Cehaletin kutsanması

Cehaletin kutsanması
12 Ağustos 2016 08:28

Bilimsel bir araştırmanın yayınlanan sonuçlarına göre; “Cahillik, bilginin tersine insanın kendine olan güvenini artırır. Bilgi, içinde kuşkuyu da taşıdığından, cahillik kadar güvenli değildir”. Bu sendromun temel çıkış noktaları ise şöyle özetlenmiş araştırma sonucunda; “Niteliksiz insanlar, durumlarının farkında olmazlar ve özeleştiri nedir bilmezler. Kendilerini ve niteliklerini abartma eğilimi gösterirler. Nitelikli insanların değerini anlamaktan acizdirler. Niteliksiz insanlar, kendilerinden öylesine emindirler ki, ikna edilemezler”.

 

 

 

Av. Kemal AKKURT H&H YORUM

 

 

 

Ünlü düşünür Bertrand Russel diyor ki; “Günümüzde dünyadaki temel sorun, cahillerin kendilerinden son derece emin, akıllıların ise şüphe içinde olmalarıdır”. Sorgulamayı ve nedeni-niçini araştırmamızı salık veren Felsefe’nin eğitim sistemimizden neden çıkarılmak istendiği, yerine ise sorgulamayan ve biat kültürünü aşılayan çağ dışı eğitimin yeğlendiği, şimdi daha iyi anlaşılmaktadır.

 

 
Yukarıdaki araştırmanın sonuçlarını irdeleyen bilim insanlarının da belirttiği gibi, yaşadığımız çatışmalar; ideolojiler, dinler ve ülkeler arasında değildir. Savaş; bilgi ile cehaletin, sağduyu ile önyargının savaşıdır. Konuşulanları ve yazılanları dinlemeden, okumadan ve anlamadan önyargılarını ve cehaletlerini ortaya koyan “insan”ların bol olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Bilgi ve sağduyu ile hareket eden toplumların ekonomik, sosyal ve kültürel yönden nerelerde oldukları, cehalet ve önyargılarla hareket edenlerin ise hangi “çukurlarda” debelendiklerini görebiliyoruz.

 

 

 

Bilgisizlik, önyargılar ve kafalara küçük yaşlarda doldurulan doğmalar, insanları cesur, kendinden emin, rahat ve mutlu yapıyor. Bu insanlar, öylesine net ve tartışmasız “doğru”lara sahip oluyorlar ki, “misyonerler”, “düşmanlar” ve “hainler” yaratmak çok kolaylaşıyor. Bu sayede belki de kendilerini ve savundukları değerleri daha değerli, yaşamlarını daha anlamlı sanıyorlar. Kutsal din duygularının ve karanlık kimliklerin arkasına saklanarak insanlara çamur atmak, meşru görülüyor. Çamur at, izi kalsın…

 

 
Cumhuriyet’in kuruluş yıllarından itibaren eğitime ve aydınlanmaya neden önem verildiği, çağdaş bir nesil yetiştirmek için tekkeler, zaviyeler ve tarikatların neden kapatıldığı, geçtiğimiz 15 Temmuz karanlık darbe girişimiyle bir kez daha anlaşılmıştır. Hurafelerden ve biat kültüründen kurtulmak için, aklın ön planda olduğu çağdaş bir eğitime hızla geçilmelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Anayasa’da tanımlanan asli görevine dönmesini, iktidarlara göre tavır almadan, siyaset dışında kalarak, objektif olmasını beklemek hakkımızdır. Dini eğitim dahil, tüm eğitim sistemlerinin temeli ve olmazsa olmazının laiklik olduğunu ülke olarak kavramamız ve içselleştirmiş olmamız gerekir. Aksi takdirde, aklını mensubu oldukları tarikatlara ve bu tarikatlardaki “kifayetsiz muhterislere” teslim eden, sorgulamayan bir nesil yetişmiş olur. Bu da bir ülkeye (ve dine) yapılabilecek en büyük kötülük olur.

 

 

 

15 Temmuz darbe girişiminden birkaç hafta önce, bir din adamının cenaze namazı sonunda, devlet erkânının önünde yaptığı dua içinde “bizi okumuşlardan koru” şeklindeki absürt yakarışının orada bulunanlarca sessizce onaylanması, ülkemizin evrensel dini eğitimden ne kadar uzak olduğunu gösteriyordu. Evrensel ve laik eğitimin lanetlendiği, cahilliğin kutsandığı ülkelerin düştüğü durumu 15 Temmuz bize çok net anlatmaktadır. Ülkemizin bir daha 15 Temmuz gibi karanlıklara maruz kalmaması için, tüm illegal dinî yapılanmaların ve tarikatların hızla tasfiye edilmeleri gerekir. Darbeye girişen yapının yerine başka tarikatların ikame edilmesi, geçmişteki yanlışların başka yanlışlarla düzeltilmesi anlamına gelir. Ülkenin evrensel değerlere ulaşmasının, çağdaş ülkeler arasında yerini alabilmesinin ve özgür bireylerin yetişmesinin biricik anahtarı laikliktir. Laikliğin eğitimde, bürokraside ve Diyanet camiasında içselleştirilmesi ile karanlıktan aydınlığa çıkabiliriz.

 

 

 

Güzel ülkemizin eğitimsiz, cahil ve önyargılar içinde debelenen ucuz “kahramanlara” ihtiyacı yok. Çünkü bunlardan fazlasıyla var. Eğitimli, bilgili, sağduyulu, önyargılarından arınmış bilge insanlara ihtiyacı ise had safhada.

 

 
(*) Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği Başkanı

 
kemalakkurt@hotmail.com

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Nâzım Hikmet 117 yaşında
70. yılda insan haklarımız
Çocuklarımızın hakları