CHP’li Gürer: Şeker fabrikaları yabancı lobilerin baskısıyla özelleştiriliyor

CHP’li Gürer: Şeker fabrikaları yabancı lobilerin baskısıyla özelleştiriliyor
4 Nisan 2018 10:09

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, şeker fabrikalarının modernize edilip yaşatılması gerekirken, yabancı lobilerin baskısıyla özelleştirilmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi. Ömer Fethi Gürer, “Biz umutla bu karardan vazgeçilmesi yönündeki çağrımızı yineliyoruz” dedi.

 

 

ÖZELLEŞTİRMENİN EKONOMİ, SAĞLIK VE SOSYAL BOYUTU

 

 

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda CHP Grubu adına söz olarak, şeker fabrikalarını özelleştirilmesinin, ekonomik, sağlık ve sosyal açıdan topluma vereceği zararla ilgili konuşma yaptı.

 

 

BOR’DA FABRİKA KAPANIR

 

 

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi kapsamında, Bor Şeker Fabrikası’nın ihale sürecinin 3 Nisan’da başladığını anımsatan Ömer Fethi Gürer, Bor’da askeri fabrikanın kapasitesinin düşürülmesi sonucu işçi sayında azalma olduğunu ayrıca Necmettin Erbakan tarafından temeli atılan ve Niğde’nin lokomotifi olan Birko fabrikasının da AKP döneminde kapandığını belirtti.

 

 

SIRA ŞEKER FABRİKASINDA

 

 

Şimdi de şeker fabrikalarının özelleştirildiğini ifade eden Ömer Fethi Gürer, özelleştirilecek olan 14 fabrika arasında yer alan Bor Şeker Fabrikası’nın satılacak olmasının bölgenin tarımıyla ilgili önemli sorunların başlangıcı olarak değerlendirilebileceğini kaydetti. Ömer Fethi Gürer, 2019 seçimlerinin sonuçlarına göre özelleştirilen fabrikaların kapanma ihtimalinin bulunduğunu kaydetti.

 

 

ÜRETİM KAZANI NEDEN MODERNİZE EDİLMEDİ

 

 

Bor Şeker Fabrikasının kurulduğu günden bu yana teknolojisinin yenilenmediğini, 1200 olan kadroyu çalışan sayısının 230’e kadar düştüğünü ve mevsimlik işçilerin çalıştırıldığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Bor Şeker Fabrikasında, bölgede doğal gaz olmasına rağmen hâlâ kömür kullanılmakta, Sayıştay raporlarına göre üretim kazanının modernize edilmesi gerektiği ifade edilmesine rağmen bugüne kadar bu yönde bir çalışma gerçekleştirilmemektir.

Bu anlamda bir işletmenin faaliyetlerinin devam edip etmeyeceğine fizibilite değerlendirmesi ışığında baktığımızda, Bor Şeker Fabrikasının satın alacak kişi tarafından faaliyetinin sürdürülmesi mucize gibi bir şey. Bu durumda, bölgede bulunan esnafın, çiftçinin, işçinin, besicinin, ekonomik anlamda getiri sağlayanların ötesinde, bölgenin sosyal bir proje olarak da önemli fabrikasının ortadan kalkması söz konusu” diye konuştu.

 

 

PANCAR SADECE BİR PANCAR DEĞİLDİR

 

 

Şeker pancarının stratejik bir ürün olduğunu ve yalnızca bir pancar olarak tanımlanmaması gerektiğini anlatan Ömer Fethi Gürer, “Tohumu, ekilmesi, çapalanması, onunla ilgili çiftçilik yapan kişiler, ardından nakliyesi, fabrikada işlenmesi, esnafa ulaşması, besiciler tarafından küspesinin değerlendirilmesinin yanında, toplumumuzun önemli kesiminin de tükettiği önemli bir gıda maddesi” şeklinde konuştu.

 

 

SAĞLIĞIMIZ DA ELDEN GİDECEK

 

 

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Şeker pancarının ortadan kaldırılmasına yönelik özelleştirme süreciyle yalnızca fabrikalar kapanmıyor, bilim insanları tarafından insan sağlığı açısında zararlı olduğu ifade edilen nişasta bazlı şekerin, daha doğrusu şurubun pazar payı bu yolla artırılıyor. Her ne kadar kotası yüzde 5’e düşürülmüş olsa dahi Bakanlar Kurulunun yüzde 50 kota artırımından öte, denetlenemeyen pazara el altından, farklı yollardan nişasta bazlı şurubun verilmesi olası” ifadelerini kullandı.

 

 

Tamamı ithal olan yüksek yoğunluklu tatlandırıcının yalnızca ihraç için getirilmesinin yerine, ülkemizde şu anda gıdada kullanılıyor olmasının da ayrıca önemli bir sorun olduğunu vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “ 1 kilogram yüksek yoğunluklu tatlandırıcı, 7 bin kilogram şekere denk. Bu durumda, nişasta bazlı şurubun ve yüksek yoğunluklu tatlandırıcının oluşturacağı pazar baskısı yalnızca özelleşen şeker fabrikalarının kapanmasına neden olmayacak, özel sektör tarafından yaptırılmış olan şeker fabrikalarını da baskılayacağı için belli bir aşamadan sonra Türkiye’de şeker fabrikalarının sonunu getirecektir çünkü maliyet açısından insan sağlığına zararlı olmasına rağmen nişasta bazlı şurubun maliyeti daha düşüktür. Onun için de kolaylıkla kullanılmakta ve bugün ülkemizde çocuklarımızın tükettiği meşrubatta, çikolatada, tatlı ürünlerinde nişasta bazlı şurupla birlikte, yüksek yoğunluklu tatlandırıcıdan yararlanma yoluna gidilmektedir. Bu bağlamda, şeker fabrikalarının korunması, yaşatılması, modernize edilmesi, çiftçinin desteklenmesi gerekirken yabancı lobilerin de baskısı sonucu ne yazık ki şeker fabrikaları özelleştiriliyor. Biz umutla bu karardan vazgeçilmesi yönünde çağrılarımızı yeniliyoruz” açıklamasında bulundu.

 

 

CUMARTESİ GÜNÜ BÜYÜK MİTİNG VAR

 

 

Şeker fabrikalarının satışının sıradan bir satış işlemi olmadığını anlatan Ömer Fethi Gürer, “Cumartesi günü Çorum’da Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun katılımıyla şeker fabrikalarının özelleştirilmemesi için de büyük bir mitingle konuyu bir kez daha kamuoyunun önüne getireceğiz çünkü bu sıradan bir satış işlemi değil. Daha önce Adalet ve Kalkınma Partisinin özelleştirdiği kurumların önemli bölümünün el değiştirdikten bir süre sonra ya kapısına kilit vuruldu ya da Türk müteşebbislere satıldığı söylenen işletmeler ne yazık ki yabancı işletmeler hâline dönüştü. Böylece kendi ülkemizde kendi üretim alanlarımıza yabancı anlayışlar oluştu. Tohumu ithal, ilacı ithal, gübresi ithal, mazotu ithal, eti ithal, samanı ithal bir ülkenin millî ve yerli tarım politikası olmaz” dedi.

 

 

BU YANLIŞ KARARDAN DÖNÜN

 

 

Cumhuriyet Halk Partisi olarak şeker fabrikalarının geleceğinin özelleştirmeyle ileriye taşınacağı kanısında olmadıklarını vurgulayan Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulundaki konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Bunu Türk çiftçisine, işçisine, nakliyecisine, besicisine karşı yapılmış büyük bir yanlış olarak değerlendiriyoruz. Bu karardan bir an önce de vazgeçilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Eğer ülkemizde fabrikalarımızı, eğer ülkemizde köylerimizi, eğer ülkemizde çiftçimizi, eğer ülkemizde işçimizi, geleceğe bizleri taşıyacak değerlerimizi koruyamazsak bunun sıkıntısını çok acı biçimde öderiz. Sömürge bir ülke olmaktansa kendisine üreten, kendisine yeten bir ülke durumunda yaşamayı kendi açımızdan, Cumhuriyet Halk Partisi olarak da doğru buluruz.

 

 

Tarım politikalarında yaratılan yanlışların yol açtığı sorunların ileriye dönük getireceği olumsuzlukları defalarca söyledik, gerek yayınladığımız yayınlarda, gerek Mecliste yapılan konuşmalarda, gerek parti programımızda anlattık, aile tipi işletmelerden vazgeçilerek büyük çiftliklere ve işletmelere yönelmenin ileride yaratacağı sorunlara değindik. Köyler bu yolla boşalıyor; gelin destekleri, teşvikleri köydeki yaşayan aile işletmelerine, ailelerine yansıtalım, onların kalkınmasının yolunu açalım. Böylece köydeki yaşamı güçlendirelim; çiftçiyi, besiciyi destekleyelim dedik. Ne yazık ki Adalet ve Kalkınma Partisi bu düşüncelerden çok uzak“ dedi.

 

 

Yorumlar

Yorumlar