Bahçeli: PKK, HDP ve FETÖ’nün yörüngesine giren CHP’nin Atatürk adını anmaya…

Bahçeli: PKK, HDP ve FETÖ’nün yörüngesine giren CHP’nin Atatürk adını anmaya…
14 Kasım 2017 13:31

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu.

 

 

Devlet Bahçeli, “Bu yüzde 5 mi olur, 6 mı olur, 10 olarak mı kalır? Müfteriler saldırmaya, MHP’yi karalamaya başlamışlardır. Şunu herkes bilsin ki, MHP’nin baraj maraj sorunu asla yoktur” dedi. Bahçeli 2019 seçimleri için ise “Yeni sistemin tesisi için AK Parti ile yan yana mücadele edeceğiz” dedi.

 

 

İşte Bahçeli’nin açıklamalarından satırbaşları…

 

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik artan ilgiden ziyadesiyle mutluluk duyuyorum, devamını temenni ediyorum. Aziz Atatürk’ün siyaset üstü kalması samimi dileğimdir. PKK, HDP ve FETÖ’nün yörüngesine giren CHP’nin Atatürk adını anmaya ne yüzü ne de hakkı kalmıştır. Atatürk hiç kimsenin siyaset dövüşünün, sivri dilinin konusu olmayacaktır. Atatürk’e alaka yükseliyormuş, ne var bunda? Olması gereken bu değil mi? Ne güzel işte bunu polemik malzemesi haline getirmek ahlaki mi? Yüzde 50+1 nelere kadirmiş, Atatürk konusu abartılıyormuş. Bazıları şaşkınlık geçiriyor, kelli felli kalem sahipleri hayretler içindeymiş. İpsiz sapsız değerlendirmeleri buruşturup atınız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’dir.

 

 

Atatürk tam bağımsızlıktır. Atatürk, Türk milliyetçisidir. Komünist, köksüz, feslisi fessizi kim varsa kıvranmaktadır. Varsın cehaletlerinin esiri olsunlar. Fazla söze yer ve gerek yoktur. Atatürk ortak kıvancımız, kurtuluşumuzun kutup başı olarak ebediyete kadar eserleri ile eşsiz mirasları ile var olacaktır. Manen yaşayacaktır.

 

 

Beyrut ile Riyad arasındaki ilişkiler sürekli geriliyor. Hariri’nin rehin mi, yoksa gönül rızası ile mi Suudi Arabistan’da bulunduğu tam olarak açıklanamıyor. İsrail ile ilgili kuşkular Suudi Arabistan’ı tümden kavramış, tutuklamalar, cinayetler, küresel senaryolar son günlerde herkesin gündemindedir. İsrail ile ilgili kuşkular Suudi Arabistan’ı tümden kavramış, tutuklamalar, cinayetler, küresel senaryolar son günlerde herkesin gündemindedir. Bizim ilgilendiğimiz hanedanlar arasındaki kavga değildir. İnancımız, kutsal mabet ve mirasların bulunduğu Suudi Arabistan’ın dünyevi iktidar çatışmalarına kapılması esef vericidir.

 

 

ROBOTA VATANDAŞLIK VERİLMESİ

 

 

Milyarlarca Müslüman açlık içinde kaybolmuşken, bir avuç şeyhin, emirin doymaz hırslarını nasıl açıklayacağız? Bu nasıl Müslümanlıktır, nasıl İslam anlayışıdır? Ilımlı İslam denilen dayatma nasıl dillendirilmektedir. Neyin ılığı? FETÖ’ye sipariş edilen dinler arası diyalog ve ılımlı İslam projesine şimdi yeni yetme prensler mi taliptir? Bu yolun sonunda hayır, huzur yoktur. Suudi Arabistan, tasarlanan robota dünyada ilk kez vatandaşlık vermekle ne yapmak istemektedir?

 

 

IŞİD’le sürdürülen mücadelede önemli mesafeler alınmaktadır. 9 Kasım’da Suriye rejimi Ebu Kemal’i Bağdat’ın desteği ile almıştır. Anlaşıldığı kadarıyla IŞİD, Suriye ve Irak’ta işgal ettikleri alanların büyük bir kısmını kaybetmiştir. YPG, PKK, PYD terör örgütleri doldurmaktadır yerini. Doha’da anti IŞİD koalisyon merkezi varken, ABD’nin, imzalanan memorandumla Amman Gözlem Merkezi’nin kurmasının sonuçlarının nelere neden olacağını zaman gösterecektir. Sayın Cumhurbaşkanı inaniyorum ki muhataplarından bilgi alacak, Türkiye’nin tavrını gösterecektir.

Evimiz hamdolsun düzenlidir, aksini inkar eden varsa geçmişteki günahlarını affettirmek için özeleştiri yapacak cesareti göstermelidir.

 

 

BAŞBAKAN YILDIRIM’IN ABD ZİYARETİ

 

 

Başbakan Binali Yıldırım’ın düzenlediği ABD ziyaretinin verimli geçtiğinin ifade edilmesi hiç kimseyi rehavete sürüklememelidir. Burada sorumluluğun esas itibarıyla ABD’de olduğunu aklımızdan çıkarmayız. Çürük iple kuyuya inen dibe çakılır. Terör örgütleri ile düşüp kalkandan dost olmaz. Sorunların anlık müdahalelerle, telefonla çözümünde mutabık kalınmıştır. ABD anlık müdahaleyi, telefon diplomasisini bir tarafa bırakmalı, önce terör örgütlerinden elini ayağını çekmeli, sonra FETÖ’nün hain başını elleri kelepçeli şekilde ilk uçakla Türkiye’ye göndermelidir. Klişe ifadeleri geçelim. Suçluların derhal ve ön şartsız iadesini talep ediyoruz. Çok mu şey istiyoruz? Saygı duyulmasını, milletimizin egemenlik haklarına riayet edilmesini şart görüyoruz. ABD, PKK’ya silah vermeyi bıraksın, Türkiye’yi küçük görmekten çok acilen uzaklaşsın.

 

 

SEÇİM BARAJI

 

 

Geçtiğimiz hafta, dile getirdiğim bazı düşüncelerim hafta boyunca tartışılmıştır. Kuyuya taş atmasam da bazı gafilleri taşı düştükleri çukurdan çıkarmak için adeta çırpınmışlar, seçim barajı kapsamında hikayeler uydurmuşlardır. Bunlara hakikaten de acıyorum. Çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez. Biz doğru gördüklerimizi hilesiz, hurdasız haykırmayı sürdüreceğiz. Yüzde 10 barajı ağır dedim, buna itiraz eden çıkmadı. 12 Eylül sonrasında inşa edilen barajla, MHP’nin ve Milli Selamet Partisi’nin silinmesi hedeflenmişti. İttifaklarla barajın aşılması mümkün olmuştur. Yüzde 10 barajı aşılabilir duruma gelmiştir. Artık bu kadar zorlamalar ve dayatmalarla birilerini öldürerek kendini yaşatma yerine hep beraber nasıl yaşarız noktasında bir uzlaşmaya varacak çalışma yapılmalıdır. Bu yüzde 5 mi olur, 6 mı olur, 10 olarak mı kalır? Müfteriler saldırmaya, MHP’yi karalamaya başlamışlardır. Şunu herkes bilsin ki, MHP’nin baraj maraj sorunu asla yoktur. Aziz milletimizin desteği bunun en açık örneğidir. MHP, selin önündeki kütük değil, bizzat selin ta kendisidir. Biz barajdan korktuğumuz için değil, Türkiye’nin 16 Nisan’dan sonra değişen hükümet etme sistemi ile birlikte ortaya çıkan siyasal zaruretten, olası ittifaklarla barajın delinmesinden dolayı düşüncelerimizi paylaştık. MHP, onyıllardır yüzde 10’luk barajın aleyhine kurgulandığını gayet iyi bilmektedir.

 

 

“YÜZDE 3-5 CİVARINDA SEYRETTİĞİMİZİ ŞEREFSİZCE İFADE ETTİLER”

 

 

Baraj altına kaldığımızdan dolayı söylediğimizi iddia ettiler. Yüzsüzce, hayasızca ifade ettiler. Oy oranımızın yüzde 3, 5 civarında seyrettiğini şerefsizce ifade ettiler. Gökten kemik yağmayacaktır. Bozkurtun beğenmediğini çakallar kapışırmış. Bunların alayının sıraya girmesi de bu yüzdendir. Demokratik sistemlerde meşruiyetin temeli seçimlerdir. Seçim sisteminden beklenen aynı zamanda tüm siyasi akım ve eğilimlerin de parlamentoya yansımasıdır. Temsilde adalet ilkesinin de gereği budur.

 

 

Yüzde 10 barajı seçmen oylarının TBMM’de temsil edilememesi sorununu doğurmaktadır. Önemli bir adaletsizliktir. Yüzde 10’a kafayı takanlar, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile artık baraj, yüzde 50+1’e çıkmıştır. Yönetimde istikrar ilkesi sağlanacağına göre temsilde adaletin temin edilmesine yönelik engel teşkil ettiği açık olan yüzde 10 seçim barajı tıkanmaya yol açmayacak şekilde yeniden ele alınmalıdır. CHP, baraj aşağı insin, 0 ile yüzde 3 arasında olsun diyor. Ses edilmiyor. “Baraj tekrar düşünülsün, bir kez daha ele alınsın” dediğimde kıyamet kopuyor. Bu ne yaman bir çelişkidir. CHP, siyasi varlığı ile ilgili korku mu yaşıyor? Vicdanına baraj yaptıranlar, şerefine mim çektirmişler, hele bir deyin, bize ne söylemeye çalışıyorsunuz. MHP barajları yıka yıka, manşetleri yara yara bugünlere gelmiştir. Yoluna da devam edecektir.