CHP’li Ağbaba: Demokrasi birikimlerinin yok edildiği bir süreçle karşı karşıyayız

CHP’li Ağbaba: Demokrasi birikimlerinin yok edildiği bir süreçle karşı karşıyayız
5 Eylül 2017 22:47

Eğitim-Sen üyesi 1087 öğretmenin sürgün edilmesine tepki gösteren CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, AK Parti’nin, Cumhuriyet tarihinde bütün hükümetlerin yapmış olduğu hukuksuzlukların toplamından fazlasına imza attığını söyledi.

 

 

 

1087 öğretmenin evinden ve ailesinden koparıldığını vurgulayan Ağbaba, Milli Eğitim’in istihbarat servisi gibi çalıştığı eleştirisinde bulundu. Veli Ağbaba CHP Malatya İl Örgütü’nde basın açıklaması yaptı.GerçekGündem’in haberine göre, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, sürülen eğitimcilerle ilgili, “Sürgünün 1970’li yıllarda kaldığını düşünüyorduk. Şimdi Eğitim-Sen’e mensup 1087 öğretmen kendi illerinden başka illere sürgün ediliyor” dedi.CHP İl binasında düzenlenen basın toplantısına CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba’nın yanı sıra İl Başkanı Enver kiraz, il yönetimiyle birlikte çok sayıda üye katıldı. Hükümet politikalarını eleştiren Ağbaba, özetle şunları söyledi:

 

 

‘DEMOKRASİ BİRİKİMİ YOK EDİLİYOR’ 

 

 

Türkiye’nin yüzyılı aşkın süreden beri birikimlerinin yok edildiği, demokrasi birikimlerinin yok edildiği bir süreçle karşı karşıyayız. Bu süreç, maalesef hükümet eliyle yok edilmektedir. Yargı bağımsızlığı tamamen herkesin gözleri önünde bitirilmiş durumda. Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın Cumhurbaşkanı önünde iki büklüm olması, çocuklarını sarayda işe sokmuş Danıştay Başkanı’nın CHP ile ilgili sözlerine bakılırsa yargının 1 kişinin emrine girdiğini çok rahat görebiliyoruz. Bugün yapılan anketlerin tamamında yargıya güvensizlik yüzde 70’i geçmiş durumdadır. AKP’ye, MHP’ye, CHP’ye, HDP’ye oy veren herkes yargıya güvenmiyor, yargının taraflı olduğuna inanıyor. Bunun en büyük sebebi de hükümettir.

 

 

‘BAKANLIKLAR TARİKATLARA PAY EDİLİYOR’ 

 

İlk kez bu kadar açıkça bakanlıklar, tarikatlar arasında pay edilmiş durumda. Sağlık Bakanlığı Menzil’e, Milli Eğitim Bakanlığı, başka bir tarikata pay ediliyor. Devlet, tarikatlar arasında paylaştırılıyor. Bunun Türkiye’ye faydasının olmayacağını birkaç yıl sonra göreceğiz ama Türkiye çok şey kaybedecek. Nasıl ki yargıyı devleti bir cemaate teslim ettiğinizde, darbe oluyorsa yakında da bunların ben zer sonuçlarını göreceğiz. İlköğretimden başlayarak bütün dünyanın yüzlerce yıl önce terk ettiği, bizim yüzyıl önce terk ettiğimiz modeli tekrar bize dayatmaya çalışıyorlar. Tekrar o sistemle Türkiye’de kendi benzer çocuklar yetiştirmeye çalışıyorlar. Belki kendine benzer çocuklar yetiştirebilirler ama dünyadaki Türkiye’nin eğitimdeki yeri en sonlarda olur. Hükümeti uyarıyoruz; devleti, bakanlıkları cemaatlere pay etmekten vazgeç. Yıllarca biriktirmiş olduğumuz demokrasi birikimimizi yok etme.

 

‘MİLLİ EĞİTİM BİNALARI İSTİHBARAT BİRİMLERİ GİBİ’

 

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bütün hükümetlerin yapmış olduğu bütün hukuksuzlukları toplamından fazlasını şu an ki hükümet yaptı. Türkiye, birçok kendi muhaliflerine karşı sert olan hükümetler gördü ama bu kadar fütursuzca hukuksuzluk yapan bir hükümeti asla görmedi. Biz, sürgünün 1970’li yıllarda kaldığını düşünüyorduk. Şimdi Eğitim-Sen’e mensup 1087 öğretmen kendi illerinden başka illere sürgün ediliyor. Kendisi gibi düşünmeyen, kendisine biat etmeyen kamu emekçilerinin cezalandırılmasına doyulmuyor. Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile binlerce insan ihraç edildi, pasaportlarına el konuldu, meslekten atıldı. Son cezalandırma yöntemi ise, sürgün. Hukuksal hiçbir dayanağı olmadan hedefteki öğretmenleri keyfi biçimde evinden, eşinden, çocuklarından, ailesinden ayrı koymak insanlık suçudur. Eğitim yılının açılmasına 2 hafta kala bu sürgün sadece öğretmeleri değil, aynı zamanda öğrencileri velileri de cezalandırmak, mağdur etmektir. Milli Eğitim binaları artık istihbarat birimleri gibi çalışıyor. Birbirini ihbar eden, birbirini fişleyen, yandaş sendika eliyle okullardan alınan raporlar işte böyle sürgün olarak karşımıza çıkıyor.

 

‘KANSER OLAN EĞİTİMCİ SÜRGÜN EDİLDİ’

 

Sürgün edilen eğitimcilerin hepsinin bilimsel, laik, demokratik eğitimden yana ve Eğitim-Sen üyesi olmaları tesadüf olabilir mi?’ 20 Temmuz sivil darbesinin ardından başlangıçta ‘FETÖ’yü temizleyeceğiz’ diyenler artık muhalif hiç kimseyi kamuda bırakmamak için çaba gösteriyor. Artvin, Diyarbakır, Elazığ, Şanlıurfa, Tunceli, Gaziantep, Kars, Muş, Van, Bitlis, Batman ve Mardin illerinden bin 87 eğitimci sürgün edilmiş durumda. Eşlerin tamamı farklı illere sürgün edildi. Aile bütünlüğünün korunması ilkesi yok sayıldı. Kanser tedavisi gören, farklı sağlık sorunları nedeniyle tedavisi devam eden, çocuk-yaşlı bakım özrü olan eğitimciler de sürgünler arasında yer almaktadır.

 

‘ENGELLİ ÇOCUKLARI OLAN BİR ANNE BABA FARKLI İLLERE SÜRGÜN EDİLDİ’ 

 

Artvin’den 6 öğretmen Konya’ya, 2 öğretmen Afyon’karahisar’a sürgün edildi. Dilber Şen Alcan isimli öğretmen kanser tedavisi görüyor, 1 yaşından küçük çocuğu var. Zeki Han, Nurçin Turgut Topaloğlu, Adem Yücel arkadaşlarımız eş ve çocuklarından ayrı olacak bir şekilde sürgün edildi. Diğer arkadaşlarımız da eşlerinden ayrı olacak şekilde sürgün edildi. Şanlıurfa’da 29 Aralık eylemine katılan 367 üyenin hepsi sürgün edildi. Engelli çocukları olan bir anne baba farklı illere sürgün edildi. Batman’da Barış Evis isimli eğitimcinin kanser tedavisi süreci devam ediyor. Elazığ’da yine 29 Aralık’a katılan 72 eğitimcinin tamamı sürgün edildi. Urfa’dan sürgün edilen, Vedat Kızıleçi eşini kaybetti, küçük bir kızı var ve annesinin yaşlı bakım özrü var. Bir organize kötülük hareketiyle karşı karşıyayız.

 

‘MÜFREDAT DEĞİŞTİ

 

‘Milli Eğitim Bakanlığı müfredatı değiştirdi. Mustafa Kemal Atatürk’ü müfredattan çıkarttılar. Kardeşim, yazılı kitaplardan Mustafa Kemal’in ismini çıkartabilirsin. Peki ya 30 Ağustos’tan, Çanakkale Savaşları’ndan nasıl çıkartacaksın?

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar