Bilal Erdoğan’ı çocukken tanımış olsaydı

Bilal Erdoğan’ı çocukken tanımış olsaydı
22 Eylül 2017 17:30

Şurası açık ki, Türkiye’de her anne baba, her o yaşta çocuğu, yeğeni, akrabası olan kişi, hatta komşusu olan kişi bu TEOG hikayesinden etkilenir.

 

 

 

 

Safile USUL H&H YORUM

 
Ama ne Türkiye’de ne de dünyanın herhangi bir ülkesinde bu yarışı ortadan kaldıramaz kimse…

 
Bakın tam olarak söylüyorum…

 
Bu mesele 3 asır içinde hafifler ama 3 asra kadar olanca hızıyla ve verdiği zararlarla sürer.

 
Fakat bugün halen yaşamakta olduğumuz dünyada yarışın çocuğa, insana, yetişmekte olan ve ilerde yetişkin olarak yaşayacak olan insana verdiği zarar en fazla Türkiye’de.

 
Bir İspanyolların boğa güreşleri bir de bizim çocukların TEOG vs. güreşleri çok “kanlı” cinsten.

 
İkisi de, her şahit olduğumda beni şokluyor.

 
Bir tane yeğenim burdan erkenden ayrılarak İstanbul’a döndü TEOG’a hazırlanmak için mutsuz bir biçimde.

 
Döndü arkasından TEOG kalktı.

 
Esasen kalkan bir imtihan yok.

 
Ama o hazırlandığın spesifik şey, o alışkın olduğun sıkışma hissi, cehennem hissi ortadan kalkınca da çocuklar ve aileleri şoka giriyor.

 
Dolayısıyla bir imtihan o sene için kaldırılmaz, azcık bir çocuk gördü ve ilgilendiyse hayatında.

 
Bence Erdoğan hayatında hiçbir çocukla doğrudan ilgilenmemiş.

 
Yoksa bunu yapmaz, yapamaz, çocukların şokuna empati yapabilirdi.

 
Kaldırırsın ama seneye kaldırırsın.

 
Bugün deklare eder, seneye kaldırırsın.

 
Erdoğan gibi hayatında hiçbir çocukla doğrudan ilgilenmemiş ve doğrudan iletişim kurmamış birisi ise, sırf siyasi etki olsun diye tak diye kaldırır, bizim çoluk çocuk şoka girer, beyni döner.

 
Afaki konuşmuyorum da zira Bilal Erdoğan ile yıllar önce sohbet etmiştim Vatan gazetesi için.

 
Vatan gazetesine de, “Benden istediğiniz 18 yaş altı bir çocukla konuşmak, her kim olursa olsun, ne olursa olsun, 18 yaş altı biriyle konuşmanın virgülüne dahi editörler müdahale edemez” demiş ve o şartla konuşmuştum.

 
Bilal Erdoğan benimle konuştuktan sonra babasının danışmanlarını aramış ve, “ya biriyle konuştum ama çok tedirginim” demiş.

 
Onlar da ona, “O muhaliftir babana fena halde ama asla yalan yanlış yazmaz, çok dosdoğrudur” demişler. (kendileri anlatmıştı bana)

 
Onu diyordum Bilal Erdoğan ile sohbetimizde bana babasıyla ilişkilerini de anlattı biraz.

 
Yalnız büyüdüğünü, babası ile çok mesafeli bir ilişkisi olduğunu, onunla sohbet etmediklerini (sorularım üzerine anlattı bunları tabii), ona hitap tarzının resmi olduğunu, kendisinin uzakta okuduğunu ve kendine ait sessiz bir hayatı olduğunu, babasıyla fazla bir münasebetleri olmadığını anlatmıştı.

 
Anlattığı herşey doğruydu.

 
Zaten çok içine kapanık ve sessiz biriydi.

 
Gerçekten çok mülayim ve iyi bir çocuktu.

 
O zaman anlamıştım ki, Erdoğan her iki oğluna da çok mesafeliydi, ki birçok siyasetçi baba veya çalışan baba çocukları ile yakın ilişki kurmaz, kuramaz, bilhassa da egosu çok yüksek ve kendi egosuna odaklı insanlar çocuklarını tanımadan ve onlarla iletişim kurmadan büyür çocukları.

 
Küçük kızı ile ilişkisi ise, bence başbakan filan olduktan sonra tesis oldu ve sanırım samimi olduğu tek çocuğu da o.

 
Dolayısıyla Erdoğan’ın bir çocuğun psikolojisinden anladığını düşünmüyorum.

 
Ki, zaten bi’ sınıfa gittiğinde eline tebeşir alıp tahtaya garip şeyler yazmasından da belli.

 
“Oku, düşün, neticelendir”

 
Bunu yazan birisi hangi çocuğu anlıyor olabilir, di mi?

 
…..
Hülasası bir imtihan o sene hemen kaldırılmaz.

 
Zira o sene başlamış ve çocuklar o senenin cenderesi çerçevesinde psikolojik bir pozisyon almıştır.

 
O çerçeveyi kıramazsınız, istediği kadar kötü olsun, o senenin öyle geçmesi gerekir, ki, çocuk yeniden bir reload olayına girerek tekraren yorulmasın ve sarsılmasın.

 
Ancak…

 
Şurası da çok açık ki…

 
“Bu ne ya, böyle imtihan, böyle soru, böyle bela mı olur” tepkisi TEOG’a her siyasetçinin vereceği en sağlıklı tepkidir.

 
Halk da bunu böyle hisseder.

 
Bu ne biçim bir bela demek zaten derhal karşılık görür bu toplumda.

 
Ardından gelecek olan başka bir bela olsa bile.

 
Ki, Türkiye’de asıl çalışmamız gereken husus eğitimin orta dokusunu güçlendirmek ve öğretmen hazırlamak.

 
Orta dokuda yeterli matematik, yabancı dil öğretmenimiz olursa orta doku okul sistemine çocukları yayar, tepeye baskıyı azaltırız.

 
Yani İstanbul Erkek, KAL, CAL, Kabataş, Alman, Robert vs. liselerine doğru yönelimi azaltmak için orta dokuyu sağlamlaştımak lazım.

 
Da…

 
Bunu Erdoğan mı yapacak? O ne anlar çocuktan o ne anlar seküler eğitimden ve seküler eğitimin ve buna uygun üst kalitede öğretmen sayısının neden zorunlu olduğundan.

 

 

Safile USUL Twitter

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Savunduğun şeyi bil ve tartışmaya damga vur
Kendimi Sırp etinden nasıl koruyabilirim
Lafı yine Kılıçdaroğlu’nun Aleviliğine getirdi