Beyefendi, ‘Bu Millet’ dediğin hangi millet?

Beyefendi, ‘Bu Millet’ dediğin hangi millet?
19 Aralık 2016 08:56

Cumhurbaşkanlığı makamını işgal etmiş olan RTE gerek medya, gerek salon, gerekse meydan konuşmalarında başında olduğu milletin adını zikrederken ”bu millet” diye bir tanımlama getirmiş ki, yine gerek başbakan, gerek bakanlar, gerekse yalaka yağdanlıkçı gazeteciler, yazarlar konuşmalarında ve yazılarında bu ipe sapa gelmez, neyi kastettiği anlaşılmaz bu betimlemeyi ondan korktuklarından dolayı kullanıyorlar.

 

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

Hatta yalaka yağdanlıklı işadamları bile firmaları için yaptıkları reklamlarda çıkar ve korku yüzünden ”bu millet” betimlemesini kullanıyorlar.

 

 

Şimdi bir soru ile konuya girerek ”bu millet” betimlemesinin nasılda taammüden söylendiğini analiz edelim.

 

 

Almanya cumhurbaşkanı halkına hitap ederken ”bu millet”mi der yoksa Alman milleti mi?

 

 

Fransa cumhurbaşkanı halkına hitap ederken ”bu millet”mi der yoksa Fransız milleti mi der?

 

 

İngiltere kraliçesi halkına hitap ederken ”bu millet”mi der yoksa İngiliz milleti mi?

 

 

Örnekleri bu şekilde çoğaltarak dünyanın diğer coğrafyalarına da yayabiliriz ve aynı sonuca ulaşırız.

 

 

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde de RTE’ye gelinceye kadar başta kurucumuz ve bize Türk olduğumuzu anımsatan Ulu Önder Atatürk olmak üzere tüm cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar hep milletimizden bahsederken ya Türk milleti ya da Büyük Türk milleti betimlemesini kullanmışlardır.

 

 

Bu tarihsel bir gerçekliktir çünkü Anadolu Türk ırkı tarafından başka ırklardan kanı dökülerek ve kan dökerek almış ve bu toprakları Türk vatanı yapmışlardır.

 

 

Önce Psikoloji bilimini ilgilendiren bir bilgiyi aktardıktan sonra RTE’nin neden Türk milleti demesi gerekirken ‘’bu millet’’ dediğini açıklığa kavuşturalım.

 

 

İnsanların bilinçli davranışlarının temelinde yatan esas nedenin bilinçdışında-bilinçaltı-taşıdıkları birikimler olduğunu bize Psikoloji bilimi artık çok net bir şekilde söylüyor.

 

 

Psikoloji biliminin bu tespitine baktığımız zaman RTE’nin neden Türk milleti demesi gerekirken bilinçdışının zorlaması ile ‘’bu millet’’ uydurma, kendi fantezilerine uygun bir kavramı çok iyi anlayabiliyoruz.

 

 

RTE’nin yıllar önce de ‘’Türk milliyetçiliğini ayaklarımın altına alıyorum…’’ ifadelerine ve yine başbakanlığı döneminde devlet kurumlarından T.C. tabelalarının sökülmeye kalkışıldığı-yurtseverlerin etkin direnişleriyle bu çirkinlik önlenmiştir-icraatlarına baktığımız zaman zat-ı muhteremin bilinçdışında bir Türk karşıtlığının ve Türk ırkının varlığını yok sayma imgelerinin bulunduğunu çok iyi görüyor ve konuşmaları ile davranış ve etkinliklerini buna göre yaptığını bilimsel olarak biliyoruz.

 

RTE’nin neden Türk milleti demediğinin yanıtına geçelim.

 

Bunun iki nedeni var.

 

Birinci neden yukarıda da kısaca değindiğimiz gibi ta çocuk yaşlardan itibaren bilinçdışında oluşan imgeler dolayısıyla Anadolu’da çeşitli ırkların yaşaması dolayısıyla Türk ırkı diye bir ırkın olmadığını ve hepsinin karıştığını düşünmesi.

 

Eğer aydınlık bir düşünce yapısına sahip olsaydı azcık bile olsa Tarih Sosyolojisi’nden malumatı olsaydı böyle bir yargı sahibi olmazdı.

 

Evet, Anadolu’da çeşitli ırklar var ve bu gerçek bütün coğrafyalar ve devletler için geçerli.

 

Ama önemli olan bir devlet kurulurken hangi ırkın baskın ve çoğunlukta olduğu ve her alanda uygarlık mührünü kimin vurduğudur.

 

Almanya, Fransa, İngiltere, Çin, Yunanistan, İran, Rusya vs. örnekleri çoğaltabilirsiniz; hepsinde de çok çeşitli ırklar yaşamaktadır fakat devleti kuran ve uygarlıklarıyla mühürleyen ırkın adıyla o devlet adlandırılır ve yine çağdaş ilerlemeler o ırkın anlayışıyla bünyelerine kazandırılır.

 

Rusya Federasyonu’nda sayısız ırklar yaşamaktadır ve adından da anlaşıldığı gibi çeşitli federasyonlar ile özerk cumhuriyetler vardır ama hepsinin ortak adı Rusya’dır ve yine tüm dünya milletleri tarafından halkına Ruslar denir.

 

İşte buna tarihin hükmü denir ve Tarih Sosyolojisi bunu tıpkı fen bilimlerindeki kanunlar gibi bir kanun olarak kabul eder ve asla değiştiremezsiniz.

 

Tarihin hükmüne karşı geldiğiniz zaman kaos çıkar, iç savaşlar ve savaşlar olur.

 

Bu kargaşanın, savaşların olduğu coğrafyalar cehennem ateşine döner.

 

Neden?

 

Tarihin hükmüne karşı çıkıldığı için.

 

Bunu önlemenin çaresi nedir?

 

Tarihin hükmüne boyun eğmektir.

 

İşte Selçuklular’dan başlamak üzere Anadolu’da kurulan devletlerin hepsi Türk devletidir ve halkına da Türk denmiştir, hangi etnik kökene sahip olurlarsa olsunlar.

 

Neden?

 

Çünkü devlet kuran tüm ırklarda olduğu gibi Türkler de öyle kupkuru savaşlarla Anadolu’yu vatan toprağı yapmamışlardır.

 

Anadolu’ya Orta Asya’dan binlerce yılda oluşturdukları adetleri, töreleri, gelenekleri, kültürleri, buluşları, mimarileri, edebiyatları, dilleri, tarım ve hayvancılık etkinlikleri, savaş sanatları, diğer uluslarla her alandaki ilişki kültürleri ve aklınıza gelebilecek her tür uygarlık birikimleriyle savaşlar sonucunda bu topraklara yerleşerek bütün ırklara ve uygarlıklara damgalarını vurarak her yeri Türkleştirmişlerdir.

 

İşte Anadolu’yu vatan yapan ve RTE ile hempalarının ‘’bu millet’’ dediği millet Türk milletidir.

 

Bazı akl-ı eveler benim genetik ırkçılıktan dem vurduğumu sanabilir ama bu öyle bir şey değil.

 

Elbette binlerce yıl içerisinde Türkler Anadolu’ya Orta Asya’dan kalkıp fütuhatla yerleşirken geçtikleri coğrafyalarda çeşitli ırklarla karışmışlar, bunu çok iyi biliyoruz ve bu bugün yaşayan her millet için bir gerçekliktir.

 

Bu akl-ı evvellerin anlayamadıkları savaşçı ve uygarlığı yüksek ve baskın olan ırklar diğer ırklarla karışırken kendi uygarlık ve kültürlerini onlara tarih sosyolojisinin bir gerçeği olarak aktarmasıdır.

 

İşte Anadolu’ya yerleşen Türk milleti de bu şekilde kendi uygarlık ve kültürleri baskın olmak üzere karıştıkları ırkların hoşlarına giden kültür, adet, gelenek ve uygarlık değerlerini bünyelerine alıp Türkleştirerek yüksek bir Türk uygarlığı oluşturmuşlardır.

 

İşte bu nedenle Anadolu Türk oğlu Türk’tür.

 

Tarihin kendisine yüklediği ağır bir misyonla Anadolu’yu vatan yapan bu topluluğa Türk milleti dememek ya cahillik ya da Türk karşıtlığıdır.

 

Büyük Atatürk’ün ‘’Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran yüksek Türk kültürü ve kahramanlığıdır’’ vecizesini anımsattıktan sonra onun kurduğu Cumhuriyet ile bir işçi çocuğu olarak devletin en tepesine kadar çıkıp, sonrada Türk varlığını inkar etmek ve adını ağza almamak Türkçe de hangi sözcükle anlatılır?

 

 

Şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir ki Türkler in oluk oluk akıttığı kanlarıyla fethettiği Anadolu topraklarında yaşayan her etnik grubun Türk milletine bir vefa borcu vardır.

 

Hele başka coğrafyalardan sonradan gelip Anadolu’ya yerleşen ve Türkler in şefkatli koruması altına girerek hayatlarını kurtaran Türk milletine karşı nankör devşirmelerin daha çok vefa borçları vardır.

 

RTE’nin yıllardır ve hele 15 Temmuz tiyatro naylon darbesinden sonra KHK’lar ile süratle yaptığı icraatlar ve uygulamalara baktığımız zaman Türk milleti demesi gerekirken ‘’bu millet’’ demesinin nedenlerinden biri de ülkemizi hızla Araplaştırmayı amaçladığından dolayıdır.

 

Araplaştırmadaki temel amacı Hz, Muhammet’ten sonra İslam’a din diye sokulan tonlarca Arap hurafesini din umdeleri adı altında Büyük Türk milletine yaşatarak Türklüğünü unutturmaktır.

 

Bu şekilde beyin yıkama yöntemi ile Türk milletine Türk demeyi ve denilmesini taammüden unutturuyor.

 

Bakın bunun diğer ipuçlarını diğer uygulamalarıyla da ortaya koyabiliriz.

 

Bunlardan en önemlisi 5 milyon Suriyeli Arap’ın sığınmacı ayağı ile Türkiye’ye sokulmasıdır.

 

Diğerleri ise, hiç lüzumu olmadığı halde bir yığın imam hatip okulu açtırmasıdır.

 

Bugün yaklaşık olarak iki bin civarında imam hatip ortaokulu ve bin iki yüz elli civarında imam hatip sayısı bulunmaktadır ve buralarda okuyan öğrenci sayısı 1 milyon 250 bindir.

 

Üstelik 150-200 senelik kaliteli liselerimiz ile Türkiye’nin diğer gözde liseleri taammüden imam hatip okullarına zorla döndürülmüştür.

 

İşte tüm bunlar Türkiye’yi Araplaştırma stratejisinin önemli öğeleridir.

 

Ayrıca diğer ortaokul ve liselere seçmeli olarak konulan Arapça dersleri-MEB’in baskısıyla zorla seçtirecekleri malum-konulması da unutulmaması gereken Araplaştırma uygulamalarındandır.

 

Kısaca Türklük taammüden ve KHK zorbalıklarıyla etkin bir kültürel saldırı altındadır.

 

Arapçılık uygulamaları ise her geçen hızını artırmak üzere tam gaz devam etmektedir.

 

Beş milyon sığınmacı Arap’ın Türkiye nüfusuna oranının yüzde 7-8 olduğunu hesaplarsak 50 milletvekili çıkaracak yoğunlukta olduğunu ve yarın öbür gün özerklik bile isteyebileceklerini daima akılda tutmalıyız.

 

Halep’in Suriye tarafından tekrar ele geçirilmesinden sonra her gün binlerce Arap’ın-bunların çoğu Suriye ordusuna karşı savaşan ruh hastası azgın teröristlerdir-Türkiye’ye bizzat Hükümet tarafından geçiş yaptırıldığını iyi biliyoruz.

 

AKP iktidarının çok da uzun olmayan bir zaman içinde halk tarafından seçim sandığında devrileceğini tahmin ediyoruz ve yerine gelecek milli-ulusalcı karakterli hükümet tarafından bu beş milyon Suriyeli’nin kendi topraklarına gönderilmesi milli güvenliğimiz açısından olmazsa olmazlardandır.

 

Yani Türk milleti açısından tehlike çok büyük.

 

RTE’nin, benim tek adam/neronist sistem olarak adlandırdığım 21 maddelik anayasa metninin çıkmasını istemesinin nedenlerinden biri, belki en önemlisi krallarda bile olmayan yetkilerine dayanarak Türkiye’yi hızla Araplaştırarak 7.yüzyıl Arap dogmatizmine uygun yönetim şeklini getirerek Türklüğü tamamen Anadolu’dan silme amaçlıdır.

 

Bu nedenlerle tekrar hangi partiden olursa olsun milliyetçi-ulusalcı-Atatürkçü-cumhuriyetçi-yurtsever milletvekillerinin diğer milletvekillerini de bu hususta yoğun çalışmalarıyla etkileyerek bu tek adam/neronist anayasa metninin reddini TBMM’de gerçekleştirmeleri gerekir çünkü halk oylamasına gittiğinde AKP her tür fırıldağı çevirerek bunu çıkarır.

 

Bir de şu gerçeği bir daha söyleyerek bu konuyu kapatıyorum, CHP anayasa oylamalarına grup kararı ile katılmamalıdır ki AKP ile MHP karşı karşıya kalsın onlar açısından olumsuz sonuç alınınca birbirlerini suçlasınlar.

 

Çünkü bu tek adam/neronist anayasa oylamasında fetöcü olarak suçlanıp kodese tıkılacağından kuşkulanan önemli sayıda milletvekilinin ret oyu kullanacağını tahmin ediyorum ki, son derece korkularında haklıdırlar, bunlar patronlarının zamanı gelmeden ve ilgili kişileri amaçlarına uygun olarak kullanmadan cezalandırma işini uygulamaya koymayacağını çok iyi bilmektedirler.

 

Bir de CHP içinden anayasa oylamalarına katılalım görüşü ve baskısı yapan milletvekilleri için kusura bakmasınlar ama orada başta Kılıçdaroğlu olmak üzere parti kurmaylarının biraz düşünmeleri ve 2007 cumhurbaşkanlığı seçiminde olan kirli rezillikleri gündeme getirmek gerekir.

 

Tüm işlerde ekibimize güvenmekle birlikte denetimi elden bırakmamak temel ilkemiz olmalıdır.

 

12-12-2016 yani geçen hafta yazdığım ve linkini aşağıda verdiğim makalemi lütfen tekrar okumanızda yarar görüyorum.

 

Bir atımlık barutumuz kaldı

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Her diktatör akıl hastasıdır
Cumhuriyet’in fabrika ayarlarına dönülmedikçe Türkiye ittifakı kurulamaz
Mansur Yavaş ivedilikle İ.Melih Gökçek dönemini yargıya ve kamuoyuna taşımalıdır