CHP’de kafalar bulanık…

CHP’de kafalar bulanık…
18 Ocak 2018 11:46

Canan Kaftancıoğlu, mevcut yönetime karşı oluşan, ilkeleri belli olmayan bir koalisyonun adayı olarak bir anda öne çıktı ve İl Başkanlığı koltuğuna oturdu…

 

 

Ahmet Müfit / Odatv

 

 

CHP İl Kongreleri, Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığının söylemlerinin ve/veya parti politikalarının/ideolojisinin tartışılmadığı; Türkiye Cumhuriyetinin geleceği açısından hayati önem taşıyan önümüzdeki iki yılda Kılıçdaroğlu’nun çevresinde, yani parti yönetim kadrolarında kimin ya da kimlerin yer alacağına ilişkinbir mücadeleye sahne oldu.

 

 

Son olarak İstanbul İl Kongresinde yaşananlar bunun tipik bir örneği. 15 gün öncesine kadar adaylığı konuşulmayan -eski il yöneticisi ve Parti Meclisi Üyesi olan-Canan Kaftancıoğlu, mevcut yönetime karşı oluşan, ilkeleri belli olmayan bir koalisyonun adayı olarak bir anda öne çıktı ve İl Başkanlığı koltuğuna oturdu.

 

 

Söz konusu seçim öncesi ve sonrası söylenenlere/yazılanlara bakıldığında, Canan Kaftancıoğlu’nun CHP İl Başkanlığı’na seçilmesi; son dönemde yüzünü sağa çevirmiş olan CHP’de, sol bir tepkinin dışa vurumu. “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sözünü militarist bulduğunu söylemiş olması ile HDP’ye/Kürt siyasetine olan yakınlığı, Kaftancığolu’nun solculuğunun en önemli göstergeleri olarak vurgulanıyor. Bu kesime göre Kaftancıoğlu’nun İl Başkanlığına karşı çıkanlar, senelerdir partiye “çöreklenmiş” ulusalcı/milliyetçi (sağcı) kadrolar. Bir kısmı işi, Kaftancıoğlu’na karşı çıkanların “gizli AKP’li”

 

 

PARTİNİN İKTİDARA YÜRÜMESİNİN ÖNÜNDEKİ ENGEL

 

 

Solculuğu, etnik ve dini kimlik siyasetine indirgeyen bu bakışın doğru olduğu kanısında değilim. Sanırım bu kişilere, Canan Kaftancıoğlu’nun kişisel twitter hesabında paylaştığı bir mesajla yanıt vermek en doğrusu olacak: “Gençler size bir sır vereyim mi? Solcuyum demekle solcu olunmuyor”.

 

 

Kaftancıoğlu’nun seçilmesini olumlu bulan bir diğer kesim, Kaftancıoğlu’nun kadın olmasını önemli görüyor. Bu durum, mevcut yönetime karşı oluşturulan “koalisyonun”, aday olarak -kadın delegeler açısından çekici geleceğini düşündükleri- Kaftancıoğlu’nu çıkarmış olmasının da en büyük nedeni. Kaftancıoğlu’nun İstanbul İl Başkanı olmasının, kadınların oyunu alma konusunda Meral Akşener karşısında bir denge oluşturacağını, CHP’yi sadece İstanbul’da değil ülke genelinde güçlü kılacağını savunuyorlar. Bir kesim daha var ki, onların söylediklerine göre Kaftancıoğlu’nun ortaya çıkmasına neden olan şey, mevcut il yönetiminin parti içi demokrasiyi ve parti içi adil yarışma şartlarını ortadan kaldıran, partinin iktidara yürümesinin önünde engel gördükleri yanlış yönetim anlayışı.

 

 

Kaftancıoğlu’na karşı çıkanların en temel dayanağı ise Kaftancıoğlu’nun -CHP’nin kuruluş ilkeleriyle çeliştiğini düşündükleri- sosyal medya açıklamaları. Atatürk henüz hayattayken gerçekleştirilmiş olan Dersim Harekatını, “Dersim’den o günkü devlet iradesi sorumludur. Yüzleşme ikrarla başlar inkarla değil” sözleriyle “itiraf edilmesi gereken bir suç” olarak; Atatürk’ün “Dünya kamuoyu, Ermeni ahalisinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldığımız karar için bize karşı haklı bir ithamda bulunamaz” şeklinde değerlendirdiği 1915 Ermeni Tehcirini ise “soykırım” olarak değerlendiren/değerlendirilmesine yol açan paylaşımları.

 

 

Kaftancıoğlu’nu destekleyenler, söz konusu mesajların eski olduğunu, Halk TV tarafından yeniymiş gibi servis edilmesinin doğru olmadığı söylerken, yine Kaftancıoğlu’nu destekleyen diğer bir kesim, sosyal medyadan yaptıkları açıklamalarla, söz konusu mesajların Kaftancıoğlu karşıtlarınca hazırlandığını ve sahte olduğunu ileri sürdüler.

 

 

NAZİ OLMAKLA BİR TUTACAK KADAR İLERİ GÖRÜRDÜ

 

 

İl Başkanlığı Görevini teslim alma töreninde yapmış olduğu açıklamada, kendine ait olmadığını belirttiği paylaşımları kendi paylaşımlarıymış gibi sunanları ve özel hayatına (eşine ve çocuğuna) ilişkin paylaşım yapanları son derece haklı olarak eleştirirken, kendisine ait olan paylaşımları gündeme getirenleri, kendilerinden korkmakla ve tek bir merkezden yönetilen organize bir saldırı yapmakla suçlamayı tercih etti. Eleştirilerini, ulusalcı olmayı yani ulusal bağımsızlığı, ulusal çıkarları savunmayı Nazi olmakla bir tutacak kadar ileri görürdü. Ancak, özellikle önemli bulduğum Dersim Harekatı ve Ermeni Tehciri konusunda yapmış olduğu paylaşımların kendisine ait olmadığına ya da bu konudaki görüşlerinin zaman içerisinde farklılaştığına ilişkin net bir açıklamada bulunmadı.

 

 

Yaşananların, bu iddiaları dile getiren CHP üye, delege ve yöneticileri açısından da çok da hoş olmadığı kanısındayım. Yıllarca il yönetiminde ve parti meclisinde görev yapmış olan bir kişinin gayet açık bir şekilde kamuoyuyla paylaşmış olduğu görüşlerini daha önce görmezden gelip, kendilerine karşı aday olduğunda, sanki yeni fark etmiş gibi servis etmelerini, iyi niyetle ya da bu görüşlere karşı olmakla açıklamak mümkün değil. Kaftancıoğlu’na Dersim Harekatı ile ilgili değerlendirmeleri nedeniyle karşı çıkanların, Kılıçdaroğlu’nun, aynı konuda Onur Öymen’le yapmış olduğu tartışmayı ya da Sezgin Tanrıkulu’nun aynı konuyla ilgili açıklamalarını hatırlamamaları, Seyit Rıza’yı anan Tunceli İl Başkanı hakkında konuşma gereği duymamaları ise ayrı bir “samimiyet” göstergesi.

 

 

CHP’NİN YAŞADIĞI KAFA KARIŞIKLIĞI

 

 

Nitekim AKP Grup toplantısında, CHP İl Başkanlığı seçimi sonuçlarını, “…Öyle bir il başkanı seçmişler ki tam bir facia…” şeklinde değerlendiren Cumhurbaşkanı; “…Her şey bir tarafa da Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu parti ne hallere geldi, kimlerin eline kaldı…” diyerek, yaşananları her şekilde kullanacağının mesajını vermekte gecikmedi. Şüphesiz ki Cumhurbaşkanının bu sözlerine, AKP iktidarınca geçmişte söylenenleri/yapılanları hatırlayarak kızmak mümkün. Ancak esas olanın, amacı sizi zor durumda bırakmak olan rakibine kızmak değil, rakibine bu fırsatı vermemek olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Sonuç olarak, bir yandan, “Bizim genlerimizde Kuva-i Milliye genleri vardır. Biz Kuva-i Milliyeciyiz” der ve Atatürk adını ağzından düşürmezken, diğer yandan CHP Parti Sözcüsü Bülent Tezcan’ın, Canan Kaftancıoğlu hakkında -sosyal medyadaki paylaşımları nedeniyle- yapılan eleştirileri “saldırı” olarak değerlendiren açıklamaları, CHP Genel Merkezinin yaşananlar karşısındaki sıkıntısını ya da kafa karışıklığını ortaya koyuyor.

 

 

Esas soru ise; niçin böyle olduğu. 27 Nisan 2016 tarihli, “CHP’nin açıklamaları kafaları daha da çok karıştırıyor” başlıklı yazımı; “… sorunun, 1980 sonrası dönemde ulusal ve sol olmaktan vazgeçerek, toplumla olan bağlarını etnik ve dini kimlik bazında yeniden kurma çabasına giren SHP-CHP çizgisinin, neoliberal küreselleşmeciliği savunmak ile ekonomik ve siyasi bağımsızlık fikri üzerine kurulmuş cumhuriyeti savunmak gibi uzlaşmaz çelişkiyi halen yaşıyor olmasından kaynaklandığını düşünüyorum” cümlesiyle bitirmiştim.

Sanıyorum, bu tespit halen geçerli.

 

 

https://odatv.com/chpde-kafalar-sahiden-karisik-1801181200.html

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar