Beş günlük er ve Nedim

Beş günlük er ve Nedim
16 Ekim 2018 09:53

Bin Dokuz Yüz Seksen Sekiz yılında askeri tıbbiyenin üçüncü sınıf amfisinden, iki arkadaşımla birlikte derste okunan saçma bir metne kızarak çıkarken ve o güya öğretim görevlisini din propagandası yaptığı, evrimi inkâr eden dini metinleri derste okuttuğu için şikâyet ederken, daha 19 yaşındaydım. Aynı yıllarda GATA’da öğrenciler içinde yapılanmaya başlayan bir tarikat havası veren grupla mücadele ediyordum.

 

 

Dr. Semih DİKKATLİ H&H YORUM

 
O zamanlardan başlayarak fetö denilen alçağın TSK içinde yapılandığını duyuyor ve buna karşı neler yapabiliriz diye arkadaşlar arasında konuşuyorduk.

 
O dönemlerde, birçok ceza almış olmamın, eğitim döneminde hapse atılıp, sonra da devamsızlıktan bırakılmamın sebebinin de bu olduğunu şimdi şimdi anlıyorum.

 
Subay olduğum andan itibaren asker hastanelerinde ve birliklerde yapılanan çeşitli tarikatlar ama öncelikle fetönün çok güçlenmeye başladığını tespit edip bununla ilgili sıralı komutanlarıma bilgi verdiğimde, Diyarbakır’da görev yaparken garip uygulamalara akıl erdiremediğimde de, Sağlık Komutanlığında çalışırken fetöcü alçaklar hakkında hazırlanan bir rapora katkı verdiğimde de birçok düşman kazandığımı da şimdi şimdi anlıyorum.

 
Tüm bu hikâyeleri anlatmamın sebebine gelince; askeri tıbbiyeli yıllarımdan beri fetöyle mücadele eden biri olarak, Nedim Şener’in dün “5 günlük erler de darbecidir, onlarda darbeye katılmış sonuçta” cümlesine kuvvetli bir itiraz için tüm bunları yazıyorum. Yazımı okuyan ve beni tanımayanlar bu itirazımı fetöcü olduğumu iddia ederek ya da düşünerek okumasınlar diye tüm bu olanları anlattım.

 
Bak Nedim, seninle Askeri İç Hizmet Yönetmeliği’nin “Emir” başlıklı bölümünü paylaşayım önce, sonra o yönetmeliğin ilgili maddesinin gönderme yaptığı Askeri Ceza Kanunu’nun 41’nvi maddesini paylaşayım.

 
4 – Emir

 
Madde 28 - Emir; her türlü askerî vazifelerin ve hizmetlerin nâzımıdır. Emrin üniforma ile verilmesi lâzımdır. Üniformasız olan bir âmirin verdiği emirleri onu tanıyanlar yapmağa mecburdur. Üniformasız iken emir vermek lüzumunu gören âmirler (Kanuna göre emir vermek mevkiinde bulunan üstler) ast tarafından tanınmıyorlarsa kimlik kartları ile kendilerini tanıtırlar. Bu ahvalde de astlar tarafından emirleri yapılır.

 

 
Madde 29 - Emir vermekte makamlar silsilesine tabi olmak usulünden ayrılarak hal ve vaziyet icabı ikinci ve daha alt derecedeki makama emir vermek mecburiyetinde kalan âmir, atlanmış olan kademelere mümkünse derhal, değilse imkân hâsıl olunca keyfiyetten haber verir. Emir alan ise ilk fırsatta kendi âmirini aldığı emirden haberdar eder.

 
Madde 30 - Emirler açık, kısa ve kesin olmalı ve astın verilen emri tamamen anlayacağına ve anladığına dair emir veren âmire kanaat gelmelidir. Bir vazife veya hizmetin yapılması için yalnız emir vermek yetmez; verilen emri zamanında takip etmek ve istenilen işin başarılmasını emniyete almak her âmirin vazifesidir.

 

 

İcabında verilen emrin ne vakte kadar yapılması lâzım geldiği ve emrin yapılma tarzı da açıkça bildirilmelidir. Bu vakti tâyin ve tahditte âmir çok hesaplı ve toleranslı davranmalı, olmayacak veya vazifeyi eksik bırakacak vakit darlığına meydan verilmemelidir.

 
Madde 31 - Verilen emirler, katî bir mecburiyet olmadıkça veren tarafından değiştirilmemelidir. Buna mecbur olmamak için de emri verirken onun tatbik ve icra kabiliyetini iyi düşünüp hesap etmek lâzımdır. Emri verenin kendisini daima emri yapacak olanın yerine koyması gerekir. Emirlerin değiştirilmesi kararsızlığı gösterir; bu da itimadı bozar ve astı gevşekliğe ve itimatsazlığa sürükler. Fakat emir değiştirecek mühim sebepler çıkınca değiştirmemekte de ısrar etmemelidir.

 

 
Madde 32 -Emirler, hizmetin mahiyetine göre verildiği esnadaki şartlara ve hizmetin taallûk ettiği talimatnamelerin icaplarına tâbi olarak sözlü veya yazılı olarak verilir. Anlaşılmada yanlışlıkları bertaraf etmek için uzun ve karışık emirler mümkün olan hallerde yazılı olarak verilmesi veya ast tarafından not edilmeli ve esasları tekrar edilmelidir. Emrin ağızdan veya yazılı olarak verilmesi hususunu takdir âmire aittir. Ast’ın muhtemel sorumluluğunu bertaraf etmek için bu bakımdan mühim olan emirler mümkün olan hallerde yazılı olarak verilmelidir. Emir, tekrarından maksat ast tarafından anlaşıldığına kanaat getirmek ve tamamı tamamına, zamanında yapılmasını temin etmektir. Bu sebeple sözlü emir alan her astın kendiliğinden emri tekrar etmesi kaidedir. Lüzum ve imkân oldukça emir ast tarafından not edilmelidir. Hitap mahiyetindeki kısa emirlerin tekrarına lüzum yoktur.

 
Madde 33 - Emirlerin, hizmete mütaallik olması (Silâhlı Kuvvetler İç Hizmet Kanunu madde 8 ve 16) ve kanun ve nizamları ihlâl etmemesi şarttır. Ancak, Askerî Ceza Kanununun 41 inci maddesinin b fıkrası şümulüne giren haller haricinde ast, aldığı emri kanun ve nizama uygun bulmasa bile emri yapar ve ondan sonra şikâyet eder.

 

Amirin verdiği emir Askerî Ceza Kanununun 41 inci maddesinin b fıkrası şümulüne giren hallere mütaallik ise emir ifa olunmaz ve fakat gecikmeksizin en kısa yoldan bir derece yukarı âmire malûmat verilir. Bu takdirde emrin yapılmasından doğacak bütün mesuliyet ast’a aittir.

 
Askeri Ceza Kanunu:

 
Cürümde ve kabahatte iştirak
İştirak :
Madde 41 – 1- Askeri cürümlerde ve kabahatlerde iştirak halinde, Türk Ceza Kanununun 64 üncüden 67 nciye kadar olan maddeler hükmü tatbik olunur.

 
2 – Hizmete mütaallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesindenemir veren mesuldur.
3 – Aşağıdaki hallerde maduna da faili müşterek cezası verilir :
A : Kendisine verilen emrin hudutlarını aşmış ise,
B : Amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile mütaallik olduğu kendisince malum ise.
Eminim sen bunları çok iyi biliyorsundur Nedim ama şimdi tüm okuyuculara soruyorum:
1-“ Hizmete mütaallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesindenemir veren mesuldur.” cümlesindeki “hizmete müteallik emir” ne demektir? Bunu aranızda kaç kişi bilmektedir?
2-“Amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile mütaalik olduğu” cümlesindeki adli ve askeri suçlardan kaç kişi tam manasıyla bilgi sahibidir.
Birçok subay ve astsubay bile askeri kanun ve yönetmelikleri tam manasıyla bilmezken, 5 günlük erin bu ayrıntıları bilmesini nasıl bekliyorsun Nedim?

 
Biz bu çocuklara; öğretmenine, komutanına itaat etmeyi öğretmedik mi? Yoksa senin okullarında, ailen de bu kanunları okuyarak mı büyütüldün?

 
Bak Nedim, 5 günlük erin darbe girişiminde kendisine verilen emri yapmaması gerektiğini iddia ederken, bir de örnek vermişsin, “emri uygulamak istemeyen bir eri komutanının başından vurduğunu” söylemişsin. Bunu gören başka bir ast sence emre uymamazlık edebilir mi? Sen de bunu göre göre emre itaatsizlik edecek yürek var mı?

 
Bak Nedim; iddia ediyorum ki, şu an bile bir general sana makamına gelmesini emretsin, koşa koşa gidersin. Elini vicdanına koy Nedim, elini vicdanına koy ve vatanına ve Peygamber Ocağı ordusuna hizmet etmek için askere davulla, zurnayla gitmiş bu çocukların ömür boyu hapis yatacağı gerçeğini düşün.

 
Utanman varsa, paralı askerlik yaparak tüm bu kargaşadan kurtulanlar için de bir çift laf et, olur mu Nedim? Askerliğin zorunlu olduğunu unutma Nedim… Anasının kucağından zorla aldığımız ama gönüllü ölüme koşacak bu çocuklara haksızlık ederken biraz düşün be Nedim?
Seninde çocukların var, onların gözünün içine bak, sonra da eşinin, çocuklarının anasının gözüne bak… Sonra kendine bir daha sor.

 
Anasının kucağından en verimli çağında zorla aldığımız ana kuzularının “beş günlük erlerin”darbe yapılacağından tırnağı kadar haberi var mıdır acaba?

 
Hadi Nedim, adamsın sanmıştım ama değilmişsin?

 

 

Dr. Semih DİKKATLİ Twitter

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Nasıl desem, nasıl anlatsam?
Canan Karatay! Halk sağlığı için sus artık…
Borçluyum…