Çanakkale Zaferi sadece Türk kanıyla kazanıldı, hiçbir milletin katkısı yoktur

Çanakkale Zaferi sadece Türk kanıyla kazanıldı, hiçbir milletin katkısı yoktur
17 Mart 2018 22:46

Sevgili okuyucularım, ‘’18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi ve 18 Mart Şehitleri Anma Günü’’nün 103.yılı münasebetiyle şanlı Türk tarihinin bu tarifi asla olanaklı olmayan zaferinde çok önemli bulduğum bir konuya değinmek istiyorum.

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

Muhakkak dikkatinizi çekmiştir, AKP iktidarından itibaren bugüne kadar her sene dozu artan bir şekilde ‘’Çanakkale Zaferi’’nin bir Türk zaferi değil de, karma kavimlerden oluşmuş bir ordunun kazandığı zafer olarak toplumumuza lanse ediliyor.

 

 

Takdim ettikleri bu karma ordunun içinde Arabın’dan Zencisine kadar tüm ırklar sayılmaktadır.

 

 

Köklü yalanlara dayalı bu iddialar kasıtlı olarak yapılmaktadır.

 

 

En büyük kasıtları ise binlerce yıldır köklü formatlar kazandırmış Türk ırkını belleklerden silmek ve Türklüğü yok sayıp Orta Asya steplerine sürmektir.

 

 

Çünkü AKP Araplaşma ve Arap kültürünü ülkemize ve insanımıza hızla yayma peşindedir.

 

 

Suriye iç savaşı nedeniyle ülkemize sığınmacı bahanesi nedeniyle sokulan ve şimdilerde vatandaş yapılan 5 milyon Arap varlığını göz önüne alırsak emellerini çok iyi anlarız.

 

 

Bir taraftan Türk’ün şanlı tarihini unutturmak ve zaferlerine çirkin yalanlarla başka milletleri ortak etmek Türk milletine karşı işlenen en büyük cürümlerdendir.

 

 

Hırsızlıklar sadece millet ve/veya devletin mal varlıklarını talan etmekle olmaz, tarihsel değerlerden yoksun insanlar fırsat ellerine geçtiği zaman ‘’tarihsel değerler’’ hırsızlıkları da yaparlar.

 

 

‘’Tarihsel değerler’’ hırsızlıklarında şanlı milletleri kıskanmanın ve buna bağlı olarak geçmişlerini unutturarak ‘’mankurt’’ haline getirmenin çirkin emeli yatmaktadır.

 

 

Bildiğiniz gibi bilinçsiz köle, kimliksizleşmiş, öz benliğini yitirmiş, düşmanın kuklası haline gelmiş zavallı, milletine ve geçmişine yabancılaşmış anlamına gelen ‘’mankurt’’ sözcüğü Kırgız Türkçesine aittir ve rahmetli Kırkız yazar Cengiz Aytmatov’un ‘’Gün Olur Asra Bedel’’ adlı yapıtı ile Türkiye Türkçesine girmiştir.

 

 

İşte bu münasebetle ‘’Çanakkale Zaferi’’ de Türk milletinin her bireyinin belleklerinden kendilerine ait olduğu ve bu zaferde hiçbir milletin dahli olmadığı gerçeğini silmek istemektedirler.

 

 

Hemen bir daha tarihsel hakikatlere dayanarak tezimizi ortaya koyalım ki ‘’Çanakkale Zaferi’’ yüzde yüz Türk’ün zaferidir, AKP güruhunun kasıtlı olarak iddia ettikleri gibi başka milletlerin 1 gramlık bile bir katkısı yoktur.

 

 

Şimdi bu AKP güruhu diyeceklerdir ki, İslam coğrafyasının her tarafından gönüllü olarak Çanakkale’ye gelip savaşan insanlar oldu.

 

 

Evet, çok doğru bu gelen gönüllüler fetihçi bir millet olan Türklerin dünyanın her tarafına yayılması nedeniyle Çanakkale’ye gönüllü gelip savaşanların istisnasız olarak tümünün Türk olduklarını çok iyi biliyoruz.

 

 

Bu adamlar, Arap ülkelerinden gelmişlerse onlara Arap, Afganistan’dan gelmişlerse Afgan, Balkanlar’dan gelmişlerse Boşnak, Arnavut vs. diyerek Türk milletinin bu büyük zaferini kurnazlıkla unutturmaya çalışmaktadırlar.

 

 

Halbuki yukarıda sıraladığımız coğrafya ve muhtelif coğrafyalardan gelenlerin tamamı Türk oğlu Türk’tür.

 

 

Burada bir hakikati daha belirtelim ki, Çanakkale savaşı için Anadolu’dan toplanan askerlerin Türk olmayan unsurları cephelerden kaçıp dağlarda eşkıyalığa başlamışlardır.

 

 

Askerden kaçma işi yine Türk olmayan unsurlarca ‘’İstiklal Harbi’’nde de vuku bulmuş ve bunlar da dağlarda eşkıyalık yapmalarına karşın, yakalananlar ‘’Divan-ı Harp’’ kararlarıyla derhal kurşuna dizilmişlerdir.

 

 

Vatan ve millet aşkıyla yanan Türk unsurlar 14-15 yaşlarında okullarını bırakarak Anadolu’nun her tarafından cepheye gelmişler ve şehit olmuşlardır.

 

 

Şimdi o dönemin Alman Genel Kurmay Başkanı Helmuth von Moltke’nin ‘’Birçok milletlerin askerlerini bir araya getiriniz.Hangilerinin Türk olduklarını size hemen söyleyeyim.Renkleri, elbiseleri ile değil; hareketleri ve tavırlarıyla belli olurlar’’ sözleriyle konunun gerçeğine inerek Çanakkale savaşlarındaki Türk’ü tanıyalım.

 

 

Bu münasebetle Eski Asker Anzak Askeri Lord Casey ‘’Savaşın sonunda bizler o yarımadadan kahraman Türk milletine duyduğumuz derin takdirle ayrılmışızdır’’ hakikatini ifade etmiştir.

 

 

Çanakkale savaşlarında bulunan Bigalı Mehmet Çavuş ‘’Ben mangam ile nöbette idim.Düşman gemileri sahili şiddetle bombardıman ettikten sonra çıkarma yapmaya başladılar.Bu esnada gizlendiğimiz yerden çıkarak yere yattık.Ve düşmana ateşe başladık.Düşman da yere yatarak bize ateş ediyordu.Birbirimize çok yakındık.Bir ara benim tüfeğimin mekanizması işlemez oldu.Hırsımdan tüfeği attım.Bunu gören bir düşman neferi ayağa kalkarak bana ateş etmeye başladı.Hemen istihkam küreğini çekerek üzerine atıldım.Kaç kişiyi vurduğumu hatırlamıyorum. Gözümü açtığım zaman kendimi sıhhiye çadırında buldum’’ savaştan bir kanlı sahneyi anlatmaktadır.1877-1878 Osmanılı-Rus savaşında düşman Erzurum’a yaklaşınca Erzurumlu tüm erkekler, kadınlar ve eli silah tutan herkes, silah bulanlar silah, bulamayanlar ise balta, satır, bıçak, kürek ve eline ne geçtiyse onunla düşmana saldırmış-Nenehatun’un olduğu kanlı savaş-onlara çok sayıda zayiat verdirmiştir.Şehrin biraz içine sızmış olan Rus askerleri de bugün mahalle adı olarak bilinen ‘’Gavurboğan Mahallesi’’nde toptan telef edilmiş-bu ad o münasebetle kalmıştır; Erzurumlu olarak bunu da açıklayayım-ve Erzurum merkez Rus işgalinden Türk kahramanlığı ile korunmuştur.

 

 

Yukarıda anlattığım her iki sahne tıpkı birbirinin aynısıdır ve bunu Türk karakterinden başka hiçbir milletin karakteri yapmaz ki işte bu ‘’Çanakkale Zaferi’’nin bir Türk harikası olduğunun çok önemli tespitlerindendir, Orta Asya’dan gelen genetik özellikler dolayısıyladır.

 

 

Çanakkale savaşlarındaki Türk karakterini ve onun Orta Asya kökenli genetiğini anlatan en önemli olaylardan biri de ebedi önderimiz Mustafa Kemal’in, savaşın çok yaşamsal olan bir anında askerlere ve emrindeki komutanlara ‘’Size ben taarruzu emretmiyorum.Ölmeyi emrediyorum.Biz ölünceye dek geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve komutanlar gelebilirler’’ sözleri ve bu emrin savaş tarihinde milletleri zafere götürecek stratejik bir çığır açması tıpkı Anadolu’nun kapılarını biz Türklere ‘’Malazgirt Zaferi’’ ile açan Sultan Alparslan’ın Cuma namazını kıldıktan sonra atının kuyruğunu kendi eliyle topuz yapıp, ölüme gidiyormuşçasına kefen niyetine beyaz elbise giydikten sonra askerine hitap ettikten sonra Bizans ordusuna saldırması ile kazanılan zafer-ölüm temalı olması nedeniyle-ne kadar da birbirlerine benzemektedir, örtüşmektedir.

 

 

İşte bu da başka milletlerde olmayan genetik bir Türk karakteridir ve ‘’Çanakkale Zaferi’’nin sadece Türk’ün eseri olduğunun ispatıdır.

 

 

Aşağıda anlatacağım olayı, şehit olmayı bir düğün gibi karşılayan Türkler’den başka hangi kavim yapabilir?!.

 

 

 

‘’Kitle muharebeleri sırasında, bölükler arka sıralarda hücum sıralarını beklemektedirler.Ön siperdekiler ileri fırlamış, boğuşuyorlar.Yüzbaşı hücum için emir bekliyor.Askerin tamamı süngü takmış, siperden fırlamak için hazır.Sinirler gergin.Dudaklar kıpır kıpır dualar okuyor, kelime-i şahadet getiriyor.Süre uzuyor.Yüzbaşı erlere sesleniyor: ‘Yavrularım…Aslanlarım…Biraz sora Cenab-ı Rabbülalemin’in huzuruna varacağız.Abdestsiz gitmeyelim…Haydi! Tüfeklerimizin kabzalarına ellerimizi sürüp hep beraber teyemmüm edelim-abdest için su bulunmayınca toprak, taş veya ağaç üzerinde abdest uzuvlarının abdest niyetiyle sıvanmasına teyemmüm denir-Teyemmüm edilir…Bekleme devam etmektedir.Biraz sonra Yüzbaşı: ‘Çocuklar sanıyorum biraz daha bekleyeceğiz. Önümüzde biraz daha zaman var.İlerde arkadaşlarımız şehit oluyor. Hem onlar için hem de vakit varken kendi cenaze namazımızı kendimiz kılalım. Kabe karşımızda.’’ Arkadan Oflu Ali Çavuş bağırır ’er kişi niyetine’. O gün yapılan hücumda kendi cenaze namazını kılan pek az asker sağ kalabilmiş, diğerleri şehit olmuştu. Onlar Allah’a verdikleri sözü tuttular…’’

 

 

Bir karşılaştırma yaparsak 1967 yılında yapılan İsrail-Arap ‘’Altı Gün Savaşı’’nda, Arap askerlerinin en modern silahları ve can yakıcı tanklarını bırakıp tabanlarını yağlayarak kaçmaları rezaleti ile Türk’ün , Çanakkale’de ölüme meydan okuyuşunu karşılaştırdığımız zaman, Türk genetik karakterinin üstünlüğünü ve ‘’Çanakkale Zaferi’’ni sadece bu üstün karakterin kazandığını net bir şekilde ortaya koymuş oluruz.

 

 

Kendi vatanını savunmayıp kaçan Arapların Çanakkale’de savaşabileceklerini tahayyül edebilir misiniz?!.

 

 

Geçenlerde AKP’nin kökü bir önemli yetkili Çanakkale savaşında Habeşlilerin de bulunduğunu ortaya attı ki, katmerli yalan ötesi son derece gülmece bir iddia.

 

 

Çanakkale savaşlarındaki Türk’ün, hiçbir milletin katkısı olmadan mutlak mührünü anlatacak binlerce sahne vardır ama bunlar bir makale hacmine sığmayacağı içi bu kadarla iktifa ediyoruz(yetiniyoruz ancak.

 

 

Ama burada milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un ‘’Çanakkale Şehitlerine’’ adlı şiirinde ikinci dörtlükte geçen hakikatleri ve bir dizesindeki ‘’Çanakkale Zaferi’’nin Türk milletinin eseri olduğu yönündeki işaretini yazmadan geçemeyeceğim:

 

 

 

‘’EY, BU TOPRAKLAR İÇİN TOPRAĞA DÜŞMÜŞ ASKER!

GÖKTEN ECDAD İNEREK ÖPSE O PAK ALNINI DEĞER.

NE BÜYÜKSÜN Kİ KANIN KURTARIYOR TEVHİDİ…

BEDR’İN ARSLANLARI ANCAK BU KADAR ŞANLI İDİ.’’

 

 

Mehmet Akif rahmetlinin, bu dörtlükteki ‘’NE BÜYÜKSÜN Kİ KANIN KURTARIYOR TEVHİDİ’’ dizesi doğrudan Türk milletini ifade ediyor, zira ‘’kan’’ sözcüğü bu alanlarda ırkları ifade etmek için kullanılır; bu münasebetle milli şairimizin ‘’İstiklal Marşı’’ndaki ‘’KAHRAMAN IRKIMA BİR GÜL…NE BU ŞİDDET BU CELAL’’ dizesiyle de Türk milletini üstteki gibi çok açıkça belirttiğini kayda geçelim ve Türk düşmanı yerli ırkçıların bu yüce şahsiyetimizi bir Arnavut olarak göstermesine karşılık bu zatın annesinin özbeöz bir ‘’Özbek Türk’’ olduğunu ve annesi cihetiyle tamamen Türk terbiyesi ve seciyesiyle yetiştiğini belirtelim.

 

 

Yine bu dörtlükteki ‘’BEDR’İN ARSLANLARI ANCAK BU KADAR ŞANLI İDİ’’ dizesinde, İslam tarihinde cereyan etmiş olan ‘’Bedir Savaşı’’ndaki Peygamber Hz.Muhammed’in askerlerinin ancak bu kadar şanlı olabileceğine atıfta bulunarak Çanakkale’deki Türk ruhunun somutlaşmış ifadesini ortaya koyuyor.

 

 

Aslına bakarsanız, bu dizedeki kullandığı ‘’ancak’’ sözcüğü ile Çanakkale’deki Türk askerini, Peygamber hariç Bedir’deki askerden de üstün gördüğünü Türk diline hakimiyeti olanlar çok iyi bilirler.

 

 

Tarihsel olaylar tüm çıplaklığı ile tarih bilimindeki yerlerini almışlardır ve bu hakikatleri kimse söküp yerlerinden atamaz.

 

 

Niyetleri kasıtlı olanlar belki bir süre geçici olarak tarihsel zaferlerin üzerlerine sünger çekebilirler ama bu hakikatler güneş gibidir, üzerlerine örtülen her şeyi yakıp kavurur ortaya çıkarlar.

 

 

Türk milletinin, binlerce yıllık şanlı geçmişini ve özel de de ‘’Çanakkale Zaferi’’nin tek muzafferi olduğu bilincinde olarak, Türk karşıtı tarih hırsızlarınca başka korkak ve savaş kaçağı uluslara mal edilmesi numaralarını hiçbir zaman yemeyecektir.

 

 

Bu vesileyle ‘’18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi ve 18 Mart Şehitleri Anma Günü’’ münasebetiyle aziz şehitlerimizin manevi huzurlarında saygıyla eğiliyor, Yüce Tanrı’dan sonsuz rahmet diliyorum.

 

 

AVUSTRALYA’YA SAVAŞ AÇAN İKİ TÜRK ASKERİ

 

 

Üstteki makalede Çanakkale zaferinin sadece Türk kanıyla kazanıldığını ve her coğrafyadan gelip bu savaşa katılanların hepsinin Türk olduğuna dair en prototip örnek aşağıda anlatacağım, o tarihlerde Avustralya’da yaşayan iki Türk’ün şanlı mücadelesi ve bu uğurda şehit oluşunu anlatmaktadır.

Çünkü Elazığlı bir gakkoşun dediği gibi ‘’Türk her yerde Türk’tür,’’ yani gensel değişmez karakterler amiyane tabirle ‘’tıpkısını aynısıdır’’n ki, bu asil karakteri başka bir ulusta asla bulamazsınız.

Çakma liderler kalpazanlık karakterleri ile Türk’ün soylu kahramanlıklarına, Türk’e olan düşmanlıklarından dolayı Osmanlı coğrafyasında yaşayan tüm ırkları bu zafere ortak etme yutturmacasıyla milleti aldatmaya çalışırlar.

Bugün Afrin’e yönelik taarruz nedeniyle RTE’nin Türklüğü ve Türk kahramanlığını işlemesinin, ‘’Kızılelma’’ ve ‘’Bozkurt’’ vs. gibi Türklük sembollerini sık sık kullanmasının nedeni Türk’ün savaşma kudretinden yararlanmak içindir.

Osmanlı’da aynısını yapıp Türkleri savaştırıyordu ama işi bitince Türklere en ağır hakaretlerle birlikte Türkmenleri kılıçtan geçiriyordu.

Şimdi gelin bu iki Türk’ün soylu diranişini okuyalım, iddiamızı kanıtlamak bakımından.

 

Avusturalya ilk resmi, savaşını, İKİ TÜRK ile yapmıştır.. Yıl 1912, İngilizler Hindistan’ı işgal eder… Osmanlı 350 adet Levent ile Hindistan’a yardıma gider. Buradaki savaşlarda 40 kadar TÜRK esir düşer. Savaş bittikten sonra bu 40 Osmanlı esir askerini, İngilizler gemilerde çalıştırmaya başlarlar. Bir İngiliz gemisi Avustralya’ya geldiğinde, esir iki Osmanlı askeri gemiden bir yolunu bulup kaçarlar. Esas hikaye bundan sonra başlar… Gemiden Kaçan İki leventden mesleği dondurmacılık olan Abdullah ve mesleği kasaplık olan Mehmet Avustralya’da kendilerine yeni bir hayat Kurarlar. İşleri ve kazançları iyidir ama onların kulağı sürekli Anadolu’da ve memleketlerindedir… Dünya kaynamaktadır… Balkanlar, Ortadoğu ve İngilizlerin işgal ettiği Türk Yurtları… İşte Tam Bu sırada (1915) Avusturalya Hükümeti, İngilizlerle birlikte Çanakkale’ye asker çıkarmaya karar verir. Bizim iki Osmanlı askeri olayı duyarlar ve hemen buluşarak, durum değerlendirmesi yaparlar. Biz Türk askeriyiz ve Avustralya’da yaşıyoruz. Avustralya devleti Osmanlıya savaş açmış ve bizim ülkemizi işgale gitmiş, bundan dolayı biz de Avustralya devletine savaş açalım derler. Alırlar kağıdı, kalemi ve yazarlar: Sayın Avustralya Yetkilileri…. (İngilizlerin sömürgesi olduğu için Dönemin Sömürge VALİSİ) Biz iki TÜRK askeri, ülkenizde bulunuyoruz. Duyduk ki, devletimiz Osmanlıya Avustralya devleti olarak savaş açmış ve Çanakkale’ye asker göndermişsiniz. Bundan dolayı iki TÜRK askeri olarak biz de Avustralya devletine savaş açmış bulunmaktayız. Bu bir “Osmanlı Savaş Fermanı“ dır. Avusturalya’ya duyurulur.  Avusturalyalı yetkililer Bu mektubu alırlar, okurlar ama ciddiye almazlar… Karahisar diyarından Tarakçıoğlu Mehmet, Karadeniz diyarından Menteşoğlu Abdullah İki Osmanlı askeri, Sidney’ in 250 km uzağında (Whıte Rock) Karlıdağlar denilen bölgede siper alırlar. Dondurmacı Abdullah’ın beyaz gömleği vardır, Kasap Mehmet’inde kırmızı önlüğü GÖMLEK VE ÖNLÜGÜ SÖKEREK 3 HİLALLİ BAYRAGI DİKERLER bu bayrak ile DÜŞMANA SAVAŞ AÇARLAR… Avusturalyalı Yetkililer, Tren ile asker toplayıp limanlara sevk etmektedir. Limanlara gelen Asker ve Mühimmat Gemilerle ÇANAKKALEYE sevk edilmektedir. İki Türk asleri önce virajlarda tren raylarını sökerek 3 tren devirirler. Üçüncü trende askeri mühimmat bularak silahlanırlar. Aynı bölgede 8 karakol basar ve karakollardaki askerlerin tamamını vururlar. Ne olduğunu bir türlü çözemeyen Avustralyalılar, sonunda iki Osmanlı askerinin yazmış olduğu mektup akıllarına gelir ve bölgeye TREN ile 250 kadar asker gönderirler. İKİ TÜRK kendilerine savaş açmıştır… Bu savaş Avusturalyanın İlk resmi savaşıdır… Çaresiz Kalan Avusturalya devleti İlk resmi savasına girer, Karşı tarafta İKİ TÜRK… Tren ile gelen 250 kadar Avustralya askerini Pusuya düşüren İki BABAYİGİT… Trene saldırır… Ve iki Osmanlı askeri 60 kadar Avusturalya askerini öldürür… Çok şiddetli çatışmalar sonucunda, İKİ ANADOLU ASLANI bu karlı dağlarda şehit düşer…. İki askerin şu an mezarı Sidney’e 250 km uzakta (Whıte Rock) Karlıdağlar’da ve mezarlarında. NUR İÇİNDE YATSINLAR… Bu iki yigitin hakkını Teslim eden Avusturalya o bölgeye Türk Kayalıkları ismini vermiştir.

 

 İŞTE TÜRK OĞLU TÜRK ŞANLI YİĞİTLERİMİZ

asker

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Titanik batıyor
Diyanet başkanı Ateizm ve Deizm ile mücadele edeceğine Cumhuriyet ile kavga ediyor
FETÖ’nün piçleri!