Atatürk’ü doğru tanıyalım

Atatürk’ü doğru tanıyalım
30 Ocak 2017 09:34

ATATÜRK VE İSLAMİYET

 

 

 

 

 

 

Numan ALADAĞ H&H YORUM

 

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa ATATÜRK’ün 18-Şubat-1924 tarihinde, Balıkesir’in Zagnos Paşa Camisinde okuduğu hutbe!

 

 

Ulu önder ATATÜRK’ün bu hutbesi, Yüce Türk İslam aleminin yüzde kaçı biliyor? Zagnos Paşa Camisinde okuduğu hutbe, her yıl 10 Kasım’dan önceki Cuma günü Diyanet işleri başkanlığının önderliğinde Türkiye de ki tüm camilerde okunması sağlanarak, gençliğin haberdar kılınması lazımdır. Türk gençliği, Cumhuriyetimizin kurucusunun İslamiyete verdiği önemi ve nasıl bir insan olduğunu öğrenmiş olur.

 

 

İbadetin en büyüğü insanın kendini tanıyabilmesidir. Kendini tanıyan ALLAH’ı tanır. İlim, din, kitap, ibadethane, Hoca, öğretmen yol göstericidir. ATATÜRK: ”Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” demiştir. Din de ilimdir. İbadethanelerde de bu ilim öğrenilir. İmansız ilmin de hiç bir kıymeti yoktur. O gösterilen yol dünya içindir, dünyada kalır. Akıl İmanın kontrolü altında inanç, Umut, sabır sahibi olursa Din de ilim de ona yönelik olur ki, işte ibadet de ALLAH korkusu ile değil, ALLAH sevgisi ile yapılır. Esas ibadet aklın İmanı bulmasıdır. İbadet dışarıda, şekilde değil, kafada, akıldadır.

 

 

İslam alemi olarak: Mademki aklımız var, insanız, yaşıyoruz araştırıp, çalışarak hakikatı bulup huzurlu ve sağlıklı olacağız. O isteyene ve istediğine, istediğini verir. Yeter ki, güncel-bencil ve tembellik zihniyetinden uzak olalım.

 

 

ATATÜRK’ün OKUDUĞU HUTBE:

 
”Sevgili millettaşlarım, hepiniz bilirsiniz ve kabul buyurmuşsunuzdur ki, ALLAH birdir ve şanı büyüktür. Bunun için Cenab-ı Hakkın selamı atifeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamber Efendimiz Hazretleri Cenab-ı Hak tarafından insanlara hakayıkı tebliğe memur Resul olmuştur. O, insanlara feyiz ruhu vermiş ve dinimiz de yeryüzünde son din-i mübin olmuştur.

 

İslam dini mükemmeldir. Akli ve mantikidir. Bu böyle olmamış olsaydı, kendisiyle diğer kavanin-i tabiiyye-yi ilahiye arasında tezat olması icap ederdi. Çünkü bilcümle kavanin-i kevniyyenin menbaı Cebab-ı Hak’tır.

 

Arkadaşlar; Cenab-ı Peygambere mesaisinde iki hane layık görmüştü. Biri kendi ikamet eylediğihanesi, diğeri din işleriyle iştigal buyurduğu ALLAH’ın evi idi. Kendi hususi işlerini evinde görür, ammenin, ümmetin hizmetini de Tanrı evi olan Cami-i şerifte rüyet eylerdi. Biz de Hazreti Peygamberin usulüne iktiza ederek milletimize taaluk eden husus için şu Beytullah’ta toplandık. Şimdi Hazreti ALLAH’ın huzurundayız. Bunu bana müyesser eden Balıkesir’in dindar ve kahraman insanlarına arz-ı şükran ederim. Çok memnunumve bu yüzden bir sevaba nail olacağımı da ümit ediyorum.

 

 

Efendiler, Camiler biribirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Her şeyden evvelitaat ve inkıyad-ı tamme ile ibadet, din ve dünya için neler yapılması lazım geldiğini düşünmek için yapılmıştır. Millet işlerinde her fert başlı başına bir hizmet ifa etmelidir. biz de burada din ve dünya için, istiklal ve istikbalimiz için neler yapılmak lazım geldiğini konuşacağız. Ben yanlız kendi düşündüklerimi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşündüklerini anlamak istiyorum. Amal-i milliye, irade-i milliye yanlız bir şahsın düşünmesinden değil, bilumum efrad-ı milletin arzularının, elemlerinin muhassalasından ibarettir.

 

 

Binaenaleyh benden ne öğrenmek, ne sormak istiyorsanız serbestçe sormanızı sizlerden rica ederim.”

 

”Efendiler, hutbe demek nasa hitap etmek demek, yani söz söylemek demektir. Hutbeyi irad eden hatiptir. Hazret-i Peygamber (S.A.S) olsun, Hulefa-i Raşidin Efendilerimiz bulunsun hutbeyi bizzat irad buyururlar ve günün meselelerine temas ederlerdi.

 

Minberler halkın dimağları, vicdanları için bir menba-ı feyz ve kudrettir. Fakat böyle olabilmesi için minberden akseden sözün anlaşılması ve hakayık-ı ilmiye ve fenniyeye de mutabık olması gerekmektedir.

 

Biliyorsunuz ki memleketimiz çiftçi bir memlekettir. Unutmamalıyız ki çiftçi kaldıkça geri kalmış, sanayileştikçe ilerlemiş olacağız. Bu sebeple tarlada çalışan çiftçiden ameleyi ayrıt etmemek ve onların inkışafına gayret eylemek lazımdır. Bir memlekette münevver de lazımdır. Bunların yetişmesi sayesinde o memleket mes’ut ve müreffeh olur. Velhasıl yapılacak işler atılacak mühim adımlarımız vardır.”

 

ATATÜRK’ün İslam dinine önem vermediğini iddia edenler, benliğindeki insanlık gücünü yitirmiş bencil-güncel ve İstiklal ve Cumhuriyetimizi korumak mecburiyeti hasıl olunca, içinde bulunacağımız zorluklar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak; riyakarların bütün engellerini İman gücü ile aşıp, her güçlüğü birlik-beraberlikle yenmek zorundayız.

 

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Binali Yıldırım diyor ki: ”Gün Dostunu Düşmanını Tanıma Günüdür.”Ya istiklal ya Ölüm” Milli seslenişinden herkesin ders alması gerekir.

 

Ay-Yıldızlı Şanlı Türk Bayrağının daima göklerde dalgalanarak gül açması uğruna, Şehit olanları ve Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu M. Kemal ATATÜRK’ü Rahmetle, Gazileri Minnetle anar. Hasta ve yaralılara acil şifalar dileriz.

 

Kaynakça:
HUTBE: Ahmet Yüzendağ (Dini hitabet ve mesleki uygulama 1964)

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Türk İslam geleneklerinde Kurban Bayramı
Türk Ahlakı ve Müslümanlık
15 Temmuz iktisadi demokrasi için başlangıç olsun!