Demokrasi şöleni

Demokrasi şöleni
28 Ekim 2016 12:10

Son zamanlarda içi boşaltılan kavramlardan biri de “demokrasi”dir. Yapılan tüm hukuksuzluklar ve uygulamalar, güya “demokrasi” adına yapılır. En çok da demokrasiye zarar verilerek yapılır bunlar. Demokrasi, bir yaşam biçimi olarak içselleştirilmeden, hedefe varmak için kullanılan bir araç olarak kullanıldığı sürece, yapılacak çok işimiz var demektir.

 

 

 

 

Av. Kemal AKKURT  H&H YORUM

 

Ülkemizin içinden geçmekte olduğu bu kaos ortamında, zaman zaman umutlarımızı yeşerten güzel şeyler de oluyor. Umutsuzluğun ve yılgınlığın hüküm sürdüğü bu dönemde, toplumun yeni ve güzel şeyler duyma ihtiyacı, her zamankinden çok daha fazla.

 

Geçtiğimiz 23 Ekim’de İstanbul’da çoğu kurumlarını temsilen katılan, aralarında yazarların, akademisyenlerin ve gazetecilerin de bulunduğu 600-700 kişilik görkemli bir toplantı yapıldı: Demokrasi İçin Birlik. Prof. Dr. Binnaz Toprak ve Rıza Türmen’in çağrıcısı oldukları bu toplantı, ülkenin geleceği için umutsuzluğa kapılanlara bir umut ışığı oldu adeta. Demokrasi, barış, eşitlik, özgürlük, hukukun üstünlüğü ve insan hakları ortak paydasında buluşan duyarlı aydınların katıldığı bu toplantılar, elbette tüm Türkiye’de artarak devam edecektir.

 

Çok partili hayata geçildikten sonra, iktidarın el değiştirdiği 1950’den bu yana (kısa süreli koalisyonlar hariç), 66 yıldır hep sağ iktidarlar yönetti ülkeyi. Darbeler, kaoslar, katliamlar ve insan hakları ihlallerinin tarihi oldu bu yıllar. Şimdi de demokrasinin, hukuk devletinin, barışın, özgürlüklerin ve insan haklarının dibe vurduğu bir dönemden geçiyoruz. “Ne yapmalı ki bu kaos çukurundan çıkabilelim?” Bu sorunun cevabı arandı toplantıda. Yapılan toplantı, Rıza Türmen’in deyişiyle tam bir “Demokrasi Şöleni” idi.

 

Türkiye’de demokrasi krizi 15 Temmuz’dan önce de vardı. Ancak bu kriz, 15 Temmuz’dan sonra derinleşti, dibe vurdu. Bu darbe girişimi, demokrasiye geçiş için bir fırsata dönüştürülebilirdi. Oysa tam tersi yapıldı. OHAL uygulamaları ve Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile Meclis tamamen devre dışı bırakıldı. Temel hak ve özgürlükler kitlesel olarak ihlal edilmeye başlandı. İnsan hakları ihlalleri bu tarihten itibaren süreklilik kazandı. Savaş, şiddet, baskı ve korkunun egemen olduğu otoriter, tek tipçi, her şeyin dinî referanslarla anıldığı bir ülke hedeflenmeye başlandı. Başkanlık sistemine geçiş ise, bu otoriterliğin süreklilik kazanması ve Anayasal kılıfa bürünmesini sağlayacaktır sadece.

 

Toplantıya katılanların ortak görüşüne göre, ülkede barış, eşitlik, laiklik, insan hakları olmadan demokrasi olamaz. Korkunun egemen olduğu bir ülkede, demokrasinin esamesi okunmaz. Bu nedenle toplumun duyarlı kesimlerinin, demokrasiyi ayağa kaldırmak ve geliştirmek mecburiyeti vardır.

 

Bugün Türkiye’de Parlamento işlevini tamamen yitirmiştir. Siyaset, siyasi partilerin içinde sıkışmış durumdadır. Siyaseti siyasi partiler dışına taşımak mecburiyeti vardır. Özerk bir siyasi alan yaratılması ve yeni bir güç merkezi oluşturulması hedeflenmektedir.

 

Demokrasi mücadelesi parçalanmış durumdadır. Demokrasiden yana, hukuksuzluklara itirazı olanların güçlerini birleştirmeleri gerekmektedir. Bu mücadeleye katılanların ideolojilerini ve siyasi kimliklerini saklı tutarak, zincirin eşit halkaları olarak, “farklılıkların birlikteliği”ni oluşturmaları gerekmektedir. Herhangi bir program dayatılmadan, geçici uzlaşılarla bu siyasi sürecin başlatılması konusunda mutabakata varılmıştır.

 

Demokrasi İçin Birlik hareketinde dikey değil, yatay ve özerk bir örgütlenme modeli benimsenmiştir. Herhangi bir hiyerarşisi ve lideri olmayan bir hareket. Günümüz Türkiye’sinde fikirlerden çok liderler önde. Yaşanan sorunların çoğu da buradan kaynaklanmaktadır. Lider değişse de fikirlerin ve kurumların devamlılığı esas olmalıdır.

 

Demokrasi İçin Birlik, siyasi partilerin içinde, yanında veya karşısında olmamayı ilke edinmiştir. Katılımcı, çoğulcu, çağdaş demokrasi anlayışının hayata geçmesi için uğraşma kararlığındadır. Demokrasiyi sandığa indirgeyen ve çoğunluk iradesini yeterli gören anlayışı reddetmektedir. İktidara gelmek gibi bir amaç taşımayan bu hareket, radikal, toplumsal değişim için kaynak ve potansiyel olma arzusundadır. Toplumun acilen demokratik değişime ihtiyacı olduğunu düşünmektedir. Şiddete dayalı olarak ayakta kalan iktidara karşı, birlikte ve kolektif bir duruşa ihtiyaç vardır. Demokrasi İçin Birlik hareketinin bu kapasitesi vardır. “Türkiye, 1’den büyüktür” şiarıyla yola çıkmaktadır.

 

Sonuç olarak Demokrasi İçin Birlik hareketi;

– Herkesin farklı kimliği ile eşit yurttaşlık haklarına sahip olduğu,

– Barış içinde yaşayabileceği,

– İnsanca çalışma ve yaşama koşullarının garanti altına alındığı,

– Devletin herkesin inancına, inançsızlığına, yaşam tarzına, siyasi düşüncesine karşı tarafsız ve saygılı olduğu,

– Kadına ve cinsel kimliklere yönelik şiddetin son bulduğu,

– Tarihi ve doğal varlıkların, diğer canlıların yaşam alanlarının ve kentlerin korunduğu, laik, demokratik bir Türkiye yaratabilmek için, yeni bir umut ve güç merkezi ihtiyacını karşılamak üzere, en geniş toplum kesimlerini kucaklamayı amaçlamaktadır.

 

Bu maksatla acil olarak OHAL ve KHK’lerle yaratılan toplumsal mağduriyetlerin giderilmesi, “Türk Tipi Başkanlık” sistemi adı altında, “tek adam yönetimi” ne geçmeyi amaçlayan muhtemel referanduma karşı, tüm toplumsal muhalefetle karşı çıkılması kararlaştırılmıştır.

 

Dünya deneyimleri, Kürt sorununun çözümünün barışçı ve demokratik yollarla olması gerektiğini göstermektedir. Türkiye’nin savaş kışkırtıcılığı yapmak yerine, komşularıyla ve tüm dünyayla barışçıl ilişkiler içinde yaşayacağı bir politikanın hakim kılınması için mücadele kararlılığı sergilenmiştir.

 

Demokrasi İçin Birlik hareketinin gücü, yalnız birliktelikten değil, yeni bir siyaset anlayışıyla, demokratik mücadeleleri birleştirici bir güç odağı yaratma hedefinden kaynaklanmaktadır. Haydi “Demokrasi İçin Birlik” olmaya…

 

(*) Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği Başkanı

kemalakkurt@hotmail.com

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Dünya Emekçi Kadınlar Günü
Nâzım Hikmet 117 yaşında
70. yılda insan haklarımız