Cumhuriyet’in fabrika ayarlarına dönülmedikçe Türkiye ittifakı kurulamaz

Cumhuriyet’in fabrika ayarlarına dönülmedikçe Türkiye ittifakı kurulamaz
26 Nisan 2019 20:56

Erdoğan yerel seçimlerde kendisini sarsacak ölçüde yenilgi alınca, bilhassa iktidarının çift motoru pazisyonundaki İstanbul ve Ankara’yı kaybedince siyasal akıbetinden endişe ederek muhalif tüm partilerle birlikte ‘’Türkiye İttifakı’’ kuralım demeci ile bir görüş ortaya attı.

 

 

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 
Bu teklif şimdilerde siyasal arenada muallakta(boşluk) durmakla birlikte çok yakın bir zamanda çok ciddi olarak üzerinde durulacağı ve muhalif parti liderlerine teklif götürüleceği kesin gibidir.

 
Erdoğan yukarıda bahsettiğim elem verici siyasal akıbeti bakımından buna mecburdur ve şimdiden Mayıs ayı sonunda ‘’milli mutabakat hükümeti’’ kurulmasından veya öncelikle böyle bir teklifle muhalefet partilerine gidileceğinden bahsedilmektedir.
Türkiye’nin istiklali ve milletin istikbali bakımından böyle bir teklife yaklaşıp Erdoğan’a evet demeli midirler?

 
Akılcı ve gerçekçi olarak düşünürsek doğru bir adım olabilir diyebiliriz.

 
Ama bu teklife önkoşulsuz olarak ‘’evet’’ demek için yapılması gereken tüm icraatların kurulması düşünülen partiler arasındaki komisyonda masaya yatırılması gerekir.

 
Önkoşulsuz olarak masaya yatırılacak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve Türk ulusunun yaşamsal icraatlarına ait hususları birazdan okuyacaksınız ama iki hususu burada belitmem gerekiyor.

 
Bunlardan biri yukarıda değindiğim gibi Erdoğan’ın siyasal akıbeti bakımından elem verici ölçütte fena halde sıkıştığı, bir diğeri ise 15 Temmuz darbe kılıklı dalavereden sonra ‘’Yenikapı mitingi’’ ile Devlet Bahçeli ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisinin kanatları altına sığınarak Cumhuriyet’i tarumar etme gafletinden uzaklaşılmalıdır.

 
Çünkü bu darbe kılıklı tiyatrodan sonra Cumhuriyet’in tüm kurumları yıklmış ve yapılan sahte bir referandumla Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu parlamenter sistem darmaduman edilerek diktatörlüğün kapısı ve uygulanışı çok net bir şekilde açılmıştır.
Evet, şimdi kartlar muhalefetin elinde ve onlar karacak.

 
Erdoğan buna mecburdur ve birkaç atraksiyondan sonra razı olacaktır.

 
Çünkü aksi bir durum Erdoğan’ın siyasal sonu olacaktır.

 
Genel anlamda ifade edersek muhalefet tarafından önkoşulsuz olarak masaya yatırılması gereken konular Erdoğan tarafından yıkılmış tüm Cumhuriyet kurumlarının yeniden inşası olmalıdır.

 
Çok önemli birincil koşul olarak uygulanışı gibi adı da çirkin olan ‘’partili cumhurbaşkanlığı’’ sistemi siyasi çöplüğe atılmalı ve kendisi Türk ulusunun yaklaşık 100 yıldır alıştığı gibi tarafsız cumhurbaşkanı olmayı kabul etmelidir.

 
İincil olarak hızla parlamenter sisteme dönülmeli ve başbakanlık yeniden ihdas edilerek bakanlar kurulu halkın seçtiği TBMM üyeleri arasından olmalıdır.

 
Cumhurbaşkanı ise eskiden olduğu gibi Türk ulusunu temsil etme ve partiler arası hakemlik görevini yapma bakımından çok tarafsız olmalıdır.

 
Üçüncül olarak 16 Nisan 2017 referandumu tüm yaptırımları ve sonuçları bakımından iptal edilmelidir.

 
Yani Erdoğan tarafından KHK’lar yoluyla yıkılan Cumhuriyet kurumları, aydınlara verilen cezalar, dış anlaşmalar tamamen iptal edilmelidir.

 

 
Başta Suriye meselesi olmak üzere bugünkü dış politikadan hızla uzaklaşma kararı alınmalıdır.

 
Erdoğan Cumhuriyet kurumlarını öyle yer ile yeksan etti ki, sadece parlamenter sistemi yıkıp ‘’cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi’’ dediği ucube bir yönetim tarzını getirip diktatörlüğü inşa etmekle kalmadı, Atatürk’ünde yetiştiği iki asırlık askeri okulları, modern Türk devletinin kurduğu okulları külufak etti.

 
Yıktığı harp okulları yerine adına ‘’Milli Savunma Üniversitesi’’ dediği ve cehaletin daniskası olan bir yapı kurarak başına da yaşamında bir av tüfeği bile kullanmamış olan tarih hocasını getirdi.

 
‘’Gülhane Askeri Tıp Akademisi’’ni askeri doktor yetiştiren kurum olmaktan ve askeri hastane olmaktan çıkararak başına da sırf Cumhuriyet’ten rövanş almak için başörtülü bir hekim getirdi.

 
Cumhuriyet’in kurduğu tüm okulları ve bu arada kaliteli okulların hepsini sanki imam açığı varmış gibi imam hatip okulu yaptı.
En az yüz civarında ilahiyat fakültesi açtı.

 
Tüm bunları İslam’a olan iyi niyetinden değil, dinlerin vazettiği sözler bakımından köle bir toplum, kulluk yapacak milyonlar yetiştirmek bakımından yaptığını çok iyi biliyoruz.

 
Paraya doymayan ve bir çok bakanlığın bütçesinden daha fazla para ayrılan Diyaneti’de bu nedenlerle beslediğini bilmemek te mümkün değil.

 
‘’Türkiye İttifakı’’ teklifi geldiğinde muhalefet partilerinin önkoşulsuz olarak masaya yatırması gereken konulardandır bunlar ve bu kurumlar yeniden açılarak eskimez evrensel hüviyetlerine kavuşturulmalıdır.

 
İhtiyaç dışındaki tüm imam hatip okulları da Arapçılığı öğrencilere Arapçılığı aşılama yerine tekrar bilimlerin temellerinin atıldığı hüviyetlerine kavuşturulmalıdır.

 
Muhalefet partilerinin böyle bir durumda önkoşulsuz olarak ortaya koyacakları konulardan biri de resmi makamların söylediği resmiyet dışı rakamlara göre ülkemizi savaşsız olarak işgal etmiş başta Suriyeli Araplar olmak üzere İslam coğrafyasından ülkemize akın etmiş tüm çöplük nüfusun bir plan dahilinde hızla ve bir plan dahilinde ülkelerine gönderilmeli, bunlara gaflet ve dalaletle yapılan vatandaşlık verilenler de dahil edilmelidir.

 
Hiç kuşku yok ki, yakın, orta ve uzak vadeler bakımından en büyük milli güvenlik sorunumuz bu sığınmacılardır ve bana göre PKK terör örgütünden tehlikesi daha büyüktür.

 
Erdoğan’ın bunu Türkiye’deki Türk nüfus oranını azaltmak ve kendisi ile uğraşmamalar için ülkelerine sığınmacı girişini engelleyen ileri kalkınmış Avrupa ülkelerine rüşvet olarak sunduğunu da çok iyi biliyoruz.

 
Erdoğan’ın kurduğu ve Cumhuriyet’e aykırı tüm kurumlar ortadan kaldırılmalıdır.

 
Buna en önemli örnek olarak kurdukları ‘’Türkiye Varlık Fonu’’ lağvedilmelidir.

 
Bilhassa Araplara satılan milli varlıklarımız, fabrikalarımız, yaylalarımız, göllerimiz geri alınarak millileştirilmelidir.

 
Yargıyı, YÖK’ü, askeriyeyi, Merkez Bankası gibi bağımsız kurumları vesayetten kurtaracak, Türklüğü koruma almış başlangıç maddelerini korumak koşuluyla diktatörlüğün tüm izlerini silecek ve cumhurbaşkanına hakaret maddesi ile vatana ihanet durumunda kolayca yargılanmasının önündeki engelleri kaldıracak çağdaş bir anayasa hazırlanmalıdır.

 
Tüm bunlar yapıldıktan sonra ‘’milli mutabakat hükümeti kurulmalı ve derhal erken seçime gidilmelidir.

 
Kartları karma fırsatı eline geçiren muhalefetin Erdoğan’ın yapacağı ‘’Türkiye İttifakı’’ ve ‘’milli mutabakat hükümeti’’ kuralım teklifine mukabil kurulması istenecek olan komisyonda yukarıda prototip örneklerini verdiğim gibi Türkiye’yi, Cumhuriyeti, demokrasiyi, parlamenter sistemi, Türk ulusunu kurtaracak detaylı dosyalarla ödün vermeden karşısına çıkacaklarını, bu fırsatı değerlendirip ‘’evet’’ diyebileceklerini düşünüyorum.

 
Muhalefetin haklı isteklerine vereceği olumlu yanıt sadece Türkiye’yi değil, Erdoğanı’da kaos dolu bir çıkmazdan kurtaracaktır.
Muhalefet elbette Erdoğan’dan kuruluştaki Cumhuriyet’in fabrika ayarlarına dönmeyi isteyecektir ve bu da tek ortak nokta olmalıdır.

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
İstanbul seçimini kazanmak Kurtuluş Savaşı’nı kazanmak gibidir hatta daha önemlidir
Her diktatör akıl hastasıdır
Cumhuriyet’in fabrika ayarlarına dönülmedikçe Türkiye ittifakı kurulamaz