Bakkal dükkanı kurulur gibi parti kurulmaz

Bakkal dükkanı kurulur gibi parti kurulmaz
26 Kasım 2014 11:35

Hepinizin bildiği gibi bir bakkal dükkanı kurmak için öncelikle iş yapma kapasitesi olan bir iş yeri kiralanıp veya satın alındıktan sonra içerisi dizayn edilip raflar ve gerekli araç-gereçler alınıp, ruhsat temini için belediyeye müracaat edilip, içini mal doldurdup ruhsat, vergi levhası gibi yasal belgeler de duvara asıldıktan sonra alıcılara satış yapmaya başlanır.

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

En basit bakkal dükkanı açma yöntemi budur ve son derece normaldir.

 

Neden?

 

Çünkü bir dükkanın alıcıları verilen hizmetin kalitesine bakarak belli bir süreç içerisinde çoğalır.

 

Yani dükkan açan bir işinsanında ”ben tanınmış bir simayım, kamuoyu beni çok iyi tanıyor; dolayısıyla işyerim alıcılarla dolup taşacak ve kısa zamanda çok zengin olacağım” zihniyeti yoktur.

 

Ama işinsanı tam da bu düşüncenin aksine ‘‘ben alıcılarıma öyle güzel hizmet edeceğim, öyle hem ucuz hem de kaliteli mallar satacağım ki, kısa sürede dükkanım dolup taşacak ve bol para kazanacağım” zihniyetindedir.

 

Ve dükkancılık işinde olması gerekende budur.

 

Bu metaforu yapmama neden olan olay Türkiye’de son aylarda daha önce kurulmuş adı sanı bile duyulmamış olmasına rağmen seçime girme hakkı da bulunan mevcut siyasal partiler olmasına, şimdiye kadar da bir başarı sergileyememelerine rağmen bu vahim durumdan ders alıp bir kısım kafadar grupların biraraya gelerek yeni partiler kurmaları dolayısıyladır.

 

Bu kurulan partilerin adlarını bilmeme rağmen bunları söylemeden belirtmeliyim ki, son dört ay içerisinde dört yeni parti kurulmuştur, hem de büyük iddialarla; daha açık deyimle RTE ve AKP’yi siyasal yaşamdan uzaklaştırma iddiaları ile.

 

Tabii ki bu grupların iddiaları tamamen hayal ürünü.

 

Sakın yanlış anlamayın, bunu RTE ve AKP’nin siyasal yaşamına son verilemez anlamında söylemiyorum bunu.

 

Ama bu kurulan partilerin yöntemlerinin yanlış olduğunu daha açık bir ifade ile bakkal dükkanı açma zihniyetiyle kurulduğunu ve bu nedenle de başarısızlığa uğrayacaklarının kesin olduklarını açıklamak istiyorum.

 

Yukarıda açıkladığım yöntem bakkal dükkanı açmak ve işletmek için ideal bir yöntem ama yeni kurulan bir siyasal parti için ta baştan ölüm demektir, yani doğmadan ölmektir.

 

Bilakis siyasal partiler bakkal dükkanı açma yönteminin tam zıttı bir yöntemle kuruldukları taktirde başarılı olacakları kesindir.

 

Neden?

 

Yeni açılmış olan bakkal dükkanında alıcı gelir bizzat satılan malları kontrol ederek beğenirse alıp gider.

 

Bu nedenle dükkan sahibi hem kaliteli hem de ucuz mallar getirme konusunda son derece titiz davranır, alıcılarına güleryüz gösterir.

 

Yani bakkal dükkanının sahibi ilk günden itibaren politik tanımlama ile söylersek icraata başlamıştır.

 

Dolayısı ile alıcılar dükkanın daha ilk açılışından itibaren o icraatlara bakarak, ya sürekli oradan alışveriş yaparlar ya da bir defa uğradıktan sonra bir daha adımlarını atmazlar.

 

Şimdi bu olaydan biz neyi anlamış olduk?

 

İşlevsellik bakımından bir yeni kurulmuş bakkal veya herhangi bir dükkan ile yine yeni kurulmuş bir siyasal partinin tam anlamıyla zıt kulvarlarda olmasıdır.

 

Şimdi size şunu sormam gerekiyor: Yeni kurulmuş siyasal partinin ve onun yöneticilerinin icraatlarını seçmen nerede görebilecek.

 

Bunu görüp değerlendirebilmesi için o siyasal partinin iktidarda olması gerektiği çok açıktır.

 

Bu da olası olmadığına göre seçmen yeni kurulan bir siyasal partiye asla güven duymadığı gibi hiç önemsemediği için adlarını bile aklında tutma konusunda tenezzül buyurmaz.

 

Son dört ayda bakkal dükkanı örneğinde olduğu gibi kurulan siyasal partileri şöyle sokağa çıkarak insanlara sorun, adlarını dahi yüzde ikisi bile duymamıştır.

 

‘’Efendim, genel başkanı ve kadroları şöyledir böyledir; çok kaliteli isimler partinin içinde’’ sözleri ve düşünceleri bile son derece gülünçtür, beyinsel mastürbasyondur.

 

Daha bilinen amiyane tabirle Yalova kaymakamı meselesidir; seçmen için.

 

Seçmen siyasal partilere üç şekilde güvenir.

 

Bunlardan ikisi normal dönemlerde, diğeri de ülkenin girdaba girdiği olağan üstü durumda.

 

Olağan dönemlerde partiye liderlik eden şahsın daha önce şu veya bu şekilde ama siyaset yolu ile yaptığı icraatlar değerlendirilir, diğeri ise liderlik eden kişinin geçmişinde siyasal bir icraatı olmamasına rağmen ülkesi için normalinde ötesinde bir süper adam gibi yaptığı büyük işler seçmen tarafından değerlendirilerek yönetime getirilir ki bunlar şu anki Türkiye’de istisna cinsinden dahi bulunmuyor.

 

Şimdiye kadar kurulan partilerin başarılı olamamasının ve isimlerinin dahi unutulmalarının en açık nedeni budur.

 

Bir de yukarıda belirttiğim gibi ülkenin girdaba girdiği dönemlerde bir lider çıkar ve tüm halka birleşerek kurtuluş çağrısı yapar.

 

Ama böyle bir simanın da başarılı olabilmesi için bir dava ve mücadele adamı olduğunu, çetin bedeller ödemiş olduğunu ispat etmesi gerekmektedir.

 

Yani bu konuda engin deneyimleri ile birlikte görkemli bir birikiminin olması gerekmektedir.

 

Aynı zamanda usta bir örgütçü ve mevcut halde disiplinli bir örgütünün olması gerekmektedir.

 

Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir girdabın içindedir ve küresel güçlerin taşeronu RTE tarafından bölünme noktasına getirilmiştir.

 

Çok daha önce kurulmuş ama millet tarafından tutulmadığı için adları dahi unutulmuş siyasal partiler ile son dört ayda iddia ile kurulmuş yeni partilerin yöneticilerinin Türkiye’nin parçalanması ile ilgili bir görüşleri bir endişeleri olmadığı gibi bir yol haritaları da yoktur.

 

Bundan sonra yukarıda belirttiğim koşullar dışında iddia ile kurulacak hiçbir siyasal partinin de başarılı olma şansı bulunmamaktadır.

 

Zaten TBMM içinde bulunan dört siyasal parti ve başlarında bulunan dördüz kardeşler Türkiye’nin bu acıklı halini düşünmeden birbirlerini beslemekte, artlarında bulunan milletvekilleri de bir daha seçilme uğruna genel başkanlarına sürekli yağ çekmektedirler.

 

Buraya kadar yazdıklarım çerçevesinde eğer iyi bir değerlendirme yaparsak Tanrı’nın bir lütfu olarak önümüzde muhteşem bir fırsat durmaktadır.

 

Hiç kasmadan hemen konuya gireyim.

 

Sayın Doğu Perinçek ‘’Milli Kurtuluş Öncüleri’’ tanımı ile daha önce çeşitli alanlarda başarılı olmuş, biliminsanı, akademisyen, siyasetçi, yazar, gazeteci, sendikacı, işinsanı vs. kimlikleri olan aydın, yurtsever, Atatürkçü, mücadeleci karaktere sahip siyasal yelpaze olarak sağ, sol, milliyetçi ve devrimci kanatlardan gelmiş kadın-erkek 81 ismi toplayarak 28 Eylül 2014 tarihinde çok yararlı bir toplantı yapıldı ve 2015 seçimlerine nasıl bir siyasal yapı, nasıl bir yöntemle gidileceği konusu tartışılarak son derece olumlu görüşler ortaya konuldu.

 

Bütün siyasal yelpazeden gelen sağcı, solcu, milliyetçi, devrimci kanatlara mensup bu yurtsever aydınların temel olarak birleştikleri payda ‘’Atatürk’te Birleştik’’ fikri olmuştur ama bugünkü soğuk savaş döneminin bittiği dünya gerçeklerine baktığımız zaman ayrı düşündükleri olguların olduklarını da pek sanmıyorum.

 

Benim de aralarında bulunmaktan onur duyduğum bu 81 aydın yurtsever yiğit isimlerin toplantıdan edindiğim intiba olarak çok kolay bir şekilde ülkeyi bölenlerin elinden kurtarmak üzere bir araya gelip ‘’Milli İktidar’’a giden yolda 2015 seçimlerinde başarılı olabileceklerini anladım.

 

Çünkü bu 81 yurtsever Atatürkçü aydın insan birbirlerine o kadar çok saygılılardı ki, sevgi ve ümit dolu gözlerle bakışıyorlardı.

 

Eğer RTE cephesinden bir siyasi mühendislik operasyonu yapılarak bu birlik dağıtılmadığı taktirde ülkemizin bölünmekten kurtuluşunun tek çaresi bugün itibariyle ‘’Milli İktidar’’a giden yolda bu ‘’Milli Kurtuluş Öncüleri’’ birliği sayesinde olacaktır.

 

Çünkü RTE kendine karşı güç oluşturan birliktelikleri hep siyasi mühendislikle darmadağın etmiştir.

 

Sayın Doğu Perinçek yiğit, örgütçü, bilge bir lider olarak RTE’nin siyasi mühendisliğini her anlamda bertaraf edebileceğini biliyorum.

 

Aynı zamanda İşçi Partisi, Türkiye Gençlik Birliği olarak hem örgütleri her açıdan güçlü hem de seçip değerlendirdiği 81 aydın yurtsever gerçekten yiğit ve yüksek karakter sahibi insanlar.

 

‘’Milli Kurtuluş Öncüleri’’ toplantısında 81 aydın yurtseverden en fazla yarısı konuştu ama diğer yarısı zaman yetersizliğinden veya başka nedenlerle konuşmadı.

 

Örneğin ben de diğer konuşmacıların düşüncelerini tamamen aldıktan sonra kendi düşüncelerimi aktarmak istedim.

 

Yani önce anlayacak sonra da anlatacaktım ama daha sonra zaman yetersizliğinden konuşmak isteyenlerin tümüne ben dahil söz hakkı verilemedi.

 

Birkaç toplantı yapıldığı taktirde güçlü fikirlerin, güçlü yöntemlerin ortaya çıkarak çok güçlü bir yapı ile 2015 seçimine girilerek başarılı bir sonuç alınacağı ortadadır.

 

Her siyasi yelpazeden gelen 81 yurtsever aydının Türkiye kamuoyunda karşılıklarının olduğu kesindir.

 

Güçlü bir lider olan Sayın Doğu Perinçek siyasal yelpazenin tümünden gelen bu 81 yurtsever aydınla birliktelik oluşturarak 2015 seçimlerine girdiği taktirde başarılı olabilecektir.

 

Yakalanmış bir fırsatı şu veya bu nedenlerle tepmek, kaçırmak son derece büyük talihsizlik olur.

 

Yurtsever millicü düşünceye sahip bir yurttaş olarak gözlemlerim ve deneyimlerim çerçevesinde tüm Atatürkçü aydın yurtseverleri uyarmayı en doğal görevim olarak düşünüyorum.

 

Bir liderin en önemli vasıflarından biri de sonuç odaklı çalışarak kesin başarıya ulaşmasıdır ki, bu Sayın Doğu Perinçek’te çok fazlası ile bulunmaktadır.

 

Yöntem aynı olunca sonuç da hep aynı olur.

 

Türkiye’nin artık fanteziler yaşamaya tahammülü yoktur.

 

Bu saatten sonra birlik ve beraberlikten ayrılıp yeni bir parti kurma çalışmaları yukarıda açıklamasını yaptığım çerçevede hayalcilik olur ve sonu hüsranla biter.

 

Akıl, bilgi, gözlem ve deneyim dışı hiçbir iş asla başarıya ulaşmaz.

 

Ülkeyi RTE ve güruhunun elinden kurtaracağım diyen her yurtsever aydın buna göre çalışmalarını yürütmelidir.

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
23 Haziran İBB seçimi Atatürkçü vatansever dürüstler ile Arapçı vatansız talancılar arasında yapılacaktır
Türkiye sathına yayılmış milyonlarca Suriyeli Arap çapulcu ve teröristleri ile İBB seçimleri doğrudan ilişkilidir
Erdoğan FETÖ’nün siyasi ayağını cesaretle temizlemezse onlar kendisinin sonunu hazırlayacaklar