Babam ve oğlum

Babam ve oğlum
13 Eylül 2020 19:30

Bu aralar baba ve oğul hikâyeleriyle çok sık karşılaşıyoruz… Ülke gündeminde hep baba ve oğullar var.

 

 

Salih Levent UĞURLU H&H YORUM

 
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in oğlu Sadık Can Perinçek, Dışişleri Bakanlığı’na memur olarak atanınca ortalık karıştı.

 
Ballı atama” diyen de oldu.

 
Sosyal medyada Perinçek’in Öcalan’a gül verdiği fotoğrafı paylaşıp “Babanızın şöyle bir resmi olsa Dışişleri’nde memur olabilir misiniz?” sorusu yönelten de…

 
Öncelikle Sadık Can kardeşimize hayırlı olsun diyelim.

 
Boğaziçi tarih mezunu olan bu kardeşimiz; İngilizce, Fransızca ve Osmanlıca olmak üzere üç dil biliyormuş… Aynı zamanda Oxford’un da tarih sözlüğünü çevirmiş…

 
Şahsen ortada bir liyakat problemi olduğunu düşünmüyorum. Babasının Öcalan ile fotoğrafının olmasını da bir engel olarak görmüyorum.

 
Ancak öyle olaylara şahit oluyoruz ki vatandaşın tepkilerini de anlamak gerekiyor…

 
Geçenlerde hükümete yakın önemli bir medya grubunda işe alınan bir kişi, işe alındıktan 15 gün sonra insan kaynaklarının rapor etmesi üzerine apar topar işten çıkarıldı.

 
Nedeni ise, işe başlamadan aylar önce sosyal medya hesabından bazı muhalif yazarları beğendiğinin tespit edilmesi… (Amacım üzüm yemek olduğu için başka mağduriyetlere yol açmamak adına kurum ve şahısların isimlerini belirtmedim. İsteyen olursa bilgileri özel olarak paylaşabilirim.)

 
Ortada terör yok, yüz kızartıcı bir eylem yok…

 
Vay canına…

 
Kurumların insan kaynakları, “iş verimini nasıl artırırız” diye kafa yoracağına jurnalciliğe başlamış anlaşılan…

 
Böyle sudan sebeplerle ekmeğinden edilen vatandaşın da kafası atıyor haliyle…

 
Bir sosyal medya iletisinin beğenilmesi, işe alınmama ya da işten çıkarılma gerekçesi olmuş bu memlekette…

 
Dolayısıyla insanların meseleyi “Benim babamın Öcalan ile fotoğrafı olsa aç susuz kalırım” şeklinde yorumlamasına şaşmamak lazım…

 
Perinçek ailesi belki o fotoğrafın nedenini kendilerince anlatabilecek imkânlara sahip…

 
Ama birçok insanın bu gibi konularda derdini anlatana kadar hayatının karardığını bilmek lazım…

 
Daha önemlisi elimizi vicdanımıza koymak lazım… Birazcık olsun empati yapmak lazım…

 
Kaldı ki ben bir özel sektör kuruluşundan bahsediyorum. Kamu sektöründe insanların canına okuyorlar… Bırakın Dışişleri gibi stratejik kurumlara girebilmeyi eline paspas verdirtmiyorlar…

 
Ve bir başka olay…

 
Kemalizm eleştirisi yapan Selman Öğüt kardeşimizden bahsedelim.

 
Babası Fethullah’ın televizyonunda kalp krizi geçirmiş, olayın ardından bizzat Gülen tarafından taziye mesajı yayımlanmış.

 
Ne diyelim. Allah rahmet eylesin. Babadır bu…

 
Ancak gelin görün ki kendisi bu ülkede akademisyen kimliğiyle her gün bir televizyonda yer bulabiliyor. Ama benim emekçi kardeşim o televizyonlarda işe girmeden bilmem kaç ay önce “muhalif bir yazar beğendi” diye ekmeğinden ediliyor…

 
Belki evinde hasta bir annesi bekliyor… Belki de çoluğu çocuğu… Bilemezsin…

 
Bırak şimdi Kemalizmi, liberalizmi, komünizmi Selman kardeş…

 
Onları oturur tartışırız…

 
Sen vicdanlı bir Müslümansan elini vicdanına koy… Adalet, hakkaniyet bunlara kafa yor…

 
Seni gündemdesin diye örnek verdim…

 
Kişiler üzerinden polemik yaratmak değil derdim…

 
Vesilenle de seninle benzer pozisyonda olanlara bir mesaj verdim…

 
DİĞER BABA OĞUL HAVADİSLERİ

 
Algıda seçicilik mi nedir? Basında çok sık rastlar olduk baba oğul haberlerine…

 
Şu olaya bir bakın…

 
Bursa’da baba oğul arasında salça kazanı yüzünden çıkan tartışma çıkmış. Oğlu babasının başını baltayla yarmış. Babası da oğlunu pompalı tüfekle öldürmüş…

 
Hem salça yapıp hem kazanın altında güle oynaya patates közlemek varken böyle bir aile faciasına hiç gerek yokmuş. Allah akıl fikir versin…

 
Bir diğer baba oğul haberi de Samsun’dan…

 
Bunlar tam bir şebeke…

 
ATM’lere kopya düzeneği kurup yüzlerce vatandaşı baba oğul dolandırmışlar… 18 ATM’ye aparat takıp kart bilgilerini kopyalamışlar… Bu yöntemle hesaplardan paraları çekip sefa sürmüşler…

 
Aman banka yönetimleri dikkat… Bizleri mağdur etmeyin…

 
Son baba oğul haberi ise Tokat’tan…

 
Tokat’ın Niksar ilçesinde yaşayan 90 yaşındaki baba ve 70 yaşındaki oğlu, koronayı yenerek iyileşmiş… Baba-oğul, herkesin maske takıp kurallara uymasını istemiş…

 
Ne diyelim…

 
Yazının anlam ve önemine binaen bütün baba ve oğulların sağlıkla, mutlulukla, refahla yaşayacağı bir ülke temenni edelim.

 
Kuşaktan kuşağa daha yaşanılabilir bir ülke bırakalım…

 
Bırakalım ki daha güzel yarınlara kavuşalım…

 

Hoşça kalın…

 

Salih Levent UĞURLU Twitter

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Babam ve oğlum
Samimi tarikatlar, samimiyetsiz olaylar
Kısa bir aranın ardından merhaba