Atatürk ve Ramazan-ı Şerif

Atatürk ve Ramazan-ı Şerif
28 Mayıs 2018 09:02

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa ATATÜRK’ün 18-Şubat-1924 tarihinde, Balıkesir’in Zagnos Paşa Camiinde okuduğu hutbe!

 

 

Numan ALADAĞ H&H YORUM

 

 

Değerli okuyucular,
Türkiye Cumhuriyeti’ nin kurucusu Ulu önder ATATÜRK’ün bu hutbesi, Türkiye de, İslam aleminin yüzde kaçı biliyor? Zagnos Paşa Camisinde okuduğu hutbe, mübarek Ramazan ayında bir Cuma günü Diyanet işleri başkanlığının talimatıyla Türkiye de ki, tüm camilerde okunması çok faydalı olacağına inanıyorum. Çünkü Ramazan da, İslam alemi camilere daha çok gittiği için, daha çok faydalı olacağına inanıyorum.

 

 

Bir insanın Müslümanım diyebilmesi için, ilk önce Kur’an-ı Kerim’e inanarak temiz olması şarttır. Samimi olmayıp riyakarlığa odaklananlar, üç şeyden belli olur: ”Birincisi, söylediği söz, verdiği haber yalandır. İkincisi, bir şey vadettiği, söz verdiği halde yapmaz. Üçüncüsü, kendisine makam-mevki emanet edildiği zaman ihanet ederek, rüşvet yiyer veya rüşvet yiyene göz yumar.”

 

 

ÖNERİ: 24 Haziran da yapılacak olan seçimlerde, Kur’an-ı kerim’in de haram kıldığı rüşvet alan, veren ve bile bile göz yumanların, Başbakan Yard. Mehmet Şimşek’in de dediği gibi, ”Allah belasını versin.” diyen siyasi parti liderine ilgi göstermeleri, riyakar ve münafıklardan kurtulmuş olup, İslamiyet Türkiye de huzur ve güven içerisinde yaşanmış olur.

 

 

Rüşvet alan, veren ve göz yuman bir yönetici, islamiyetten tamamen çıkmış ve kendisini çıkar amaçlı dünya işlerine odaklamıştır. Onun içindir ki, bu zihniyette olanlara destek verildiği zaman, o yöneticinin işlediği her türlü günahlara dinen ve kanunen ortak olmuş olursunuz.

Rüşvet ve riyakarlıkla ilgili yazdıklarım, Atatürk’ün, miras bıraktıklarını esas alarak 24 Haziran seçiminde dikkat edilmasi ile ilgili kısaca değindim. Konumuz siyaset değil, İslamiyettir. Amma, İslamiyeti eda edebilmemiz için de, riyakarlara, haram, israf ve rüşvet yiyenlere dikkat edilmesi stratejik bir önem taşıdığını hatırlatmaktır.

 

 

Türk gençliği başta olmak üzere, İslam alemi Cumhuriyetimizin kurucusunun, Kur’an-ı Kerim’e ve İslamiyete verdiği önemi öğrenmiş olur ve böylece Türkiye Cumhuriyetine sahip sahip çıkararak, ”İhanet şebekesi” riyakarlara fırsat vermemeiş olur. Fetö denen riyakar, bunun bir örneğidir. Onun içindir ki, Müslümanım, Türküm diyen herkesin Cumhuriyete sahip çıkması gerekir.

İbadetin en büyüğü insanın kendini tanıyabilmesidir. Kendini tanıyan ALLAH’ı tanır. İlim, din, kitap, ibadethane ve din görevlisi yol göstericidir. ATATÜRK ”Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” demiştir. Din de ilimdir. İbadethanelerde de bu ilim öğrenilir. İmansız ilmin de hiç bir kıymeti yoktur. Bunun bir örneği: ”İhanet şebekesi” denen Fetö gibi kişilerin riyakarlılıklarına dikkat edilmesi gerekir! O gösterilen gerçek yol dünya içindir, dünyada kalır. Akıl İmanın kontrolu altında inanç, Umut, sabır sahibi olursa Din de ilim de ona yönelik olur ki, işte ibadet de ALLAH korkusu ve Kur’an-ı Kerim’e inanarak yapılır. Esas ibadet aklın İmanı bulmasıdır. İbadet dışarıda, şekilde değil, kafada, akıldadır.

 

 

İslam alemi olarak: Mademki aklımız var, insanız, yaşıyoruz araştırıp, çalışarak üreterek, hakikatı bulup huzurlu ve sağlıklı olacağız. O isteyene ve istediğine, istediğini verir. Yeter ki, güncel-bencil, rüşvet’in olduğu yerde uzak durarak ve tembelliğe son verip üretici olalım.

 

 

ATATÜRK’ün OKUDUĞU HUTBE:

 

 

”Sevgili millettaşlarım, hepiniz bilirsiniz ve kabul buyurmuşsunuzdur ki, ALLAH birdir ve şanı büyüktür. Bunun için Cenab-ı Hakkın selamı atifeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamber Efendimiz Hazretleri Cenab-ı Hak tarafından insanlara hakayıkı tebliğe memur Resul olmuştur. O, insanlara feyiz ruhu vermiş ve dinimiz de yeryüzünde son din-i mübin olmuştur.

İslam dini mükemmeldir. Akli ve mantikidir. Bu böyle olmamış olsaydı, kendisiyle diğer kavanin-i tabiiyye-yi ilahiye arasında tezat olması icap ederdi. Çünkü bilcümle kavanin-i kevniyyenin menbaı Cebab-ı Hak’tır.

 

 

 

 

Arkadaşlar; Cenab-ı Peygambere mesaisinde iki hane layık görmüştü. Biri kendi ikamet eylediğihanesi, diğeri din işleriyle iştigal buyurduğu ALLAH’ın evi idi. Kendi hususi işlerini evinde görür, ammenin, ümmetin hizmetini de Tanrı evi olan Cami-i şerifte rüyet eylerdi. Biz de Hazreti Peygamberin usulüne iktiza ederek milletimize taaluk eden husus için şu Beytullah’ta toplandık. Şimdi Hazreti ALLAH’ın huzurundayız. Bunu bana müyesser eden Balıkesir’in dindar ve kahraman insanlarına arz-ı şükran ederim. Çok memnunumve bu yüzden bir sevaba nail olacağımı da ümit ediyorum.

Efendiler, Camiler biribirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Her şeyden evvelitaat ve inkıyad-ı tamme ile ibadet, din ve dünya için neler yapılması lazım geldiğini düşünmek için yapılmıştır. Millet işlerinde her fert başlı başına bir hizmet ifa etmelidir. biz de burada din ve dünya için, istiklal ve istikbalimiz için neler yapılmak lazım geldiğini konuşacağız. Ben yanlız kendi düşündüklerimi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşündüklerini anlamak istiyorum. Amal-i milliye, irade-i milliye yanlız bir şahsın düşünmesinden değil, bilumum efrad-ı milletin arzularının, elemlerinin muhassalasından ibarettir.

 

 

Binaenaleyh benden ne öğrenmek, ne sormak istiyorsanız serbestçe sormanızı sizlerden rica ederim.”

”Efendiler, hutbe demek nasa hitap etmek demek, yani söz söylemek demektir. Hutbeyi irad eden hatiptir. Hazret-i Peygamber (S.A.S) olsun, Hulefa-i Raşidin Efendilerimiz bulunsun hutbeyi bizzat irad buyururlar ve günün meselelerine temas ederlerdi.

Minberler halkın dimağları, vicdanları için bir menba-ı feyz ve kudrettir. Fakat böyle olabilmesi için minberden akseden sözün anlaşılması ve hakayık-ı ilmiye ve fenniyeye de mutabık olması gerekmektedir.

Biliyorsunuz ki memleketimiz çiftçi bir memlekettir. Unutmamalıyız ki çiftçi kaldıkça geri kalmış, sanayileştikçe ilerlemiş olacağız. Bu sebeple tarlada çalışan çiftçiden ameleyi ayrıt etmemek ve onların inkışafına gayret eylemek lazımdır. Bir memlekette münevver de lazımdır. Bunların yetişmesi sayesinde o memleket mes’ut ve müreffeh olur. Velhasıl yapılacak işler atılacak mühim adımlarımız vardır.”

ATATÜRK’ün İslam dinine önem vermediğini iddia edenler, benliğindeki insanlık gücünü yitirmiş bencil-güncel düşünce, çıkarcı, rüşvetçi ve üretimden uzak zihniyete mensup olanlardır.

Muhterem Müslümanlar,
İstiklal ve Cumhuriyetimizi korumak ve mecburiyeti hasıl olunca, içinde bulunacağımız zorluklar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan ve Ay-Yıldızlı Şanlı Türk Bayrağından alarak; bütün engeleri İman gücü ile aşıp, her türlü güçlüğü yenmek zorundayız.

 

 

HİNDİSTAN-RAJASTHAN’da YAŞIYAN TÜRKLER’İN, RAMAZAN ÇORBASI TARİFİ:

 
Malzeme 6 kişikik: 1- Yumurta büyüklüğünde iki adet patates 2- 100 gram havuç 3- İki ceviz büyüklüğünde taze zencefil 4- 700 Gram olgun domates 5- 150 gram taze kırmızı veya yeşil biber 6- Bir yemek kaşığı tane karabiber 7- 150 Gram patlican 8- Yumurta büyüklüğünde 3 adet soğan 8- Bir yemek kaşığı tereyağı veya bir Türk kahvesi fincanı zeytinyağı. 9- yetince tuz ve isteğe bağlı acı biber. 10- Kıvamı için yeterince su.

Hazırlanışı: Malzemelerin hepisi yıkanıp soyulduktan sonra mutfak robotu veya blender de iyice çırpılıp tecereye konur. Kaynamaya başlayınca ateşi kısarak 10-15 dakika arası pişirip yağı ilave ederek bir dakika sonra ocaktan indirip servis yapınız.
Bu çorbayı diğer zamanlarda da hafta da bir mutlaka yapınız. Afiyet olsun.

Cümle Vatan Şehitlerini Rahmetle, Gazileri Minnetle anar. Ruları Şad, mekanları Cennet olsun. Hasta ve yaralılara acil şifalar dileriz.

Hiçbir iddia sahibi değilim. Sadece Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün, ALLAH’a Kur’an’a, Peygambere, Hadislere ve Ay yıldızlı bayrağımıza inanararak, Balıkesir Zagnos Paşa camiinde okuduğu Hutbeyi, siz değerli okuyucularımızın bilgisine sunup, paylaşmaktır.

Cenab-ı Allah, yaptığımız tüm ibadetleri kabul etsin. Böyle mübarek günlerden bizleri mahrum etmesin. AMİN

ATATÜRK’E Din düşmanıdır diyenler: İşte ATATÜRK’ün, Kur’an-ı Kerim’e ve İslam dinine önem verdiği tarihi belge!

Hutbe kaynakçası:
Ahmet Yüzendağ (Dini hitabet ve mesleki uygulama 1964)

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Eğitim ve Milli Ekonomi
Hicri yılbaşı ve Aşura Günü
Adale ve kramp ağrısı!