Demokrasi zulme isyan etmenin ta kendisidir!

Demokrasi zulme isyan etmenin ta kendisidir!
3 Haziran 2017 09:02

Teorik olarak demokrasiyi bir açıdan değerlendirmek istiyorum.

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

Demokrasi hep, halkın kendi kendini yönetme rejimi olarak betimlenir ve öz olarak doğru tanımlamadır.

 

 

Kısaca halk kendini yönetecek kişileri seçerek parlamentoya gönderir, seçilenler de halka vaat ettikleri gibi yönetmeye başlarlar.

 

 

İktidara gelen siyasal partiler sadece kendi seçmeninin taleplerini değil, diğer partilere oy vermiş ve parlamentoda yer almış, hatta parlamentoya girmeyenlerin de taleplerini dikkate alır.

 

 

Bugün dünyada geldiğimiz en nitelikli demokrasi yönetimi böyledir.

 

 

İleri Batı ülkelerinin hepsi bu nitelikli demokratik yönetim modelini uygulayarak yurttaşlarının tümünü kendisine oy verip veya vermediğine bakmadan mutlu ve gönenç(refah) içinde yaşamasını sağlarlar.

 

 

Şeklen var olduğu söylenen Ortadoğu tarzı demokratik yönetimlere baktığımız zaman iktidara gelen siyasal parti, ”çoğunluk benim, dolayısı ile muhalif seçmeni hiç dikkate almadan, kendi seçmenimin taleplerine göre ülkeyi yönetirim” anlayışına göre demokrasiyi uyguladıklarını iddia ederler.

 

 

Bu iddia sahipleri dinsel paradigmalıdır, dolayısıyla ülkenin tüm yurttaşlarının mutlak olarak kendilerine biat etmesini isterler.

 

 

Bu anlayış sadece demokratik sakatlık değil, daha fazla olmak üzere totaliter bir zihniyet taşımaktadır.

 

 

Yapılan seçimler sonunda iktidara gelen böyle bir totaliter zihniyet öncelikle sulandırılmış bir demokratik yönetimi uygular ve kısmen insanların özgürlüğünü tanır.

 

 

Ve, deneye deneye gider, halkta çiğnenen özgürlüklerine ve doğal hakları için bir tepki görmeyince ikinci aşamaya geçerler.

 

 

İkinci aşamada halkın özgürlükleri iyice kısıtlanır ve doğal hakları ölmeyecek kadar verilir.

 

 

Öyle ki yurttaşlara sadece yaşama için nefes alma ve katıksız ekmek yeme olanağı tanınır.

 

 

Halkın ikinci aşamada da hiçbir tepki göstermediğini deneyimleyen totaliter iktidar için artık üçüncü aşama başlamıştır.

 

 

Çünkü deneye deneye totaliter iktidar başına bir diktatör peyda etmiştir.

 

 

Bu diktatör artık bir ilahtır, ağzından çıkan her tümce ve her sözcük gökten inmiş ayet eşdeğerindedir.

 

 

Karşısında on milyonlarca korkutulmuş, sindirilmiş, diktatör ilahın gazabından korkan insan sürüleri vardır.

 

 

Tıpkı Tanrı’nın gazabından korkulduğu gibi başlarındaki diktatör tanrının gazabından da aynı ölçütte hatta daha fazla korkulmaktadır.

 

 

Diktatör tanrı, yukarıda bahsettiğimiz üçüncü aşamada artık halkını, halkının arasından seçtiği insanları ağzından çıkan hükümlerle, sözlerle hatta mırıldanmaları ile istediği gibi öldürtür, kodese tıktırır, işinden atar, sürgün ettirir, banka hesaplarına ve taşınır taşınmaz bütün mal varlıklarına el koyar.

 

 

Diktatör tanrı böyle korkak bir toplumdan asla dişe dokunup ses getirecek bir itiraz gelmeyeceğini çok iyi bilmektedir.

 

 

Diktatör tanrılar üçüncü aşamada anayasa ve yasaları da tanımazlar.

 

 

Anayasa ve yasalar diktatör tanrılar için çöplükteki kırtasiye artıklarıdır.

 

 

Demokrasinin en temel koşullarından biri de yasaları tam olarak uygulamaktır.

 

 

Halkın oyu ile iktidara gelen siyasal parti önderleri ‘’halkın dediği olur, ben yasa masa tanımam’’ diyemez.

 

 

Demokrasilerde yasama, yürütme, yargı erklerinin her birisinin bağımsız olduğunu ve birbirlerini kontrol mekanizmasına sahip olduklarını cahil olmayan herkes bilir.

 

 

Ama diktatör tanrı ‘’yasama, yürütme, yargı bizzat benim’’ iddiasında bulunur ve bu olanağı bulduğu içinde dediği gibi yapar.

 

 

Deneye deneye gelip ülkesinin başına musallat olan diktatör tanrı artık öyle bir öyle bir ilahlık mertebesine gelir ki, kendisinde vehmettiği sınırsız güç sayesinde ülkenin ve milletin her şeyini altüst eder.

 

 

Ülkenin rejimini pervasızca değiştirmeye kalkar.

 

 

Milletin yüzlerce binlerce yıllık tarihinden gelen kurumları kapatır.

 

 

Kaosa sokmadığı hiçbir nesne ve hiçbir alan kalmaz.

 

 

Kendini tek ilah olarak gören diktatör tanrı filin ekin tarlasını çiğnediği gibi yasaları çiğneyerek hem seçilenleri hem de atanan bürokratları korkutarak her türlü kanunsuzlukla her şeyi kendi için kullanır.

 

 

Hatta göstermelik seçimleri de ilgili üst bürokratları korkutarak kendi lehine çevirir diktatör tanrı.

 

 

Diktatör tanrı yargıç ve savcıları da korkutarak istediği, çekinip korktuğu herkesi de cezaevine doldurur.

 

 

Çünkü kendini sınırsız güce sahip bir ilah olarak gören diktatör tanrı bir delidir.

 

 

Ama psikolojik yöntemlerle korkutulmuş insan sürüleri diktatör tanrıyı sınırsız güç sahibi olarak algılarlar.

 

 

Halbuki, diktatör tanrının gücü bir sanrıda ibarettir ve o gerçekten bir delidir.

 

 

Tarih süreci içinde gelmiş bütün diktatörler gerçek delilerdir.

 

 

Ama halk onların deli olduklarını anlayamamışlardır.

 

 

Diktatör tanrılar özetapar(narsist) kişiliğe sahiptirler ve gerçekten kendilerini ilah sanırlar.

 

 

Kendilerine elbette ad olarak ilah demezler ama düşünsel olarak böyle sakat bir beyne sahiptirler.

 

 

Şimdi gelelim teorik olarak yazdığımız bu makaledeki meselenin özüne.

 

 

Demokratik yönetimlerde yurttaşlar özgürlüklerini ve haklarını elbette yasal yollara baş vurarak alırlar.

 

 

Yukarıda yazdığımız gibi ülkelerin başına yasa tanımaz diktatör tanrılar musallat olmuşsa o zaman yurttaşlar yasal demokratik haklarını kullanarak sokak gösterilerine başvururlar.

 

 

Peki, orantısız bir güçle diktatör tanrının devleti yurttaşların yasal demokratik haklarını kullandırmayıp, göstericileri biber gazı, gaz bombası, tazyikli su hatta ateşli silahlarla vurup öldürüp, sakat bırakarak püskürtme yaparsa demokratik haklar nasıl elde edilecek ve devlet benim diyen deli soytarı ilahtan halk nasıl kurtulacak?

 

 

Teorik olarak işlediğimiz bu konuda verilecek tek yanıt makalenin başlığıdır.

 

 

Yani ‘’Zulme isyan demokrasinin ta kendisidir’’ betimlemesidir.

 

 

Dünyanın doğasında her şey etki-tepki ilkesine, daha doğrusu etki-tepki yasasına göre yürümektedir.

 

 

Diktatör tanrı tarafından yurttaşların özgürlüklerini ve haklarını ellerinden almak için çöplüğe atılan yasala bu defa yurttaşlar tarafından uygulanır ve sonuç alınıncaya kadar devam edilir.

 

 

Kendini ilah konumunda gören bir deli diktatör tanrının anlayacağı tek dil budur.

 

 

Hiçbir yasal düzenleme ve yasal hak arama diktatör tanrıyı dize getiremez.

 

 

Ve, böylece ahmak saftirik hiçbir yurttaş ve hiçbir siyasal figüran dillerine pelesenk ettikleri gibi bir dahaki seçimlerde sonuç alamayacaklardır ve başlarındaki diktatör ilahı atamayacaklardır.

 

 

Çünkü, diktatör ilahlar tıpkı Fransa Kralı XIV.LOUİS gibi ‘’I’etat c’est moi-Devlet benim’’ demektedirler.

 

 

Fransız halkı 1789’da ki ihtilalde Versay Sarayı’nın etrafını sarıp ‘’açız aç…’’ haykırışlarına karşılık olarak XIV.LOUİS’in karısı Kraliçe Marie’nin ‘’Ekmek yoksa pasta yesinler’’ sözüne misilleme olarak nasıl Fransa’ya demokrasi geldiyse, kendilerini mutlak ilah sanan diktatör tanrıların yönettikleri ülkelere de aynı tepkilerle demokrasi gelir…

 

 

Demokrasinin hamurunda zulme isyan vardır ve dünyadaki tüm demokratik hak ve özgürlükler zulme isyanla elde edilmiştir.

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Arapların ve Arapçıların Türkleri eşek yapıp hizmetlerinde kullanma sloganları: Ümmet, muhacir ve ensar
Tayyip Erdoğan’ın ümmetçilik aşkı ve kanlı İslam tarihi
Türk Milleti, Cumhuriyeti yeniden kurmak için büyük zafere kilitlendi