Barış Çanı

Barış Çanı
21 Eylül 2017 16:21

İnsanlık tarihinin en acımasız, en kanlı ve en kirli savaşının başladığı 1 Eylül 1939 günü, yıllardır dünyada Dünya Barış Günü olarak kutlanmaktaydı. Demokrasiye, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne inanan insan hakları savunucuları için, bu karanlık günün anlamı ve önemi büyüktür.

 

 

 

 

Av. Kemal AKKURT H&H YORUM

 

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ise, 2001 yılında aldığı çok doğru bir kararla,  savaşın bittiği 21 Eylül 1945 gününü Dünya Barış Günü olarak ilan etmiştir. Birleşmiş Milletler Merkezi’nde her 21 Eylül günü “Barış Çanı” çalmaktadır. Dünya çapında çatışmaların önlenmesi ve barışın tesisi yolunda bilinçlenme amaçlanmaktadır. Savaşlardaki insan kıyımının anısına, Japonya tarafından yaptırılan bu çan, dünyanın tüm kıtalarından çocukların bağışladıkları bozuk paralarla üretilmiş. Çanın üzerine ise, “Çok Yaşa Mutlak Barış” yazısı kazınmış…

 

 

Sadece ülkemizde ve birkaç ülkede hâlâ 1 Eylül Dünya Barış Günü olarak kutlanmaktadır. Oysa BM kararı doğrultusunda, tüm Dünya ile birlikte bizde de artık Dünya Barış Günü’nün 21 Eylül’de kutlanması gerekir.

 

 

Bilginin ve teknolojinin yaygınlaştığı günümüzde, özgürlükçü demokrasi giderek önem kazanmaktadır. İnsanların huzur, güven ve mutluluk içinde yaşaması için, işbirliği ve dayanışma içinde, barış ve dostluk ortamının sürekliliği gerekiyor.

 

 

Barışın ve istikrarın sağlanması için temel koşul, ırk, dil, din ve kültür farkı gözetmeksizin, tüm insanlığı işbirliği ve dayanışmaya çağırmaktır. Bu nedenle, barış ve istikrar ortamını bozucu bölgesel anlaşmazlıkların ve şiddetin önlenmesi, açlıkla mücadele, çevre sorunlarına çözüm bulma gibi konularda, sağduyu sahibi herkesin üzerine düşen görev ve sorumlulukla hareket etmesi gerekiyor.

 

 

ABD’de doğup büyüyen insan hakları savunucusu Martin Luther King, bugün için bizlere sıradan gelen birçok insan hakkının temellerinin atılmasını sağlamıştır. Siyahlarla beyazların aynı otobüse binemedikleri, aynı lokantada yemek yiyemedikleri bir ortamda, bütün insanların “barış” içinde ve “eşit” olması gerektiğini haykırmıştır.

 

 

Martin Luther King, 250 bin kişiye hitaben yaptığı ünlü konuşmasına, “Bir Rüyam Var” diye başlamış. 1950-1960’lı yıllardaki tüm güçlüklere ve engellemelere rağmen, eşitlik ve özgürlük “rüya”sını haykırmaktan geri kalmamıştır. “Gün gelecek, eski kölelerin evlatlarıyla eski köle sahiplerinin evlatları, kardeşlik sofrasına birlikte oturacaklar. Adaletsizliğin ve baskıların sıcağıyla bunalıp çölleşen ABD eyaletleri, birer özgürlük ve adalet vahasına dönüşecekler. Gün gelecek, dört küçük çocuğum, derilerinin rengine göre değil, karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacaklar. Bu inanç sayesinde, bir gün özgür olacağımızı bilerek, hep beraber çalışacak, hep beraber dua edecek, hep beraber mücadele edecek ve özgürlük için hep beraber ayağa kalkacağız”.

 

 

Martin Luther King, 4 Nisan 1968’de insanlık, özgürlük ve adalet düşmanı bir yaratık tarafından öldürüldüğünde, henüz ABD’deki özgürlük ve adalet ortamı yeşermemişti. Ancak yaktığı meşale sonucu, geçen dönem ABD’nin başında kendi deri renginden biri “Başkan” olarak oturuyordu…

 

 

“Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi, bugün için ülkemizde, bölgemizde ve tüm dünyada ne yazık ki fiilen “yurtta kin ve nefret, dünyada kin ve nefret” sözlerine dönüşmüştür. “Koşulları yoksa savaş insanlık suçudur” söylemi, gerçek hayatta karşılığını bulamamıştır. Şehitlik meyvesinin tadından bahseden devlet büyükleri için, bu meyve nedense hep fakir-fukara çocuklarına reva görülmektedir. Şehitlik mertebesine ulaşmak için sabırsızlananların idare ettiği bir ülkede, barışın sağlanması ne kadar mümkündür?…Martin Luther King’in “rüya”sının çok uzağındayız…

 

 

Çok düşünmüşümdür; Mevlana’dan, Yunus Emre’den, Hacı Bektaş-ı Veli ve Atatürk’ten sonra, yakın tarihimizde, bu coğrafyada neden bir Gandi, bir Martin Luther King’imiz çıkmaz diye…

 

 

Martin Luther King, ne güzel söylemiş :
“Benim ülkem, senin ülken,
Özgürlüğün güzel yurdu.
İşte söylüyorum sana:
Atalarımın öldüğü toprak burası,
Şehitlerin gururu olan toprak.
Her bir dağın yamacından,
Özgürlük yankılanacak”.

 

21 Eylül Dünya Barış Günü’nde, ülkemizde, bölgemizde ve tüm dünyada özgürlüğün, barışın, eşitliğin ve kardeşliğin egemen olmasını dileyelim…

 

 

 

kemalakkurt@hotmail.com

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Cumhuriyet kazanımları ve hukuk
Barış Çanı
12 Eylül 1980’den günümüze darbeler