CHP’nin içindeki Truva atları CHP’yi nasıl işgal etti?

CHP’nin içindeki Truva atları CHP’yi nasıl işgal etti?
28 Haziran 2018 12:35

CHP üzerinden Türkiye’nin geleceğinin nasıl tasarlandığını, CHP’nin içindeki Truva atlarının kimler olduğunu, CHP’nin nasıl işgal edildiğini, halkımız bir gün mutlaka öğrenecektir.

 

 

Örsan K. Öymen / Odatv

 

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Herkes rahat olsun, Haziran’da demokrasi gelecek, kimsenin kuşkusu olmasın” diyordu. Oysa Haziran’da demokrasi değil, Padişahlık geldi!

Merak ediyorum. Kılıçdaroğlu neye güvenerek kendisinden bu kadar emin konuşuyordu?

2003-2008 yılları arasında üç dönem CHP Parti Meclisi Üyesi görevi yapmış birisi olarak, kendisini ve parti yönetimini defalarca uyardım. Parti örgütünün toplantılarında, partililerle özel görüşmelerimde, Oda TV’de ve Halk TV’de bu konudaki görüşlerimi defalarca dile getirdim. Ancak bu konuda beni ve benim gibi düşünen az sayıdaki kişiyi dinleyen kimse olmadı. Nasıl oluyorsa, Kılıçdaroğlu, Olağanüstü Hal koşullarında gerçekleşen referandum sürecinde de, Olağanüstü Hal koşullarında gerçekleşen baskın seçimde de kazanacağına inandı ve Recep Tayyip Erdoğan ile AKP’ye “Hodri meydan” dedi!

 

Böylece Kılıçdaroğlu, girdiği tüm seçimleri kaybederek ve kaybettiği seçimlerin sayısını dokuza çıkartarak, Cumhuriyet Halk Partisi’nde en fazla seçim kaybeden Genel Başkan rekorunu kırmış oldu!

Bu çıplak gerçekliğin karşısında, Kılıçdaroğlu’nun yapacağı en doğru şey, Olağanüstü Kurultayı toplamak ve öncesinde bu Kurultay’da aday olmayacağını açıklamaktır. Kılıçdaroğlu’nun, yolu daha fazla tıkamak gibi bir hakkı yoktur.

 

Kılıçdaroğlu’nu ve CHP yönetimini şu konularda defalarca uyardım:

 

1) Yasamanın ve yargının yetkilerini, önemli bir ölçüde yürütmeye devretmek, Anayasa’ya, güçler ayrılığı ilkesine ve demokrasiye aykırıdır. Böyle bir gayri-meşru referandum sürecinin içinde yer almak ve yarışa girmek yanlıştır.

2) Doğru olan, referandum süreci öncesinde referandumu boykot etmek, Anayasa’nın 34. Maddesi bağlamında siyaseti sokaklara ve meydanlara taşımak, dinci sivil dikta rejimi son bulana kadar, kitlesel boyutta protesto eylemlerine öncülük etmektir.

3) Padişahlık düzenini yeniden kurmak amacı taşıyan, Olağanüstü Hal ve baskı koşullarında gerçekleşen bir baskın Cumhurbaşkanlığı seçiminin parçası olmak yanlıştır; doğru olan, parlamenter demokratik düzene son veren, ayrıca eşit koşullarda gerçekleşmeyen ve kazanılması çok zor olan adaletsiz bir seçimin boykot edilmesidir.

 

Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimi bu uyarıların hiçbirisini ciddiye almadı, “Hodri meydan” demeyi tercih etti! Benim beş yıllık bir Parti Meclisi Üyesi deneyimi ile gördüğümü, yirmi yıla yakın bir süredir aktif siyasetin içinde olanlar nasıl göremedi, bunu hala anlayabilmiş değilim!

Belki de bu kadar uzun süredir siyasetin içinde oldukları ve siyaseti bir kişisel kariyer nesnesine dönüştürdükleri için görmemişlerdir! Nasıl olsa onlar makamlarını, mevkilerini ve koltuklarını her zaman koruyorlar!

Belki de bazıları tarafından aldatıldıkları için görmemişlerdir! Eğer böyleyse, Kılıçdaroğlu’nu ve CHP yönetimini aldatan kimlerdir, bunu gerçekten çok merak ediyorum. 2010 yılında Genel Başkan seçildiğinden beri Kılıçdaroğlu’nu aldatan kimlerdir? Bunun bir gün mutlaka deşifre edilmesi ve yakın tarihimizin ona göre yeniden yazılması gerekmektedir.

 

2018 SEÇİMLERİ VE CHP

 

 

Sonuçta, CHP Genel Merkezi “Hodri meydan!” dedikten sonra, parti üyeleri, doğal olarak ve haklı olarak, bu kararları seçim döneminde tartışma konusu yapmak yerine, CHP’ye ve Muharrem İnce’ye destek olmak için seferber oldular. Ancak bu da sonuçları değiştirmeye yetmedi.

24 Haziran 2018 seçim sonuçları için çok şey söylenebilir. Bunlardan bazıları şunlardır:

 

1) Bu sonuçlar, 1950’den beri iktidarda olan merkez sağ ve dinci-muhafazakar hükümetlerin uyguladıkları eğitim sisteminin iflas ettiğinin göstergesidir.

2) Bu sonuçlar, toplumun yaklaşık olarak yarısının, ahlaki ve vicdani bir çöküşün içinde olduğunun göstergesidir.

3) Bu sonuçlar, toplumun yaklaşık olarak yarısının, feodal ve cemaatçi bir zihniyetten kurtulamadığının, vatandaşlık bilincine, Anayasa bilincine ve demokrasi bilincine sahip olmadığının göstergesidir.

4) Bu sonuçlar, toplumun yaklaşık olarak yarısının, din tarafından uyuşturulduğunun ve buna bağlı olarak hem sosyal hem de ekonomik açıdan sömürüldüğünün bilincinde olmadığının göstergesidir.

 

Ancak bunlar 24 Haziran seçimleriyle birlikte ortaya çıkan gerçekler değildir. Bunlar zaten, son yıllarda gerçekleşen genel seçimlerin ve referandum seçimlerinin daha önce ortaya koyduğu gerçeklerdir.

CHP yönetiminin yapması gereken, bu gerçeklere göre bir strateji ve eylem geliştirmek, bu gerçeklere göre önlem almak, Anayasa’nın değiştirilemez olan 2. Maddesi’nde yer alan, “Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir” ilkesini korumak ve bu ilkenin uygulanabilir olmasını sağlamaktır.

CHP yönetiminin görevi, “Hodri meydan” ve “Rahat olun, her şey güzel olacak” gibi boş laflarla halkı uyutmak ve oyalamak değildir! CHP’nin görevi, Erdoğan Padişahlık yetkileriyle donatılmış bir biçimde Cumhurbaşkanı seçildikten sonra, pişkin pişkin, “Bu seçimin kaybedeni AKP’dir” ve “Erdoğan artık tek adam değildir, topal ördektir” gibi açıklamalarla, halka yalan söylemek değildir!

 

İSTANBUL VE ANKARA DÜŞTÜ

 

CHP, 24 Haziran seçimlerinde %23, CHP’nin adayı Muharrem İnce ise %31 oy almıştır. CHP’nin oyu artmadığı gibi, bir önceki genel seçime göre yaklaşık olarak %3 düşmüştür. Bu durum, Genel Merkez açısından tam bir başarısızlıktır.

Muharrem İnce ise seçim kampanyası boyunca, sınırlı zamana, baskın seçim koşullarına, medya baskısı ve sansürüne rağmen, başarılı ve heyecanlı bir kampanya yürütmüş, partisinin üzerinde bir oy almıştır. Eksikleri ve bazı yanlışları vardır, ancak Muharrem İnce, mevcut koşullarda, elinden gelenin en iyisini yapmıştır.

 

Öte yanda, 16 Nisan 2017 referandumunda, HAYIR cephesi, İstanbul ve Ankara’da, Erdoğan’ın EVET cephesinden daha fazla oy almışken, Muharrem İnce, Türkiye’nin en büyük iki kentinde, yaklaşık olarak %15 fark yemiştir. Bu fark, Türkiye genelinde yediği yaklaşık %20’lik farktan daha az olsa da, referandum sonuçları temel alındığında, daha az olabilirdi. Bunda İstanbul İl Başkanlığı’nın ve Ankara İl Başkanlığı’nın payı nedir, bu da mutlaka araştırılmalıdır, gerekirse İl Başkanları ve İl yönetimleri istifa etmelidir.

 

Bir başka temel hata ise, CHP yönetimi tarafından, Saadet Partisi kontenjanından TBMM’ye taşınan bazı milletvekilleridir. Bu kişiler çok daha dikkatli bir biçimde araştırılmalı ve bu konuda parti yönetimine aktarılan uyarılar dikkate alınmalıydı. Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucusu ve CHP’nin ilk Genel Başkanı Mustafa Kemal Atatürk’e düşmanlık duyguları içinde olan, Atatürk’ü devirmek için örgütlenen vatan hainlerini savunan, laiklik ilkesini reddeden kişilerin Kılıçdaroğlu tarafından TBMM’ye taşınması büyük bir talihsizlik olmuştur. CHP’nin bunun sancılarını nasıl çekeceğini önümüzdeki aylarda ve yıllarda göreceğiz.

 

Kılıçdaroğlu’nu bu konuda da aldatanlar kimlerdir, bu ortaya çıktığında, CHP’nin de, Türkiye’nin de yakın tarihi, yeniden yazılacaktır.

CHP üzerinden Türkiye’nin geleceğinin nasıl tasarlandığını, CHP’nin içindeki Truva atlarının kimler olduğunu, CHP’nin nasıl işgal edildiğini, halkımız bir gün mutlaka öğrenecektir.

 

 

https://odatv.com/kilicdaroglu-aldatildi-mi-27061803.html

 

 

Yorumlar

Yorumlar