtı ekibini CHP seçmeni partiden süpürüp atacaktır
26 Ağustos 2018 18:21

Dersimli Kemal ifadesini kullanmamın nedeni CHP’yi küresel çetenin bir kaset operasyonu ile işgal eden Kılıçdaroğlu’nun Atatürk karşıtlığını çok defa yaptığım gibi yineleyerek anımsatmak ve böylece Türk ulusunun ebedi önderinin peşinden ödünsüz olarak gidenlere bir şeyler anımsatıp önlem almaları içindir; zira bu betimlemeyi bizatihi kendisi için yapan yukarıda adı geçen bilinen kişidir ve o da bunu yapmasının nedeni Atatürk ilke ve inkilapları ile o yüce zatın yaptıklarını karalamak için!

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

Genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı o zamanki adı ile Dersim’de bir kalkışma olmuş, Türk askerine karşı bir kısım yöre halkı tarafından saldırılar düzenlenerek katliam yapmışlar, yeni kurulmuş bir devletin yıkılması için her türlü terör etkinlikleri yapmışlar ve tüm bunlara karşın Büyük Atatürk o eşsiz istenç(irade) kudreti ile köklü askeri önlemler alarak, gerekirse onların hak ettiği şekilde taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmayarak eşsiz yapıtı olan Cumhuriyet’i korumuştur.Bu durumda herhalde terörist gruplara güller çiçekler atacak hali yoktu büyük dehanın.

 

 

Dersim isyanı ile teröristler o kadar bizar(bezdirme) etmişler ki, Mustafa Kemal Atatürk gelecek nesillere önemli bir ders vermek için ”Dersim” adını bile değiştirip şehre resmen ”Tunceli” demiştir.

 

 

Bu tarihsel olayı anlatmamın en önemli nedeni şudur ki, CHP’lilerin de çok iyi bildikleri gibi bir parti kurultayında ad olarak kendine ”Dersimli Kemal” sıfatını takmış olmasıdır.Bu çok çirkin bir olaydır ve Atatürk karşıtlığının resmi belgesidir.

 

 

İşte böyle biri Atatürk’ün partisinin başında ve o Ulu Önder’in makamında oturmaktadır.

 

 

Böyle bir vaka Atatürk’e yapılan en büyük ihanettir ve bundan daha çok, bizzat Dersimli Kemal tarafından atanmış ve mafyalaşmış CHP delegesi sorumludur.

 

 

Dersimli Kemal yaklaşık olarak on yıldır CHP’nin başında oturmaktadır ve sanıyorum 10-12 civarında seçimi kaybetmiştir ve aldığı oy oranı hiçbir seçimde yüzde 26’yı geçmemiştir.

 

 

Tüm bunlara rağmen yüzü kızarmadan kendisine şiddetle karşı olduğu Atatürk’ün makamında oturmaktadır.

 

 

Dersimli Kemal’in en büyük icraatı CHP içindeki doğal olarak bulunan Atatürkçü kadroları tasfiye işlemi olmuştur, zira küresel çetenin kendisine verdiği en önemli görev budur.

 

 

Memleketi Diyarbakır’dan bile seçilemeyeceği bilindiği için kaç dönemdir İstanbul’dan milletvekili yapılan PKK avukatı Sezgin Tanrıkulu gibi sağdan soldan ırkçı heriflerle doldurmuştur partiyi.

 

 

Parti örgütlerini bile PKK sevdalıları ve Atatürk karşıtları ile doldurmuştur Dersimli Kemal.

 

 

Bugünkü İstanbul il başkanının açıktan ilan ettiği PKK aşkı ve ‘’Mustafa Kemal’in Askerleriyiz!’’ sloganına sertçe karşı çıkışı bunun en prototip örneğidir.

 

 

CHP’ye atadığı-bilerek bu tanımlamayı yapıyorum-milletvekillerinin çoğunluğu partiden kovduğu sapına kadar Atatürkçüler’in yerlerini işgal eden Atatürk karşıtı şahıslardır.

 

 

Ulusalcıları da çok sinsi bir şekilde CHP’den diskalifiye eden Dersimli Kemal, güya partiyi tabanda güçlendirmek için sağdan da bazı kişileri milletvekili yapmıştır ama bunların hiçbiri etnik olarak kendilerini Türk kabul etmezler; zaten adamın maksadı da Türklüğe zarar vermektir.

 

 

Partiye getirilen Mehmet Bekaroğlu kendini Laz olarak gördüğünü ve bu yönde geçmişte dernek bazında legal olarak etkinlik gösterdiğini biliyoruz, Bülent Kuşoğlu’nun Çerkez olduğunu bilmeyen yoktur; bu iki örneği verdikten sonra diğerlerini yazmaya gerek görmediğimi belirterek Laz olmak, Çerkez olmak veya başka küçük etnik gruplara mensup olmak elbette bir suç değil ve doğuştan gelen bir durumdur ama şunu da sormak hakkımız ki, Türk milliyetçiliği düşüncesine sahip birisini neden milletvekili yapmadı şimdiye kadar Dersimli Kemal?

 

 

Halbuki yüce makamında oturduğu Mustafa Kemal Atatürk ‘’Türk ve Türkçülük düşmanlarını ezeceğiz!’’ demiştir ve bu meyanda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurduktan sonra kendini Türk ulusuna ve ‘’Türkçülük’’e adamıştır ki, Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi vd. kurmuş, Türk tarihi araştırmaları ile ilgili yabancı bir çok ülkeye uzman veya uzman yetişmesi için insan göndermiştir; hatta çok şayanı dikkattir, Güney Amerika’da yaşamış Mayaları bile asılları Türk oldukları gerekçesiyle oraya araştırma elemanı göndermiştir.

 

 

Dersimli Kemal Türk ulusu ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti için birinci derecede milli güvenlik sorunudur ve RTE’nin devletin siyasal-yönetsel yapısını da değiştiren tek adam pozisyonuna gelmesinin doğrudan sorumlusudur.

 

 

15 Temmuz naylon tiyatro darbesinden sonra Yenikapı Ruhu adıyla ayağına koşup RTE’ye bizzat kayıtsız şartsız olarak Yenikapı’da teslim olan Dersimli Kemal’dir.

 

 

Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasında RTE’ye destek veren ve şuanda tüm milletvekillerinin boyunlarında birer ‘’Demoklesin kılıcı’’ olarak asılı duran ve bu nedenle kendi milletvekili de kodese tıkılmış ve çıkarılmayan Enis Berberoğlu’ndan başkası değildir.

 

 

Ve, RTE’ye bir yığın Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni altüst edici destek vermiştir.

 

 

En son olarak, ekonomik kriz adı altında Dolar’ın fırlaması ile RTE ve hükümetinin yanında yer alması ülkemiz için korkunç bir durumdur.

 

 

Yiğitçe çıkıp ‘’Ekonomik kriz 16 yıllık AKP iktidarının antidemokratik uygulamaları ile hırsızlık ekonomisi icraatlarına dayanmaktadır, bu nedenle biz bu vebale ortak olmayacağız, kral çıplaktır deyip, tüm gerçekleri halkımıza anlatacağız ve bu nedenle seni oradan indireceğiz!’’ diyemiyor.

 

 

Çünkü Dersimli Kemal’in tek bir derdi varsa, o da koltuğunu korumaktır.

 

 

Bu nedenle belki bir gün sıkışırsa, o da Devlet Bahçeli gibi RTE’den yargısal yardım isteyebilirim düşüncesindedir!

 

 

Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin korunmasında sağ ve gerici iktidarlara karşı daima bir sigorta görevi yapmıştır ve bu görevi de layıkıyla yerine getirmiştir, ta ki küresel çetenin bir kaset operasyonu sonucu Deniz Baykal’ı partinin başından fiili olarak indirilip yerine Dersimli Kemal gelinceye kadar.

 

 

Dersimli Kemal’in partinin başına gelişinden sonra CHP’nin yukarıda yazdığım Cumhuriyeti koruma ve sigortası olma görevi sona ermiş ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’de şeklen devam etse de fiilen bitmiştir.

 

 

Yani zat-ı muhterem Kemal Efendi görevini layıkıyla yerine getirmiştir.

 

 

Önceden birinci dereceden milli güvenlik sorunu olarak görülen RTE’ nin yerini yukarıda yazdığım nedenlerden dolayı şimdi bu konuda Dersimli Kemal öne geçmiştir.

 

 

Çünkü bugün ortada Atatürk’ün kurduğu CHP yoktur.

 

 

Üstelik RTE şimdiye kadar Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı yaptığı cürümlerden dolayı Türk ulusunun maşeri vicdanında yargılanmıştır, somut bir şekilde ne zaman yargılanabileceğini kimse bilmiyor.

 

 

Ama Dersimli Kemal Atatürk’ün partisinin başında oturup kah Cumhuriyet’in yıkılışını izliyor, kah yıkanlara yardımcı oluyor.

 

 

Cumhuriyet Halk Partisi seçmeni Atatürkçü yurtsever ve Cumhuriyet ile onun meyveleri olan demokratik değerlere bağlı, aydınlanmacı, akıl ve bilim taraflısı kitlelerden oluşuyor.

 

 

Ama bir avuç mafyalaşmış delege Dersimli Kemal’i yukarıda yazdığım gerçekler ışığında ihanet edercesine CHP’nin başında tutmaya kararlı.

 

 

Ayrıca Dersimli Kemal sıkıştığında her an Devlet Bahçeli yöntemini uygulayarak RTE’den yargısal yardım isteyebilir ve ona son Dolar krizinde olduğu gibi yanaşmasının nedeni büyük olasılıkla bu durum olabilir.

 

 

Şimdi sonuca geliyorum.

 

 

CHP’deki birkısım delegelerin ihanetine karşı tüm kudret seçmenin elindedir.

 

 

Doğal bir CHP’li değilim ama son seçimde hem Muharrem İnce, hem de CHP’ye oy vermiş bir yurttaş olarak ‘’Mart ayında yapılacak yerel seçimlerinde asla ve katiyetle sandık başına gitmeyeceğim, yani ne CHP ne de diğer partilerin hiçbirine oy vermeyeceğimi’’ açıkça beyan ediyorum.

 

 

CHP seçmeninin Dersimli Kemal’in mafyalaşmış gücü karşısında kullanacağı en önemli ve belki tek demokratik silah olarak Mart ayında yapılacak yerel seçimlere katılmaması kalmıştır.

 

 

Bu seçimlerde CHP’nin oyları şöyle bir yüzde 10-15’lere düşsün, kale olarak gördüğü belediyeleri toptan bir kaybetsin bakalım ki, bir gün daha o koltukta oturabilir mi?

 

 

Başta İzmir olmak üzere batı il ve ilçeleri ile İstanbul ve Trakya’daki belediyelerin çoğunu kaybetsin bakalım, Ankara’nın göbeğindeki partinin nerede ise sembolü olan Çankaya Belediyesi’ni kaybetsin, kısaca Türkiye çapında belediyeleri kaybetsin bakalım ki, sinsice makamını koruyan Kemal Efendi orada bir gün dahi olsa nasıl oturabiliyormuş, bir görelim.

 

 

Değerli CHP seçmeni birkaç belediye için genel iktidardan vazgeçilemez.

 

 

Hem bu demokratik eylemi yapmakla önce CHP’yi işgalden kurtaracaksınız ve buna bağlı olarak da yukarıda bahsettiğim gerçekler ışığında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni onun düşmanlarından kurtarmış ve korumuş olacaksınız.

 

 

Kimse duygularına yenilmemeli.

 

 

CHP seçmeninin fırtına derecesindeki kudreti yanında delegenin gücü ancak bir üfürük kadardır.

 

 

Büyük iktidarlar için küçük ve önemsiz iktidarları feda etmek aklın ve siyaset biliminin gereğidir.

 

 

Hadi CHP içinde bir ‘’Devrim’’ yapın bakalım!

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Titanik batıyor
Diyanet başkanı Ateizm ve Deizm ile mücadele edeceğine Cumhuriyet ile kavga ediyor
FETÖ’nün piçleri!