Çözümü basit zor problemler

Çözümü basit zor problemler
10 Ocak 2021 20:23

İktidara oy verenden muhalefete oy verenine kadar herkesin ortak düşüncesidir herhalde: “Türkiye’de muhalefet yok.”

 

 

Salih Levent UĞURLU H&H YORUM

 

 

Doğru mudur doğrudur… Türkiye’de yıllardır etkin bir muhalefetin olmaması ülkenin selameti adına büyük kayıptır.

 

 

Ancak muhaliflerin “Türkiye’de muhalefet yok” demesiyle iktidarcıların “Türkiye’de muhalefet yok” demesi arasında dağlar kadar fark vardır.

 

 

Hem toplumun büyük bir kesimini teröristlikle suçlayıp hem Türkiye’de muhalefet olmamasından yakınmak samimi değildir. 60’lar, 70’ler, 80’ler, 90’lar, 2000’ler hep bu çelişkiyle gelip geçmiştir.

 

 

Hak aramak, sokakta basit bir eylem yapmak, bir yanlışı dile getirmek iktidarlarca her dönem baskılanarak teröristlikle ya da anarşistlikle eşdeğer tutulmuş, bugüne kadar bu durumdan en büyük darbeyi de hep sol yemiştir.

 

 

Siyasi koşullar sağın önemli bir kısmını da muhalefet tarafına kaydırdıkça Türkiye adına bambaşka bir sosyolojik realite ortaya çıkarıyor. Mesela gelinen noktada belki yedi ceddi sağcı ve ülkücü olan bir Yavuz Ağıralioğlu Meclis kürsüsünde “terörist” olmadıklarını anlatmaya çalışabiliyor. Aslında bu durum Türkiye’de toplumsal muhalefetin niteliğini de değiştirip dönüştürüyor. Bardağa dolu tarafından da bakmak gerekir.

 

 

BOĞAZİÇİ EYLEMLERİ ÜZERİNDEN BİR OKUMA

 

 

Tarihsel gerçekler değişmedi.

 

 

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki eylemler üzerinden yine muhalefete teröristlik suçlaması yapılmaya başlandı. O eylemlerde üç beş “dallama” PKK ya da DHKP-C sloganı atınca da tuzu biberi oldu. Boğaziçi eylemleri bir terör tahkikatına dönüştü.

 

 

Türkiye’de ne hikmetse bir toplumsal karşılığı olmamasına rağmen her dönem PKK, DHKP-C, son dönemde de FETÖ gibi yapılarla muhalefet terbiye edilmeye çalışılıyor.

 

 

Bu gibi terör yapıları kitle psikolojisini iyi bildiğinden kitleleri manipüle etme kapasitesine sahipler.

 

 

Zira hangi aklı başında insan terör eylemlerini onaylar ki? Terör yapılarının toplumda karşılık bulmayacağı gerçeği bu yapıların mensuplarını sosyal psikoloji uzmanlarına dönüştürmek zorunda kalmıştır. Çünkü ellerinde başka seçenek yoktur.

 

 

Ve özellikle hatrı sayılır, ülke meselelerine hassasiyet beslenen üniversitelerde kendilerini gizleyen ve eyleme geçecekleri konjonktürü iyi analiz edebilen bu yapıları devlet çok iyi tanır. Toplumda hiçbir karşılıkları olmadığını da çok iyi bilir. Ama gel gör ki siyasi iktidarlar her dönem toplumu bu cılız yapılar üzerinden kriminalize eder.

 

 

Cebeci kampüsünde beş sene okumuş biri olarak bunu çok rahat gözlemledim.

 

 

Her sene bir azınlık Öcalan posterleriyle halay çeker. Bunu duyan ülkücüler okulu basmaya gelir. PKK ile uzaktan yakından ilgisi olmayan solcu öğrenciler “aha okulumuzu basmaya gelmişler müdafaa edelim” diye olaya karışır. Ülkücüler sanar bu okulun tamamı PKK’lı… Solcular zaten ne olduğunu anlamadan kendilerini karakolda bulur.

 

 

Yıllardır da Türkiye’de bu işler böyle ilerlerler…

 

 

Örneğin 15 Temmuz’da o terör eylemlerine karışan alçakların küçük bir azınlık olduğu da biliniyor. Ancak korku yayarak bütün toplumu dizayn etmek herhalde birilerinin işine geliyor. Gelinen noktada evinin anahtarını teslim ettiğin mahallenin bakkalı bile terörist ilan edilebiliyor.

 

 

Bir avuç marjinal azınlığın psikolojik harekatına karşı koyamayan bir devlet aygıtı olduğunu sanmam. Herkes her şeyin farkında…

 

 

Sonra “bu ülkede etkin muhalefet yok” deniyor. Olmaması normal değil mi?

 

 

Yüzde 1 bile etmeyen marjinal bir azınlığı sırtından atmaktan aciz bir muhalefet, bu azınlığın bütün muhalefeti temsil etmediğini bile bile üç maymunu oynayan bir iktidar…

 

 

Gel de çık işin içinden…

 

 

DİYARBAKIR’DA KÜRTÇE SEÇMELİ DERS TARTIŞMASI

 

 

Biliyorsunuz 2012’de yayımlanan yönetmenlik kapsamında yabancı dil kontenjanında “Yaşayan Dil ve Lehçeler” adı altında Kürtçe de seçmeli ders olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın müfredatına girdi.

 

 

Orta okullarda 2021-2022 eğitim ve öğretim yılında okutulacak seçmeli derslerin tercih süreci başlamasıyla Kürtçe seçmeli ders tartışmaları gündeme geldi.

 

 

Eğitim Sen Kürtçe’nin zorunlu olması gerektiğini savunurken Eğitim Bir Sen ise seçmeli olarak kalmasından yana.

 

 

Çözümü basit ama zor bir problem daha…

 

 

Anadilde eğitim nasıl sağlanır? Anayasa değişikliğiyle…

 

 

Anayasa nasıl değişir? Geniş toplumsal bir mutabakat sağlandığında…

 

 

Geniş toplumsal mutabakat nasıl sağlanır? Tekirdağ’daki bir amcayla Hakkari’deki bir amca uzlaştığında…

 

 

Tekirdağ’daki amca ile Hakkari’deki amcanın uzlaşabileceği siyasi ortam nasıl oluşur? 40 senelik şiddet ortamının toplumda yarattığı tahribat ortadan kalktığında. Kardeş kanı durduğunda…

 

 

Kardeş kanı nasıl durur? PKK terör örgütü silah bıraktığında…

 

 

PKK terör örgütü nasıl silah bırakır? İşte o sorunun cevabı beni aşar…

 

 

Ancak PKK bugün silah bıraksa toplumdaki tahribatın tam anlamıyla tamir edilmesi en az iki üç kuşak alır. Bırakmadıkça da bu süre uzar gider… Ama 50 sene ama 100 sene…

 

 

21.yüzyılda derdini hâlâ silahla anlatmaya çalışan bu et kafalılar oldukça işimiz zor…

 

 

İşte sırtımızdan atamadığımız bir yük daha… Ancak toplumsal aklın bu yükü sırtından atacağına inancım tam.

 

 

Bir şair kadar umut yüklüyüm ben:

 

 

Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikayet ölümden olsun.

 

Salih Levent UĞURLU Twitter

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Çözümü basit zor problemler
Keser ve sap
İncinmişiz