Benim gözümde Deniz  Baykal

Benim gözümde Deniz Baykal
15 Şubat 2016 09:00

Deniz Baykal’ı sadece büyük bir lider olarak donanmış, yaratılıştan gelen yüksek karaktere sahip birisi olarak değil; aynı zaman da onun, Ulu Önder Atatürk’ün kurduğu ve Türk Milleti’ne en büyük armağanı olan ”Cumhuriyet”i, dışarıdaki emperyalist güçlere, içerideki azgın gerici güruha karşı amansız bir mücadele ile koruyan, milletçe yaşamsal yazgımızı koruyucu yönde etkileyen, yüksek düzeyde bir vizyoner kimliğe sahip olduğu hakkını teslim etmeliyiz öncelikle.


İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

Ben, on yıllardır, bilhassa Cumhuriyet’imizin emperyalist güçlerin ve onlarla ihanet odaklı olarak işbirliği yapan gericiler ile dönek solcuların işbirliğine karşı, Atatürk’ün bu büyük eserini liderliği ile koruyan Deniz Baykal’dır, gerçeğinin tanığıyım.

Deniz Baykal, bu kaos döneminde adeta Cumhuriyet’in babası olmuştur.

Bu makaleyi yazmama neden olay, geçtiğimiz salı günü Deniz Baykal’ın CHP Grup Toplantısı basına kapalı bölümünde yaptığı ve gerçekten olanca açıklığıyla çıplak uyarı olarak algıladığım ve seçmen tabanının ezici çoğunluğunun da böyle kabul ettiği tarihi konuşma nedeniyledir.

Farklı bir parti de olsa da kendileriyle 22.Dönem de milletvekilliği yapma onuruna sahip olduğum Deniz Baykal’ın gerçek bir lider olduğu ile ilgili gözlem ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Öncelikle şunu belirteyim ki, grupda yaptıkları bu son konuşma Türk Ulusu’nun hasret kaldığı ve ona BOP eş başkanı Tayyip Erdoğan’ın,  kendi siyasal ve kişisel istikbalini emperyalistlerin ellerinden kurtarmak için Cumhuriyet’i ve Ülke’yi yıkıma doğru götürdüğü bu kaos döneminde adeta bir ilaç, moral kaynağı ve ‘‘Yol Haritası” olmuştur.

Deniz Baykal’ın bu konuşması, yürekten beklediğimiz bir randevuydu milletçe.

Okuyucularımın anımsayacağı gibi 29-01-2013 tarihli ”CHP’NİN YOL HARİTASINI SİYASAL GENLERİ ÇİZER” makalemde ilgilenen herkese serzenişte bulunduğum konuları, Deniz Baykal çok açık, anlaşılır bir tarzda ele almış ve gerçekten tarihsel ve büyük bir ders niteliğinde herkesi uyarmıştır.

Deniz Baykal’ın bu tarihsel, uyarıcı büyük konuşması gerçekten Ulu Atatürk’ün, düşünceleriyle, eylemleriyle, Cumhuriyet’i inşa devrimleriyle Türk Ulusu’na miras bıraktığı ”Cumhuriyet Halk Partisi’‘nin ‘‘Siyasal Gen Haritası”nı çiziyordu ve bu ”Yol Haritası” ile tüm partilileri uhdelerine düşen görevleri en iyi tarzda yerine getirmelerini duyarlılıkla yerine getirmelerini istiyordu.

Bu konuşmada Deniz Baykal Türk Ulusu’nun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Milletçe bölünmez bütünlüğümüzün ve üniter devlet yapımızın büyük tehlike altında olduğunu ana hatlarıyla çok açık seçik çiziyordu.

Sorunları bir bilge liderin yüksek zekasıyla daha iyi anlayabilmek için benim defalarca okuduğum bu konuşma metnini gelin hep birlikte ana çerçeve olarak tekrar ele alıp kendimizi ve herkesi sürekli bilgilendirip uyaralım.

Deniz Baykal,bu konuşmanın ”1924 Anayasasın’dan başlayarak, bütün anayasalarda devletin kimliği ile ilgili maddelerde Türk Milleti kavramı vardır… Dünyadaki devletlerin ezici çoğunluğu Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa öyledir. Milletin tanımı bakımından bir tereddüt yoktur. Ulus kimliği kaldırdığınız zaman ne olacaktır? Ulus kimliği, ulus dışı, kimlik dışı iddialarının önünü açmak anlamına gelecektir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Millet nedir, hangi millettir. Millet varsa adı da vardır” bölümünde ”Türk Ulusu”  kavramının duyarlılıkla korunması gerektiğini vurgulamıştır ki, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün üzerinde titizlikle durduğu milletçe duyarlılık göstermemiz gereken en yaşamsal konudur.

”AKP iktidarının son beş yılında, Türkiye’nin temel siyasal kimliği ve tarihsel birikimi çok ciddi bir şekilde sarsılmakta ve çözülmektedir”
uyarısını yapan Büyük Lider Deniz Baykal, bu bölücü iktidara ve onun başı BOP eş başkanı Tayyip Erdoğan’a karşı tüm yurtseverleri dikkatli olmaya çağırıyor.

Deniz Baykal, kişisel çıkarları için emperyalistlerin Ortadoğu’daki emelleri adına istedikleri başkanlık sistemi ile ilgili olarak, ”…Başkanlık sistemi için ulusal kimlik verilecek, birileri  de ulusal kimliği alarak başkanlığı verecek. Türkiye’nin kimliği çözülmek isteniyor; CHP’nin buna direnmesi gerekir” uyarısını yaparak BOP eş başkanının ve dağdakilerin TBMM’deki uzantısı olan BDP’nin, Türkiye’nin hayrına olmayan bölücü işbirliğine dikkat çekmiştir.

Türkiye’deki bölücü sorunların bam teline ”TÜRKİYE’Yİ DEĞİŞTİRMENİN İLK AŞAMASI CHP’Yİ DEĞİŞTİRMEKTİ. ONUN İÇİN CHP’Yİ SAVUNMAK TÜRKİYE’Yİ SAVUNMAKTIR” tümceleriyle basarak her CHP’liyi başlarını iki elinin arasına alarak bu konuda azami derecede dikkatli olunması ve çözüm üretilmesi gerektiğini anımsatmıştır.

”Bütün CHP’liler ve milletvekilleri hem ulusalcı hem de yenilikçidir. Ulusalcı olunmadan CHP’li olunmaz. Bu saldırılara göz yummak ve takdim etmek Türkiye’ye yapılacak en büyük yanlışlıktır” uyarısını da yapan Deniz Baykal, göz yumulmaması gerektiğini anımsatarak aynı zamanda her CHP’liyi cesaretle gereğini yapmaya çağırıyor.

Çünkü, aksi halde Ülke ve Millet parçalanmak üzere.

Büyük Lider Deniz Baykal üzerinde çalışılmakta olan bölücü anayasa konusunda ”Başbakan çıktı ‘Mart sonuna kadar bitirdiniz bitirdiniz, bitirmediniz, biz kendi anayasamızı yaparız’ dedi. Protokol de böyle bir madde var mı? Anayasa çabası meşrulaştırıldı. Bizler artık uzlaşma komisyonundan ayrılsak da AKP artık kendi isteğini dayatma imkanına kavuştu. Bizi anayasa tuzağına düşürdüler. Anayasa değişikliği kapsamında sessiz kalmamız mümkün değildir. Çok büyük tepki göstermek hepimizin en büyük sorumluluğudur” ifadeleriyle CHP’lilerin kime, nasıl ve hangi bağlam da tepki göstermeleri gerektiğini çok açık olarak belirtmiştir. Aynı zaman da bu saatten sonra sessiz kalınamayacağını özellikle anımsatıyor.

Sayın Deniz Baykal Türk Devleti ve Türk Milleti için şu yaşamsal uyarıları da yaparak ”Ortadoğu’yu yönetmek isteyen güçler, bu değişiklikleri istemektedirler. Ulus devletin darbe vurduğu dini cemaatler de bu düzenlemeyi istemektedirler. Bir yandan etnik ayrımcılık, bir yandan dincilerin peşine koşup darbe yiyen entelektüel demokratlar var. Bu modelin arkasında bir de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan vardır. Bu anayasa değiş tokuş anayasasıdır. Mübadele anayasasıdır. Başbakan, başkanlık için ulusal kimliği verecektir, birileri ulusal kimliği alacak başkanlığı verecektir” kimlerin ve ne için ağır bir ihanet içinde olduklarını belirtmiştir. Ayrıca dönek entelektüellerle gerici din tüccarlarının vatan satıcılığı konusunda nasıl el ele verdiklerini büyük bir lidere yakışan tarzda açıklıkla ve din kullanıcıları gibi hiçbir siyasal çıkar gözetmeden belirtmiştir.

Ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin çok önemli bir siyasal geni olan ”Türk tanımının daha kucaklayıcı olduğuna inanıyorum. Bu etnik bir laf değil.Bu topraklarda hepimiz bir aradayız. Toplum hareketlenmiş ve herkes her yerde. Etnisite gibi feodal bir yapıya dayalı bir anayasa kabul edilebilir mi? Her şey olsun ama millet Türk olmasın yanlış düşüncedir” sözleri Büyük Lider Sayın Deniz Baykal’ın çok önemli, duyarlı olunması gereken uyarısıdır.

Bu açıklamalarıyla ayrıca Anadolu insanının göçlerle harmanlandığı gerçeğini belirterek, dikkatli olunması gereken önemli bir farkındalığı önümüze sergiliyor Deniz Baykal.

BOP eş başkanı Tayip Erdoğan ise Türkiye’de 36 etnik grubun (Asla böyle bir şey yok) varlığından bahsederek ayrıştırmaya çalışıyor.

Sayın Deniz Baykal’ın bu konuşması, her CHP’linin siyasal anlamda cep rehberi edineceği ve buna göre siyaset yapması gerektiğine ait aydınlatıcı ve yol gösterici fikir ve düşüncelerdir.

10-02-2013 tarihli ‘’GÜNDEMİ MUHALEFET OLUŞTURMADIKÇA HEP AKP KAZANACAK’’ makalemde, önemli noktalara değinmiş ve bu konuda Tayip Erdoğan’ın sürekli gündemi oluşturarak üstünlüğü elinde tuttuğunu yazmış hatta onu bununla ilgili olarak birkaç ‘’Dan’’ sahibi tekvandocuya benzetmiştim.

Çünkü,her hafta Tayip Erdoğan başta grup toplantılarında olmak üzere ve konuşma yaptığı her zeminde maalesef ve çok üzülerek söylüyorum, muhalefeti ringde nakavt olmuş boksöre döndürüyor.

Ben, ülkem ve milletimin birlik ve beraberliği ve bölünmez bütünlüğü için BOP eş başkanı,ABD işbirlikçisi Tayip Erdoğan’ın en azından, her hafta muhalefet partilerinin grup toplantılarında siyasal olarak haşat edilmiş bir konuma sokulmasını istiyorum.

22.Dönemdeki milletvekilliğimden itibaren yakından tanıdığım ve daha sonraki yıllar Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı döneminde de grup toplantıları başta olmak üzere her zaman ve her zeminde izlediğim Sayın Deniz Baykal, özellikle grup toplantı konuşmalarında siyaseten ringde ağzı burnu kanamış vaziyette nakavt olup yere uzanmış ve başında hakem tarafından kalkması için sayı sayılan haşat olmuş boksöre döndürüyordu, BOP eş başkanı Tayip Erdoğan’ı.

Grup toplantılarını izleyen herkes bunu anımsar.

Deniz Baykal, gündeme getirdiği konuların içeriği ile Tayip Erdoğan’ı can evinden vurarak, açıklarını cesurca, üstün hitabet sanatıyla, bilgeliğiyle, dik duruşu ve kararlı ifadeleriyle onu siyasal hastaya dönüştürüyordu; ertesi haftaya kadar aklı başına zor geliyordu.

Öyle ki, Sayın Deniz Baykal’ın CHP Genel Başkanlığı döneminde oy oranı, yapılan anketlerde yüzde 29-30’lar civarındaydı.

Üstelik o tarihlerde BOP eş başkanı Erdoğan’ın terör örgütü ile görüşme, bölücü bir anayasa hazırlama ve bir yığın gaflet ve dalalet ötesi foyaları henüz meydana çıkmamıştı.

Dinsel vesayetin ağır bastığı,kültürel bakımdan geri kalmış ülkelerde, dini çok çirkin bir şekilde kullanan siyasetçilere karşı mücadele gerçek bir bilgelik ve cesur yürekli bir liderlik ister.

İşte bu lider, Deniz Baykal’dı ve gereğini yapıyordu.

Eğer bugün Sayın Deniz Baykal CHP’nin genel başkanı olsaydı, Tayip Erdoğan’ın çevirdiği binbir türlü gaflet ve dalalet ötesi icraatları karşısında, CHP’nin oyları yüzde 40’ı çoktan aşmıştı.

Herkes anımsasın, 2009 yerel seçimlerinde AKP’nin oyları neden yüzde 38’e düştü?

Bunun Sayın Deniz Baykal’ın etkin liderliği ile meydana geldiğini bilmemek art niyet değilse, siyasetten anlamamaktadır.

Bugün Tayip Erdoğan’ın Ülke ve Millet bütünlüğünü ilgilendiren bir yığın açığı var; buna rağmen oyları sürekli yükseliyor.

Herkese soruyorum, neden acaba?

Hayır, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun iyi liderlik yapmadığını söylemiyorum; bilakis çok da başarılı ama birileri bu sorunun yanıtını bulup vermeli.

Liderliğin doğuştan olduğuna ama sonradan elde edilen müktesabatla bu vasfın güçlendirilebildiğine inananlardanım.

Elbette ki liderlikle ilgili birçok özellik sıralanabilir; bunları mürekkep yalayan çok kimse bilebilir.

Ama ben bir liderin diğer ayırıcı özellikleri yanında ikisini önemine binaen dile getirmek istiyorum.

Bunlar ‘’İnanç’’ ve ‘’Direnç’’ sahibi olma özellikleridir.

Bu ikisi diğerleri olsa bile, bir liderde olması gereken olmazsa olmaz özelliklerdendir.

İşte Sayın Deniz Baykal, liderlik vasıfları bakımından bir inanç ve direnç abidesidir.

Sayın Deniz Baykal’la ilgili bir anekdot anlatmak istiyorum.

Galiba 2007 Mali Yılı bütçe görüşmeleri idi.

O zaman ben de milletvekiliyim ve Sayın Baykal’ı ‘’Genel Kurul’’ da dinliyoruz.

Bir ara konuşması sırasında Sayın Baykal, Tayip Erdoğan’ı kastederek ‘’Eşinin başörtüsü, onun diğer kusurlarını örtmeye yetmez’’ dediğinde, ne demek istediği çok yanlış anlaşıldı ve o zaman oturumu yöneten TBMM Başkanvekili İsmail Alptekin tarafından, Tayip Erdoğan’ın yasa dışı baskısıyla oturuma bir süre ara verdi.

Bu tür ara vermelerde kürsüde konuşan hatip, oturum tekrar başlayıncaya kadar yerine oturduğu halde, Deniz Baykal, davasına inanç ve direnç karakteri ile kürsüyü terk etmeyerek kararlılığını göstermiş ve oturum yeniden başladığında, Tayip Erdoğan’ı orada haşat etmişti.

Büyük bir kin ve intikam sahibi olan Tayip Erdoğan bu olay nedeni ile Sakarya milletvekili olan İsmail Alptekin’i 2007 seçimleri ve daha sonrasında aday yapmamıştır.
Birgün 2010 senesinde İsmail Alptekin’e İstanbul TBMM Atatürk Deniz Köşkü’nde rastladım ve kendisine Tayip Erdoğan tarafından yukarıda anlattığım nedenle aday yapılmadığını söylediğimde çok şaşırdı ve bunu bir milletvekili arkadaşında kendisine söylediğini anlattı.

Büyük yalanlar söyleyen Tayyip Erdoğan meğer kendisine bir yanlışlık eseri olarak aday yapılmadığını söylemiş.

Çünkü Tayip Erdoğan tüm bakanlarını, Meclis başkanvekillerini, grup başkanvekillerini, divan katibi üyelerini vs. hepsini tekrar milletvekili adayı yapmıştı.

Bu arada şunu da belirteyim ki, Tayip Erdoğan’ın en hassas olduğu mesele, aile fertlerinin herhangi birisinin şu veya bu nedenle, muarızlarınca siyasete malzeme yapılmasıdır.

Her şeyden önce Deniz Baykal’ın, 1 Mart 2003  Tezkeresi ile Türkiye’yi, konvansiyonel silahları, savaş uçakları, savaş gemileri, her çeşit teçhizat, araç ve gereçleri ile işgal edecek emperyalist ABD ordusunun topraklarımızı işgaline dur diyen, benim de her zaman milletim adına iftihar ettiğim ret oyu kullandığım bu tezkerenin geçişine izin vermeyerek Türk Milleti’nin onurunu kurtarmış ve vatanı işgal ettirmemiştir.

İşte bu, büyük liderliğin en açık göstergesidir.

Bu inanç ve dirençtir.

Deniz Baykal yaptıkları ile büyük bir liderdir.

Sayın Deniz Baykal’a ‘’Türk Ulusu’’ ve ‘’Türkiye Cumhuriyeti Devleti’’nin çok ihtiyacı vardır.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin en alttan en üste kadar yetkili kurulları, Sayın Deniz Baykal’ın bu uyarıcı ve aydınlatıcı konuşmasını dikkate almalı ve gereğini yapmalıdır.

Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Cumhuriyet Halk Partisi’ne çok ihtiyacı var.

Cumhuriyet Halk Partisi, siyasal genlerini Büyük Atatürk’ün yerleştirdiği; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran bir siyasal partidir.

Sayın Deniz Baykal bu gerçekleri anımsatmıştır; bir önemli lider olarak.

 

NOT:Yukarıdaki makaleyi bundan tam üç yıl önce yani 15 Şubat 2013 tarihinde yazmış, CHP’nin içinde bulunduğu olumsuz duruma dikkat çekmiştim.Yine o dönemde Sayın Deniz Baykal’ın basına kapalı grup toplantısında yaptığı önemli uyarılara parmak basmış ve partinin doğal lideri olarak önemine atıfta bulunmuştum.Yine geçen hafta Deniz Baykal basına kapalı grup toplantısında CHP’nin rotasının iyi olmadığına ve partinin ideolojisinin kalmadığına dikkat çekerek tabanda çok büyük heyecan yaratmıştır.CHP’yi Atatürk’ün oluşturduğu siyasal, sosyal, kültüral ve ideolojik genlere yeniden dönüştürecek olan Sayın Deniz Baykal’ın olacağına dikkat çekmek için aynı makaledeki gürüşlerimin geçerliliğini bugün de koruduğuna inanarak yeniden yayınlamayı uygun buldum.Deniz Baykal CHP’yi kimliksizleştiren Kılıçdaroğlu’ndan partiyi kurtarırsa tabandan büyük destek alacağı çok net.Yolu açık olsun…

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Ekrem İmamoğlu mu yoksa Mansur Yavaş mı?
Cem Uzan cumhurbaşkanı olmak için Türkiye’ye dönecekmiş!
Diyanet ve cemaatler laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni yok etmekte kararlılar!