Arapların tarih boyunca Türklere şiddetli düşmanlıklarının ve sırttan hançerlemelerinin dinsel nedenleri

Arapların tarih boyunca Türklere şiddetli düşmanlıklarının ve sırttan hançerlemelerinin dinsel nedenleri
7 Haziran 2017 10:40

Sevgili okuyucularım, Araplar ile olan dış siyaset ilişkilerimiz açısından çok önemli bir konuyu işlemek istiyorum bu makalemde.

 

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

 

Elbette yaşamda hiçbir konu ve siyasal alanda dış ilişkiler dinsel paradigmalarla yürütülemez ve günümüzde çağdışıdır.

 

 

Ben bu makalede siyasal din sosyolojisini ilgilendiren ve bu nedenle uzun tarih boyunca Türk milletini sürekli olarak olumsuz etkileyen, milli varlığımızı yıkan konuyu ele almak ve dış siyaset alanımızda bir yere oturtmak istiyorum.

 

 

Kısaca, konu nedir?

 

 

Çok açık olarak yazıyorum, konu tarih boyunca Arapların Türkleri kafalarının ezilmesi, toptan öldürülmesi, kanlarının içilmesi gereken ve tarih boyunca da bu nedenle düşmanlarımızla birleşerek sırttan hançerlenmesi gereken bir millet olarak algılamaları ve bin dört yüz senelik süreç içerisinde aynen sürekli böyle yapmalarıdır.

 

 

Araplar Türkler ile savaşırken bile çok zalimce davranmışlar, tutsak aldıkları on binleri ve teslim aldıkları şehirlerin halkını toptan katletmişler, mallarını yağmalamışlardır.

 

 

Türkler Araplara tarih boyunca askerlik, hamilik yapmışlar, tüm mal varlıklarını onlara aktarmalarına rağmen şiddetli düşmanlıkları ile milletimizi sırtından sürekli hançerlemişlerdir.

 

 

Bunların prototip örneklerini bundan sonraki yazacağımız makalelerde içimiz derin bir ıstırapla kavrularak anlatacağız.

 

 

Resmi tarihlerde sürekli genç dimağlara yutturulduğu gibi Türkler kendiliklerinden Müslümanlığı kabul etmemişler, Araplar ile yedi yüz yıllık direniş savaşları olmuştur, diğer Müslüman olmuş toplulukların aksine.

 

 

Peki, neden Araplar Türkleri yeryüzünde toptan yok edilmesi, kanlarının acımasızca dökülmesi, kalleşçe öldürülmesi gereken bir ırk olarak algılar ve hangi dinsel paradigmaya dayandırırlar?

 

 

Bunu anlamak için öncelikle Kur’an-ı Kerim’deki ‘’Yecüc Mecüc’’ kavramını açıklamamız gerekmektedir.

 

 

Öncelikle, Kur’an-ı Kerim’de geçen ‘’Yecüc Mecüc’’ betimlemesinin bilimsel izahtan yoksun dinsel içerikli bir zalim, kan dökücü, dünyaya kötülük yayıcı, yok edilmesi gereken insanımsı bir canlı türü olduğunu belirtelim.

 

 

Ki, bu ‘’Yecüc Mecüc’’ betimlemesi başta Kitab-ı Mukaddes olmak üzere bir çok dinsel metinlerde de geçmektedir.

 

 

Şimdi biz öncelikle ‘’Yecüc Mecüc’’ denilen ve her türlü silah ve tuzakla öldürülüp yok edilmesi gereken insanımsı canlıların Kur’anı Kerim’deki ilgili ayetlerin çevirilerini aşağıya alalım.

 

 

Kehf Suresi’ndeki Yecüc Mecüc’le ilgili ayetler:

 

 

“Yecuc Mecuc” Kuran’da adı geçen ve belli bir bölgede bozgunculuk çıkaran kavmin adıdır. Yecüc Mecuc’ün durdurulması için Zulkarneyn’den yardım istenir. Zulkarneyn de bir set çekerek onları durdurur ve artık o setti aşıp gelemezler.

 

 

93-İki setin arasına kadar ulaştı, onların önünde hemen hemen hiçbir sözü kavramayan bir kavim buldu.

 

 

94-Dediler ki “Ey Zulkarneyn, Yecüc Mecüc bu yerde bozgunculuk yapıyorlar. Onlarla bizim aramızda bir set inşa etmen için sana vergi verelim mi? ”

 

 

95-Dedi ki “Rabbimin beni içinde tuttuğu imkan ve güç daha üstündür. Siz bana bedensel güçle yardım edin de sizinle onlar arasında sapasağlam bir engel yapayım. ”

 

 

96-“Bana demir kütleleri getirin. İki ucu eşit düzeye gelince körükleyin. ” dedi. Onu ateş haline getirince “Bana erimiş bakır getirin dökeyim” dedi.

 

 

97-Artık onu ne aşabildiler ne de delebildiler.

 

 

98-Dedi ki “ Bu benim Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin vaadi gelince onu yerle bir eder. Ve Rabbimin vaadi haktır. ”

 

 

Enbiya Suresi’ndeki Yecüc Mecüc’le ilgili ayetler:

 

 

Ancak Kuran’da Kıyamet saati yaklaştığı zaman “Yecüc Mecüc” ün her tepeden akın edeceğinden de bahsedilir.

 

 

96-Yecüc Mecüc’un önü açıldığı zaman onlar her tepeden akın ederler.

 

 

97-Gerçek olan vaat yaklaşmıştır. İnkar edenlerin gözleri birden donup kalmıştır. “ Vay başımıza! Biz bundan gafil bulunuyorduk. Hayır, biz zalimlerdik. ”

 

 

Görüldüğü gibi yukarıda iki surede geçen ayetlerin öncelikle çok anlaşılır bir özetini verelim.

 

 

Dünya’da(Orta Asya kastediliyor) bozgunculuk yapan Yecüc Mecüc adında çok zararlı, kan dökücü insanımsı canlı türü olan bir kavim yaşamaktadır.O bölgede yaşayan başka bir kavim Zulkarneyn denilen bir kraldan-Zulkarneyn’i bir çok Kur’an-ı Kerim tefsiri tarihteki Büyük İskender olarak göstermektedir-Yecüc Mecüc’e karşı yardım ister.

 

 

Yukarıda sure ve numaralarıyla verdiğim ayetlerde belirtildiği gibi, Zulkarneyn bu kavmin isteklerini yerine getirerek onlara yardım eder ve iki vadi arasına tıkadığı Yecüc Mecüc denilen insanımsı canlı türünün üzerini demir kütleler ve erimiş bakırla örter ve böylece o kavme verecekleri zararı önler.

 

 

Ama yine yukarıdaki son ayetlerde belirtildiği gibi bir zaman gelecek-tefsir kitaplarında kıyamete yakın olarak geçiyor-Yecüc Mecüc’ün önü açılacak-Yecüc Mecüc’ün demir ve bakırı eritip yok etme çabaları sonucu-ve her tepeden akın ederek yine dünyaya yayılıp ortalığı fesata verecekler, kan dökecekler, yeryüzünü yaşanmaz hale getirecekler.

 

 

Şimdi gelelim meselenin bamteline!

 

 

Araplar Yecüc Mecüc olarak hangi kavmi bilirler ve bu nedenle de bin dört yüz yıllık süreç içerisinde neden bu kavmi kendilerine canları pahasına iyilik etmelerine rağmen onlara sinsi ve şiddetli düşmanlık edip, arkadan hançerlemiştir.

 

 

Bunu İslam tarihi ve hadis kitaplarından net olarak anlıyoruz.

 

 

Maalesef bu bilgilere göre bu bozguncu Yecüc Mecüc denilen kan dökücü kavim Türkler’den başkası değildir.

 

 

İslam tarihçisi Taberi’den hemen bir alıntı yapalım:

 

 

‘’İran’a gönderilen İslam orduları Türklerin yaşadığı Horasan’ı işgal edince Hz.Ömer düşüncelerini şöyle belirtir:Ceyhun nehri ile aramızda ateşten bir deniz olmasını ne kadar isterdim.Çünkü oraların ahalisi Türkler oradan çıkacak ve üç defa dağılarak dünyayı istila edeceklerdir.Üçüncüsü onların sonu olacaktır.Bu bela ve musibetin Müslümanların üzerine gelmesinden ziyade Horasan ehlinin üzerine gelmesi benim için daha iyidir.’’

 

 

Yine Hz.Ömer ‘’Yüzleri deriden kalkanlar gibi yuvarlak ve geniş, gözleri sanki katır boncuğu gibi ürkütücü olan kavimlerden çekinini.Onlar size ilişmedikçe siz onlara ilişmeyiniz’’ diyerek hadislere dayandırdığı bilgilerle Türkleri işaret etmiş ve bu ifadelerle başka hadislerdeki tanımlamalarla Yecüc Mecüc’e atıfta bulunmuştur.

 

 

Yine Hz.Ömer’in ‘’Türkler ne yaman bir düşmandır.Onların düşmanlarına verecekleri ganimet çok az, alacakları ise pek çoktur’’ dediğini görüyoruz.

 

 

Arap bilgini Cahız’ın ‘’Zulkarneyn(Büyük İskender) bile bütün yeryüzüne bir kasırga gibi harp ve kılıçla hakim olduktan sonra onlarla harp etmeye çekinmiştir’’ yargısı ve Peygamber’in ‘’Türkler size dokunmadıkça siz de Türklere dokunmayın’’ hadisini ‘’bütün Araplara bir vasiyet’’ olarak nitelemesi Arap bilinçaltını göstermesi açısından çarpıcıdır.

 

 

Yine başka hadislerde ‘’Kuvvetli bir kavim olan Türklerle çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır.’’-Müslim-ve ‘’Kıyamet kopmasının şartlarından biri de sizlerin kıldan çarıklar giyen bir kavimle(Türklerle) savaşmanızdır’’-Buhari-ifadeleri ile Arap bilinçaltı oluşturulmuştur.

 

 

Türklerle ilgili bu meyanda hadis çok ama hadis ilminin kritik yazarlarından Aliyyü’i Kari “Türklere dokunmayınız…’’ hadisine ilişkin olarak ‘’Türklerde insanlığa has yumuşaklık ve çelebi insanlara mahsus merhamet yoktur.Onlar insan değil de nesnas(uzun kuyruklu maymun denilse daha uygundur.Türklere Yecüc Mecüc artıkları ve onların kardeşleri ile temsilcileri olduklarını söylemek, onların ne menem insanlar olduklarını beyan etmek yeterlidir.Bununla beraber hiçbir şek ve şüphe edilmemelidir ki onlar, son derece zararlı fesat ehlidirler.İslam ülkelerine ve Müslümanlara verdikleri zararın haddi hesabı yoktur.Allah onların yüzlerini bize kıyamete kadar göstermesin’’ düşüncelerini kitaplarına aktararak Türklerin Yecüc Mecüc oldukları konusunda Arap zihniyetini çok net olarak ortaya koymuştur.

 

 

Ayrıca ‘’Türkler size ilişmedikçe siz de onlara ilişmeyin; çünkü sizi severlerse yerler, sevmezlerse öldürürler’’ hadisini de yukarıda bahsi geçen hadis alimi Aliyyü’l Kari kitabında bildirmektedir.

 

 

Bu noktada, Yecüc Mecüc’ün önündeki duvarın yıkılmasından ayetlerde kıyamet belirtisi olan bir yaklaşımla Türklerin Araplara saldırısı temelinde başlayacak olan savaştan kıyamet belirtisi olarak söz eden hadisler arasındaki paralellik anımsanırsa Yecüc Mecüc’den Türklerin kastedildiği rahatlıkla görülür.

 

 

Yine başka bir hadiste ‘’Düşman diye bir şey yok diyorsunuz.Fakat sizler, yaygın suratlı, çekiç gözlü bir millet olan Yecüc Mecüc ile karşılaşmayıncaya kadar savaşmış olmayacaksınız.Bunlar giderek çoğalan ve yüzleri dövülü kalkana benzeyen kimselerdir’’ ifadeleri geçmektedir ki, o dönemde Türkler Arap edebi sanatlarına göre böyle tanımlanırdı.

 

 

Buhari gibi Kur’an-Kerim’den sonra en muteber kaynak bir yana, Taberi, Bağdadi, Belhi, Beyzavi, Narzavi, Nesefi, Nüveyri, İbn-ül Esir gibi nice ünlü Arap alimleri ile Asım Efendi, Ahteri Mustafa Efendi gibi Türk bilim adamları dahi Yecüc Mecüc’ün aslında Türkler olup Araplara ve insanlığa felaket getirici, hayvana yaklaşık yaratıklar olduğunu savunmuşlardır.

 

 

Özetle Yecüc Mecüc nitelemesi özgülünde Arap paradigması/zihniyeti açısından Türkler başta Araplar olmak üzere insanlığa felaket getirici, bozguncu baş belası, bu nedenle de kıyamete kadar insanlıktan duvarla ayrılmayı hak eden bir kavimdir.

 

 

Teolojik olarak çok iyi bilinmesine rağmen, Türk siyasetine yepyeni bir kavram olarak sunduğumuz bu Yecüc Mecüc meselesi yukarıda da belirttiğimiz gibi bin dört yüz senedir Arap halkları ve Arap devletleri için günümüze kadar göz önünde bulundurulmmuştur gerek savaş gerek barışta.

 

 

Araplar tarih boyunca kendi zihniyetlerine göre Türkler Yecüc Mecüc oldukları için en kalleş ve en kanlı şekilde öldürmüşler, düşmanlarımızla birleşerek bizleri hep sırtımızdan hançerlemişlerdir.

 

 

Çünkü Arap inanç ve zihniyetine göre Yecüc Mecüc olan Türkleri katletmek ve onları sırtından hançerlemek yukarıda anlattığımız gerekçeler nedeniyle en büyük cihattır.

 

 

Birinci Dünya Savaşı’nda Türkleri bütün Arap coğrafyalarında düşmanlarla işbirliği yaparak katletmelerinin nedeni bu inançtır, yani Türklerin güya Yecüc Mecüc oluşudur.

 

 

Cumhuriyet kurulduktan sonra da dünya milletlerinin her çeşit platformlarında Türklerin aleyhindeki kararları aynı zihniyetle desteklemişlerdir.

 

 

Ama Arap topluluk ve devletleri çok kurnazcav davranır, bu inançlarını Türklere belli etmemeye çalışır, ilk fırsatta hançeri sırtımızdan saplarlar.

 

 

Bugün AKP ve onun doğal lideri marifetiyle koynumuza beş milyon Arap dölünü soktuk, Yecüc Mecüclüğümüze binaen bu Arap döllerinin çok yakında sırtımıza saplayacakları hançeri korku ile beklemekteyiz.

 

 

Ebedi Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Büyük Türk Milletine ‘’Arapların aralarında cereyan eden meselelere karışmayın’’ vasiyeti çok önemlidir ve burada çok diplomatic olarak Arap kalleşliği ile onların Türkleri Yecüc Mecüc telakki ederek süreki bizi tarih boyunca sırtımızdan hançerlediğine ve bundan sonra da aynı yoldan gideceklerine işaret etmiştir.

 

 

Makalemi nihayetlendirirken şunu önemle anımsatırım ki, tarih boyunca Araplar Türkleri kendi aralarındaki sorunlarda savaştırarak önce kullanmış, sonra da düşmanlarımızla işbirliği yaparak askerlerimizi telef ettirmiştir.

 

 

Aklımızı başımıza alalım, Türk askerini Katar veya başka bir Arap coğrafyasına göndermek, tarihten ders almayıp, tarihi tekerrür ettirip yeniden fistanlı Arapların önünde domalmak olacaktır.

 

 

 

İşleri bittikten sonra da nankör, hilekar, bölücü karakterli Araplar tarihte olduğu gibi gereğini yapacaklardır.

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Tayyip Erdoğan Türkiye’yi Makyavelist politikalarla yönetiyor!
Türkiye’yi hareket halindeki korkunç cehalet yönetiyor
Türkiye tarihinin en büyük devlet-millet soygunu devr-i sabık yapılmalıdır